# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Özçelik (Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 9 Nisan 2008
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-04-09-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k

> Osman Özçelik, 9 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 860 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Sayın Başkan, değerli üyeler; görüşülmekte olan 119 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerine Demokratik Toplum Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, toplumun tümünü doğrudan ve derinden etkileyen bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyoruz. Hükûmetin, sosyal taraflarla yeterince görüşmediğini, görüştüklerinin de düşüncelerini dikkate almadığını, her yasa tasarısında olduğu gibi Meclis çoğunluğuna dayanarak bir an evvel bu yasa tasarısını yasalaştırma çabasında olduğunu görüyoruz.

Hükûmet, muhalefetin katkılarına kendisini kapatmış, sokağın sesini duymaz hâlde, kulaklarını sokağın sesine tıkamış, “oy aldım, her dediğimi yapmaya muktedirim” anlayışı içinde davranmaktadır. Hükûmet ve Sayın Başbakan, yandaş sivil toplum örgütleri dışında kalan, soruna eleştirel bakan sivil toplum örgütlerinin görüşlerini dikkate almamakta, hatta onlara hakaret etme hakkına sahip olduğunu bile düşünmektedir. Emekçilere “Yalan söylüyorlar.” diyebilmektedir Sayın Başbakan ve geçtiğimiz gün, Diyarbakır’dan, bütün bölgenin âdeta vicdani sesini Başbakanlığa duyurmak üzere gelmiş olan sivil toplum örgütlerine de hakaret etme hakkını kendinde bulmuştur. Bölge sorununun sadece ekonomik bir sorun olmadığını, sosyal, kültürel, siyasal boyutlarının da olduğunu ileri süren sivil toplum örgütü temsilcilerine “Mesela hangi konu?” dendiğinde, işte “Ana dilde eğitim konusu bir sorundur.” yanıtına karşılık öfkeye kapılmış Sayın Başbakan, Baro Başkanına “Yalan söylüyorsun, yalancısın ve dürüst değilsin.” deme hakkını kendisinde bulmuştur. Bu, bizim kabul edebileceğimiz, bir Başbakana yakıştırabileceğimiz bir üslup ve tarz değildir. Daha önceleri de Diyarbakır’da, yine Sayın Başbakan Baro Başkanına benzer bir üslupla cevap vermişti. Yine Baro Başkanı, ana dilde eğitimin bölgenin önemli bir sorunu olduğunu ifade ettiğinde “Bekâra karı boşamak kolaydır.” cevabını vermişti.

Sayın Başbakanın bu tür konuşmalarına biz alıştık ama halkın buna alışmadığını, alışmayacağını ve buna ilk fırsatta tepki göstereceğini düşünüyoruz.

Sayın milletvekilleri, sosyal güvenlik, hastalık, doğum, iş kazası, işsizlik, iş görmezlik, yaşlılık, ölüm gibi nedenlerle ortaya çıkabilecek fizyolojik, ekonomik ve sosyal risklere karşı toplumun bir dizi önlemle kendisini korumasıdır.

Hayır kurumları, zekât, fitre, sadaka gibi dinsel, aile, çevre ve meslek içi dayanışma gibi geleneksel sosyal güvenlik modelleri, giderek yerini çağdaş, kurumsal ilişkilere ve modellere bırakmıştır.

Bugünkü anlamda “sosyal güvenlik” anlayışı, Batı’da sanayileşme ve işçi sınıfının doğuşuyla birlikte dünyanın ve Batı’nın gündemine gelmiş, “sosyal güvenlik” kavramı giderek gelişmeye başlamıştır.

18’inci yüzyılda Montesquieu “Sokakta dağıttığımız sadakayla devlet, yükümlülüğünü yerine getirmiş olmaz. Devlet, tüm vatandaşlara belli bir güvence sağlamak, yiyecek, elbise vermek ve sağlığına aykırı olmayacak bir yaşam düzeyi hazırlamakla yükümlüdür.” der. Böyle diyerek, belki ilk sosyal devleti tarif eden düşünür olmuştur.

