# Çevre ve iklim değişikliği sorunları hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ekim 2009
- **Gündem:** ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SORUNLARI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2009-10-22-cevre-ve-iklim-degisikligi-sorunlari-hakkinda

> Osman Coşkunoğlu (CHP), 22 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEVRE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SORUNLARI HAKKINDA); konuşma 481 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) –Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, dünyamızın önündeki en ciddi tehlikelerden birisi olarak aslında gündemimizi meşgul etmesi gereken iklim değişikliğiyle ilgili gündem dışı söz aldım.

Aslında, sözü kendim için de değil, çocuklarımız ve torunlarımız için aldım, onlara yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğunun gereği olarak söz aldım. Çünkü yaşanamaz bir dünya tehlikesi var ve çok güncel bir tehlike olarak önümüzde duruyor çünkü kendini hiç hissettirmeden bizi bir yandan güneşin zararlı ışınlarından koruyan, bir yandan da nefes aldığımız havayı bize sağlayan atmosferimizi çok tahrip ettik endüstrileşme sürecinde.

Başta petrol ve kömür kaynaklı fosil yakıtlarından kaynaklanan karbondioksit olmak üzere altı tür sera gazı atmosferimizde alarm verecek boyutlarda birikmiş durumda. Bu bir -sera gazı- sera etkisi yaratır. Sera etkisi nedir? Sera etkisi, dünyamıza güneşten gelen ışınların bir kısmı aslında yansır ve geri çıkar atmosferden fakat eğer atmosferi bu yoğunlukta sera gazı ile doldurursak o yansıyıp çıkan ışınlar da hapsolur, kalır ve bu ne gibi bir sonuç yaratır? Bu, dünyamızın giderek ısısının artmasına neden olur, böylece kuraklık olur, denizlerin ısınması sonucu bozulan doğal denge nedeniyle kasırga gibi afetler olur, buzulların erimesiyle yükselen denizler şehirleri hatta ülkeleri yutar, yok eder, milyonlar göç etmek zorunda kalır, hatta savaşlar çıkabilir.

Belki, değerli milletvekilleri, içinizde “Biz gelecek yılın bütçe açığı derdiyle meşgulüz. Yıllar sonrası ortaya çıkabilecek iklim değişikliği konusunu mu dert edeceğiz” diye düşünenler olabilir. Bu düşüncenin üç nedenle yanlış olduğunu vurgulamak isterim: Birincisi, gezegenimizin yaşanamayacak hâle gelmesini gündemimize almak demek diğer ivedi konuları gündemden çıkarmak demek değildir. İkincisi, dünyamız ısındıktan, iklim değişikliğinin geri dönülemez noktasına geldikten sonra konuyu ele almak için çok geç kalmış olacağız. Dolayısıyla, sorun yarının sorunudur ama konu bugünün konusudur. Üçüncüsü ve çok önemlisi biz, Türkiye olarak on yedinci büyük ekonomi olmakla övünüyoruz. Bölgemizin yani Kafkasların, Orta Doğu’nun ve Balkanların en güçlü ülkesi olmakla övünüyoruz. Peki, bu gücü dünyamızın yaşanamaz hâle gelmesini önlemek için kullanmamız gerekmez mi? Atmosfere en çok sera gazı salanlara karşı bu gücümüzü kullanamazsak mahallesinde çoluk çocuk karşısında hava basan iri yarı ama içi kof bir şişmandan farkımız ne olur bu büyüklükle? Bu gücü kullanmalıyız, uluslararası platformlarda kullanabilmeliyiz ama diğer ülkelere baskı yapabilmemiz için önce kendi evimizi temizlememiz gerekir.

Değerli milletvekilleri, 5 Şubat 2009 tarihinde Kyoto Anlaşması’nı imzaladık. Hepimiz, muhalefet ve iktidar, bu anlaşmanın onaylanması üzerinde görüş birliğine vardık. Şimdi bir görüş birliğine daha varmamız gerekir. Aralık ayında Kopenhag’da bir toplantı yer alacak. İşte bu toplantıda Kyoto sonrası yükümlülüklerimizin, bizim ve dünyadaki diğer ülkelerin yükümlülüklerinin ne olması gerektiği üzerine görüşmeler yapılacak. Bu görüşmelere güçlü gitmek zorundayız değerli milletvekilleri. İmzaladığımız Kyoto Protokolü sonrasındaki bu görüşmelere güçlü girebilmek için önce evimizde ne olduğuna bakmalıyız.

Yenilenebilir enerji konusunda gelen, Sayın Soner Aksoy ve arkadaşlarının hazırladığı kanun teklifinin, haziran ayında, Hükûmet burada görüşülmesini önlemiştir. Maalesef Hükûmetimiz Türkiye’yi “Güneş ışıldar, pırıldar, rüzgâr eser, jeotermal kaynaklarımız fokurdar ama Türkiye bakar.” durumuna düşürmüştür. Oysa birçok ülke, örneğin Kore, yapacağı iklim dostu yatırımlarla ülkesinde 1 milyona yaklaşan istihdam sağlamak için vizyoner politikalar geliştiriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Coşkunoğlu (CHP, Uşak). “Çevre ve iklim değişikliği sorunları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-coskunoglu-23-2009-10-22-cevre-ve-iklim-degisikligi-sorunlari-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
