# Hakkari ili ve çevresinde 25.01.2005 tarihinde meydana gelen deprem afeti hakkında kan.tas.(ss.838)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Nuri Filiz (AK Parti, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim
- **Tarih:** 30 Mart 2005
- **Gündem:** HAKKARİ İLİ VE ÇEVRESİNDE 25.01.2005 TARİHİNDE MEYDANA GELEN DEPREM AFETİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.838)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-nuri-filiz-22-2005-03-30-hakkari-ili-ve-cevresinde-25-01-2005-tarihinde-meydana-gelen-deprem-af

> Osman Nuri Filiz (AK Parti), 30 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKKARİ İLİ VE ÇEVRESİNDE 25.01.2005 TARİHİNDE MEYDANA GELEN DEPREM AFETİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.838)); konuşma 794 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN NURİ FİLİZ (Denizli) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan Denizli-Buldan ve Çevresinde, Hakkâri'de, Bingöl-Karlıova ve Çevresi ile Erzurum-Çat'ta Meydana Gelen Deprem Afetlerine ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar sunarım.

28 Mart 2005 Pazartesi günü Güneydoğu Asya'da yaşanan ikinci deprem, üzerinde bulunduğumuz yerkabuğunun aslında çok da güvenli olmadığını bizlere göstermektedir. Ülkemizin deprem ve benzeri afetlerle sık sık karşı karşıya kaldığı bir gerçektir. Özellikle 17 Ağustos depreminin oluşturduğu deprem bilincinin yavaş yavaş etkisini yitirmeye başladığı günlerde, 2003 yılında Buldan'da, geçtiğimiz günlerde Hakkâri, Bingöl, Erzurum ve çevresinde ardı ardına meydana gelen depremler; biz unutsak da, daima kendisini hatırlatacağa benziyor.

Devlet olarak, afetin oluşturduğu yaraları giderme sorumluluğu içerisinde hazırlanan bu kanun tasarısıyla, depremzede vatandaşlarımızın yaralarının sarılması, kalıcı ve depreme dayanıklı konutlara kavuşturulması amaçlanmaktadır. Deprem haritamızın tüm ülke genelinde il il ve belde belde çıkarılmış olmasına rağmen, deprem havzalarına kurulan yerleşim yerlerinin zemini ve bu yerleşim yerlerindeki konutların kalitesi incelendiğinde, durumun vahametini daha da net görmek mümkündür.

İşte tüm bu nedenlerle, deprem riski olan il, belde ve köylerde, kentsel dönüşüm projesini gerçekleştirme gereği vardır. Yine bu gerekçeye dayalı olarak, köy, mezra veya mezra niteliğini bile taşımayan yerleşim yerlerinin birleştirilmesi, sosyal hayatın güvenli bir şekilde devamını sağlamak bakımından önemlidir. Hem deprem havzalarına kurulmuş hem de yapı kalitesi düşük binalardan oluşan yerleşim yerlerinde, orta şiddette, 5-6 büyüklüğündeki depremlerin bile ölüm, yaralanma ve ağır hasarla sonuçlandığı dikkate alındığında, kentsel dönüşüm çalışmalarının ne derece zorunlu ve yerinde olduğu görülecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; millî afet yönetimimizin çokbaşlı oluşu ise, ayrı bir sıkıntı oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerin tamamında millî afet yönetimi tek elde toplanmıştır ve çoğunlukla afetle ilgili kurumun, afet bölgesinde geniş yetkilerle donatıldığı görülmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde kısaca FEMA olarak bilinen teşkilat, bunun en tipik örneğidir. Buna karşın, ülkemizde halen, afet yönetimiyle ilgili olarak değişik bakanlıkların bünyesinde görev yapan üç ayrı genel müdürlük bulunmaktadır. Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, hemen hemen aynı amaca yönelik hizmet eden kuruluşlardır. Doğal afet, yangın, hastalık ve savaş hallerinde, ülke genelinde afet yönetimi ve sivil savunma konusunda tek elden hizmet sunmak, hizmetin doğru, yerinde ve hızlı olarak sunulması açısından çok önemlidir. Bu nedenle, üç genel müdürlüğün tek çatı altında birleştirilmesinde fayda vardır.

