# Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 30 Kasım 2004
- **Gündem:** ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653

> Osman Coşkunoğlu (CHP), 30 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )); konuşma 1.264 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Organik Tarım Kanunu Tasarısının geçici 1 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ve kişisel görüşlerimi açıklamak üzere huzurunuzdayım.

Organik tarım, dünyada, birçok bakımdan giderek önem kazanan bir sektör haline geldi. Konunun önemini belirtmek için bir iki rakam vermek isterim: Nisan ayında hazırlanan bir rapora göre, İngiltere'deki bir danışma firmasının, Mintel Firmasının yaptığı bir araştırmaya göre, örneğin Almanya'da, her bir Alman, organik yiyecekler için senede 38 euro harcıyor, İngiltere'de 28 euro, Fransa ve İtalya'da 25 euro harcanıyor. Bu, çok fazla değil; fakat, gelişmesi hızlı görünüyor. Organik tarım sektörü, 1993 ile 1998 arasında senede yüzde 25 büyüdü, 1998'den bu yana ise her sene yüzde 30 büyüme gösteriyor. OECD'nin son raporuna göre de, 21 inci Yüzyılın başında bütün dünyadaki organik tarım sektörünün büyüklüğü 26 milyar Amerikan Doları mertebesinde ifade ediliyor. Bunlar çok büyük rakamlar değil; fakat, büyüme hızı çok fazla ve bu büyüme hızının önemli olduğu bir noktada, Türkiye'de, bizim, Organik Tarım Kanunu Tasarısını getirmiş olmamız iyi bir gelişmedir. Bu girişiminden dolayı hükümete teşekkür ederiz ve tasarıyı destekliyoruz.

Bu üzerinde konuştuğum madde yönetmeliklerle ilgili. Bir yasanın hayata geçirilmesi, bir yasanın -iyi niyetle bile hazırlansa- uygulamasının başarılı olup olmaması, o yasadan sonra çıkarılacak olan yönetmelikler ve o yasanın üzerine inşa edilecek olan politikalar, stratejiler ve eylemlerle belirlenecektir. Bu konuda da bazı kaygılarımız var; onları, hem kaygı olarak hem de uyarı olarak hükümete ifade etmek istiyorum.

Türkiye'de organik tarımın oynayabileceği rol üzerine, benden önceki konuşmacı arkadaşlarımın değindiği bazı noktalara da kısaca değinmek istiyorum. Türkiye'de çiftçi nüfusu yüzde 40. Bu çiftçi nüfusunun azalması gerektiğini herkes biliyor, hatta çiftçimiz de biliyor. Eşme'nin bir köyünde, bana, Cumhuriyet Halk Partisinin, çiftçi nüfusunu yüzde 40'tan yüzde 10'un altı düzeylerine indirecek politikalarının neler olduğu soruldu. Aslında, bir köyümüzde böyle bilinçli soruların sorulmuş olması, tabiî, beni memnun ediyor. Bizlere de, politikacı olarak, bu politikaların köylümüz, çiftçimiz için olumlu ve hızlı bir şekilde geliştirilmesi için bir baskı unsuru oluyor.

Şimdi, yüzde 40 mertebesindeki çiftçi nüfusunu azaltmanın çok kabaca iki yolu var; birincisi -biraz abartılı söylemek gerekirse- çiftçiyi aç bırakarak, zorunlu olarak büyük kentlerin varoşlarına göç etmeye zorlamak. Bu bir yöntem ve görüldüğü kadarıyla, şu ana kadar uygulanmakta olan yöntem de budur; zorunlu olarak göç etmesi. Bu, tabiî, hem kırsal yörelerin metruk hale gelmesi bakımından hem de büyük kentlerin arzu edilmeyecek şekilde genişlemesi bakımından, istenilen bir şey değildir.

İkinci yöntemi ise, çiftçimizin, yöresel kalkınma sayesinde, bir sanayiciye veya sanayi işletmecisine dönüşmesidir. İşte, organik tarım, bu alanda, bu yöntem için önemli bir mekanizma sunabilir, eğer doğru politikalar, doğru stratejiler ve doğru eylemler uygulanabilirse; fakat, baştan da söylediğim gibi, bu konuda bazı kaygılarımız var. Bunları kısa kısa ifade etmeye çalışayım.

