# Kan, kan bileşenleri ve ürünleri kanunu (s.s.:1319)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Akman (AK Parti, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 11 Nisan 2007
- **Gündem:** KAN, KAN BİLEŞENLERİ VE ÜRÜNLERİ KANUNU (S.S.:1319)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b087/tbmm221530870244.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-akman-22-2007-04-11-kan-kan-bilesenleri-ve-urunleri-kanunu-s-s-1319

> Osman Akman (AK Parti), 11 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAN, KAN BİLEŞENLERİ VE ÜRÜNLERİ KANUNU (S.S.:1319)); konuşma 2.314 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADİNA OSMAN AKMAN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1319 sıra sayılı Kan, Kan Bileşenleri ve Ürünleri Kanunu Tasarısı'nın geneli üzerinde AK Parti Grubu adına görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, AK Parti olarak, iktidara geldiğimiz gün "önce insan" diyerek sağlıkta dönüşüm programı ile çalışmalara başladık.

İnsan hayatına verdiğimiz önem nedeniyle, ilk ve acil tıbbî müdahalenin en süratli biçimde yapılabilmesi için, 112 istasyon sayısını 481'den -bu dört yıllık süre zarfında- 1.148'e, 112 ambulans sayısını 618'den 1.443'e çıkardık.

Kırsalda bile vatandaşlarımız, 112 hizmetlerinden yüzde 76 nispetinde yararlandırılabiliyor. Bu yıl, inşallah, vatandaşlarımızın yüzde 100'ü bu hizmetten yararlanabilecek.

Ayrıca, kısaca UMKE dediğimiz ulusal medikal kurtarma ekipleri kuruldu. 2.210 sağlık personeli özel eğitim aldı -ki, bu ekip Avrupa'nın en büyük medikal kurtarma ekibidir- UMKE, Pakistan, İran ve Endonezya'da başarıyla görevler yaptı ve ülkemizi temsil etti.

Sağlık ocaklarına daha sağlıklı bir yapı kazandırıldı. Hastalara sağlık hizmetinin daha iyi verilebilmesi açısından sağlık ocaklarında iyileştirmeler yapıldı. Her hekime bir muayene odası hedeflenerek, mevcut sağlık ocaklarına yeni ilaveler yapılarak veya atıl kapasite değerlendirilerek, 2002 yılında 6.300 olan hasta muayene odası -sağlık ocaklarında- 13.500'e ulaştırıldı. Yani, 2002'de sağlık ocağında çalışan hekimlerin yüzde 45'inin muayene odası varken, şimdi yüzde 95'inin muayene odası var. Bu yapılan değişiklik ile sağlık ocaklarında yapılan muayene sayısı 65 milyondan 115 milyona çıktı. Günlük hekim başına düşen hasta sayısı 50'den 40'a düştü, yani yüzde 20 azaldı. Hasta başına muayene süresi artmış oldu. Hatta, hastanelere sevk oranı azaldı. Hastaneye sevk oranı yüzde 20'den yüzde 9'a düştü. Ayrıca, yeni yapılan sağlık ocaklarının standartları yükseltildi. Böylece, hem çalışan sağlık personelimiz hem de hizmeti alan vatandaşlarımız, hastalarımız açısından rahat, ferah fiziki mekânlar oluşturuluyor.

Yine, birinci basamak tedavide, gezici, mobil sağlık hizmetleri ile en ücra yerlere dahi yüzde 76 oranında sağlık hizmeti veriliyor. Yine, burada da, bu yıl, inşallah, yüzde 100'e ulaşacağımıza inanıyoruz. (x) 1319 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. Değerli arkadaşlar, geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızın daha sağlıklı büyümeleri için elimizden gelen her şeyi yaptık. Çocukluk dönemindeki aşılamalara büyük önem verdik. 2002 yılında aşılama oranı yüzde 78 iken, kampanyalarla ve yoğun çalışmalarla, 2006 yılı sonunda yüzde 93 oranını yakaladık. Aşılama oranı, Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 94. Görüldüğü gibi, neredeyse, Avrupa Birliği ortalamasını, oranını yakalamış durumdayız.

