# Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Özçelik (Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 10 Ocak 2008
- **Gündem:** TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-01-10-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap

> Osman Özçelik, 10 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 874 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 56 sıra sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın on birinci bölümü üzerinde Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun tasarısının 309’dan 339’a kadar olan maddeleri 26/04/1961 tarihli 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un kimi maddelerinde değişiklik önerilmektedir. Yapılması düşünülen değişikliklerle ilgili görüşlerimizi sunmadan önce “seçimlerin demokrasideki yeri ve demokratikleşmedeki rolü” üzerinde durmak istiyorum.

Osmanlı döneminde ilk temsilî rejim 1876 yılında Talimatı Muvakkate ile vatandaşlara çok sınırlı olmak üzere oy kullanma hakkı tanınmış ve böylece Osmanlı Meclisi Mebusanı seçilmiştir. 1908 yılında İntihabı Mebusan Kanunu Muvakkatı ile Meclisi Mebusanın nasıl seçileceğine dair kurallar belirlenmiştir. 1923 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulmasıyla birlikte 1923 ile 1946 yılları arasında yerel seçimler ve genel seçimler yapılmakla birlikte, bu seçimlerde tek parti sistemi ve tek şef, millî şef söz konusudur. Seçimler yapılsa da demokratik bir seçimden o dönem için söz etmek mümkün değildir, olası değildir. Yapılan seçimler göstermeliktir. Mebuslar millî şef tarafından ya atanıyor ya da seçilmesi istenen mebusun seçimler yoluyla seçilmesi sağlanmaktadır. 1946 yılında çok partili rejime geçildikten sonra tek dereceli seçim sistemi kabul edilmiştir. 1948 yılında gizli oy açık tasnif esası kabul edilmiş ve bunun yaşama geçirilmesine çalışılmıştır.

1957 yılında, gerek Seçim Yasası’nda yapılan değişiklikler gerekse iktidar yanlısı kamu görevlilerinin taraflı tutumu nedeniyle 1957 yılı seçimlerinin meşruiyeti tartışılır hâle gelmiştir. Öyle ki, 1960 askerî darbesi için gösterilen gerekçeler arasında, 1957 yılında yapılan seçimlerde uygulanan yöntemler ortaya konmuştur. Bu, askerî darbe yapma gerekçeleri arasında sayılmıştır.

1961 Anayasası temel hak ve özgürlükler konusunda azımsanmayacak haklar ve yenilikler getirmiş, demokratik seçimler bakımından kimi standartlar da güvence altına alınmıştır. Şu anda görüşmekte olduğumuz, kimi maddelerini görüşmekte olduğumuz 298 sayılı Yasa da bu dönemin bir ürünüdür.

1980 askerî darbecilerin hazırlatıp kamuoyuna baskı uygulayarak onaylattıkları 1982 Anayasası ve onun antidemokratik zihniyetiyle hazırlanan Siyasi Partiler Kanunu ve Milletvekili Seçimi Kanunu ile Mahallî İdareler Kanunu, seçim mevzuatını oluşturmaktadır.

Siyasi partiler, demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi Partiler Kanunu, siyasi partileri şöyle tanımlamaktadır: “Siyasî partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır.” demektedir.

Demokratik ülkelerde her türlü siyasi düşüncenin açıklanması ve örgütlenmesine olanak sağlanır. Siyasi düşüncenin en üst düzeyde örgütlenme biçimi siyasi parti örgütlenmesidir.

Temel hukuk kuralları çerçevesinde kalmak ve şiddet unsuruna yer vermemek üzere siyasi partiler bir etnik yapıya, bir inanç grubuna, bir toplumsal kategoriye, bir felsefi görüşe dayalı olarak ve ideolojik amaçlı kurulabileceği gibi, ilgili ülkenin ekonomik, sosyolojik ve tarihsel süreç içindeki konumuna bağlı olarak farklı tarzlarda parti örgütlenmelerine olanak sağlanır ve gerçekleştirebilecekleri uygulamalarda görülmektedir.

