# Kat mülkiyeti kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı ve adalet komisyonu raporu (s. sayısı: 35)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Ertuğrul (MHP, Aksaray)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim
- **Tarih:** 13 Kasım 2007
- **Gündem:** KAT MÜLKİYETİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (S. SAYISI: 35)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ertugrul-23-2007-11-13-kat-mulkiyeti-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasarisi

> Osman Ertuğrul (MHP), 13 Kasım 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAT MÜLKİYETİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TASARISI VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (S. SAYISI: 35)); konuşma 1.274 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA OSMAN ERTUĞRUL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nu görüşmek üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyor, yüce Meclisimize çalışmalarında başarılar diliyorum.

Bugün, Meclisimiz tarihî bir gün yaşadı. İsrail Cumhurbaşkanı Sayın Peres ve Filistin Devlet Başkanı Sayın Abbas Meclisimize hitap etmişlerdir. Bu vesileyle, bundan sonra Orta Doğu’da savaşın son bulmasını, İsrail ve Filistin devletlerinin barışı bir an önce sağlamalarını temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Düzce depreminin sekizinci yılında, kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Cenabı Allah’tan milletimize bir daha böyle acılar göstermemesini niyaz ediyorum. Bu vesileyle, yaşadığımız acı tecrübeye rağmen, deprem olmadan önce alınması gerekli tedbirlerin hâlâ yeterli olmadığını, Hükûmetin bu anlamda süratle çözüm üretmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Konut, insan hakları kapsamında değerlendirilen bir haktır. Anayasa’mızda da herkesin sağlıklı bir çevrede insanca yaşanabilir konutlarda barınabilmeleri için devletin gerekli tedbirleri alması öngörülmüştür. Ülkemizde 20 milyona yakın konut vardır, bunun yüzde 40’ı tamir ve tadilata ihtiyaç duymaktadır.

İnsanca yaşanabilir konutların, sağlıklı bir çevrede, yeterli sosyal donatılarına sahip olması gerekmektedir. Oysa, plansız kentleşme, gecekondulaşma ve afete maruz yerlerdeki yerleşimler nedeniyle konut stoku büyük oranda bu niteliklere sahip bulunmamaktadır. Mevcut konut stokunun çoğunun dönüşüm ihtiyacı bulunmaktadır. Bu çerçevede, gecekondulaşmanın önlenmesi, konutların niteliklerinin artırılması ve afete maruz bölgelerdeki konutlarla ilgili dönüşüm programlarının hayata geçirilmesi, dar gelirlilere dönük sosyal projelerin geliştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir.

1930’larda başlayan kaçak yapılaşmanın ilk örnekleri, 1950 sonrasında büyük kentlerde yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu dönemde, yasal ve kurumsal zaaflarla birlikte, ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi ve ekonomik ortamın popülist politikalar ve uygulamaları besleyen yapısı, imar ve yapılaşma konularında ihmallerin, ihlallerin ve kaçak uygulamaların hızla artmasına yol açmıştır. Barınma amaçlı gecekondu ile başlayan kaçak yapılaşma, özellikle 1980 sonrasında nitelik değiştirerek kentsel rantlardan pay kapma amaçlı alternatif bir sektör hâline gelmiştir. Kaçak yapılaşmanın kapsamı, gecekondudan lüks konut, alışveriş merkezi, sanayi, depolama, tarım ve turizm yapılarına kadar çeşitlenen bir yelpaze içerisinde tüm sektörlerde yaygınlaşan toplumsal bir hastalık düzeyine ulaşmıştır. Kamu arazilerinin yağmalandığı, tarım ve orman alanlarının yok edildiği, içme suyu havzalarının işgal edildiği; gecekondu mafyası, arsa mafyası gibi illegal örgütlenmelerin devreye girdiği bu süreçte, kaçak yapılaşma, kamu arazilerini yağmalayıp satan belli bir kesim için büyük miktarlarda haksız ve kayıt dışı kazanç elde etme aracı olmuştur.

Kat Mülkiyeti Kanunu’nu görüşürken, aslında, soruna, genel olarak şehirleşme, konutların nitelikli hâle getirilmesi, afete karşı alınacak tedbirler, imar, ruhsat ve benzeri izinler ile denetime ilişkin hususlar ve kayıt dışılık açısından bütünlük içinde bakılması gerekmektedir.

Bugün, Türkiye’de, ruhsatsız konut sunumunun fazlalığı nedeniyle nitelikli konut sorunu yaşanmaktadır. Büyük kentlerimizde, kentsel alanların ve kent nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı, mevzuat dışında tamamen kaçak olarak yapılaşmış bölgelerden oluşmaktadır.

