# Suriye'deki durumun oluşturduğu tehdit ve riskler çerçevesinde hudut, şümul, miktar ve zamanı hükûmetçe takdir ve tayin olunacak şekilde, türk silahlı kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ve gerekli düzenlemelerin hükûmet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için, türkiye büyük millet meclisinin 4/10/2012 tarihli ve 1025 sayılı kararıyla hükûmete verilen izin süresinin anayasa'nın 92'nci maddesi uyarınca 4/10/2013 tarihinden itibaren bir yıl süreyle uzatılmasına dair tezkeresi (3/1284)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 24. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Faruk Loğoğlu (CHP, Adana)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim
- **Tarih:** 3 Ekim 2013
- **Gündem:** SURİYE'DEKİ DURUMUN OLUŞTURDUĞU TEHDİT VE RİSKLER ÇERÇEVESİNDE HUDUT, ŞÜMUL, MİKTAR VE ZAMANI HÜKÛMETÇE TAKDİR VE TAYİN OLUNACAK ŞEKİLDE, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN YABANCI ÜLKELERE GÖNDERİLMESİ VE GEREKLİ DÜZENLEMELERİN HÜKÛMET TARAFINDAN BELİRLENECEK ESASLARA GÖRE YAPILMASI İÇİN, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN 4/10/2012 TARİHLİ VE 1025 SAYILI KARARIYLA HÜKÛMETE VERİLEN İZİN SÜRESİNİN ANAYASA'NIN 92'NCİ MADDESİ UYARINCA 4/10/2013 TARİHİNDEN İTİBAREN BİR YIL SÜREYLE UZATILMASINA DAİR TEZKERESİ (3/1284)
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=27272
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-faruk-logoglu-24-2013-10-03-suriye-deki-durumun-olusturdugu-tehdit-ve-riskler-cercevesinde-hudut

> Osman Faruk Loğoğlu (CHP), 3 Ekim 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SURİYE'DEKİ DURUMUN OLUŞTURDUĞU TEHDİT VE RİSKLER ÇERÇEVESİNDE HUDUT, ŞÜMUL, MİKTAR VE ZAMANI HÜKÛMETÇE TAKDİR VE TAYİN OLUNACAK ŞEKİLDE, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN YABANCI ÜLKELERE GÖNDERİLMESİ VE GEREKLİ DÜZENLEMELERİN HÜKÛMET TARAFINDAN BELİRLENECEK ESASLARA GÖRE YAPILMASI İÇİN, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN 4/10/2012 TARİHLİ VE 1025 SAYILI KARARIYLA HÜKÛMETE VERİLEN İZİN SÜRESİNİN ANAYASA'NIN 92'NCİ MADDESİ UYARINCA 4/10/2013 TARİHİNDEN İTİBAREN BİR YIL SÜREYLE UZATILMASINA DAİR TEZKERESİ (3/1284)); konuşma 875 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, yeni görevinizde sizi tebrik ediyor ve başarılar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin Meclise 2’nci defa getirdiği Suriye tezkeresi konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlar, yeni yasama döneminin halkımız ve ülkemiz için gerçek demokrasi ve tam özgürlükler doğrultusunda olumlu kararlara tanık olmasını dilerim.

Değerli milletvekilleri, Suriye’de Nisan 2011’de başlayan ve derinleşerek günümüze kadar gelen iç savaşın sona erdirilmesi için uluslararası platformlardaki diplomatik çabalar hızlanmış iken yeni yasama dönemini Hükûmet bir savaş tezkeresiyle açmaktadır. Bu tezkere savaşa karşı olan halkımıza saygısızlık ve AKP iktidarının ibret verici vurdumduymazlığının hazin hafifliğidir. (CHP sıralarından alkışlar) Hemen belirteyim ki Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin barış ve istikrardan yana olan konumundan çıkarılıp savaş çığırtkanlığı yapan bir ülkeye dönüştürülmesine daima karşı duracaktır.