Kızamıkta bu oran daha da yüksek. Kızamıkta yüzde 96 oranında aşılama yapıldı. Yıllık kızamık vaka sayısı, 2002 yılında 7-8 bin rakamları civarındayken, geçen yıl ülkemizde görülen kızamık vaka sayısı sadece 34'tür. Bu yıl ilk üç ayda bildirilen vaka sayısı, sadece 1 olarak bildirilmiştir. Kızamık vakası azalınca ve görülmez olunca, kızamık hastalığı geçirenlerde bir süre sonra görülen ve fatal seyreden, ölümcül seyreden bir hastalık olan SSP(Subakut Sklerozan Panensefalit), kızamık vakaları artık görülmez olunca, herhalde, önümüzdeki yıllarda, unutulmuş, hiç görmeyeceğimiz vakalar olacaktır. Bu da ülkemiz açısından sevindirici bir durum olacak inşallah.

Ayrıca, aşılama programı difteri, tetanoz, boğmaca, kızamık ve verem aşısıyken, şimdi, alınan kararla, kızamıkçık, kabakulak ve menenjit aşılama programına dâhil edildi.

Çocuklarımızda demir eksikliğinde görülen anemi, demir eksikliği anemisi ve D vitamini eksikliğinde görülen raşitizm hastalıklarını önlemek için, bebeklerimize demir, gebelere ve bebeklere D vitamini, ücretsiz olarak verilmeye başlandı.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde bebek ölümlerinin yüzde 60'ı yeni doğan döneminde olmaktadır. Yeni doğan ölümlerini azaltmak için, doğum yapılan hastanelerde çalışan personelimize "yeni doğan canlandırma eğitimi" verildi. Eğitim alan personel sayısı 2002 yılında 4 bin iken, şimdi bu rakam 15 bine ulaştı. Artık, doğum yapılan her hastanede "yeni doğan canlandırma eğitimi" almış personel bulunmaktadır.

Ayrıca, yine şartlı nakil transferi adı altında, toplumun en yoksul yüzde 6'lık kesimine, gebe ve çocukların sağlık kontrollerini yaptırmaları şartıyla, 17 YTL para yardımı yapılıyor, doğumlarını sağlık kuruluşlarında yaptırmaları halinde annelere 55 YTL. para yardımı yapılıyor, doğumlarını sağlık kuruluşlarında yaptırmaları hâlinde annelere 55 YTL para yardımı yapılıyor. 2004 yılı Mart ayından bu yana, 1 milyon vatandaşımız bu yardımdan yararlandırıldı. Anne sütü teşvik edildi, bebek dostu hastane sayısı 546'ya ulaştırıldı.

Değerli arkadaşlar, Düzce, Eskişehir ve bazı illerimizde aile hekimliği uygulaması başlatıldı.

TÜRKÂN MİÇOOGULLARI (İzmir) - İyi ama, biraz önce sağlık ocağı yapısını benimsemiştiniz, şimdi de aile hekimliğini anlatıyorsunuz. Hangisi doğru? Aile hekimliği mi doğru, sağlık ocağı yapılandırması mı doğru, anlamadık biz şimdi!

OSMAN AKMAN (Devamla) - Vatandaşlarımız, birinci basamak tanı ve tedaviyle birlikte koruyucu sağlık hizmeti alacağı ve sağlıkla ilgili her türlü müracaatı yapabileceği aile hekimlerine kavuşturulmuş oldu.

Vatandaşlarımızın, bu projeyle, sağlıkla ilgili tüm kayıtları tutulacak, takip ve kontrolleri yapılabilecek, ailenin sağlık riskleri belirlenecek. Vatandaşımız, belirli zaman aralıklarıyla, isterse aile hekimini değiştirebilecek. Bu uygulamayla, yine, ikinci basamak sağlık kurumu hastanelere şevkler azaldı.

Rutin kontrolleriyle, hastalıklar, fazla ilerlemeden tedavi edilebiliyor. Şüphesiz, tedavi edilebilen hastalıklar için bunu söylemiş oluyoruz. Ayrıca, şevklerde hasta için randevu alınması nedeniyle, ikinci basamak sağlık kurumlarında vatandaşlarımız daha rahat muayene olabiliyorlar.