Başbakanlık Konut Müsteşarlığının 2002 yılında yaptığı 2010 dönemi konut ihtiyacı araştırmasına göre, Türkiye’de toplu konut stoku içerisinde ruhsatsız konutların ya da başka bir deyişle mevzuat hükümlerine tümden ya da bir bölümüyle aykırı kaçak konutların oranı yüzde 38’e ulaşmıştır. Kentsel yerlerdeki konut stokunun ortalama yüzde 62’si ruhsatlıyken, yapı kullanma izni sahiplik oranı yüzde 33’tür. Tadilat gerektiren konut oranı yüzde 38’dir. Yirmi yaş üzeri konutların oranı ise yüzde 60’dır. Bu rakamlar, sorunun boyutunu ve alınması gereken tedbirlerle, yapılması gerekli düzenlemelerin kapsamının genişliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bu tasarının da hazırlanmasına sebep olan hadise, bilindiği gibi, son yıllarda kentleşme ve yapılaşmada meydana gelen değişiklikler ile çağın afeti olarak nitelendirilen, 1999 yılında yaşanan iki büyük deprem ve sonraki süreçte ortaya çıkan olaylardır. 1999 depremi, ülkemizde, kentleşme, imar ve ruhsata ilişkin izinler, inşaat yapımcıları ve denetim mekanizmasıyla ilgili olarak ne denli eksiklikler olduğunu acı tecrübeyle ortaya koymuştur. Bu süreçte, 57’nci Hükûmet döneminde, bir yandan depremin yaraları sarılmaya çalışılmış, bir yandan da bu alandaki eksikliklerin giderilmesine dönük olarak zorunlu deprem sigortası, yapı denetimi gibi yapısal düzenlemeler yapılmıştır.

Marmara ve Düzce depremleri sonucunda, bir yılda 2.500’ü hibe olmak üzere 43.053 kalıcı konut tamamlanarak depremzedelere teslim edilmiştir. Konut edindirme kredisiyle de 7.832 aile konut sahibi olmuştur. Her türlü zorluğa rağmen, 50.000’in üzerinde kalıcı konut çok kısa bir sürede tamamlanmıştır.

Ayrıca, bu süreçte, 12.514’ü hibe olmak üzere 44.107 geçici iskân yeri sağlanmış ve 220.535 afetzedenin geçici iskânı kısa sürede tamamlanmıştır. 61.112 ağır hasarlı, 61.277 orta hasarlı bina için hak sahipliği kabul edilmiştir. 60.503 binanın enkazı kaldırılmıştır. Yapılacak konutlar için 1.748 hektar alan kamulaştırılmıştır.

Diğer taraftan, yine, daha önceki süreçte, binaların güçlendirilmesi, yıkılıp yeniden yapılması talepleri karşısında Kat Mülkiyeti Yasası’nda özellikle muvafakatla ilgili eksiklikler ortaya çıkmış, yürürlükteki Yasa bunlara çözüm olamamıştır. Yüzlerce kişi mağdur, çok sayıda kişi mahkemelik olmuştur. Geçen beş yıllık dönemde ise Hükûmet bu sorunu görmezden gelmiş, düzenleme yapmamış ve insanların mağduriyetlerine seyirci kalınmıştır.

Bilindiği gibi, mevcut Yasa, belli bir arsa üzerine yapılmış birden çok bağımsız bölümü kapsayan tek bir yapı öngördüğünden, bağımsız bölümler üzerindeki mülkiyet hakkı, ortak yerler ve onlardan faydalanma, ana gayrimenkulün yönetimi, ortak giderlere katılma gibi hususlar düzenlenirken tek parsel, tek yapı düşüncesinden hareket edilmiştir. Şehirlere yönelik göçün gelişme göstermesi, şehir nüfusunun çok kısa sürede büyük artışlar kaydetmesi, gecekondu yapılarının çok sayıda bağımsız bölümü kapsayan büyük blok inşaata dönüşmesi ve bazen de aynı parselde ortak altyapı, yer ve tesislere sahip birden çok blok yapımının yer alması sonucu, uygulamada, özellikle, yönetim ve ortak giderlere katılma açısından sorunların ortaya çıktığı bilinmektedir.

