# 388 sayılı güneydoğu anadolu projesi bölge kalkınma idaresi teşkilatının kuruluş ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılması hakkında kanun (s.s.:1424)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Sür (CHP, Balıkesir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim
- **Tarih:** 25 Mayıs 2007
- **Gündem:** 388 SAYILI GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ TEŞKİLATININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.S.:1424)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c159/b112/tbmm221591120077.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2007-05-25-388-sayili-guneydogu-anadolu-projesi-bolge-kalkinma-idaresi-teskilatin

> Orhan Sür (CHP), 25 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 388 SAYILI GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ TEŞKİLATININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN (S.S.:1424)); konuşma 1.885 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA ORHAN SÜR (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan teklifin 1'inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, dünyanın önemli projelerinden birisi olan GAP, toprak ve su potansiyeline dayalı bir kalkınma projesi ve gerçekten çok büyük bir proje; ülkemizin gerçekten en geri kalmış ekonomik düzeydeki insanlarını ayağa kaldırmaya, dolayısıyla ülkemizi ayağa kaldırmaya yönelik büyük bir proje.

Ben, bu Proje üzerinde konuşmaya başlamadan, Türkiye'nin en batısındaki Balıkesir ilinin GAP bölgesinde yaşayan insanları gibi yoksullukla mücadele eden bir ilçesi olan Dursunbey'de geçtiğimiz pazar günü yaşanan bir afetle ilgili yüce Meclisi bilgilendirmek ve Hükümetimizi orada göreve davet etmek istiyorum. Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz pazar günü saat 16.40 civarında Balıkesir ilinin Dursunbey ilçesinde bir dolu afeti yaşanmıştır. Gerçekten çok büyük zararlar veren bu afet sonucunda, Dursun- bey'de tüm konutların kiremitleri kırılmıştır, tüm araçlar hasarlı hâle gelmiştir, 22 bin dönüm alanda dikili hiçbir şey kalmamıştır. Biraz önce Dursunbey Kaymakamıyla yaptığım görüşmede, sadece Dursunbey merkezdeki iş yerlerinde yaklaşık 150 milyar liralık zarar olduğu bana bildirilmiştir. Kaşkolü araçların zararı belki kaskolar tarafından ödeniyor, ama normal trafik sigortası olan hiçbir araç bu zarardan kurtulamamış. Bütün kiremitler kırılmış. Köylerde ekili hiçbir şey kalmamış ve köylerdeki zararın yüzde 70'in, yüzde 80'in üzerinde, hatta bazı bölgelerde yüzde 100 düzeyinde olduğu ifade ediliyor Kaymakam tarafından. O nedenle, Hükümetimiz tarafından bu bölgeye öncelikle bir yardımın gönderilmesini ve bu bölgenin afet bölgesi ilan edilmesini talep ediyorum. Çünkü, gerçekten, bu bölgede yaşayan insanlarımız Türkiye'nin en batısında yaşamalarına rağmen, yoksullukla en çok baş başa kalan ve yoksulluk içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanlardır. Devletimizin, bu insanlarımızın bu kötü gününde, onların elinden tutmasını diliyorum ve bunun da elbette hepimizin görevi olduğuna inanıyorum.

Değerli arkadaşlanm, GAP, başlangıçta bölgenin su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesine dayanan bir program olarak düşünülmüş, Fırat ve Dicle nehir havzalarının sulama ve hidroelektrik enerji üretimine yönelik on üç tane paket proje hazırlanmıştır. Bu on üç paket projenin bütününe biz GAP projesi diyoruz. Biraz önce arkadaşlarım ifade ettiler, 22 tane barajı, 19 tane hidroelektrik santralini ve yaklaşık 1,8 milyon hektar arazinin sulanmasını içine alan, gerçekten çok büyük, entegre bir projedir.