Ayrıca, yine bu sistemde, sevk zinciri tek yönlü olmadığı, geri bildirim olduğu için, tıbbi kayıt sistemi güçlendirilmiş oluyor. Yine, aile hekimliği uygulamasında, doktorların kazancının kayıtlı kişi sayısıyla bağlantılı olması nedeniyle, hasta memnuniyeti büyük önem kazanmaktadır. Vatandaş memnuniyeti anketinde, memnuniyete "evet" diyenlerin oranı yüzde 77,5; "hayır" diyenlerin oranı yüzde 6,6. Bir kısmı "fikrim yok" diyor, bir kısmı da "kısmen evet" diyor.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, SSK sağlık güvencesindeki vatandaşlarımız, evlerine yakın olsa bile, istedikleri hastaneye gidemezlerdi, Sağlık Bakanlığına bağlı veya başka bir hastaneden yararlanamazlar ve tedavilerini yaptıramazlardı. SSK'lı vatandaşlarımız, hasta halleriyle, sağlık hizmeti almak için, sabah erken saatlerde, sıra kapmaya, hastaneye koşarlardı. Bu durumu içimize sindiremedik.

YILMAZ KAYA (İzmir) - Şimdi koşmuyorlar, hastanelerde rehin kalıyorlar.

OSMAN AKMAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, SSK ve kamuya ait hastaneleri tek çatı altında topladık, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerin doluluk oranı yüzde 50-60 iken, SSK hastanelerinde, neredeyse, merdiven altlarında hastalar yatırılıyordu ve bitmeyen kuyruklar vardı.

TÜRKÂN MİÇOOGULLARI (İzmir) - Biz üzüm yiyelim diye uğraşıyoruz, millet bağcı dövüyor!

OSMAN AKMAN (Devamla) - Hekim başına düşen hasta sayısı da, SSK hastanelerinde çok fazla idi. Dolayısıyla, şimdi, SSK'lı, Bağ-Kur'lu, yeşil kartlı, memur ayrımı gözetmeksizin kamu sağlık kuruluşlarından hizmet alınmaya başlandı. SSK'lı vatandaşlarımız için, sağlık hizmeti almak bir çile olmaktan çıkartıldı.

Ayrıca, yine, hem devralınan hastanelerde hem de Bakanlığa bağlı hastanelerde hizmet satın alma yöntemiyle radyoterapi merkezlerinin, MR ve tomografi cihazlarının sayısı artırıldı. Böylece, tetkik ve tedavi hizmetleri randevu verilmeden ya da kısa süreli randevularla verilmeye başlandı. Ayrıca, SSK'lılar, artık, ilaçlarını uzun kuyruklarda bekleyerek almıyor, serbest eczanelerden alabiliyorlar.

Değerli arkadaşlar, yine, bizden önce yeşil kartlı vatandaşlarımız sağlık ocaklarında, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerden ve sevk halinde üniversite hastanelerinden yararlanabiliyor. Yattıkları süre zarfında ilaçları ve tıbbi malzemeleri karşılanabiliyordu, hatta bazen karşılanmıyor, kendileri bir şekilde tedarik etmek zorunda kalıyorlardı, ama hastaneden çıktıkları zaman ilaçlarını kendileri almak veya valilikler veya kaymakamlıklar aracılığıyla veya Sosyal Yardımlaşma aracılığıyla temin etmeye, aldırmaya çalışıyorlardı. Çok az yeşil kart sahibi vatandaşımız bundan yararlanabiliyordu. Ama, artık, şimdi, herkes biliyor ki, yeşil kartlı vatandaşlarımız ilaçlarını rahatça, serbest eczanelerden alabilmektedir.

Aslında, çok fazla yük getirildi gibi diye düşünülebilir. Ancak, 2002 yılında 815 milyon YTL harcanırken, şimdi 2,5 milyar YTL civarında bir harcamayla bu vatandaşlarımız yararlandırılmış oluyor. Bu uygulamayla, kamu ilaç harcamalarında dört yıllık reel artış yüzde 20'dir. Dolayısıyla, çok fazla, bütçeye yük de getirmemiş oluyor.

