# Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Özcan (CHP, Antalya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim
- **Tarih:** 1 Mayıs 2003
- **Gündem:** CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcan-22-2003-05-01-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127

> Osman Özcan (CHP), 1 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)); konuşma 811 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman-Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü başlıklı maddeyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Ben de halkımızın 1 Mayıs Bayramını kutluyorum.

Ayrıca, Bingöl'de yaşanan deprem dolayısıyla milletvekili arkadaşlarımın söylemlerine aynen katıldığımı ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, turizm bölgesinin, aynı zamanda orman bölgesinin de bir milletvekili olarak çoğumuzun duyduğu, fakat yaşamadığı, orman köylüsünün sıkıntılarından, sorunlarından bahsetmek istiyorum.

Son hafta içinde, Fethiye'den Anamur'a kadar, orman köylülerinin içinde bulundum, orman köylülerinin sıkıntılarını ve yaşayışlarını yakından izledim, bunu da sizlerle paylaşmak istediğimi ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, orman köylerimizin sayısı 20 314'tür; bu köylerimizde 8 000 000 civarında vatandaşımız yaşamaktadır. Sayın Orman Bakanımız Osman Pepe'nin de dediği gibi, bu köylerimizin yıllık geliri 250-300 dolar civarındadır; yani, yıllık geliri olan 500 000 000 lirayla 8 000 000 vatandaşımız geçinmek durumundadır.

Değerli arkadaşlarım, devlet, bu kesim insanlarımızın sıkıntılı olduğunu görmüş, 1970 yılında, Orman ve Köy İlişkileri Genel Müdürlüğünü kurmuştur. Bunun kısa adı Or-Köy'dür; fakat, Or-Köy'ün, orman köylülerimize gerekli faydayı sağladığını düşünmemiz olası değildir; çünkü, devletimiz, hükümetimiz, Or-Köy'e gerekli yardımı, gerekli ödeneği vermemiştir. Ancak, şunu da ifade etmek isterim ki, Or-Köy, bazı köylülerimizin, halıcılık, arıcılık, ipekböcekçiliği, meyvecilik gibi sorunlarını gidermiş, ödenekler vermiş ve böylece, bu köylülerimiz, diğer köylülerimize göre, biraz olsun nefes almayı başarmışlar, sıcak bir çorba içme durumunu yaşamışlardır.

Değerli arkadaşlarım, ancak, öğreniyoruz ki, Orman-Köy İlişkileri Genel Müdürlüğüne ayrılan para 37,5 trilyondur; yani, 8 000 000 nüfuslu orman köylüsüne, yani, 21 314 köye ayrılan para 37,5 trilyondur. Bunu köye bölecek olursak, 1 500 000 000 lira eder köy başına, şahıslara bölecek olursak, şahıs başına 500 000 lira eder. AK Parti hükümetinin orman köylüsüne verdiği değerin göstergesinin bu olduğunu, sizlere, üzülerek açıklamak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, iktidar oldunuz, itibarlısınız, 365 mebus çıkardınız, tebrik ediyorum. Kolay değildir bu 365 mebusu çıkarmak; fakat, itibarınızın devam edebilmesi için orman köylüsüne, dargelirlilere yardım etmeniz gerekiyor. İsmet Paşa'nın bir sözü var, onu hatırlatmak istiyorum: "İktidar olmak önemli değil, itibarlı olmak daha çok önemlidir."

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasamızın bazı maddelerini değiştirmek için burada çalışmalar yaptık; Cumhurbaşkanına gitti, tekrar döndü; yakında önümüze gelecek. Burada, hepimiz konuştuk; fakat, 500 000 000 geliri olan bir orman köylüsünün, zilyedi elinde olan bu 2/B'ye ait arazileri nasıl alacağından hiç bahsetmedik; bu arazileri, bu köylülerimiz, 500 000 000 gelirle nasıl alacaktır?! Evet, 2/B sorunundan bahsediyorum; 2/B sorunu halledilmeden, önümüze ikinci bir 2/B sorunu geliyor.

Değerli arkadaşlarım, kendi bölgemden bahsediyorum; kendi bölgemde, 1981'in 12 nci ayından sonra oluşmuş narenciye bahçeleri var, muz bahçeleri var, avokado bahçeleri var; onu da geçiyorum, kentler oluşmuş, kentlerin üzerinde belediyeler var. Bu belediyeleri, bu kentleri yıkma gücümüz var mı; yok. Evet, 1981'den sonra oluşmuş; gücümüz var mı; yok. Öyleyse, burası ne olacak; hidrojen gibi açığa mı çıkacak?!