Suriye’deki çatışmalarda ölenlerin sayısı 115 bini aşmıştır. Yüz binlerce yaralıya ek olarak, Birleşmiş Milletler Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonunun son raporu 6 milyon Suriyelinin yerinden edildiğini söylemektedir. Suriye’de savaşın her türlü bilançosu komşumuzda acil olarak söndürülmesi gereken bir yangının varlığını bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Bu yangının söndürülmesinde en büyük görev hiç şüphesiz çatışmalardan en çok etkilenen ülkelere yani Suriye’nin komşularına düşmektedir. Fakat, AKP Hükûmetinin iki buçuk yıldır izlediği Suriye politikasına baktığımızda bu görevin gerektirdiği sorumluluk ve bilincin izlerine rastlayamıyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi mezhep eksenli, feraset ve öngörüden yoksun, geçersiz varsayım ve beklentilerle şekillenen, maceraperest ve sorumsuz bir Suriye politikası izlemektedir. Uyarılara ve artık kendilerinin de kabul ettikleri yalnızlığa rağmen bu politika inatla sürdürülmektedir. AKP iktidarı halkımızın can ve mal güvenliğine büyük zararlar vermeye devam ettiği gibi, ülkemizi bir savaş felaketinin de eşiğine getirmiştir.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin politikası Suriye rejimine yönelik hakaretlerden beslenen buyurgan bir üslup, ülkedeki çatışmalarla ilgili olarak silahlı radikal unsurları destekleyen tarafgir bir tutum ve diplomatik çabalara karşı dışlayıcı yaklaşımın toplamından ibarettir. Eşi benzeri bulunmayan bu bağnaz politikadan vazgeçilmesi için, Cumhuriyet Halk Partisi, sorunun başlangıcından beri somut ve yapıcı öneriler sunagelmiştir. Komşumuzda akan kanı durdurmak için bir buçuk yıl önce yaptığımız “Türkiye'nin öncülüğünde, çatışan taraflar ve ilgili ülkelerin katılımıyla uluslararası bir konferans toplansın.” önerimizi Hükûmet elinin tersiyle itmiştir. Türkiye’yi, bugün, bu Hükûmet, uluslararası toplum tarafından sadece sus payı biçilen ikinci sınıf bir aktör hâline getirmiştir.

Yüce Meclisin Suriye konusunda partilerüstü barışçıl bir tutum alması için yaptığımız çağrı, yine, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından reddedilmiştir. Son dönemlerde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bir ateşkes çağrısında bulunması için Türkiye'nin girişimde bulunması düşüncemize Hükûmet itibar etmemiştir.

Yine, Suriye’de kimyasal silahların yok edilmesi yolundaki önerimize Hükûmet sahip çıkmamış, bunu yapan Rusya ise ciddi saygınlık ve itibar kazanmıştır. Velhasıl, Cumhuriyet Halk Partisi, hep “barış”, “diplomasi”, “siyaset” demiş, Adalet ve Kalkınma Partisi ise hep “savaş”, “daha fazla silah”, “az değil daha çok askerî müdahale” demiştir; aramızdaki fark budur.

Önümüzdeki Suriye tezkeresi de göstermektedir ki AKP Hükûmeti, Suriye’deki savaşın her geçen gün artan maliyetini, ülkemizin yalnızlaşarak güvenliğinin tehlikeye girmesini ve bölgemizin daha geniş bir çatışma alanına dönüşmesi ihtimalini umursamamaktadır. Hükûmetin “Esad gitsin.”den ibaret olan kısır yaklaşımı devam etmektedir. El Kaide başta olmak üzere, radikal unsurlara verilen desteğin kesilmeyeceği anlaşılmaktadır. Yüz binlerce sığınmacının ve halkımızın geleceğinin AKP Hükûmetinin ideolojik hırslarına feda edilmek istendiği apaçık ortadadır.