Demokratik ülkelerde neyi ve kimi temsil ediyorsa etsin, tüm siyasi partilerin ülkenin gelişimine büyük faydalar sağladığı, insan hak ve özgürlüklerinin gelişimine katkıda bulunduğu, demokrasi bilinci yüksek bir toplum yaratmak konusunda önemli bir rol oynadığı düşünüldüğünden, devletin olanakları kullanılarak siyasi parti faaliyetleri kolaylaştırılır, siyasi parti yöneticilerinin de bir kamu hizmeti gördüğü düşüncesiyle, onların da yaşam standartlarının yükseltilmesine çalışılır.

Gerek ekonomik açıdan gerek demokrasi, kültür ve bunun gerektirdiği demokratik yaşam tarzı bakımından ve geliştirilen demokratik kurumlar açısından geri kalmış olan ülkelerde başta etnik sorunlar olmak üzere, inanç sorunu, sınıflar arası çelişki sorunu, bölgeler arası ekonomik dengesizlikler, gelir dağılımındaki haksız paylaşım gibi önemli sorunların yanı sıra, vatandaşların eğitim, sağlık, konut, iş güvencesi gibi temel sorunları çözümsüz kalmakta, toplumsal barış ve huzur büyük bir istikrarsızlık göstermektedir. Toplumsal refah ve kalkınma, ülkenin doğal kaynakları yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle değil, demokratikleşmeyle doğru orantılı olduğu gerçeği dikkat çekicidir. Yani, kalkınmanın temel dinamiği demokratikleşmedir. Demokratikleşme ve ekonomik kalkınma yönünden geri kalmış ülkelerde ya diktatöryal rejimler ya da oligarşik rejimler vardır. Antidemokratik yönetimlerde, düşünce zenginliği ve düşüncenin örgütlenmesi zararlı akımlar olarak görülür ve bu düşünceyle düşünceler yasaklanır veya engellenir. Özgürce örgütlenemeyen ve ifade olanağı bulamayan düşünce yer altına iner, böylece yasadışı faaliyetler için kapı aralanmış olur.

Demokratikleşmede tek belirleyici olmamakla birlikte seçimlerin yapılması büyük bir öneme sahiptir. Seçimlerin adil ve demokratik olması zorunludur. Adil, demokratik bir seçimin temel koşulu toplumun tüm kesimlerinin kendini özgürce ifade edebileceği ve ülke yönetimine doğrudan veya temsilî yolla eşit koşullarda katılabileceği demokratik bir ortam ve seçimlere katılan siyasi partilere eşit koşullar hazırlanması demokrasinin gereğidir. Temsilde adaletin sağlanmasına engel yasal düzenlemeler, partilerin eşitsiz koşullarda katıldığı seçimler, seçmen iradesinin şu veya bu şekilde çarpıtıldığı, engellendiği seçimler demokratik ilkelerle bağdaşmaz. Böylesi seçimler sonucu oluşan yönetimlerin meşruiyeti tarih karşısında sorgulanır.

298 sayılı Yasa’da yapılması düşünülen değişikliklerin tamamını inceledik. Seçim sisteminin demokratikleşmesine dair düzenlemeler olmadığı, Yasa’daki cezai şartların güncelleştirilmesiyle ilgili olduğu bilinciyle 311’inci maddede gösterilen değişiklik dışındaki değişiklikleri olumlu bulduğumuzu belirtmek istiyoruz. Özellikle 298 sayılı Yasa’nın 311’inci maddesi, seçimlerin adil ve demokratik yapılması, düzenli yürütülmesini engelleyen fiillere karşı öngörülen cezaları tespit etmektedir. Yasa’nın eski hâlinde, şu anda uygulamada olan Yasa’da şu anda öngörülen cezalardan daha ağır müeyyideler var. Yani, genel olarak, bu yasa tasarısında kanuna aykırı fiiller daha ağır cezalarla cezalandırılırken bu maddede kanuna aykırı fiillere verilecek cezalar hafifletiliyor.

Maddenin son bölümünü okumak istiyorum: “Yukarıda yazılı fiiller görevli kimseler tarafından işlendiği ve fiilleri daha ağır cezayı gerektiren suç oluşturmadığı takdirde birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Özçelik (Siirt). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 10 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-01-10-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
