# Türk silahlı kuvvetleri hasta beslenme kanunu beslenme kanunu tasarısı ve milli savunma komisyonu raporu hakkında (s. sayısı 49)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Durmuş (MHP, Kırıkkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 21 Kasım 2007
- **Gündem:** TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ HASTA BESLENME KANUNU BESLENME KANUNU TASARISI VE MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU RAPORU HAKKINDA (S. SAYISI 49)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c005/b023/tbmm230050230390.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-durmus-23-2007-11-21-turk-silahli-kuvvetleri-hasta-beslenme-kanunu-beslenme-kanunu-tasarisi

> Osman Durmuş (MHP), 21 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ HASTA BESLENME KANUNU BESLENME KANUNU TASARISI VE MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU RAPORU HAKKINDA (S. SAYISI 49)); konuşma 1.634 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 49 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Hasta Beslenme Kanunu Tasarısı konusunda, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibi dinleyin lütfen.

OSMAN DURMUŞ (Devamla) - Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan Kanun, 1934 tarihli bir kanundur.

Günümüzde, beslenme, bir tıp dalı niteliğine ulaşmış bir bilim dalıdır. Beslenme, belirli sayıda öğünlerle, ağız ve damak zevkine uygun olarak karnı doyurma, bir diğer anlamıyla, açlığı giderme olayı değildir. Beslenme, besin denilen yiyecekleri bir tür ilaç gibi yiyebilme olayıdır. Dengeli beslenme, yağ, protein, nişasta oranından ziyade besinin alınmasıyla salınan insülin hormonunun den- gesidir. Aşın insülin salınımına sebep olan besinler vücutta depolanmış yağların enerjiye dönüşümüne izin vermez. İnsülin düzeyi düşük olduğunda hücrelerimiz açlıktan atrofıye uğrar ve ölürler. "Metabolizma" dediğimiz fizyolojik bir olaylar zinciri sonucu, alınan gıdaların kanda glikoza çevrilerek veya karaciğere glikojen olarak depo edilerek, vücudun hareketi için veya yaraların onarımı için gerekli duyduğu ısı ve enerjiyi üreten biyokimyasal ve hormonal biyolojik olayların bütünüdür beslenme.

Bireyin aktivitesine yetecek kadar besin alınmaması hâlinde, vücut kendi kaslarını ve yağ dokusunu enerji üretmekte kullanır. Bu, vücudun yıkımı ve zayıflaması tarzında seyreden "kataboliz- ma" dediğimiz bir olaydır ve karaciğerin yükünü artırır. Zaman zaman karaciğerinizi incelettirdiğinizde ultrasonda görülen yağlanmalar, kısmen beslenme türüne bağlıysa kısmen de bu katabolizma olayına bağlıdır. Bu olayda vücudun direnci azalır, yara iyileşmesi zorlaşır veya yara giderek büyür.

Değerli milletvekilleri, aşırı ve çok beslenme de damar duvarlarında sertleşme, elastikiyetin kaybı, bugün özellikle Parlamentoda bulunan arkadaşlarımızın birçoğunun yaşadığı gibi, kalpte, beyin ve böbreklerde tahribata neden olur. Halk arasında "damar sertliği" dediğimiz hadise böyle bir olaydır.

Hastane yatağında yatan hastaların yüzde 50'sinde incelemeler yapılmış ve beslenme geriliği veya artmış metabolizmaya bağlı olarak kilo kaybı tespit edilmiştir. Hastalıkların geç iyileşmesi veya daha da kötüleşmesi "malnütrisyon" denilen bu beslenme bozukluğuna bağlıdır. Bu durumda organizma kendi dokusunu sindirir. "Katabolizma" dediğimiz bu hâl, doku yıkımı, zayıflama, yükü artan karaciğerde yağlanma şeklinde kendini gösterir. Yeterli ve dengeli besin alınması sonucu yara tamiri kolaylaşır, kas ve yağ kitlesi artar. "Anabolizma" dediğimiz bu durumda hastanın immünolojik direnci artar.

Değerli milletvekilleri, metabolik ihtiyacı artıran durumlar vardır. Bunlardan birincisi, ateşi yükselten hastalıklar, enfeksiyonlar, tiroit bezinin az çalışması, yani hipotiroidizm, vücut yüzeyindeki yanıklar, yumuşak doku yaralanmaları, cerrahi travma ya da organizmanın gelişim döneminde olması, büyümesidir.