Elimizdeki sıra sayısı 653. Bu Organik Tarım Kanunu Tasarısının ikinci sayfasında, genel gerekçe kısmında bir ifade var. Bu ifade ve bunun civarındaki, bu paragraftaki ifadeler, aslında, Avrupa Birliğinin konuyla ilgili çıkarmış olduğu dokümanlardan âdeta tercüme edilmiş, onun da farkındayım.

Şimdi, ikinci sayfada, ikinci paragrafta, birinci cümle: "Gerek gıda güvenirliği gerekse pazar oluşturulması açısından sürdürülebilir tarım için iyi bir üretim şekli olan çevreye dost bu üretimin geliştirilmesi gerekli..." Çevreye dost. Doğru; çevreye dost bir üretimdir organik tarım; fakat, çevreyi esas bozan -tarımda kullanılan ilaçlar da elbette çevreyi olumsuz etkiliyor; ama- tarım değil ki. Benden önce konuşan Aydın Milletvekili Sayın Mehmet Boztaş'ın da ifade ettiği gibi, Uşak'tan çıkan iki önemli nehir var; birisi Gediz, birisi Banaz Çayı. Gediz gidiyor, İzmir Körfezine akıyor; Banaz Çayı, Aydın ve Denizli ovalarını berbat ediyor Adıgüzel Barajından sonra. Bunların hepsi, çok tehlikeli, ağır krom içeren sanayi atıklarıyla akan -artık kirlilik bile denilmez- zehirlerdir; özellikle Gediz Nehri. İki nehir de, etrafı kirletiyor, tarımı çok zor hale getiriyor. Şimdiye kadar, çiftçimizin ikinci sınıf vatandaş olarak görülmesinin de bir ifadesi oluyor bu çok yaygın olarak tarımda kullanılan nehirlerimizin bu şekilde olmasına göz yumulması ve hâlâ da o durumda. Dolayısıyla "organik tarımı çevre dostu olarak geliştirmek istiyoruz" lafı pek inandırıcı olmuyor, çevre dostu politikaların uygulanmadığı bir ortamda.

Yine, aynı sıra sayısının üçüncü sayfasında Avrupa Birliği Uyum Komisyonu raporunda "organik tarım konusunda Türkiye Avantajlı bir duruma sahiptir. Bunun nedeni ise, Türkiye birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeye nazaran az kirlenmiş bir çevreye sahiptir" deniliyor. Bu da, biraz önce söylediklerimle çelişen bir ifade. O kadar da az kirlenmiş bir çevreye sahip değiliz ve daha da kötüsü, bu kirlenme hakkında fazla bir şey yapmıyoruz.

Çıkaracağımız bu yasayla ilgili diğer bir kaygımız; organik tarım, acaba küçük işletmelerimizi, küçük çiftçilerimizi nasıl etkileyecek? Sadece bu yasayı çıkarmakla olumlu veya olumsuz etkilemesi beklenemez. Bu yasanın üstüne inşa edilecek politikalar, strateji ve eylemlerdir bunu belirleyecek olan; fakat, şu ana kadar uygulanan politikaların -örneğin tütünde, örneğin pancarda, örneğin pamukta uygulanan politikaların- küçük çiftçileri kalkındırdığını, öyle sanıyorum ki, iktidar da iddia edemeyecektir. Tütün konusunda, bizim küçük çiftçimiz, sözleşme yapmak için karşısında dünya tekellerini buluyor veya onların temsilcisi tüccarları buluyor. Dünya tekellerini temsil eden tüccarla karşı karşıya oturmuş bir küçük çiftçi, tütün çiftçisi, ne kadar eşit bir anlaşma ve sözleşme yapabilirse, organik tarımda da, dünya piyasalarında güçlü bir şirket geldiği zaman, küçük üreticiyi onun karşısında koruyabilecek önlemlerin alınması, bu yasanın doğru uygulanmasıyla ilgili olacaktır; aksi takdirde, küçük üreticimiz, yine, organik tarım bağlamında da, büyük tüccarlar karşısında çok mağdur duruma düşebilir. Yani, bu yasa, yararlı olacağına zarar da getirebilir çiftçilerimize. İşte, bu nedenlerle, uygulama çok önem kazanıyor.

