# Türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:234)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Durmuş (MHP, Kırıkkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim
- **Tarih:** 31 Temmuz 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:234)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-durmus-23-2008-07-31-turkiye-bilimsel-ve-teknolojik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kan

> Osman Durmuş (MHP), 31 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:234)); konuşma 987 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 234 sıra sayılı yasanın 4’üncü maddesiyle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, gerçekten, uzun yıllar, Türkiye’de bilim ve teknolojiyi eğitim alan ve eğitim verenlere sevdiren ve bu konuda araştırma yapanlara ciddi destek veren güzide bir kurumumuzdur. Her ne kadar zaman zaman araştırmalar arasında tercihler, seçilmeler, ciddi araştırmalar ödüllendirilmese de, ciddi bir görevi ifa eden bir kurumumuzdur.

Değerli milletvekilleri, özellikle bir konuda dikkatlerinizi çekmek istiyorum. 2001 yılında, Avrupa Birliği fonlarına, 57’nci Hükûmet döneminde 365 milyon dolar, araştırma fonuna, Türkiye bütçesinden para aktarılmıştır. Yani Türkiye Cumhuriyeti devleti, Avrupa Birliğinin üyesi olmadığı hâlde, oradaki araştırma fonlarına, Türkiye’deki araştırmacılar istifade etsin diye 365 milyon dolar para aktarmıştır. Gerek Avrupa Birliği Araştırma Değerlendirme Kurulu gerekse TÜBİTAK, Türkiye’de proje hazırlayanların projelerini değerlendirmede biraz yavaş ya da isteksiz davranıyor. Özellikle AKP’ye yakın ya da o Kurulda çalışanlara yakın insanların araştırmaları değerlendiriliyor, diğerleri kale alınmıyor.

Değerli arkadaşlarım, bu para, Türkiye’nin bütçesinden çıkmıştır. Türkiye’deki yapılan araştırmalarda Avrupa Birliğine verdiğimiz nakdin üçte 1’ini dahi kullanamıyoruz. Onun için ben şunu söylemek istiyorum: Buralarda görevli arkadaşlarımız, araştırmacının siyasal kimliği ne olursa olsun, eğilimi ne olursa olsun Türkiye’den çıkan tüm araştırmaları titizlikle incelemeli ve Avrupa Birliği fonlarına verdiğimiz paraların Türkiye için kullanılmasına fırsat vermelidir. Üzülerek ifade ediyorum, bu konuda proje hazırlayan arkadaşlarımın da birkaç projesi reddedilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bilim adamı saygıyı, özellikle bilime gösterdiği saygı, bilgi birikimi ve çevresinde yarattığı etkiyle sağlar. Bilim adamları siyaset erbabının himmetine muhtaç hâle gelmemelidir. Özellikle üniversitelerde rektörlük atamalarında, bilimsel kurulda, Türkiye Bilimsel Araştırmalar Kurulu, Teknolojik Araştırma Kurumu ya da TÜBA’da o görevlere gelebilmek, bilim kurullarına seçilebilmek için birden fazla adayı Başbakana havale edeceksiniz. “Efendim, bilim kurulları seçiyor.” Ee doğrudur. “Odalar Birliği seçiyor.” O da doğrudur. Acaba Odalar Birliğine Başbakan rica etse “şu 3 adamı önerin” dese Odalar Birliği Başkanı “hayır” mı diyecek veya “şu 6 adamı önerin” dese “hayır” mı diyecek? Hiç sanmıyorum.

Peki, her noktaya 2 aday gösterdiniz. Başbakana, bu 2 aday araya tavassutçu sokacak. Bu bilim adamıysa, Başbakana hatır, gönül elemanı sokmamalı. Bilim adamı boyun eğmemeli, dik olmalı, ilmin verdiği saygınlığı korumalı. Ama bilmiyorum bizim Başbakanın eğitim düzeyi nedir, lisans mıdır, yüksek lisans mıdır. Ben şahsen lisans eğitimlilerin yönetim kuruluna atanmasını da, Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumunun bilim kurullarına seçilmesini de hazmedemiyorum.

Efendim “Kendi sahasında özel sektörde on yıl çalışarak temayüz etmiş kişi…” Peki, bu Hasan Celal Güzel olabilir mi, bu Besim Tibuk olabilir mi, hatta bir Banker Bako vardı, o olabilir mi? Hakikaten ben zaman zaman düşünmüşümdür, Türkiye’nin bütçesini bu adama teslim etsek, bu kadar albayı, profesörü, okumuşu aldatıp parasını alan adam herhâlde ekonomiyi de, bütçeyi de daha iyi yönetir.

Değerli arkadaşlarım, bilim farklı bir şey. Bakın, ben yarı siyasetçi yarı bilim adamıyım. Ama ben bugün bilim adamı sayılamam. Niçin? Bilgi birikimim olabilir ama mesaimin büyük bölümünü siyasete ayırıyorum. Bilim eskir… Bilim adamı eskir daha doğrusu, bilim yenilenir. Yeniliği takip edemezseniz, beş yıl kendi branşınızla ilgilenmezseniz siz bilim adamı hüviyetini kaybedersiniz. Biz, kendi sahasında temayüz etmiş, lisans eğitimi almış, on yıl bilgi birikimine sahip bir kişiyi TÜBİTAK’ın Bilim Kuruluna seçiyoruz. Bunlar yanlış. Dahası, lisans eğitiminin ötesine geçmemiş siyaset erbabının bunun bilimsel değerlendirmesini yapmasını istiyoruz.