Değerli arkadaşlarım, afetlerin acılarının toplum olarak paylaşılması, sadece üzüntü ifade etmekten ibaret olamaz. Toplum, birlik ve beraberliğini her vesileyle göstermek, acıları ve kayıpları hem maddî hem de manevî olarak paylaşmak durumundadır. Millet olarak, hem birbirimizin hem de dünya ailesinin acılarını paylaşmak konusunda hassas olduğumuzu samimî olarak gösterdik ve gösteriyoruz; ancak, acıların kaynağı olan sorunların millet ve devletçe hep birlikte giderilmesi de ayrı bir zorunluluktur. Sorunların kaynağını hep birlikte bildiğimize göre, küçük bir depremde bile yıkılacağı belli olan konutların "başımı sokacak bir evim olsun" düşüncesindeki vatandaşlara hayat boyu yaptıkları birikimlerin bir karşılığı olarak satılıp mezar olmasına göz yummamalıyız. Vatandaşlarımızın da, bu konuda bilinçli hareket etmelerinde fayda vardır. Ayrıca, tabiat hukukuna riayet edildiğinde, bölgelerde, depremin şiddeti ne olursa olsun, ölüm ya da enkazla karşılaşılmamaktadır.

Ben, Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürü iken, Sakarya'da bir kız öğrenci yurdunun yapılması söz konusuydu ve bu yurdu, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ihale etmişti. Müteahhit geldi ve bize, buranın zemininin sağlam olmadığını, depremde zarar göreceğini ifade etti. Bayındırlık yetkilileriyle görüşmelerimizin neticesinde, zemin kuvvetlendirildi ve bu bina inşa edildi. Yalnız, yanındaki yemekhane ve kantin-kafeterya için aynı görüşte olunmadı ve sonucunda, 17 Ağustos depreminde gördük ki, binası güçlendirilen, temeli güçlendirilen bina ayakta kaldı, yanındaki iki katlı kafeterya maalesef yıkıldı. Demek ki, deprem bir kader değil. Hangi zeminde olursa olsun yapılabiliyor; ama, sağlam ve güçlü yapıldığı takdirde, depremden zarar gören binalar azalabilecektir.

Tabiî afetlerin ne zaman ve hangi boyutlarda olacağını önceden tespit etmek çok zordur; ancak, tabiî afetlerin yol açtığı can ve mal kaybını, önceden alınacak tedbirlerle asgarîye indirmek mümkündür. Depreme dayanıklı binaların yapımı, dere yataklarına bina yapımının önlenmesi, çığ ve heyelan mıntıkalarının dışında yerleşim yeri seçimi ve afet konusunda halkın bilinçlendirilmesi gibi çalışmalar, afetlerin vereceği zararları azaltabilmektedir.

Ülkemizin deprem kuşağında olması ve ortalama sekiz ayda bir hasara ve can kaybına yol açan depremin meydana gelmesi, depremle ilgili ne kadar ciddî tedbirlerin alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 26 Ağustos 2003 tarihinde merkez üssü Denizli-Buldan İlçesi olan bir deprem meydana gelmiştir. Bu depremde, Buldan merkezde 41, Yenicekent'te 17, Sarayköy-Ahmetli'de 37, Güney İlçesinde 37 bina yıkılmış ya da oturulamaz hale gelmiştir. Köylerle birlikte, hasar gören ve oturulamaz bina sayısı 341'dir.

2003 yılında Buldan İlçesinde ve çevresinde, geçtiğimiz günlerde Hakkâri, Bingöl-Karlıova ve çevresi ile Erzurum-Çat İlçesinde depremden zarar gören vatandaşlarımızın, yıkılan ya da ağır hasar gören evlerinin yerine kalıcı ve kaliteli konutlarda yaşamlarını sağlamaya dönük olarak hazırlanan bu kanun tasarısının Yüce Meclisimizde kanunlaşacağına duyduğum inanç sonsuzdur.

Bu duygu ve düşüncelerle, depremzede vatandaşlarımıza tekrar geçmiş olsun der, hepinize saygılar sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Nuri Filiz (AK Parti, Denizli). “Hakkari ili ve çevresinde 25.01.2005 tarihinde meydana gelen deprem afeti hakkında kan.tas.(ss.838)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-nuri-filiz-22-2005-03-30-hakkari-ili-ve-cevresinde-25-01-2005-tarihinde-meydana-gelen-deprem-af (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