İkincisi, artmış metabolik kayıplar da bu olaya sebep olur. Apse, fıstül, karın veya göğüs boşluğunda sıvı toplanması -"efüzyon" ya da "asit" dediğimiz hadise- kronik kan kaybı -hemoroid ve benzeri şeylerden azar azar kanar- ya da kadınların özel günlerinde olması gerekenden fazla kan kaybı gibi durumlar, "enteropati" dediğimiz ince bağırsak hastalığı gibi durumlarda.

Üçüncü olarak, diyabet, şeker hastalığı, kanda yağ fazlalığı (hiperlipidemi), tansiyon yüksekliği, koroner arter hastalığı, kanser, koma, uzamış koma gibi durumlarda.

Dördüncü olarak, besin emiliminin bozulduğu yani "malabsorbsiyon" dediğimiz sindirim sistemini ilgilendiren cerrahi ve hastalıklar, şiddetli ishal hâlleri. Ankaralılar bu ara çok yaşıyor bunu.

Beşinci olarak, antidepresan, kortizon, diüretikler kilo kaybına sebep olan ilaçlar ve elektrolit kaybına sebep olurlar. ^

Değerli milletvekilleri, beslenme bir bilim uğraşısı olarak birçok meslek grubunu ilgilendirmektedir. Ziraat mühendisleri, veterinerler, gıda mühendisleri, hastanede özellikle diyetisyen ve ilgili gastroenterolog, endokrin ve metabolizma uzmanları ile genel cerrahları ilgilendirmektedir. Günümüz Türkiye'sinde gıda maddeleri çeşitliliği ve turfanda sebze ve meyvelerin bolluğu, ağızdan beslenmeyle ilgili lezzet ve kalori bakımından dengeli beslenmeyi sağlayabilecek zenginliktedir.

Askerlerimizin günlük aktiviteleri, birlik nitelikleri, spor, eğitim, intikal ve savaş ortamında beslenme özellikleri, yağ, protein ve nişasta oranları, kalori ve gıdanın sunum şekliyle farklılık arz eder.

Hastanelerde hasta beslenmesi, bir bilim ilgi alanı olduğu gibi, özellikle sindirim sistemi travmaları ve cerrahisiyle ilgili hekimler, ortaya çıkan problemleri beslenme yolunu değiştirerek çözer- ler. Beslenme, ağız ve sindirim yolu yerine damar yoluyla yapılır veya sindirim kanalındaki hadisenin distal tarafına ya da tıkalı olan kısmın aşağısına sonda veya kateter yerleştirerek sindirim alanının herhangi bir bölümüne yüksek kalorili yiyecekler verilir. Yemek borusu kanseri olan bir hastayı ele alırsak ağızdan besleyemezsiniz. Midenin bütününü kapsayan bir tümörde veya distal kısmında boşluk varsa oraya karın yoluyla bir kateter yerleştirerek dışarıdan gavajla yiyecekleri verebilirsiniz.

Değerli milletvekilleri, hastaların çoğu ağız yoluyla aldığı besinlerle beslenirler. Nişastalar, yağlar ve proteinler olarak bu besinler üç ana grupta toplanır. Vitamin ve mineralleri de tamamlayıcı olarak veririz. Sıvılar sebze ve meyvelerle veya ilaç olarak hastalarımızın ihtiyaçları dışarıdan verilir.

Karın bölgesinden yaralanan hastalar, ister kurşun ister şarapnel isterse cerrahi travma sonucu olsun, bağırsakları devamlı bozulduğu takdirde, ağızdan besleyemezsiniz. Ağızdan beslemeye devam ederseniz, bağırsak sekresyonu o travmalı delikten dışarı taşar. Burada -bu olaya biz fistül diyoruz- safranın deterjan etkisi ya da pankreas salgıları nasıl aldığımız proteinleri sindiriyorsa, hastanın kendi dokusunu sindirir. Küçücük bir delik, bir an için, karın ön duvarının tamamının sindirilip yok olması anlamına gelir. Bazen buradaki, bağırsaktaki yarayı tamir ederiz ancak bu tamirler bazen tutmaz, dikişler atar. Bağırsak içeriği karından, yara yerinden dışarıya sızar. O zaman, bu hastalara biz ağız yoluyla gıda veremeyiz, damar yoluyla beslemek zorundayız. Total parenteral nutrisyon dediğimiz, her şeyi, yağı, proteini, karbonhidratı damar yoluyla vermek zorunda kalabiliriz.