Yukarıda belirtildiği gibi, aslolan, meseleyi, şehirleşme, kentleşme kültürü, afete karşı alınacak önlemler, izinler, denetim ve kurumsal yapılar gibi bütün boyutlarıyla ele alarak uzun vadeli, kalıcı tedbirler alınmasıdır. Bununla birlikte, kapsamlı düzenlemeler yapılana kadar, Kat Mülkiyeti Kanunu ile ilgili olarak yaşanan bazı problemlerin giderilebilmesine hizmet olacak tasarı, gecikmiş olmakla birlikte, bazı düzeltmeler yapılmak kaydıyla olumlu bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisince 02/06/2007 tarih ve 894 sayılı kararıyla İç Tüzük’ün 77’nci maddesinin birinci fıkrasına “Yenilenen tasarı veya teklifin tümü üzerinde görüşmelerden sonra önceki dönemlere ait rapor ve metinler, açıkça belirtilmek kaydıyla, komisyonca benimsenebilir.” hükmü eklenmiştir ancak yüzde 70’i yenilenmiş bir Parlamento ve Adalet Komisyonunda, 25 üyesinden 1 tanesi eski üye olup 24 tanesi ise yeni üyedir. Bu kadar milletvekilinin değiştiği Meclis ve Komisyonda, 77’nci maddeye istinaden, Komisyon maddeleri üzerinde hiçbir görüşme yapılmadan, geneli üzerinde kısa bir görüşmeyle, noktasına virgülüne dokunmadan, 77’nci madde gereği oy birliğiyle kabul edilen bir yasadır.

Bu yasayı yıllardır bekliyor ve milletimizin yararına olduğuna inanıyoruz, birçok mağduriyetlerin önüne geçecek ve faydalı olacak. Dolayısıyla, Komisyonda da oy birliğiyle kabul edilmiştir ama biz, inanıyor ve görüyoruz ki birçok yasa böyle değildir. Parlamentosunun yüzde 70’i değişmiş olan bir Meclis, bu dönemde seçilen milletvekillerinin de kanunların içeriğini tartışmadan, ne olduğunu anlamadan, kulaktan duyumlarla ve bilgi sahibi olan arkadaşlarla -bu uygulamaya karşı olsalar- Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran Adalet ve Kalkınma Partisi, Meclis çoğunluğuna güvenerek bazı kanunları aceleyle ve dayatmayla çıkarmaktadır. Bu uygulama, yanlış bir uygulamadır. Çıkartılacak olan yasaların komisyonlarda daha çok tartışılarak çıkarılması, anlaşılmasının kolay, uygulanmasının rahat ve adaletli olmasını sağlayacaktır, mağduriyetleri ve haksızlıkları giderecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasayla, önemli gördüğüm bazı değişikliklere de değinmek istiyorum. Taslakta, bittiği hâlde bir türlü kat mülkiyetine geçemeyen binalara, iki yıl içinde kat mülkiyetine geçiş zorunluluğu getiriliyor, bu durumda olanlara faiz affı getiriliyor. Buna göre de içinde oturulduğu hâlde kat mülkiyetine geçilmemiş binaların vergi ve harçları, bir defaya mahsus, faizsiz ve cezasız olarak alınacaktır. Binaların taşıyıcı kolonları, kirişleri ve perde duvarları binanın ortak yerlerinden sayılacak, herkes istediği gibi tasarrufta bulunamayacak; bir daire içinde kolon, kiriş, perde duvar gibi binanın bağımsız bölümlerinden birinde yapılması gereken çalışmalar, gerekirse başka bir dairede de sürdürülebilecek; vatandaşın konut sahibi olabilmesi için kredi almasında ve mevzuatta kolaylıklar sağlanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak, muhalefet partisi olarak, önümüze gelen önerileri, teklifleri ve yasaları doğru ve faydalı bulduğumuz oranda destek oluruz, eksik ve yanlışlarını gördüğümüzde uyarılarımızı yaparız. Bu uyarılarımızın dikkate alınmasını, hem komisyonlarda hem de Mecliste dikkat edilmesini bekleriz. Oy çoğunluğuna güvenip acele edilerek, gerekli araştırma ve bilgiler olgunlaştırılmadan çıkarılacak yasalar, telafisi mümkün olmayan, bedeli ağır yaralar açar.

Bu konularda daha duyarlı olmaya davet ediyor, Kat Mülkiyeti Yasamızın ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Ertuğrul (MHP, Aksaray). “Kat mülkiyeti kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı ve adalet komisyonu raporu (s. sayısı: 35)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 13 Kasım 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ertugrul-23-2007-11-13-kat-mulkiyeti-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-tasarisi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
