# Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 12 Mayıs 2004
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-4

> Osman Coşkunoğlu (CHP), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 516 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesindeki ek madde 26 üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına görüşlerimi belirtmek için söz aldım.

Ek madde 26'ya gelmeden önce, bir önceki ek madde 25 üzerinde Sayın Kılıçdaroğlu'nun Sayın Bakana sormuş olduğu bir soru vardı. O soruda "bu tasarının hiçbir yerinde özerklik kelimesi geçmiyor. Bu, bilinçli bir kararın sonucu mudur, değilse açıklama verebilir misiniz" diye sordu. Sayın Bakan bu soruya yanıt vermedi; ama, buna ben yanıt vereyim: Aslında, tasarının içerisinde "özerklik" kelimesi geçmiyor; fakat, bu sıra sayısı içerisinde geçiyor. 6 ncı sayfada şöyle deniliyor: "Öğrencisini, öğretim üyesini, müfredatını seçemeyen bir üniversitenin özerk, uluslararası anlamda bir üniversite olamayacağını ifade etti." Kimmiş bunu ifade eden; Üniversitelerarası Kurul Başkanı Sayın Ayhan Alkış ifade etmiş; fakat, bu ifade edilen görüş kale alınmamıştır. Neden; çünkü, diğer bazı kuruluşların da ifade ettiği kaygılarla birlikte, tasarıyla ilgili kaygı belirten görüşler dikkate alınmamıştır.

Sayın Başbakan, bir konuşmasında bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Toplumsal mutabakat sadece kurumlararası mutabakat değildir; toplumsal mutabakat, vekâleti veren milletin mutabakatıdır." Yani, millet, seçimde, milletvekillerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine vekâlet veriyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu mutabakatı öbür seçime kadar otomatik olarak devam ettiriyor.

Değerli milletvekilleri, hepimizin, bu anlayış üzerinde çok ciddî bir şekilde durması gerekir. Birincisi, bu tasarı mı son seçimde halk ile Adalet ve Kalkınma Partisinin varmış olduğu mutabakat? Denilebilir ki, bu tasarının tamamı değil; ama, bu tasarının içerisinde en önem verdiğimiz madde olan belli bir kesimin önünü açmaktır, arkabahçemizin önünü açmaktır bizim mutabakatımız, buna söz verdik. Bunu deseniz bile, verilen söz, sadece, bu muydu? "Dokunulmazlığı hemen kaldıracağız" diye söz verilmemiş miydi? Burada verilmiş olan söz, diğer verilmiş olan sözlerin önüne neden geçiyor? Sayın Bakana ısrarla soruyorum, öncelikli olması ve bizi bu kadar meşgul etmesi - “sadece, bu yasayla ilgili uğraşmadık, başka şeyler de yaptık” diyor Sayın Bakan; ona da geleceğim; fakat- buna bu kadar öncelik verilmesi, bunun, diğer verilmiş sözlerin önüne geçirilmesi bir mutabakat sonucu mudur; buna inanmak mümkün mü?

MEHMET SOYDAN (Hatay) - Yüzde 72...

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla) - Şimdi, "dokunulmazlığın kaldırılması" önemli bir sözdü. Yaklaşık bir saat önce, Sayın Bakan, ekonomide şu günlerde görmüş olduğumuz bazı dalgalanmaların ekonomimizin kırılganlığıyla ilgili olmadığını, dış konjonktürle ilgili olduğunu, petrol fiyatlarının artmasıyla ilgili olduğunu... Şimdi, bu, aslında, tabiî, buradaki konuyla ilgili değil; ama, Sayın Bakan bunu ifade ettiği için söylüyorum. Bir ülkenin ekonomisinde, birtakım, en azından, kâğıt üzerinde iyi görünen gelişmelerin olmasını iktidarın üstlenip, olumsuz birtakım şeyler olunca da "bunlar bizim dışımızda, dış faktörlerden dolayı" denilmiş olmasını da yadırgamış olduğumu söyleyeyim.

Şimdi, sık kullanılan diğer bir iddia daha var. Onu, bu gece de çok sık duyduk, yaklaşık bir yıldır da çok sık duyuyoruz. Şu mantık: "Ulusal irade Türkiye Büyük Millet Meclisindedir. Biz, burada, çoğunluktayız; dolayısıyla, biz, ulusal iradeyiz."

AHMET RIZA ACAR (Aydın) - Orada yazıyor.

OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla) - Orada yazanı iyi okuyun. Orada "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" deniliyor; buraya seçilmiş olanların değil. Ona da geleceğim.

Şimdi, bu anlayış... İktidarda olan bir parti, yüzde 60, 70, 80 oyla iktidara gelmiş bile olsa, bunun adına "demokrasi" denilmez, bunun adına "çoğunluk diktatörlüğü" denilir.

---

**Kaynak gösterme:** Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