Damar yoluyla beslemenin de bazı kuralları var. Bir kanser hastasına total parenteral nutrisyon yapıyorum diye yüksek kalorili sıvı beslenmesini yapamazsınız. Bu sefer, verdiğiniz sıvı gider kanser dokusunu besler. Siz kanseri hızlandırır, büyütürsünüz.

Değerli milletvekilleri, eskiden damar yoluyla verilen sıvıların miktarı, çeşitleri azdı. Günümüzde, bu konuda çok ciddi, büyük sanayiler kuruldu ve yağlı solüsyonlar, emülsiyonlar da artık damar yoluyla verilebilmektedir. Bazen, hastayı gavaj dediğimiz, blender'dan çektiğiniz yiyecekleri sıvı hâle getirip bir kateter yoluyla verebilirsiniz ya da tümör yemek borusunu tıkamıştır, burundan incecik fe- eding dediğimiz bir besleyici tüp sokabilirsiniz, o yolla hastayı uzun süre beslemek zorunda kalırsınız. Hastanın hastalığı hastada bir çöküntü oluşturmuştur, beslenmesi de bozulursa durumu daha çok sarsılacaktır. Onun için, bu tür beslenme yollarına çoğu zaman hastanelerimizde başvurulmaktadır. Elimizdeki Kanun, geçmiş Kanun, bunların hiçbirine imkân vermemektedir. Hekimin tercih edeceği tabii ki en faydalı yol ağızdan beslemektir ama şartlar bazen buna imkân vermez.

Günümüzde, yine, teneke kutularda meyve suyu gibi satılan, yüksek kalori içeren ensure denilen gıdalar ağızdan içirilerek veya sondadan enjekte edilerek, karındaki fistüllerin kapatılması için 3.500 kalori gibi yüksek değerlere çıkabiliyoruz.

Vücudun büyük bölümü yanık ve yaralı olan hastaların beslenmesi de özel olarak damar yoluyla sağlanır. Yanıklarda, özellikle kısa sürede doku arasına sızmış olan protein ve sıvıların hastayı solunum yetmezliğinden götürebileceği ya da beyin ödeminden götürebileceği durumlar vardır; o dönemde hızlı, yüksek su çeken proteinler damar yoluyla verilerek bu ödem çözülür ve bu hayati önemi haiz bir girişimdir, hastayı kısa sürede ölmekten kurtarabilirsiniz.

Kanseri alınmamış hastayı -biraz evvel söyledim- yüksek kalorili sıvıyla besleyemezsiniz.

Değerli milletvekilleri, günümüz gelişmeleri durağan değildir, doğrularımız da değişebilmektedir. O nedenle, hastanın beslenmesini doktor ile diyetisyen, damar yoluyla beslenmesini ilgili doktoru ve bu konuda özelleşmiş genel cerrah veya gastroenterologlar düzenlemektedir. Tabii, özellikle bu nutrisyonel maddeleri üreten firmalar da hastanelerde beslenme uzmanı sertifikası vererek kendi ürünlerini pazarlamak gibi bazı girişimlerde de bulunmaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, bazı hastalıklarda ekmeği, bazısında peyniri veremezsiniz. Alerjisi olan hastaların da duyarlığı olduğu gıda maddelerini tedavisinden çıkarmanız gerekir. Şeker hastasına ölçüyle şeker veya nişastalı gıdayı, böbrek yetmezliği olana proteini ve tuzu, tansiyon hastasına da tuzu sınırlamak zorundasınız. Eski Kanun'umuzun olduğu dönemde, normal beslenme ve diyet diye iki ayrı beslenme türü de yoktu, bu gibi hastalara özel diyet verilemiyordu.

Dengeli beslenmede günlük protein miktarı, sağlıklı insanda kilo başına 1 gramdır. Zaman zaman Türkiye'de kişi başına tüketilen etin miktarının az olduğu gibi iddialar var. Bunu düzeltmek için söylüyorum. Mesela, 70 kiloluk bir insan 35 gram hayvansal protein almalıdır kilo başına. 100 gram ette 20 gram protein bulunur. 175 gram hayvansal et yemesi o kişi için yeterli olacaktır. Alternatif olarak süt ve yumurtanın yenilmesi hâlinde de et miktarı daha aşağı çekilecektir.