1989'da GAP Master Plam'nın hazırlanması sonucu, tarımsal, sanayi, ulaştırma, eğitim, sağlık, kırsal ve kentsel altyapı yatırımlarını içine alan entegre bir bölgesel proje hâline dönüştürülmüştür. 1990'larda dünyada yaşanan gelişmelerin paralelinde, GAP uygulamalarında da sürdürülebilir kalkınma felsefesi benimsenmiş ve bu çerçevede, insani gelişme, katılımcılık, eşitlik ve adalet ilkeleri temel alınmıştır, GAP, bugün, su kaynakları geliştirme programının yanı sıra, tüm sektörlerdeki yatırımları da içine alan, sürdürülebilir insani kalkınmaya dayalı entegre bir bölgesel projedir.

Bu bölgesel projenin tutarı, 2005 fiyatlarıyla 35,1 milyar yeni TL'dir. 2005 yılı sonuna kadar 19,8 milyar YTL harcanmış, gerçekleşme 2005 yılı sonunda yüzde 56,4. Türkiye'de 2005 yılında üretilen 39,6 milyar kilovat saatlik hidroelektrik enerjinin 18,7 milyon kilovat saati GAP bölgesinde, yani yüzde 47,2'si GAP bölgesinde üretilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, peki, bugüne kadar GAP'ta neler gerçekleştirilmiş, hedeflenenin hangi noktasına varılmış, buna baktığımızda: Tarımda yüzde 24,6'dayız hedefin, enerjide yüzde 83'teyiz, turizmde yüzde 31,2'deyiz, ulaştırma-haberleşmede yüzde 42,3; diğer sektörlerde yüzde 84,2 noktasında gerçekleştirmeyi sağlamışız.

Şimdi, GAP'la ilgili, elbette, çıkarılan yasalar var; bir kanun hükmünde kararnameyle bir Bölge Kalkınma İdaresi kurulmuş ve bu İdarenin görevi bundan bir süre önce sona eriyordu; yine, 5254 sayılı Yasa'yla bunu üç yıl uzatmıştık. Şimdi, değerli arkadaşlarımız bu eksikliği ve bu yılın temmuz ayında bu İdarenin görevinin sona ereceğini dikkate alarak, bu sürenin uzatılmasıyla ilgili bir teklif hazırlamışlar, sunmuşlar.

Elbette, sonuçta, bu teklifin burada kabul edileceği, Cumhuriyet Halk Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisinin ortak oylarıyla bu teklifin kabul edilerek yasalaşacağı belli. Ama, arkadaşlanm, bu İdarede, maalesef, bugün bile, verilen bu teklifte insan unsuru unutulmuştur. GAP'ta çalışan insan- lanmızın sosyal hakları, GAP'ta çalışan, orada bu görevi başarıyla sonuçlandırmak için emek veren insanlanmızın sosyal hakları ve onlara tanınacak çeşitli diğer haklar unutulmuş ve bu teklifin içine konulmamıştır. Öncelikle, bence bunun yapılması gerekirdi. Bu bir bütün. Oradaki insanımızı, orada çalışırken, orada yaşarken mutlu edemiyorsak, onlardan da çok büyük hizmetler bekleme hakkına sahip değiliz gibime geliyor. O nedenle, o insanlarımızı, gerçekten, unuttuğumuzu düşünüyorum. Diliyorum ki, bu önümüzdeki seçimden sonra, bu insanlarımızın bu haklarının verilmesi de Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına nasip olacaktır. Bunu yürekten diliyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, biraz önce burada konuşan arkadaşımın da ifade ettiği gibi, GAP'ta büyük sorunlar var. Mesela, 1,8 milyon hektar arazinin, bugüne kadar sadece 254 bin hektarı sulamaya açılabilmiş; 1.050 hektar alanda verim artışını sağlamaya yönelik arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin bir kısmı yapılmış. Peki, toplulaştırma ne kadar gerçekleştirilmiş diye baktığımızda, sadece ve sadece bu 1,8 milyon hektar olan arazinin 344 bin hektarında toplulaştırmanın bugüne kadar yapılabildiğini görüyoruz ve bu toplulaştırmanın çok büyük bir bölümü de Harran Ovası'nda gerçekleşmiş.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, 1984 yılına kadar Türkiye'de toplulaştırmayı Toprak-Su Teşkilatı yapıyordu. 1984'te Toprak-Suyu kapattılar, onun yerine Köy Hizmetleri kuruldu ve geçtiğimiz yıl da bu Meclisin, bu 22'nci Dönem Meclisinin aldığı bir kararla, tabii, Hükümetimizin getirdiği bir tasarıyla Köy Hizmetleri de kapatıldı. Bu kapatma aşamasında denildi ki: Bu görev özel idareler tarafından yapılacak. Peki, özel idarelerin bunu yapabilmeye gücü var mı? Elbette ki yok ve yapamadığı da görüldü.