Sayın milletvekilleri, başta doktorlar olmak üzere, sağlık çalışanları, çalıştıkları nispette döner sermaye priminden yararlanamıyordu, sabit ek ödeme primi alabiliyorlardı. Ama, şimdi, performansa dayalı ek ödeme priminden yararlanılabiliyor. Bu, yapılan işe karşılık, ne kadar çalışırsan, ne kadar hizmet üretirsen o kadar ek ödemeden yararlanabiliyorsun. Bu ek ödemeyle, çalışan sağlık personelinin, hemşire, doktor ve diğer sağlık personelinin motivasyonu arttı, sistemdeki kaçaklar kontrol altına alındı; düzeyli bir kayıt sistemi gerekmesi nedeniyle de hastanelerde otomasyon yüzde 20'den yüzde 99'a çıktı.

Ayrıca, yine, full-time çalışma oranı yüzde ll'ken, yani, 2.200 uzman hekim full-time çalışı- yorken, şimdi, yüzde 56'yla, 13.500 uzman hekim full-time çalışıyor. 2005 ek ödeme ortalaması 2.850 YTL, 2006 ek ödeme ortalaması, uzman hekimler için, 3.830 YTL oldu.

Sağlık ocaklarında olduğu gibi, hastanelerde de poliklinik oda sayıları artırıldı; 2002'de 6.700 olan hasta poliklinik oda sayısı, 2006 yılında 15.500 sayısına çıkartıldı. Hastanelerde muayene sayısı 110 milyondan 195 milyona çıktı, yani yüzde 75 artmış oldu. Hekim başına düşen hasta sayısı da 78'den 59'a düştü, yüzde 25 azaldı. Yani, dolayısıyla, her hasta başına ayrılan zaman dilimi de artırılmış oldu.

Yine, aktif diyaliz cihazı sayıları artırıldı. Hastanelerde hekim seçme hakkı getirildi. Ayrıca, vatandaşlarımızın rahatça müracaat edebilecekleri, Sağlık Bakanlığında "Alo SABİM" hattıyla, 1 milyon vatandaşımıza -yıllık- şikâyetlerine çözüm getiriliyor. Ayrıca, yine, etik kurullar hastanelerimizde oluşturuldu.

Yine, ilaçta KDV'nin düşürülmesi ve fiyatları en ucuz olan beş AB ülkesi baz alınarak herhangi bir ilacın ülkemizdeki azami fiyatı bu beş ülkeden en ucuzu göz önüne alınarak belirleniyor.

TÜRKÂN MİÇOOGULLARI (İzmir) - Bunun, kan ve kan ürünlerine ne yararı var, anlamadım.

OSMAN AKMAN (Devamla) - Böylece, ilaç fiyatlarında yüzde 80'e varan oranda ucuzlamalar meydana geldi. Dolayısıyla, sosyal güvenlik kurumları, ilaç için daha fazla para ödemez oldu.

Memur ve emekliler, Bağ-Kur ve SSK'lılar belirli kurallar çerçevesinde özel sağlık kurumlarından yine yararlandırılır oldu. Biliyorsunuz, Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası ve Genel Sağlık Sigortası, Mecliste hep beraber geçirildi. Yalnız, bazı maddelerini Anayasa Mahkemesi iptal etmiştir. Önümüzdeki yıldan itibaren hayata geçişini hep birlikte inşallah göreceğiz diye düşünüyorum.

Yine, kamu yönetiminden kamu işletmelerine geçiş için pilot uygulama hazırlıkları ayrıca var. Şimdi, yeni yapılan hastanelerde koğuş sisteminden tek kişilik ve özel kişilik odalara artık geçiliyor. Yeni yapılan hastanelerde bir veya maksimum iki kişilik odalar, içinde tuvalet ve banyo, artık, barındırıyor. Vatandaşlarımızın daha rahat sağlık hizmeti alması açısından, bunun da önemini tekrar ifade etmiş oluyoruz ve genel olarak, kamu sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranının, memnuniyetle, yüzde 57 civarında olduğunu da görüyoruz ki, bu, oldukça önemli bir rakam. Çünkü, hasta olan vatandaşların memnuniyetini ifade etmesi de son derece önemli.

