# Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

- **Tür:** Komisyon konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Orhan Yegin (AK Parti, Ankara)
- **Yer:** TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu
- **Tarih:** 27 Ekim 2026
- **Gündem:** Tutanak Metni
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90881
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/orhan-yegin-2026-10-27-tutanak-metni

> Orhan Yegin (AK Parti), 27 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.882 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ORHAN YEGİN (Ankara) - Başkanım, teşekkür ederim.

Salonda bulunan herkesi, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızla beraber gelen misafirlerimizi, kıymetli milletvekillerini saygı ve hürmetle selamlıyorum. Herkese hayırlı akşamlar diliyorum.

Dünya büyük bir yönsüzlük içerisinden büyük bir kaosa doğru evrilirken, son yüzyılın yerleşik kabulleri gevşeyip kurumları, örgütleri her imtihanda dökülürken, dünya egemenlerinin kurduğu ve yüzyıllar boyu süreceği düşünülen sistemin hiç oralı olmadığı adalet ve sebep olduğu mağduriyetler, acılar üzerinden kaybetmesiyle kendi ikiyüzlülüğüyle karşı karşıya kalmışlığın kibriyle yeni dayatmalar, yeni yönsüzlükler peşinde savrulurken, dünyanın her yerinde ürettikleri çatışmalarla, terörle ve savaşlarla yıkılan umutların, yok olan geleceğinin enkazından doğan sorunlarla baş edemeyen, boğuşan dünyada ve özellikle coğrafyamızda son yirmi beş yılda tüm engellemelere rağmen, tüm zorbalamalara rağmen, içeriden ve dışarıdan kurulan tüm tuzaklara rağmen kamu eliyle, sivil toplum eliyle, çalışanın, gencin, kadının emeğiyle, Türk'ü, Kürt'ü, Alevi'si, Sünni'sinin, başını hiç açmamışının, hep örtmüşünün dertleriyle, memleketini, milletini seven, ülkesini o kibirli dünyanın tahakkümünden kurtarıp yeni bir hikâye yazmak isteyen, güzel bir hikâye yazmak isteyen, geleceğe güzel bir ülke bırakmak isteyen tüm farklılıklarıyla, tüm renkleriyle, tüm fertleriyle yeni bir dönemi inşa etmenin gayreti içerisinde olduk hamdolsun. Bizden önce de memlekete hizmet edenler oldu aynı gayeyle; taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun. Her şey bizim dönemimizde oldu, her şeyi biz yaptık demiyoruz, siyasete giren herkes memleketine, milletine hizmet etmek ister ama siyaset zor bir iştir. Korku, siyasetçiyi niyetinden geri tutar, menfaat beklentisi siyasetçiyi niyetinden geri tutar. Bazen beceriksizlik, bazen organizasyonel kabiliyetlerdeki sorunlar, bazen güvendiğiniz insanlarda ortaya çıkan yorulmalar, yanlışlıklar ama... Elbette, bizden önce de memleketi ileriye taşımak için büyük mücadele verenler oldu ama darbelerle ama farklı yöntemlerle o mücadele verenlerin yolu kesildi; yapabildiklerini yaptılar. Ortalama her bir yılda, bir buçuk yılda hükûmetlerin değiştiği, dönüştüğü bir Türkiye yaşadık ama ondan sonra AK PARTİ'yle beraber, bugün Cumhur İttifakı'yla beraber yirmi beş yıllık yakaladığımız bir istikrar var ve Allah'a hamdolsun, bizden önce yetmiş beş, seksen yılda yapılmış ne varsa hepsinin katbekat fazlasını yaptığımız, coğrafyamızda komşu olduğumuz ülkeler aynı yıllarda, hangi başlıkta ele alırsak alalım, ne kadar gelişmişlik göstermişlerse hepsinin katbekat önüne geçerek tarihî farklarla, gelişmede bölgemizden ayrıştığımız bir yirmi beş yılı hep beraber yaşamış olduk.

Tabii ki bu yapılan bütçelerin, bu bütçeyi hazırlayan aklın, bu bütçenin arkasında duran siyasi iradenin ve o siyasi iradeye güvenerek onun arkasında duran milletimizin bunda payı çok büyüktür. Emeği olan, emek koyan herkesten Allah razı olsun.