Değerli arkadaşlarım, öyleyse, çıkarılacak yasa ölü doğan yasadır; yani, şunu demek istiyorum: Yaraya pansuman yapıyorsunuz, yarayı ameliyat etmiyorsunuz; kökünden kurutmuyoruz, tedavi etmiyoruz. Bakın, göreceksiniz, sonunda, yeni 2/B sorunları karşımıza dikilecektir; bunu, şimdiden Yüce Heyetinize hatırlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Kaş İlçesinin Kasabasından tutun, Alanya'nın köylerine kadar, Kocaoğlanlı'ya, Demirtaş'a kadar, Gazipaşa'nın Çobanlar ve Macar Köylerine kadar gittim; bugünlerde, köylüler tedirgin ediliyor, yirmi sene önce yapılmış evi yıkılmaya çalışılıyor, yıllardır ektiği yerlere zabıt tutulmaya başlanmış. Bırakın 1981 yılından öncesini, 1981 yılından sonra yapılan otelleri, villaları, apartları yıkma gücümüz var mı, yıkabiliyor muyuz?! Öyleyse, değerli arkadaşlarım, Sayın Orman Bakanından rica ediyorum; devlet, babadır; eşit muamele yapalım. Bunları yıkamıyorsanız, öbür taraftaki yirmi sene önce evini yapmış, penceresine camını takamamış, naylonu çiviyle çakmış köylümüzün evine de dokunmayalım. Bunu, buradan rica ediyorum; orman bakım memurlarına, orman işletme müdürlüklerine emir versinler, vatandaşlar üzerinde eşit muamele yapılsın.

Değerli arkadaşlarım, anımsadığım kadarıyla bir Hint atasözü var; bu atasözünde ne diyor biliyor musunuz: "Filler dövüşür, çimler ezilir; filler sevişir, yine çimler ezilir." Bunu neden söyledim: Bakın, tefeciye, rantçıya, mafyacıya, o arazileri işgal edenlere dokunamıyoruz, bizim zavallı orman köylüsüne dokunuyoruz; bu olmaz. Sayın Orman Bakanından, tekrar, rica ediyorum; değerli arkadaşlarım, eşit muamele yapılmalıdır. Bizim orman köylülerimiz -açık söylüyorum- sevecendir, yangın olduğu zaman, doğru, koşar, ormanda yangını söndürür; yani, sahillerdeki ormanı yakan, üzerlerine villalar yapan rantçılardan değildir. Değerli arkadaşlarım, öyleyse, İsmet Paşa'nın şu sözüne dikkat edelim -ben, çok değer veririm- İsmet Paşa diyor ki: "Ben, eşkıyanın dağda olanından değil, düzde olanından korkarım." (Alkışlar)

Evet, değerli arkadaşlarım, varoşlardaki açlığı, sefaleti biliyoruz. Bu, neden oldu; orman köylülerine gereken değer verilmedi, ondan oldu. Gittiler... Varoşların dramını anlatmaya gerek yok; tekrar dramlar yaşamayalım, orman köylüsünün hakkını verelim, orman köylüsü olan vatandaşlarımıza dikkat edelim.

Değerli arkadaşlarım, şu çok iyi bilinmelidir ki, şehirde olan vatandaşlarımızın yüzde 25'i, köylerde oturan akrabalarından gelen, buğday, mısır, fasulye, nohut, bulgur gibi yiyeceklerle geçimlerini sağlamaktadır.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, kulağımızı tersten göstermeyelim, canınız da sıkılmasın, bir konuyu işlemek istiyorum: Şimdiye kadar -ben, altı aydır dinledim- çıkıyorsunuz "enflasyonu kucağımızda bulduk -doğru- Kıbrıs meselesini kucağımızda bulduk, borçları kucağımızda bulduk, Irak sorununu kucağımızda bulduk" diyorsunuz. Ben de, bu "kucağınızda bulma" nedir dedim, Meclisin arşivlerinde bir inceleme yaptım. Dosya burada, ayna burada; inceledim.

---

**Kaynak gösterme:** Osman Özcan (CHP, Antalya). “Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 1 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcan-22-2003-05-01-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