Değerli milletvekilleri, sakat Suriye politikası ülkemizi hangi noktaya getirmiştir? Türkiye-Suriye sınırı terör örgütlerinin geçiş noktası hâline gelmiş, sınırımız buharlaşmış, El Kaide başta olmak üzere dünyanın en tehlikeli terör örgütleri ülkemizin yeni komşuları ve konukları hâline gelmiştir. El Nusra ve aynı çizgideki örgütlerin, kimyasal silah yapımında kullanılan malzemeleri ülkemizden tedarik ettikleri konusunda ciddi iddialar vardır. Üçüncü ülkelerce gönderilen silah ve kimyasal silahların, muhalif güçlere Türkiye üzerinden ulaştırıldığına dair duyumların arkası kesilmemektedir. Terör örgütlerinin, sınır kapılarını kapatmaması için Türkiye’yi tehdit ettikleri de basında yer almıştır. Suriye krizi kaynaklı olaylarda Reyhanlı, Ceylânpınar ve Akçakale’de onlarca vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Reyhanlı olayını El Kaide’nin üstlendiği ileri sürülmektedir. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ise bu bağlamda inandırıcı değildir. Öte yandan, sınır bölgelerimizin ekonomileri çökmüş, vatandaşlarımızın huzur ve can güvenlikleri kalmamıştır.

AKP’nin Suriye siyaseti Türkiye’nin Orta Doğu politikasında savrulmalara da yol açmıştır. Türkiye, silahlı unsurları himaye eden ve komşu ülkedeki iç savaşa taraf olan bir ülke konumuna gelmiştir. Esad’a “Gitsin.” ayarlı Suriye politikası, Türkiye’yi bölgesinde yalnızlaştırmıştır. Türkiye’nin dostları artık Hamas ve Müslüman Kardeşler çizgisindeki örgütlerdir. AKP Hükûmetinin bu felaketi halkımıza “değerli yalnızlık” gibi anlamsız yakıştırmalarla satmaya çalışması ise ayıptır, utanç vericidir. Mezhepsel saiklerin ve bölgeye yönelik yayılmacı emellerin damgasını taşıyan Suriye politikası sıfırı tüketmiştir. Türkiye, AKP’nin sayesinde bugün terör ithal eden, terör örgütleriyle içli dışlı ilişkiler içinde olan bir ülke konumundadır. Defalarca sorduğumuz hâlde, AKP Hükûmeti, Nusra cephesinin bir terör örgütü olduğunu niçin hâlâ kabul etmemektedir? Aylarca önce, resmî İnternet hesabında El Kaide’nin bir terör örgütü olmadığını ileri süren bir büyükelçi müteaddit uyarı ve sorularımıza rağmen görevine hâlâ nasıl devam edebilmektedir? Büyükelçi yalanlanmadığına ve görevden alınmadığına göre Dışişleri Bakanı Davutoğlu Büyükelçinin görüşüne katılmakta mıdır? Tekrar soruyorum: AKP Hükûmetine göre “El Kaide”, “Nusra Cephesi” ve El Kaide uzantısı “Irak ve Suriye İslam Devleti” adlı örgütler terör örgütleri midir, yoksa sırf Suriye rejimine karşı oldukları için AKP’nin Suriye’deki müttefikleri ve dostları mıdır?

Savaş çığırtkanlığının Türkiye’ye uluslararası maliyetleri de vardır. Altyapısı bölgesel liderlik ve oyun kuruculuk gibi hezeyanlarla oluşturulan Suriye politikası, Türkiye'nin başta Rusya, ABD ve İran olmak üzere tüm bölge ülkeleriyle de ilişkilerini zedelemektedir. Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu’nun tüm dünyayı Suriye’ye bir askerî müdahale için ayağa kaldırma çabaları sonuç vermemiş, AKP ağır bir itibar kaybına uğramıştır.

Sayın Başkan, lütfen arkadaşları uyarabilir misiniz?

---

**Kaynak gösterme:** Osman Faruk Loğoğlu (CHP, Adana). “Suriye'deki durumun oluşturduğu tehdit ve riskler çerçevesinde hudut, şümul, miktar ve zamanı hükûmetçe takdir ve tayin olunacak şekilde, türk silahlı kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ve gerekli düzenlemelerin hükûmet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için, türkiye büyük millet meclisinin 4/10/2012 tarihli ve 1025 sayılı kararıyla hükûmete verilen izin süresinin anayasa'nın 92'nci maddesi uyarınca 4/10/2013 tarihinden itibaren bir yıl süreyle uzatılmasına dair tezkeresi (3/1284)”. TBMM Genel Kurulu, 3. Birleşim tutanağı, 3 Ekim 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-faruk-logoglu-24-2013-10-03-suriye-deki-durumun-olusturdugu-tehdit-ve-riskler-cercevesinde-hudut (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=27272

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
