# Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Özçelik (Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 5 Haziran 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-06-05-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda

> Osman Özçelik, 5 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 880 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Sayın Başkan, değerli üyeler; görüşülmekte olan 219 sıra sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesi üzerin söz aldım, saygılar sunuyorum.

Konuşmama başlamadan önce, bugün Anayasa Mahkemesinin türbana ilişkin aldığı kararın insan hakları ve demokrasi açısından üzüntü verici olduğunu, millet egemenliğinin zaafa uğratılmış olmasından kaygı duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Çağımız iletişim çağı. İletişim teknolojisinin gelişmesine bağlı olarak dünya küçülmekte, dünyanın bir ucunda gelişen bir olay dünyanın diğer noktalarında yaşayan insanları derinden etkileyebilmektedir. Büyük şair Nazım Hikmet “Cezaevinde Yatacaklara Tavsiyeler” şiirinde “Sen ürpermelisin içeride/ Dışarıda, kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa.” demektedir. Dünyanın öbür ucunda yaprak kıpırdasa artık biz bunu karasal sistemler, uydular, kablolu yayınlar, telefon hatları ve İnternet üzerinden duyabiliyor, alabiliyoruz. Ne dünya seksen yıl öncesinin dünyası ne de Türkiye seksen yıl öncesinin Türkiye’si. Bunun ayırdına varılmadan, bu ülke nasıl doğru yönetilebilir? Gerçek bir değişim, dönüşümü duyumsamadan, içselleştirmeden çağdaş dünyaya uyum sağlanabilir mi?

TRT Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı gerekçesinde, TRT’nin görevinin sağlıklı ve etkin bir şekilde yürütülmesinde yetersiz kaldığı, bu nedenle Kurumun mali yapısının ve özerkliğinin güçlendirileceği ifade edilmektedir. Tasarıda mali yapının ve özerkliğin nasıl güçlendirileceği konusunda somut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yapılan şey, kadrosal düzenlemelerle kilit noktalara yandaşların getirilmesine olanak sağlayan düzenlemelerdir. Ne yazık ki her iktidar benzer şey yapmaktadır. Kurumların eşit, adil ve daha etkili kamu hizmeti vermesi, ülkenin demokratikleşmesinde ilgili kurumun rolünün artırılması, statükocu düşünce kalıplarının aşılması, ülke realitesi ve değişen dünya koşullarına uyum, geçmişle korkusuzca yüzleşme gibi cesaretli adımlar atmak yerine, pastadan pay kapma, parti iktidarı ömrünü uzatma ve kişisel konumunu güçlendirme düşüncesiyle davranılmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bu yasa tasarısının da aynı anlayışla getirildiğini gördük. Radyo ve televizyon yayıncılığında devlet tekelinin kaldırılmasını sağlayan Anayasa’nın 133’üncü maddesinde yapılan değişiklik, Türkiye’nin dış dünyaya açılmasına ve bu konuda önünün açılmasına neden olan girişimlerden biri olmuştur. 1991 tarihinde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili 23/e bendinin yürürlükten kaldırılması ile Kütçe müzik albümleri ve Kürt sinemasıyla ilgili kısıtlamalar ortadan kaldırılarak Türkiye’yi bir utançtan kurtarma amaçlanmıştır. Ancak yasal değişikliklere paralel zihniyet değişikliği gerçekleşmediğinden bu konuda sorun yaşamaya devam etmekteyiz.

Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılma süreci çerçevesinde Altıncı Uyum Paketi’nde yer alan ilgili bölümde Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesi tekrar düzenlenerek Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde radyo ve televizyon yayınına olanak tanındı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkili organ olarak belirlendi.

Kuşkusuz bunu bir tabunun kırılması açısından çok önemli bir gelişme olarak değerlendirmekteyiz. Ne var ki Radyo ve Televizyon Üst Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelik yasal olarak kazanılmış bir hakkın kullanımını zorlaştıran, bu hakkın kullanımını âdeta ortadan kaldıran bir yönetmeliktir. Yönetmelikte “Bu dil ve lehçelerde sadece yetişkinler için haber, müzik ve geleneksel kültürün tanıtımına yönelik yayınlar yapılabilir.” denilmekte ve televizyonda günde kırk beş dakikadan fazla yayın yapılamayacağını ifade etmektedir. Gerçi değiştirildi şimdi. Yani kırk beş dakikada hem haber hem müzik hem de yerel kültür tanıtımı yapılacak. Neden yayın gün boyu değil? Neden çocuk programları kapsam dışında tutuluyor? Korkulan nedir? Meclisin süre kısıtlamasını kaldıran kararını olumlu buluyor, katkı sağlayanlara teşekkür ediyoruz.