Bölgesel farklılıklarımız vardı, bunu giderme iddiamız vardı. İstanbul'da ne varsa doğuda da o olmalı, Antalya'da ne varsa kuzeyde de o olmalı. Neresi bir yerden bir fazlaysa, neresi bir yerden bir eksikse o farklar kapatılmalı, özgürlükler çoğaltılmalı, insanlar daha özgürce kendini ifade edebilmeli, yaşam tarzlarına saygı artmalı, herkes kendi yaşam tarzına uygun bir hayatı korkmadan, çekinmeden bu ülkede yaşayabilmeli ve müteşebbis ruh canlanmalı. Bir ülke kalkınacaksa bütün unsurlarıyla beraber kalkınır mottomuzdan hareketle öğrenciyi de sanayiciyi de eğitimi de şehirleri de altyapıyı da ulaşımı da sağlığı da bütün tesisleriyle memleketimizi büyütmeye gayret ettik ve yirmi beş yılda bu süreci hep beraber güzel bir şekilde yaşadık ve bugünlere geldik.

Şimdi, "Bütçede yoksullar yok, bütçede gençler yok, kadınlar yok bütçede."

CEVDET AKAY (Karabük) - Türkiye'de yoksul yok.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Hani bunlar hep konuşuldu, geçen sene biraz daha farklı kavramlar da vardı. Bu sene kavramlar biraz daha böyle sadeleşmiş diyelim. "Yine halktan değil bu bütçe, yine sermayeden yana." diye suçlandık. Şimdi, biz kentsel dönüşüm yapalım diyoruz, bütçede kentsel dönüşüme bir pay aktarıyoruz ve diyoruz ki: Depremler olduğunda kayıplar olmasın, insanlarımız hayatlarını kaybetmesin, toplu ölümler olmasın, bunun önüne geçelim ama biz bunu derken siz orada kentsel dönüşümle ortaya çıkacak sağlam yapıları ve orada bir enkaz altında insanların kalmasına mâni olacak bir aklı görmeyip orada inşaat görüyorsunuz ve o inşaatların yapılacağı alanlarla ilgili bir sermaye bağlantısı kuruyorsunuz.

KAMURAN TANHAN (Mardin) - İmar affı olmasın diyoruz, imar affının sonuçları.

CEVDET AKAY (Karabük) - Kentsel Dönüşüm Başkanlığına direkt kamu bankalarından borçlanma yetkisi de verdiniz.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Biz şehir hastaneleri yapalım diyoruz. İnsanlarımız daha nitelikli cihazlarla ve binalarla, koğuş sisteminde değil oda sisteminde hastanelerde hizmet görsünler. Hekimlerimiz daha rahat vatandaşa ulaşabilsinler diyoruz ama siz o şehir hastanelerinde...

KAYIHAN PALA (Bursa) - Bunun için şehir hastanesine ihtiyaç yok.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Sadece şehir hastaneleri değil bölge hastaneleri de yapıyoruz.

KAYIHAN PALA (Bursa) - Hayır, siz söylediğiniz için söylüyorum. Sermayeye kaynak aktaracağınıza devlet hastanesi yapın.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Bugün Türkiye'nin birçok ilçesinde artık hastanemiz var ama siz o binalara baktığınız zaman, o tesislere baktığınız zaman sermaye görüyorsunuz, hep bu bakışla bakıyorsunuz.

KAYIHAN PALA (Bursa) - Siz görmüyor musunuz?

ORHAN YEGİN (Ankara) - Biz neyi söylersek söyleyelim... Yurtlar yapalım diyoruz. Eskiden 20-25 kişilik koğuşlarda öğrencilerimiz kalıyordu, şimdi 1-2 kişilik odalarda kalsınlar, daha rahat bir ortamda yaşasınlar. O yurtlarda yemekler verelim öğrencilerimize, daha steril ortamlarda, daha nezih, daha güzel yemekler yesinler diyoruz ama siz buna baktığınız zaman orada rant görüyorsunuz arkadaşlar. Yaşlı bakım merkezleri, rehabilitasyon merkezleri yapıyoruz. Siz bunlara bütçenin peşkeş çekilmesi olarak bakıyorsunuz. Enerji yatırımları yapalım, yapanları destekleyelim diyoruz. Enerjiye ihtiyacımız her geçen gün ve yıl artıyor, Türkiye büyüyor. Sanayi üretimiyle, tüketicinin kullanımıyla enerji ihtiyacı artıyor; yerlileştirelim hem de yenilenebilir yapalım bunları diye oralara bütçeler ayırıyoruz, oraları yönetmek için bütçeler ayırıyoruz. Tam bağımsızlık kavramı altında enerjide de tam bağımsız olma ideali çerçevesinde koşuyoruz. Siz oraya baktığınızda yine aynı kavramları, sermayeyi görüyorsunuz ve oraya bir peşkeş ifadesi boca etmeye kalkıyorsunuz. Hızlı trenler yapalım; hem insan taşımacılığı hem yük taşımacılığı, Türkiye'de insanlarımız da yükler de daha hızlı ve daha güzel taşınsın, illeri illere daha hızlı bağlayalım diyoruz ama baktığınız her şeyde sermaye görüyorsunuz.