Yine, geçtiğimiz günlerde Meclisimize sunulan bir yasayla toplulaştırmayı çeşitli kuruluşların yapabileceği şeklinde bazı değişiklikler yapıldı. Bu değişiklikleri incelediğinizde, Devlet Su İşlerinden, Kara Yollarına, belediyelere, hatta muhtarlıklara kadar toplulaştırma yapılabileceği şeklinde bir teklif buraya geldi ve yasalaştı. Aslında, bunun, bu ülkedeki toplulaştırma sorununu çözeceğine ben inanmıyorum. Bu işten bire bir sorumlu bir teşkilat olmadığı sürece, tarımımızın en büyük sorunlarından birisi olan toplulaştırma olayını başarıyla sonuçlandırmamız mümkün görünmüyor değerli arkadaşlarım.

Şimdi, sulamaya açılan arazilerde gerçekten büyük sorunlar var, biraz önce değerli arkadaşım ifade etti. Özellikle Akçakale'de yaklaşık 1.400 dönüm arazi tuzlanmış, 2 bin dönüm arazi alkali- leşmiş durumda ve çok büyük bir kesimde de bu risk hâlâ devam ediyor. Peki, bunun nedeni ne? Bilinçsiz sulama değerli arkadaşlarım. Bir kere, oradaki insanlarımızı eğitememişiz. Yani, GAP İdaresi gereken çalışmayı, gereken eğitimi verememiş. Oradaki insanlarımız bilinçsizce topraklarını sulamışlar.

1970'lerde, Devlet Su İşleri, ilk, o Harran bölgesinde çalışma yaptığında 15 bin hektar araziyi sulamaya açmış ve bu sulamanın yapılabilmesi için de yaklaşık 200 ile 800 metre derinlikten derin kuyularla suları çıkarmaya çalışmış. Çok güzel sular bunlar, içilebilir nitelikteki sular. Ama, bizim oradaki köylümüz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Sür, konuşmanızı tamamlayınız.

ORHAN SÜR (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

...bu suyu çıkarmanın maliyetinin yüksek olduğunu düşünerek, 5 ila 10 metre derinlikteki ke- son kuyulardan suları çekmiş ve bu sularla tarlalarını sulamış. O 5 ve 10 metrelik kuyulardaki sular ise, maalesef tuzlu su. O suyla tarlalar sulanınca, sulama sonucunda, zaten, iklimin, hızlı buharlaşmanın, aşırı sıcağın verdiği o iklimin getirdiği hızlı buharlaşmanın sonucunda, oralarda müthiş şekilde bir tuzlanma oluşmuş.

