# Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 10 Haziran 2004
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-06-10-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508

> Osman Coşkunoğlu (CHP), 10 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)); konuşma 895 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Türk Telekom Anonim Şirketinin özelleştirilmesini kolaylaştırmak amacıyla önümüze getirilen tasarıyı tartışıyoruz.

Daha da önemlisi, yeri geldiği zaman bilgi toplumu, bilgi çağı dediğimiz, içinde bulunduğumuz çağın altyapısını oluşturan Telekomun, bundan sonra Türkiye'de alacağı şekli tartışıyoruz burada. Bu bakımdan, son derece önemli, stratejik ve kritik bir tasarıyla karşı karşıyayız ve ne yazık ki, sadece tasarının kendisi değil, gerekçeleri de çok ciddî yanlışlarla doludur. Bu yanlışları bir bir sayarak, sizlere anlatmaya çalışacağım.

Birincisi, Türk Telekomu özelleştirerek, bir rekabet ortamı, bir verimli çalışma ortamı yaratılacağı iddia ediliyor. Rekabet ortamını yaratmak için özelleştirme gerekli değildir. Rekabet ortamı, serbestleşmeyle; yani, lisans, ruhsat, izin gibi hizmetleri serbestleştirmeyle sağlanır.

Türk Telekomda, 1 Ocak 2004 tarihinde tekel bitmiş olmasına karşın, serbestleşme henüz tamamlanmamıştır. Yerel ağın paylaşıma açılmasından tutun, tüketici haklarıyla ilgili düzenlemelere kadar, kablolu TV hizmetlerine ilişkin yetkilendirmeye kadar, çok sayıda konuda serbestleşme altı ay ilâ onbir ay kadar gecikmiştir.

Serbestleşmenin sağlanmadığı bir ortamda, rekabetin önünü açacak serbestleşmenin sağlanmadığı bir ortamda, piyasa düzenleme gücüne kavuşturulmamış bir telekom kurumunun olduğu bir ortamda, özelleştirmenin sakıncalarını benim burada anlatmaya zamanım yok; fakat, düşünen bunları görebilir. Rekabetse, serbestleştiririz.

Serbestleştirmede gecikme oluyor, 1.1.2004'te serbestleştirilmiş olması gereken Telekom altyapısı hâlâ beklemektedir; ama, özelleştirme öne geçmektedir. Neden; değeri düşermiş...

Değerli arkadaşlarım, Türk Telekomu serbestleştirince bunun değeri düşer diye şimdiden satalım anlayışı... Sattığımız insan, sattığımız kuruluş ahmak mı allahaşkına, bu değeri düşecek şeyi alsın?! Bir apartman dairesi satın alırken bile, o mahallenin geleceğini gözönüne alıyorsunuz; Türk Telekomun geleceğini gözönüne almadan "değeri düşüyor, şimdiden satalım" anlayışı kadar garip bir anlayış duymadım.

Neden serbestleşme bu kadar gecikti diye sorduğumuzda "serbestleşmeyi yaparsak, Telekomu ucuza satarız..." O zaman, sattığımız kuruluş Telekomu alınca serbestleştirmeyi yapmayacak mısınız?! Yani, biz, kamu tekelinden bir özel tekel mi yaratmaya uğraşıyoruz?! Lütfen... Hiçbir ciddiyeti olmayan argümanlar, iddialar...

Ayrıca, şu anki değeri gerçek değerinin çok altındadır, çok yanlış bir zamanlama söz konusudur satmak için. Bunun iki gerekçesi var; biri konjonktür. Dünyada telekom şirketlerinin fiyatları düşmüştür. Bunun nedeni de, teknolojideki gelişme sayesinde, yatırımlar sonucu ortaya çıkan çok fazla kapasitedir. 1998-2002 arasında, fiber kablo dünyada 5 kat arttı; fakat, o fiber kablonun uçlarına konulan cihazlardaki teknolojik gelişme sayesinde, o fiber kablodan geçen kapasite 100 kat arttı. Ne oldu; 500 kat arttı kapasite 4 yıl içerisinde. Aynı dönemde, talep sadece 4 kat arttı. Şimdi, böyle olunca, elbette düşer. Bu daha yeni oldu; elbette, telekom şirketlerinin fiyatı düşer. Şimdi, böyle bir ortamda satmanın sakıncası da aşikâr olmalı.