KAYIHAN PALA (Bursa) - Bursa'da hızlı tren göremiyoruz, onun da altını çizelim.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Çünkü sizin iktidara olan düşmanlığınız, karşıtlığınız hep bir memleket karşıtlığına dönüşüyor.

KAYIHAN PALA (Bursa) - Hiç karşıtlık yok.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Karşıyız da düşman değiliz canım.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Yani, mesela biz "TOGG" diyoruz, TOGG'la övünüyoruz. Hani niye "memleket karşıtlığı ve düşmanlığı" diyorum?

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Karşıyız da düşman değiliz, ikisi aynı şey değil.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Hani birçok kavram var da sembolik bir örnek vereyim: Biz "TOGG" diyoruz, "Türkiye'de yerli üretim" diyoruz.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - BYD'ye şey veriyorsunuz.

ORHAN YEGİN (Ankara) - "İtalya'da üretilen araçları buraya getirip yerli malı diye satıyorsunuz." diye konuşanlarınız oldu.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Yüzde kaçı TOGG'a biniyor...

ORHAN YEGİN (Ankara) - Bunun, sizinle bir ara oturur, istatistiğini çalışırız ama...

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Çalışamayız, vaktimiz yok.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Çok rica ediyorum.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Ya, vekilin binmesi önemli değil. Çoğu vekilimiz biniyor da bu önemli değil, mesele sizin arkadaşlarınızın -sizden, bilmiyorum, duydum mu da "siz" diye şey yapmayayım- burada olan olmayan, bazılarının meseleye bu şekilde bakması. Dolayısıyla, nereden baktığımız önemli. Suçlayıcı bir konuşma yapmak istemiyorum, konuşmalardan aldığım havayı sizlere aktarmak istiyorum.

Şimdi, "Ülkede üretim yok." deniliyor, "Ülke battı, bitti." "Sermayeyle büyüyen ülke." "Rantçılıkla büyüyen ülke." "Ülkede üretim yok." Bu, üretim olmayan ülkede, dolar üzerinden baktığınızda 36 milyar dolarlık ihracat nasıl olmuş? Bugün sanayi üretiminde 300 milyar dolarlara gelmiş, az kalmış oraya. Buna bir de hizmet ihracatını kattığınız zaman 400-450 milyar dolarlık bir ihracatı olan bir ülke hâline bu, üretimin bittiği ülke nasıl gelmiş? Bu üretimin bitirildiği, iktidar eliyle... AKP eliyle bu bitirilen üretim nasıl olmuş da o, bahsettiğiniz AKP iktidara geldiğinde TİM'in, Türkiye İhracatçılar Meclisinin büyük bir övünçle açıkladığı 100 milyon doların üzerinde ihracat yapan iller sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen, o, üretimin bittiği o ülkeden nasıl olmuş da bugün 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan illerin sayısı 30-35, 40'larla bahsedilir olmuş? Nerede bitmiş üretim? Nerede bitmiş arkadaşlar?

MEHMET SALİH UZUN (İzmir) - Başka ülkelerle kıyaslayacaksın.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Kendinle de kıyaslayacaksın. Konuşmamda söylediğim gibi, komşu ülkelerle, bölge ülkeleriyle de kıyaslayarak bunu söylüyorum.

MEHMET SALİH UZUN (İzmir) - Esas başka ülkelerle de kıyaslayacaksın; onlar ne kadar büyümüş, sen ne kadar büyümüşsün?

ORHAN YEGİN (Ankara) - Dolayısıyla, aslında olan şey ortada; nereden baktığımız, ne görmek istediğimiz...

MEHMET SALİH UZUN (İzmir) - Onlardan daha az büyümüşsen iyi bir iş değil yani yirmi beş senede.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Bak, iş ortada, nereden baktığımız burada, ne söylemek istediğimiz de ağzımızda.

MEHMET SALİH UZUN (İzmir) - Hâlâ aynı sıradayız, 16'ncı sıradaydık, hâlâ 16'ncı ile 20'nci arasındayız.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Dolayısıyla hepimiz bu niyete göre konuşup ediyoruz.

"Bölgeler arası uçurum var." denildi konuşmada. Geçmiş bütçelerde olduğu gibi çok itici bir dil yoktu, iyi yani keyif verdi diyebilirim ama biz, işte o bölgesel farkları kapatmak için de çok mücadele verdik.