Biz bu kürsüden zaman zaman konuştuk, şefliklerin atamalarında da konuştuk, “Üniversite doçentlik jürilerine girme yeteneğine sahip olan profesörlerden oluşturun Sağlık Bakanlığının jürilerini.” dedik.

Eyvah ki eyvah! Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumunun bilim kurullarını seçecekler bile profesör değil! Her profesör de olmaz işin aslı. Diploma değildir, Sayın Sağlam bilir bunu; bu işin aslı diploma değildir. Ben biliyorum, yüksek lisans, doktora, hatta doçentlik, profesörlük payesini verdiğiniz birçok kişiye hastanızı emanet edemezsiniz, bilimi de emanet edemezsiniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - O zaman?

DEVLET BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Ee!

OSMAN DURMUŞ (Devamla) – O zaman… O zaman şu: Kendi bilim sahasında temayüz etmiş ve bilimsel dernekler arasında herkesin otorite olarak kabul ettiği insana emanet edersiniz. Türkiye’de genetik araştırmalar yapılıyor, hematolojik araştırmalar yapılıyor ama siz gen araştırmaları konusunda özellikle, zannediyorum 2000 yılında Bilim ve Teknik Dergisinde peş peşe yayımlanan üç dört makale vardı. O gün Türkiye “Babuna olayı” ile çalkalanıyordu, ama orada namuslu bilim adamları, gen incelemelerinin dünyayı nereye götürdüğünü, burada biyolojik silahtan tutun hastalıkların iyileştirilmesine kadar ne gibi açılımların olduğunu o günün şartlarında iktidar baskısına aldırmadan yazabiliyorlardı. Bugün, Bilim ve Teknik Dergisinde hükûmet baskısı olmadan bu nitelikli yazıların yazılıp yazılmayacağına dair endişelerim var.

Değerli arkadaşlarım, Başbakan siyasetin, yürütmenin başıdır, saygın bir makamı vardır, ona saygı gösteririz. Ama, bilimin seçiciliğinde Başbakan olmamalıdır. Bilim adamının seçiciliğinde bilim bakımından yeterliliğine inandığımız ve o meslek grubu dernekleri tarafından yeterliliği kabul görmüş bilim adamlarının seçmesi daha aklidir, daha ilmîdir, daha mantıklıdır.

Şimdi, düşünün 550 kişilik… Devletin okullarından veya yurt dışından mezun olmuş birçok parlamenter var burada, mesailerini kendileri düzenleyemiyorlar. Tabii ki, yürütmenin talepleri karşılanır, ama her gün önümüzdeki gündem değiştiriliyor. Niçin? Başbakanımız istediği için! Parlamento böyle çalışırken, 4’üncü maddede ifade edilen, Bilim Kurulundaki şu projelerle ilgili “Şu projeyi istiyorum.” diyor Başbakan. Onu yapamayacak, o konuda mesaisini ayıramayacak bilim kurulu düşünebiliyor musunuz? Çünkü, atayan o.

Buralarda bazı ölçü değişiklikleri yapmamız lazım. Ben Parlamentonun hafife alınmasını asla doğru bulmuyorum. Parlamento içinden çıkan yürütmenin hafife alınmasını doğru bulmuyorum. Bakanları saygın buluyorum. Başbakanı saygın bulmak istiyorum, ama “her şeyi ben yönetirim” anlayışıyla her şeyi yönetenler bir gün Roma’nın en yüksek yerine çıkar, o Roma’yı yakar!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Durmuş.

OSMAN DURMUŞ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bu düşüncelerimi özellikle bilime saygısı olanlar, demokrasiye saygısı olanlar, istişare ve aklın öne alınmasını düşünenler olarak yüce heyetinizden istirham ediyorum, bilim adamlarından istirham ediyorum, Bakanlar Kuruluna giren bilim adamlarından istirham ediyorum; bazen Başbakanın her dediği yapılmaz. İlmî doğruları söylersiniz, “Buna rağmen yapıyor musunuz? O zaman buyurun sorumluluğu alın.” dersiniz. Bizim hukukta bir kuralımız var: Konusu suç teşkil eden emir, yazılı da verilse uygulanmaz. Bu, konusu suç teşkil eden bir emir değil ama keyfîlik teşkil eden bir emirdir. Gelin, bilim kurullarını bilim adamlarına teslim edelim, bilim adamlarının da şarlatan olanlarına değil, gerçek bilim adamlarına teslim edelim diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Durmuş (MHP, Kırıkkale). “Türkiye bilimsel ve teknolojik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:234)”. TBMM Genel Kurulu, 138. Birleşim tutanağı, 31 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-durmus-23-2008-07-31-turkiye-bilimsel-ve-teknolojik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kan (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