Yönetmelikte yine “Bu dil ve lehçelerin öğretilmesine yönelik yayın yapılamaz.” denilmekte.

Bu dil ve lehçeleri kullananlar bu ülkenin yurttaşı değiller mi, vergi vermiyorlar mı, askerlik yapmıyorlar mı? Neden dillerini devlet okullarında, televizyondan ve olanaklı olan her fırsatta öğrenmesinler, geliştirmesinler?

Yönetmeliğin bir başka maddesinde “Bu dil ve lehçelerde yeniden iletim konusu yayınlar dahil, televizyon yayını yapan kuruluşlar bu yayınlarını içerik ve süre açısından bire bir olmak kaydıyla Türkçe alt yazıyla vermekle ve hemen akabinde Türkçe tercümesini yayınlamakla yükümlüdürler.” denmektedir. Bu sınırlama canlı yayını olanaksız kılmaktadır. Haberin hazırlanması, Türkçe alt yazının düzenlenmesi veya bire bir Türkçe tercümesinin yayınlanması hazırlıkları geniş bir kadro gerektirmekte ve zaman almakta, haber güncelliğini yitirmektedir.

Kürtçe bir müzik parçasının bire bir Türkçesinin verilmesi nasıl şart koşulabilir? Kürtçe müzik yapılamaz anlamına gelmez mi bu? Kürtçe çekilmiş bir filme Türkçe dublajın şart koşulması, film yapmayın anlamına gelmiyor mu?

TRT’nin Kürtçe yayınları televizyonların en az izlendiği saatlere konuyor. Kürtçede, Türkçede olduğu gibi Latin alfabesi kullanılıyor. Ancak, Kürtçede olup da Türkçede olmayan bazı sesler var. İşte, bu farklı sesler, Latin alfabesiyle kullanılarak farklı harflerle, farklı işaretlerle, sembollerle gösteriliyor, w, q, x gibi. Bunların Kürtçe karşılıkları w, q, x sesleridir. Bu sesler kullanılmadan bir dil anlaşılır hâle gelebilir mi? Bu seslerin yazılı hâle getirilmesi için ilgili işaretlerin kullanılması bir dilin gereği değil midir? Televizyon yayınlarında bu harflerin kullanımı yasak. Yanlış harfler… Yerine yanlış harfler konuluyor alt yazılarda. Yanlış harfler yanlış seslere, yanlış sesler yanlış anlamlara tekabül ediyor ve konuşma, yazı anlaşılmaz hâle geliyor.

RTÜK, Kürtçe yayın yapmak üzere iki yerel televizyona, Gün Televizyonu ile Söz Televizyonuna ve bir de radyo istasyonuna Medya FM’e yayın lisansı verdi. Bugün sadece Gün-TV yayın yapabilmekte, kırk beş dakikalık yayını, sadece bu engeller nedeniyle büyük bir fedakârlıkla bu yayını yapabilmektedir.

RTÜK yönetmeliği derhal değiştirmelidir. Hazır Meclisimiz de yayın süresine ilişkin kısıtlamayı da kaldırmışken bu yönetmelik de mutlaka ele alınmalı ve yeniden düzenlenmelidir.

Alınan karar gereği, tam gün Kürtçe yayın yapan bir televizyon kanalı yayına hemen başlamalıdır. Bunun için TRT bünyesinde Kürtçe yayınlar dairesi müdürlüğü ve yeterli personel ile yeterli bütçe sağlanmalıdır.

Türkçe ve Türk kültürüne gösterilen özen Kürt kültürü ve Kürtçeye de gösterilmelidir. Bu, demokrasinin gereği olduğu gibi, bir arada, gönüllü yaşama istencinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.

Ayrıca, TRT’de yayınlanan kimi film ve programlarda Kürtleri aşağılayıcı, küçük düşürücü, toplumun dışına itici yayınlar, konuşmalara da son verilmelidir.

Saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Özçelik (Siirt). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-06-05-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