CAVİT ARI (Antalya) - İtici dili siz kullanıyorsunuz.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Bu memlekette hem hizmet anlamında hem felsefe anlamında hem yapılan her işin mantığı ve yaklaşımı açısından baktığımızda, biz bu memlekette vatandaşı bir bütün gören; namaz kılıyor mu kılmıyor mu, örtmüş mü başını, örtmemiş mi, haftada kaç gün içmeye gidiyor, kaç gün camiye gidiyor, hiç bunlara bakmadan; Kürt mü, Türk mü, Alevi mi, ne kadar milleti ve memleketi benden çok seviyor, böyle bir yarışa girmeden herkes bu vatanın, bu milletin ferdidir ve bu devletin en güzel hizmetine layıktır. Yanlış yapanlara yargıyla, kollukla vesaire, ne gerekiyorsa, "Yaptığı yanlışın karşılığını görür." şeklinde yaklaşmışız, memleketi hep bir ve bütün görmüşüz.

Her bütçede bir bahane üretiyormuşuz. Bir gün "pandemi" demişiz, sonraki yıl "Rusya-Ukrayna" demişiz, geçen yıl "bütçe" demişiz, şimdi "Orta Doğu'da..." Ya, arkadaşlar, bunlar hikâye mi, uyduruyor muyuz? Bunlar gerçek, yaşanan şeyler, bu ülkede hepimizin gördüğü şeyler. Pandemiyi yaşamadık mı? Pandemide her yer kapanmadı mı? Devlet vergi toplayamadı, SSK primi toplayamadı, devletin bütün gelirleri durma noktasına geldiği hâlde devlet, o, sizin beğenmediğiniz o AKP iktidarı, o beğenmediğiniz, "AKP" diye vurguladığınız AK PARTİ iktidarı bu ülkede ekonomiyi de sosyal hayatı da her şeyi ayakta tutmak için büyük bir mücadele verdi. Rusya-Ukrayna savaşı bölgemizdeydi, en çok bizi etkiledi, aşmaya çalıştık. Depremi hepiniz gördünüz, illere gittiyseniz biliyorsunuz. Dolayısıyla, bunlar bahane değil, bunlar gerçekler.

Şimdi, "Bazı şeylerde geç kaldık." diyorsunuz. Evet, kendi öz eleştirimizi yapıyoruz ve diyoruz ki: "Şu konularda yetişemediğimiz durumlar oldu ama bunları aşmak için mücadele veriyoruz." Bir de deniliyor ki: "2002'den bu tarafa yirmi beş sene geçti. Yirmi beş yıldır başaramadığınız konuları nasıl başaracaksınız?" Evet, o zamandan bu zamana çok şey söyledik, elimizde olmayan nedenlerle yapamadıklarımız da oldu ama kahir ekseriyetini Allah'a hamdolsun başardık.

Siz ve sizler, her şey elinizde olduğu hâlde, doğru bir siyaset bence yapamadınız, her şey dilinizde olmasına rağmen milletin gönlüne giremediniz. Her dönem tek bir şey söylediniz, "erken seçim" "erken seçim" "erken seçim" dediniz, zamanı geldi veya erken karar alındı, seçime gittik...

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Siz de diyorsunuz; Uçum ne diyor, Uçum?

ORHAN YEGİN (Ankara) - ...YILDIRIM TUĞRUL TÜRKEŞ (Ankara) - orada da başarılı olamadınız, orada da çöktünüz. Yirmi beş senedir her seçimden sonra ya eve ağlamaya ya başka yerlere rahatlamaya gittiniz. Sadece bir yerel seçimde elinize geçen belediyelerin hesaplarından kendi şirketlerinin şahsi çeklerini ödemek ve benzeri birçok yüz kızartıcı işlerle ziyan edip size de "Bir deneyelim." diyenleri de maalesef bin pişman ettiniz.

Süreyle ilgili Sayın Başkana bir sözde bulunmuştuk. O süreyi daha fazla aşmak istemiyorum. Sadece şunu söyleyip bitireyim: "Savunma bütçesi artmış." vesaire birçok eleştiri oldu, "Tamam, 'Caydırıcı olmak lazım.' diyorsunuz ama bu sefer cephane yığıyorsunuz Sayın Başkan." denildi. Ne yapalım? Kum torbası mı yığalım? Cephane yığmayalım da kum torbası mı yığalım? Nasıl bir bölgede yaşadığımızın lütfen farkında olalım.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - "Yurtta barış, dünyada barış"ı aklınıza getirin.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Biz cephane yığmıyoruz ayrıca, onu da söyleyeyim. Hava araçlarıyla, kara araçlarıyla, su altı ve su üstü ekipmanlarıyla, hava savunma entegre sistemleriyle biz yığınak değil bir ekosistem kuruyoruz ve bu ekosistemi inşa etmekle bu ülkenin sadece bugününü değil yüzyıllarını hesap ederek hareket ediyoruz.

Hepinize teşekkür ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Orhan Yegin (AK Parti, Ankara). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 27 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/orhan-yegin-2026-10-27-tutanak-metni (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90881

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