Benim seçim bölgem Antalya'da, 2002 yılına göre, eski SSK ve şimdiki devlet ve diğer üniversite, vakıf hastanesi, özel hastanelerin toplam yatak sayısı 3.085 iken şimdi 4.191 yatak kapasitesine ulaştırılmış oldu. Kumluca Devlet Hastanesi bizim dönemimizde ve Aşır Aksu Hastanesi ile Ağız Diş Sağlığı Merkezi bizim dönemimizde hizmete girmiş oldu. Önümüzdeki süreçte, Haziran ayı içerisinde Antalya Devlet Hastanesi, 400+200, yani, 600 yatak kapasitesi ile bitirilecek inşallah. Temmuz ayı içerisinde hizmete girer diye düşünüyoruz, büyük bir aksilik olmazsa. Yine, yeni bir hastane, yeni bir plan olduğu için, tek kişilik ve çift kişilik odalar olacak.

100 yataklı Serik Devlet Hastanesi inşaatı bitti, birtakım eksiklikleri var, o tamamlanmaya çalışılıyor, inşallah, en kısa sürede hizmete açılacak.

Bütün bu yapılanlar ilave edildiğinde, bu yıl itibarıyla 5 bin yatak kapasitesine ulaşmış olacak Antalya'daki hasta yatak kapasitesi. Yalnız, 10 bin kişiye düşen yatak sayısı açısından, yine de Antalya'mız da Türkiye ortalamasının altında kalacaktır. Sağlık Bakanlığımızın Antalya'da yatırımlara devam edeceğine inancımız tamdır.

Korkuteli ilçemizde 2007 programına alınmış olan 100 yataklı hastane yapımı için ihale çalışmaları sürüyor.

HALUK KOÇ (Samsun) - Kan merkezi açık mı Antalya'da? Bir onu söyle de bari ilgili olsun.

OSMAN AKMAN (Devamla) - Ayrıca, Antalya merkezde 600 dekarlık arazi üzerine bin-bin beş yüz yataklı, Alanya, Kemer, Finike, Kaş, Elmalı ilçelerimizde arazi tahsisi yapılmış, muhtelif sayılarda yatak kapasiteli hastanelerin kamu-özel ortaklığıyla yapılacak olmuş olmalarının programa alınmış olması, bizim bu inancımızı güçlendirmektedir.

Değerli arkadaşlar, ilk kez Kızılay "Hilali Ahmer" adıyla 11 Haziran 1868'de kuruluyor; birçok afette ve kan, bağış ve temininde vatandaşlarımızın hep hizmetinde olmuş Sağlık Bakanlığımızla ve diğer sağlık kurumlarıyla birlikte. 2002'de 1 milyon ünite civarında kan temin edilirken, bu, bugünkü tarihle 1,5 milyon civarındaki üniteye çıktı. Ayrıca, 313'ten 365'e kan istasyonlarının, kan mer- kezlerinin sayısı ulaşmış oldu. Yine, işlenmiş kan ürünü, daha doğrusu tıbbi gelişmelere uygun olarak işlenmiş kan ürünü kullanma oranı da yüzde 28'den yüzde 65'e çıktı.

Bugün görüşmekte olduğumuz yasayla kan ve kan ürünlerinin toplanması, işlenmesi, kullanmasının kuralları netleştiriliyor.

Kan, kaynağı insan olan biyolojik bir materyal, laboratuvarlarda üretilememektedir. Gerçi, yeni bilimsel gelişmeler değişik kan gruplarından nakle artık müsaade etmektedir. Yine, kan, insan hayatı için vazgeçilmez bir materyal, biyolojik materyal. Hayatın devamı için, önemli hücrelerle protein yapısında maddeler ve elektrolitler içeriyor. Yine, kan transfuzyonlarında, bir insandan diğer insana transfiizyon yapılırken, içinde virüs, bakteri, parazit ve bazı zararlı ilaç ve kimyasal maddeler de taşıyabilmektedir.