Artı, salma su diye tabir edilen sulamalar sonucunda da erozyon oluşmuş. Yani, gerçekten, ülkemizin en verimli arazilerinin bir kısmını bu şekilde bilinçsizce gözden çıkarmışız, elden çıkarmışız. Ama, üzülerek şunu söylüyorum: Geçtiğimiz yıl KİT Komisyonu olarak bu bölgede çalışmalar yaptık, incelemeler yaptık. Hâlâ, hâlâ sistemin, Devlet Su İşlerinin ve GAP İdaresinin oluşturmaya çalıştığı sistemin, basınçlı su şebekelerinin iptal edilerek, salma sularla sulamaların yapılmaya çalı- sildiğini gördük ve bunun sonucunda da, yaklaşık 50 bin hektar arazide tuzlanma riski var. Bu riskli bölgelerin artacağını da görmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, iki gündür burada aslında farklı bir şeyi tartışıyoruz. Dün akşam, burada, bu toprak satışlarını tartıştık. Benim burada bazı şeyleri gündeme getirmem üzerine, AKP Grubu şu iki tane belgeyi dağıttı. Ben de bu iki belgeyi aldım, bugün Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne gittim. Benim mesleğim harita kadastro mühendisliği. Size, aslında Türkiye'nin bu sorunu hakkında gerçekçi bilgiler vermek istiyorum. Elbette, şimdi bana bazı arkadaşlarımız şunu söyleyebilir: "Tapu Kadastrodan bunun belgesini alıp getirdin mi?" diye. Hayır...

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Hayır, soruyorum zaten.

ORHAN SÜR (Devamla) - Tapu Kadastrodaki yetkililerle konuştum.

BAŞKAN - Sayın Sür, şimdi, dünkü konu dünde kaldı. Konuyla da ilgili değil.

ORHAN SÜR (Devamla) - Sayın Başkanım, bugün de konuşuldu bu konu ama.

BAŞKAN - Sayın Uyanık'a da müdahale ettim.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Orhan Bey, belge yoksa söz de yok.

BAŞKAN - Şimdi, dolayısıyla, konuyla ilgili konuşmanızı tamamladıysanız, ben teşekkür edeceğim size.

ORHAN SÜR (Devamla) - Sayın Başkanım, müsaade eder misiniz.

Biraz önce, burada, Demokrat Partiden, Menderes'ten şeye kadar herkesi dinledik. Ben sadece iki dakikada, çok tartışılan bir konu hakkında bilimsel, size bir teknik eleman olarak bilgi vermek istiyorum.

BAŞKAN - Bakınız, şimdi, ben Sayın Uyanık'a da müdahale ettim. Daha önceden, Sayın Me- lik'e de süre verdim. Konuyla ilgili olarak konuşacaksanız, bir iki dakika size müsaade edecektim...

ORHAN SÜR (Devamla) - Konuyla ilgili olarak konuşuyorum efendim.

BAŞKAN - Ama, şimdi, tekrar bu tartışmayı yapamayız yani; memlekette şunu sattık, bunu sattık diyemeyiz. Lütfen...

ORHAN SÜR (Devamla) - O zaman, tamam... GAP üzerindeki... Sayın Başkanım, konuyla ilgili konuşuyorum, tamam.

GAP üzerindeki en büyük spekülasyonlardan bir tanesi de, GAP bölgesinde İsraillilerin çok sayıda arazi aldıklarıdır.

TEVFİK ZİYAEDDİN AKBULUT (Tekirdağ) - Doğru değil.

ORHAN SÜR (Devamla) - Doğru... Doğrudur, doğru değildir; müsaade edin de onu ben açıklayayım o zaman. (AK Parti sıralarından "Doğru değil." sesi)

Evet, doğru değil. Bize verilen bilgilere göre doğru değil. Neye göre doğru değil? Sizin şu yayınladığınız, bize dağıttığınız bilgilere göre doğru değil. Evet, bu bilgilere göre doğru değil, ama, bu bilgiler yeterli bilgiler mi, işte size onu anlatmak istiyorum.

Bu bilgiler yeterli bilgiler değil. Sizin dağıttığınız bu bilgiler, sadece gerçek kişileri içeriyor arkadaşlar. Gerçek kişilerin listeleridir bunlar, ama, şu anda Türkiye'de toprak satın alan yabancı şirketlerin hiçbir tanesi, tüzel kişilikler bu listelerde yok.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Var, var.

