# Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Durmuş (MHP, Kırıkkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim
- **Tarih:** 18 Haziran 2008
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-durmus-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238

> Osman Durmuş (MHP), 18 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.238)); konuşma 936 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 238 sıra sayılı Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, üniversiteler, Türk milletinin ihtiyacı olan bilgi ve teknolojiyi sanayicilerimizle iş birliği hâlinde üretip, kalkınmamızda temel dinamizmi sağlayacak kuruluşlardır. Bu kuruluşlar, sadece yüksek bilgi ve teknolojiyle donanmış meslek mensubu eleman yetiştirmek göreviyle de sorumlu değildir. Aynı zamanda yüksek teknolojiyi, bilgiyi üretmekle de sorumludurlar.

Siyasetçiler, üniversiteyi şehrimize gelen bir yatırım, inşaat istihdamı sağlayan bir tesis veya şehrimize yerleşen öğrenci nüfusunun getirisi olarak düşünmektedirler. Üniversite, öğretim elemanları, bina ve bir tabelayla ifade edilemez. Sosyal gelişme ve şehirleşme gelişimine etkileri yadsınamaz.

Değerli milletvekilleri, bir öğretim üyesi doktoradan sonra, on beş yıllık bir deneyimden sonra gerçek öğretim üyesi hüviyetini kazanabilmektedir. Bu da mesleğine özen gösteren ve saygısı olan kişiler için geçerlidir.

Bugün Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da rektörlük seçimleri var. Bu seçimlerde rektörler, ikinci dönem seçilebilmek için, belli bir kontenjan düşünmeden, ayrımı yapmadan önümüzdeki seçimde kendisine oy verecek sayıda öğretim elemanı almaya çalışmaktadırlar. Bu da klasik üniversitelerimizin kadrolaşmasına ve hantallaşmasına sebep olmaktadır. Özellikle rektör ikinci dönem seçilmedi, her dört yılda bir yenilendiyse öğretim üyesi sayısı o oranda artmaktadır. O bakımdan, her üniversiteye alınanın öğretim üyesi sıfatını taşıması için asgari on beş yıllık bir süreye ihtiyaç vardır.

Değerli milletvekilleri, Kırıkkale Üniversitesinin on iki yıldır, on iki binası inşaat hâlindedir. Bu binaların tamamlanması için gereken ödenek 16 milyon YTL gibi cüzi bir paradır. Her yerde temel atıp sonra da o temelleri unutmak galiba bir kısım siyasetçilerin gelenek hâline getirdiği uygulamadır. Bu ülke kamyonlarla taşınan temel betonlarını görmüştür. Kırıkkale Üniversitemizin on iki yıldır yapımı sürmektedir. Üstüne on iki yıldır kar yağmış, yağmur yağmış, inşaatın tamamlanması hâlinde, zaten demirleri korozyona uğramış veya betonla ayrışmış, yıkılmaya hazır bina hâline gelecektir.

Değerli milletvekilleri, bir üniversiteye rektör atarken “senin benim yandaşım” ayrımına girmeden, bu üniversite için birikimi var mı, üniversitenin yatırımlarını hızlandırabilecek mi, üniversitenin bürokrasiyle ilişkisini düzenleyebilir mi, o üniversiteye eleman yetiştirebilecek mi; bütün bunları değerlendirmek gerekir.

Kırıkkale Üniversitesi bir bakıma şanssız bir üniversitedir. Üniversite rektörü olarak atanan Sayın Bakan Atalay dinlemeye takılmıştır ve cemaat kadrolaşması yaptığı devletin bütün mekanizmaları tarafından tespit edilmiştir. Rektör görevden alınmış, kadroları tasfiye edilmiş, ancak üniversite bina ve teknolojileri emsalleriyle mukayese edildiğinde hâlâ gecekondu üniversitesi hüviyetindedir.

Sayın Bakan Çelik ve Sayın Ekren’le Kırıkkale Üniversitesinin yarım kalan binalarının bitirilmesi için görüşme yaptık. Hızlandırmada Kırıkkale Üniversitesine gereken paranın verilebileceği söylenmiştir. Bunun akıbeti sorulduğunda da Sayın Çelik “Biz böyle bir söz vermedik.” diyebilmiştir.