23/6/1983 yılında 2857 sayılı Kanun ile, Kan ve Kan Ürünleri Yasası'na göre, Kızılay ve Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde faaliyet yürütülmektedir. A ve B tipi kan bankası ve istasyonları, ayrıca transfiizyon merkezleri bulunmaktadır. Hep karşılaşmışızdır, hem sağhk personelleri olarak hem de hasta veya hasta yakınları olarak, zaman zaman, hep, hasta yakınları kan arar. Bir de, kan temin edilen ve kan transfuzyonu yapılan yerler, her zaman olmasa da genellikle aynı mekânlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Akman, lütfen toparlayınız.

OSMAN AKMAN (Devamla) - Sayın Başkanım teşekkür ediyorum.

Hastalık bulaşma riski sıfır değildir, değildi, vardı; şimdi, çok az ihtimalle olsa da vardı. Ayrıca, kanın ticari bir meta gibi kabul edilme riski de vardı. Bugün görüşmekte olduğumuz 1319 sıra sayılı Kanun ile bilimsel gelişmelere uygun, yeterli ve güvenli kan temini toplum açısından önemli olması nedeniyle, gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar ve AB mevzuatı da dikkate alınarak hazırlandı. Bu yasayla, kan ve kan ürünlerinin temini ve kullanımı için bir yapı değişikliği ortaya konuyor. Bakanlık, strateji geliştirme ve proje üretme ve bilimsel gelişmelerin takip edilmesi açısından konunun takipçisi en üst makam oluyor. Yine, Bakanlığın atayacağı Kan ve Kan Ürünleri Kurulu oluşturuluyor. 7 kişiden, uzmanlardan ve yüksek lisans yapmış kişilerden oluşuyor. Görev süresi iki yıl oluyor.

Esas değişiklik, bölge kan merkezleri ve ayrıca kan temin edilen kan bağışı merkezleri, yine kanın vatandaşlarımıza ihtiyaç hâlinde verildiği hastaneler ve transfiizyon merkezleri bu sistemin içerisinde yer alıyor.

Bölge kan merkezlerine, sürekli hastanelerin ve kan transfuzyonu yapabilecek yerlerin ne kadar kana ihtiyacı olduğunu sürekli takip etmek zarureti getiriliyor.

Ayrıca, bütün faaliyetler için ruhsatlandırma esası getiriliyor.

Yine, her türlü işlem konusunda yönetimin bilgi sahibi olması ve denetleme yükümlülüğü getiriliyor.

Kan temini ve kullanılması konusunda hizmet verecek bütün birimlerde, yine, gelişmiş ülkelerdeki standartlara...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür için sadece Sayın Akman.

Buyurun.

OSMAN AKMAN (Devamla) - Yine, önemli bir şey, kan ve kan ürünlerinin uygulaması hekimlerin sorumluluğuna ve denetimine bırakılıyor. Hekim olmadan kan transfuzyonu yapılamayacak. Plazma ilaç sayılabiliyor. Dolayısıyla, bilimsel gelişmelere uygun bir yasa getirilmiş oluyor. Aslında, Kızılay ve Sağlık Bakanlığımız yasaya uygun birtakım ön, pilot uygulamalar da yapıyor. Türkiye'de aşağı yukarı on beş civarında bölge kurulacağı hesaplanıyor. Benim ilim Antalya'ya da inşallah bölge kurulacaktır, öyle inanıyorum.

Plazma ürünleri üretim tesisleri için yeni kurallar getiriliyor.

Değerli arkadaşlar, vaktimi aştığımı biliyorum.

Kan ve Kan Ürünleri Kanunu'nun şimdiden ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini dilerken, emniyet teşkilatımızın Polis Haftası'nı tebrik ediyor, tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Akman (AK Parti, Antalya). “Kan, kan bileşenleri ve ürünleri kanunu (s.s.:1319)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 11 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-akman-22-2007-04-11-kan-kan-bilesenleri-ve-urunleri-kanunu-s-s-1319 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b087/tbmm221530870244.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