Ayrıca, Türkiye'de, her ne kadar kârı çok yüksek gibi görünse de Türk Telekomun, işletilmesinde olan birtakım sorunlar nedeniyle -hesaplara biraz daha yakından bakarsak- abone başına geliri 291 dolardır. Avrupa'da, Türkiye'den sonra abone başına geliri en düşük olan Polonya'dır, 650 dolardır; 2 mislinden fazla. Denilebilir ki: "Polonya'nın, Polonyalının satın alma gücü daha fazla; onun kişi başına düşen geliri daha fazla." Onu da hesapladım; Polonya'nın kişi başına düşen geliri satın alma paritesine göre Türkiye'ninkinin 1,5 katıdır. Bu hesabı da yaptıktan sonra, bunu da hesaba kattıktan sonra, Türkiye'nin, Polonya düzeyinde abone başına geliri olmamasından senede kaybettiği miktar 2 500 000 000 dolardır; gelirden kaybı 2 500 000 000 dolardır. Şimdi, böyle bir ortamda, böyle bir durumda satmaya kalkmak...

Diğer bir iddia "herkes özelleştirdi, biz kaldık." Olaya slogan olarak bakmayalım. Birincisi, herkesin özelleştirdiği sırada Telekomun değeri fazlaydı, şimdi dibe vurmuş; biz satalım diyoruz. İkincisi, şu anda önemli olan, fiziksel altyapı değil, satmaya uğraştığımız şey değil -o altyapının stratejik önemi var, o ayrı- fakat, esas ekonomik açıdan önemli olan, bu altyapının üzerinden verilen hizmetlerdedir. Bu hizmetleri biz serbestleştirerek ancak, geliri ve verimliliği artırabiliriz. Bakın, herkes özelleştirdi, biz özelleştirmedik derken, herkesin özelleştirmesini inceleyen bir Dünya Bankası çalışması vardır, bir iççalışma; geçen sene -yayımlanmadı, bir iç memodur -benim elime geçti; arzu edene gönderebilirim. Bu çalışmaya göre, şimdiye kadar yapılan özelleştirmenin hepsinde, eğer, şu sıra izleniyorsa özelleştirme başarılı olmuştur, izlenmiyorsa başarısız olmuştur; o sıra da şudur: Önce serbestleşme sağlanır. Onunla beraber, piyasaları düzenleyici kuruluşun, yani, bizdeki Telekom Kurumunun etkinliği sağlanır, ki, piyasaları düzenleyebilsin, yeni tekel yaratmasın. İşte, ondan sonra özelleştirme gündeme gelebilir. Türkiye'de ne serbestleştirme tamamdır ne Telekom Kurumu piyasaları düzenleyebilecek güçtedir; biz, özelleştirmeye çalışıyoruz... Son derece yanlıştır.

Ayrıca her yerde özelleştirildi derken de ne kadar özelleştirildi?.. Bu tasarıyla, biz, yabancıların satın alabileceği hisse oranını yüzde 95'e kadar izin veriyoruz. Devlet hissesi Almanya'da yüzde 58'dir, Fransa'da yüzde 63,5'tir, İsviçre'de yüzde 65,5'tir; yani, kamu, oralarda, stratejik nedeniyle kontrolü elinde tutmayı düşünebilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, diğer bir iddia, yanlış iddia şudur: "Efendim, özelleştirelim de, daha verimli bir işletme anlayışıyla Telekom Kurumu çalışsın." Daha verimli işletme anlayışı için özelleştirmeye, o kabloyu satmaya gerek yok ki. 85 000 kilometrelik Kablo-TV, şu anda, yüzde 5 kapasiteyle kullanılıyor. 1 Ocak 2004'te verilmiş olması gereken izinleri, verin lisanslılara, onun üzerine işletmecilerimiz verimli çalışmalarını yapsınlar; bunun için, o kabloyu satmaya gerek yok ki. Hem o kablonun üstünde gerçekten verimli çalışabilecek işletmelere izin verilmiyor, ondan sonra da, verimlilik adına "biz bu kabloyu satalım" anlayışı var. Yanlıştır, çok yanlıştır, çok kritik bir hatadır.

Ayrıca, diğer bir şikâyet de, Türk Telekom üzerine siyasî baskı olması, işte, 60 000'in üzerinde personeli olması vesaire. Eğer, Türk Telekomun üstündeki siyasî baskıyı önleme gücünden yoksun bir Telekom kurumu varsa, bu Türk Telekom bir özel tekel haline geldiği zaman, onun bir özel tekel olarak çalışmasını nasıl önleyecek aynı Telekom Kurumu?.. İşte, bunun için, Telekom Kurumunun, yani, piyasaları düzenleyici kuruluşun daha güçlü olması önem taşıyor.

Şimdi, özelleştirme yöntemi de yanlış; onu da geçeyim; ama, size bir şey okuyayım: "Tasarı, Telekom özelleştirmesi ismiyle iki yıldır uluslararası sermaye kuruluşları tarafından Türkiye'ye baskı vasıtası olarak kullanılmakta..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-06-10-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