Sayın milletvekilleri, sigara yasasını bu Mecliste birlikte geçirdik. Vatandaşların talepleri eskiden siyasetçiler tarafından sigara paketine yazılırdı, hiç değilse sigara bitene kadar o talep orada kalırdı. Şimdi taleplerimizin bir sigara paketi üzerindeki not kadar değeri yok, yok sayılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, iki ayrı konuya daha değinmek istiyorum. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 7/l maddesi, 13/b maddesi ve 40/b maddesinde antidemokratik ifadeler yer almaktadır. Bunlar, geçmişte, öğretim üyelerinin sürgün ve kıyımında kullanılmıştır. Hukuk devleti cezaya, ezaya ve şiddete dönüşmemelidir. Bir öğretim üyesi, rektörün döner sermayeden pay almamasını söyleyince, profesör olan, başhekim olan bu öğretim üyesi ”Görevinde yetersizliği görülenler altı ay bir başka üniversitede denenir ya da görevine son verilir.” 7/I maddesine takılmış ve maalesef, Erciyes Üniversitesinden bir profesörümüz, başhekimlik mevkisine gelmiş, ana bilim dalı başkanı olmuş, o güne kadar yetersizliği görülmeyen profesörümüz Pamukkale Üniversitesine daha önceki dönemlerde altı ay sürülmüştür.

Dün, üniversitede konuşanlar sürgün ediliyordu, bugün Ulaştırma Bakanı tüm vatandaşa konuşmamayı tavsiye ediyor! Farklı ekol ve gruplarda maalesef bu sürgün devam etmektedir. Biri konuştuğu için sürgün edilirken diğeri “Dinlenmek istemiyorsan konuşma kardeşim.” diyor! Anayasa, İnsan Hakları Beyannamesi yok sayılıyor. Bu durum suçtur, Hükûmet düşürebilecek bir suçtur değerli milletvekilleri.

Diğer konuya gelince: Üniversitelerde öğretim elemanlarının emekliliğe yansıyan ücret ve emekli maaşları maalesef insanca yaşama düzeyinin çok altındadır. Bu ülkede altmış beş yaşına kadar bilim adına hizmet eden bu insanlarımızın maalesef, pazarların dağılma saatinde alışverişe gitmeleri ve yoksulluk sınırında yaşamaları hepimiz için utanılacak bir durumdur. Buradan Maliye Bakanına ve Sosyal Güvenlik Kurumuna istirham ediyorum: Ek ders ücretleri ve döner sermaye gelirleri emekliliğe esas ücret gibi değerlendirilmelidir ve sosyal güvenlik primi bu gelirlerden kesilmelidir. Yaşlılıkta öğretim üyesini muhtaç duruma düşürmemek için bu bir zarurettir.

Değerli milletvekilleri, ehliyet ve liyakate önem veren, ilmî düşünceyi her şeyin üstünde tutan bir üniversite istiyoruz. Bu taleplerimizi fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir üniversite gençliği ancak karşılayabilir.

Ülkemizin birlik ve beraberliği ve dirliği için, ülke meseleleriyle ilgilenen, iyi eğitilmiş, iyi meslek sahibi gençlere ihtiyaç vardır. Önce kendilerini ve ailelerini kurtarmaları dileğimizdir. Bilgiden önce malumat sahibi olan nesillerle bu ülkenin kalkınması mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, umuyor ve bekliyorum ki Atatürk ve Türk milletini seven, bu millete mensup olmaktan gurur duyan bir nesil yetiştiririz ve eğitim kurumlarımızı, dünyada bilgi üreten, diğer medeni ülkelerle yarışabilen bir hâle getirebiliriz.

Burada bir diğer konuya değinmek istiyorum. Harran Üniversitemizde benim öğrencim olan ve tıpta uzmanlık eğitimi alan bir kişi, daha birinci senesinde yardımcı doçent olarak atanıyor ve orada bir doçent yok, bir profesör yok. Bu üniversitemiz orada tıpta uzmanlık eğitimi veriyor.

Bakınız, Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde, uzmanlıkta beş yıllık kıdemini doldurmamış kişi şef muavini olamaz, on yılını doldurmayan kişi şef olamaz. Şefi olmayan, yani on yıllık deneyimi olmayan bir şef yoksa, orada uzmanlık eğitimi verilemez.

İş üniversiteye gelince yeni mezun bir uzman hekime siz uzmanlık eğitimi verdiriyorsunuz ama Sağlık Bakanlığı hastanelerinde on yılını doldurmamış, şeflik imtihanında başarıya ulaşmamış kişiye eğitim verdirmiyorsunuz. Burada bir standardı yakalayamayız. Üniversitelerimizin eğitim düzeyleri arasında maalesef bir uçurum gelişiyor.

Eğitimde bir standardı yakalayabilmek için özellikle -YÖK Başkanımız burada- biz şunu istedik: Tıpta uzmanlık eğitimi alan kişiler en az altı aylık süreyle üniversite hastanelerinde, üniversitede göreve başlayan uzmanlık eğitimi öğrencileri de en az altı ay Sağlık Bakanlığı hastanelerinde bir staj dönemi geçirmelidirler ve bunların mezuniyet sınavlarında, uzmanlık sınavlarında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Durmuş (MHP, Kırıkkale). “Yükseköğretim kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.238)”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-durmus-23-2008-06-18-yuksekogretim-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-238 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