AK Parti Hükûmetinin bilinçaltında yatan sosyal güvenlik anlayışı Orta Çağ zihniyetidir; vatandaşına iş bulmak, sosyal güvence sağlamak yerine hayırseverliğe bel bağlamakta, vatandaşı zekât, fitre ve sadaka ile kendine bağlamaya çalışmaktadır. Dağıtılan kömür ve makarna torbalarıyla, sokakta dağıtılan etlerle, sosyal devlet gereklerinin yerine getirilmesinden çok, vatandaşı kendi yandaşı besleme hayırseverlerin eline bakar hâle getirmiştir.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, her insanın yiyecek, giyecek, konut, tıbbi bakım ve gerekli toplumsal hizmetler de dâhil olmak üzere, kendisinin ve ailesinin sağlığını ve refahını sağlayacak uzun bir yaşam düzeyine hakkı olduğu, işsizlik, hastalık, sakatlık ya da geçim olanaklarının iradesi dışında yoksun kaldığı hâllerde güvenlik hakkına sahip olduğunu ve bunun temel insan haklarından olduğunu vurgulamaktadır.

Tasarı, sosyal güvenlik sistemlerinin verdiği açıklardan kurtulma kaygısı ve kurgusu üzerine hazırlanmıştır. Sosyal güvenliğe genel bütçeden yapılan aktarmaların gayrisafi millî hasıla içindeki payının yüzde 4 olduğu, bunun da bütçe açıklarına neden olduğu söylenmektedir. Tasarı, giderleri azaltmak, sosyal güvenlik primlerini yükselterek açığı kapatmak, hatta fon yaratmayı amaçlamaktadır. Yani prim gelirlerinden sağlık harcamaları dışında ayrıca bir fon hazırlanacak ve bu fonla ülkenin diğer giderleri karşılanacak; çok enteresan!

Devletin sosyal vasfını bir kenara itip, devleti özel sosyal güvenlik kuruluşu gibi gören bir anlayıştır bu. Gelişmiş ülkelerde devletin sosyal güvenlik finansmanını sadece prim sistemine dayandırmadığı, devletin diğer kamu hizmetlerinde olduğu gibi, sosyal güvenlik alanına da ciddi bir finansman sağladığı, nitekim Batı ülkelerinde sosyal güvenlik harcamaları için bütçeden ayrılan payların yüzde 20’lere vardığını görüyoruz. Sosyal güvenlik ve diğer kamu hizmetleri harcamaları vatandaş tarafından karşılanacaksa, hatta bunun üzerine bir fon yaratılacaksa devletin sosyal vasfından söz edilebilir mi? Vatandaş neden ayrıca vergiyi ödemek durumunda kalıyor?

Sayın milletvekilleri, yasa tasarısı, emeği ve çalışmayı değersizleştiren ve çalışanları yoksulluğa mahkûm eden bir yaşam öngörmektedir emekçilere. Tasarının yasalaşması hâlinde sağlıklı yaşam hakkı, piyasa koşullarına ve piyasanın insafına terk edilmiş olacaktır. Sağlığın kamu hizmeti niteliği göz ardı edilmekte, sağlık birer ticari kurum hâline getirilen devlet hastaneleri ve özel sağlık kurumlarından vatandaşın satın alma gücü oranında ve parayla satın alınan bir piyasa malı düzeyine indirgenmektedir. Sosyal güvenlik, toplumsal ve kamusal sorumluluktan çıkarılıp bireyin kendi sorumluluğuna bırakılmaktadır. Böylece, yurttaşlar, tamamlayıcı özel sigorta programlarına ve özel emekliliğe yönlendirilmektedir. Avrupa ülkelerinde, birey, altmış beş yaştan sonra emekli olduklarında ortalama on beş yıl emekli maaşı alır iken Türkiye’de erkeklerde bu ortalamanın yüzde 3,3 yıl olduğunu görüyoruz. Yani mezarda emeklilik tanımına hak kazandıracak bir yaklaşımdır bu. Emekli yaşı, emekliliğe esas prim ödeme gün sayısı, emekli aylıklarının hesaplanma yöntemi, emeklilerin refahtan pay alması gibi konularda tasarrufa gidilmektedir. İnsandan tasarruf edilemeyeceği gerçeğini hatırlatmaktan üzüntü duyduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

AKP anlayışında kadının adı yok, yeri de yok. Türkiye, kadın istihdamı konusunda OECD ülkeleri arasında son sırada. Bununla yetinilmiyor. Kadını evde oturmaya, kocasının veya babasının eline bakmaya mahkûm ediyor bu tasarı. Gazete çalışanlarının yıpranma hakları geri alınıyor. Bu durum, hem Kurumu prim zararına uğratacak hem de bu fark medya patronlarına yeni bir rant sağlayacaktır. Tasarının yasalaşması sosyal güvenliğin değil, sosyal adaletsizliğin kaynağı olacağını düşünmekteyiz.

Saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Özçelik (Siirt). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 9 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-04-09-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