Şimdi "Gülhane ya da askerî beslenmeyle ilgili konuşuyorsunuz, tıbbi bilgi verir gibi bir hâliniz var..." Bu, bize de lazım, halka da lazım. O nedenle, öyle bir konuya giriyorum.

Askerin ve hastanın beslenmesi, onlardan beklenen iş yükü veya doku tamiri için hastanın ka- tabolik fazdan -yani, yıkım fazından- anabolik faza geçişiyle mümkündür. Sırtında 35 kilogram yükle günde 35 kilometre yürüyen askerle, günde iki saat spor yapan askerin kalori ihtiyacının farklı olduğu açıktır. Kış şartları ile yazın beslenme ihtiyacı da farklı olduğu gibi, hareket hâlinde de kumanyayla beslenme türleri vardır.

Değerli milletvekilleri, beslenmenin bir diğer öğesi de gıda güvenliği meselesidir. Satın alma ve ihalede bu konuda kolaylık olmalıdır. Fiyat, tek parametre olarak alınmamalıdır. Bir kısım tahıl ve sebzeleri hibrit tohumları ithal yoluyla ülkemize alınmaktadır. Verimi artırmak için geniyle oynanmış tohumlarla üretilen tahıl, baklagil ve sebzelerin on yıllık takipleri yapılamamıştır ve her yıl da tohumlarımızı değiştiriyoruz. Gıda maddelerinin ambalajına "GMO" genine müdahale edilmiş, geniyle oynanmış gıda diye yazmıyoruz.

Bütün bunları anlatmamızın nedeni, sadece silahlı kuvvetlerin alacağı gıdalarla ilgili değil, bu vesileyle halkımızın sağlıklı beslenmesiyle ilgili de sorumluluğumuzdandır.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu ülkenin gıda güvenliği sorumluluğu Sağlık Bakanlığından alınmış, bir kanunla Tarım Bakanlığına teslim edilmiştir. Büyük bir yanlıştır. Gıda üreticilerini, bozuk gıda üretenleri korurken insan sağlığını ihmal eden bir uygulamadır. Derhâl vazgeçilmesi gerekir.

Doktor ve diyetisyenin birlikte beslenmeyi düzenlemeleri, 1934 sayılı Kanun'la mümkün değildir.

Gelişmelerin ışığında yeni beslenme modelleri, çeşitlenmiş gıda türleri, farklı hastalar ve efor beklentimiz yüksek askerlerin beslenmesiyle ilgili yeni düzenlemeye imkân verilmelidir. Ancak biraz evvel söylediğim gibi, ülkemizin gıda üretim zincirinden tüketim zincirine kadar denetimde artık doktor, gıda kontrol mühendisi ya da çevre, gıda uzmanı yoktur. Çıkarılan tasarıyla, Sağlık Bakanlığından Tarım Bakanlığına 500 tane çevre, gıda elemanı gönderilecekti ve onlar denetleyecekti. Onun için, ülkemizin geleceği, gıda bakımından çocuklarımızın geleceği risk altındadır. Tokat'ta bir deprem oluyor, Türkiye'nin en güzel suyu Niksar suyu bozuluyor yer altından karışan maddelerle ve biz ruhsatını iptal edebiliyorduk. Ama bugün bu tür şeyler yapılamıyor.

Gelişmelere ayak uyduran bilimsel beslenme türlerini tercih etmeliyiz. Statik beslenme rasyonu- nun yerine, değişken ve değişime ayak uyduran yeni düzenlemeye MHP Grubu olarak destek veriyoruz. Bu arada, revirdeki beslenmenin hastane statüsünden farklı düşünülmesi, israf ve mübalağadan kaçınılması, bu gıda sunum şekillerinin gerçek hastalardan esirgenmemesini istiyoruz.

Çok pahalı beslenme şekillerinin istismarının -biraz evvel yönetmelik dendi- bir iç genelgeyle de engellenmesi dileğiyle, bu tasarıya olumlu oy vereceğimizi ve bu tasarının Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına sağlık ve sıhhat getirmesini diliyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Durmuş (MHP, Kırıkkale). “Türk silahlı kuvvetleri hasta beslenme kanunu beslenme kanunu tasarısı ve milli savunma komisyonu raporu hakkında (s. sayısı 49)”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 21 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-durmus-23-2007-11-21-turk-silahli-kuvvetleri-hasta-beslenme-kanunu-beslenme-kanunu-tasarisi (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c005/b023/tbmm230050230390.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