Öte yandan, bu yasa, hepimiz biliyoruz ki, durup dururken hükümetin aklına gelip de, organik tarımı destekleyelim politikasının bir parçası olarak önümüze getirilmedi. Bu yasa, Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde şu anda önümüzde, acilen de önümüze konulmuş durumda. Peki, Avrupa Birliğiyle uyum için bu yasa bize belli bir güvence verebiliyor mu; bizi bırakın, dışarıdan izleyene belli bir güvence verebiliyor mu, biraz da ona bakmak istiyorum.

Şimdi, Avrupa'da, en son 10 Haziran 2004 tarihinde Organik Tarım İçin Avrupa Eylem Planı yayımlandı. Bu Organik Tarım İçin Avrupa Eylem Planı çok önemli bir dokümandır. Benim önümde bunun İngilizcesi var sadece. Bunun Türkçesinin Tarım Bakanlığı web sayfasında olmuş olmasını dilerdim. En azından, ben bulamadım; ama, orada olmadığını düşünüyorum. Bunu hepimizin biliyor olması gerekir, bu yasayı doğru dürüst değerlendirebilmemiz için. Oysa, Türkçesini ben bulamadım.

Bu belgeyi bir inceleyelim, bu yasayla ilişkili olarak. Tekrar ediyorum; Organik Tarım İçin Avrupa Eylem Planı. Bu belgede birtakım politikalar ve eylemler ortaya konuldu. 21 eylem, uygulanması için ortaya konuldu. 10 Haziran 2004 tarihinde yayımlanan bir dokümandır bu. Bu 21 eylem, üç temel odak noktası etrafında dönüyor.

Bunların birincisi, enformasyonla bu organik tarımı ve pazarı sürükleyebilmek. Enformasyon, birinci temel odak noktası olarak kabul ediliyor. Ne demek enformasyon; hem tüketicinin bilinçlenmesi için -yani, tüketiciye organik gıdanın önemini ve yararlarını anlatabilmek için- hem de işletmecilere gerekli bilgileri verebilmek... Birinci odak noktası bu, bu dokümanın.

İkinci odak noktası, kamu desteği, organik tarım yapan çiftçiler için daha etkin kamu desteği ve kırsal kalkınma planları. Bunun için ulusal eylem planları öneriliyor ve organik tarım için araştırma öneriliyor. Bu, ikinci odak noktası.

Üçüncüsü de, standartları, ithalat ve ihracat tetkikleri hakkında belli standartların oluşturulması ve bu standartların şeffaf olması. Bu üç odak etrafında önerilen bazı eylemleri bizim deneyimlerimiz içerisinde ve bu yasa bağlamında değerlendirmek istiyorum.

Organik Tarım İçin Avrupa Eylem Planında önerilen birinci eylem, uzun yıllar üzerine -biraz tutuk söyleyeceğim; çünkü, önümdeki İngilizce metinden kafamda tercüme ederek söylüyorum- dağılmış promosyon ve enformasyon faaliyetlerinin organizasyonunu ve etkinliğini içeriyor. Birinci eylem, tüketiciye ve üreticiye enformasyon sağlamak.

Şimdi, Türkiye'de enformasyonu sağlama konusunda belli bir zafiyet olduğunu hepimiz biliyoruz. Hükümetimizi de, bu konuda, izin verirseniz, eleştireceğim. Avrupa Birliğiyle uyum için bir yasa çıkarıyoruz; bu yasayı yakinen ilgilendiren en önemli Avrupa Birliği dokümanını bir enformasyon olarak web sayfasında bile sunamıyor bize hükümet. Ondan sonra, bu yasanın uygulamasında tüketiciye ve üreticiye Avrupa Birliğiyle uyum için çıkarılan bir yasada Avrupa Birliğinin birinci eylemi olan enformasyonu sağlama konusunda haklı bir kaygı oluşturuyor bizde şimdiye kadarki uygulama.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