ORHAN SÜR (Devamla) - Yok, arkadaşım.

AHMET IŞIK (Konya) - O da var, o da var.

ORHAN SÜR (Devamla) - Hayır, yok. Yani, "O da var." demekle olmuyor bu iş. Yok.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Var, var.

ORHAN SÜR (Devamla) - Burada sorun, aslında, 4875 sayılı Yasa'dan kaynaklanıyor. 4875 sayılı Yasa'ya göre, Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasası'na göre, bu araziler satın alınabiliyor. Hiç kimse, Türkiye'nin neresinde, hangi şirketin ne kadar toprak aldığını, şu anda Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü bile bilmiyor. Bunu size örneklemek istiyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

AHMET IŞIK (Konya) - Burada var.

ORHAN SÜR (Devamla) - Yok kardeşim, yok. Bunu size...

MUSA UZUNKAYA (Samsun)- Bunu bir tek sen mi biliyorsun Orhan Bey?

BAŞKAN - Sayın Sür, teşekkür ediyorum sizlere. Sağ olun.

ORHAN SÜR (Devamla) - Sayın Başkanım, başkalarını kesmiyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Sür, buraya çıkıp, yani, herkes istediği...

Bakınız, Sayın Vedat Melik'e, ben, bölgeyle ilgili bir milletvekili olduğu için tolerans tanıdım ve bu dönem içerisindeki en büyük toleransı tanıdım. Beyefendiler de bölgedendi, biraz müsamaha tanıdım, ama, buraya gelip, yani, tapu kadastroyla ilgili olarak sorunları çözeceğiz derseniz, bunu çözmek mümkün değil. Dışarı çıkarsınız, arkadaşlarla müzakere edersiniz. Buna bir itirazım yok.

ORHAN SÜR (Devamla) - Buraya çıkıp konuşur arkadaşlarımız.

BAŞKAN-Yok... Lütfen...

ORHAN SÜR (Devamla) - Burada, bu belgeyi göstermediler mi Sayın Başkanım?

ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Şirketlerle ilgili, bak...

BAŞKAN - Arkadaşlar, bunların çözüm yeri burası değil. Bakınız, ben, süreyle sorumluyum.

ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Orhan Bey, bak...

BAŞKAN - Lütfen... Bunları tartışacaksanız olmaz. Kendi aranızda tartışın. Olmaz böyle bir şey.

AHMET IŞIK (Konya) - Orhan Bey, şirketlerle ilgili bak. Size hemen bir fotokopisini vereyim.

ORHAN SÜR (Devamla) - Vallahi, sizin elinizdeki o belgelere ben inanmıyorum. Ben Tapu Kadastro Genel Müdürüne inanıyorum, size değil. (AK Parti sıralarından gürültüler) Ben size inanmıyorum. Tapu Kadastro Genel Müdürüne...

ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Onun belgeleri, bak.

ORHAN SÜR (Devamla) - Tapu Kadastro Genel Müdürü öyle demiyor. Öyle demiyor...

ÜNAL KAÇIR (İstanbul) - Onun belgeleri... Gel, burada var.

ORHAN SÜR (Devamla) - Hiç de öyle değil. Bilmediğiniz konularda konuşmayın.

BAŞKAN - Sayın Sür, teşekkür ediyorum.

ORHAN SÜR (Devamla) - Ben teşekkür ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Sür (CHP, Balıkesir). “388 sayılı güneydoğu anadolu projesi bölge kalkınma idaresi teşkilatının kuruluş ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılması hakkında kanun (s.s.:1424)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-sur-22-2007-05-25-388-sayili-guneydogu-anadolu-projesi-bolge-kalkinma-idaresi-teskilatin (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c159/b112/tbmm221591120077.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
