# 2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Özçelik (Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2008
- **Gündem:** 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-12-21-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim

> Osman Özçelik, 21 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ (S.S.312) 2007 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2007 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISI (S.S.313)); konuşma 582 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Yükseköğretim Kurulu ve üniversiteler bütçe tasarısı üzerine Demokratik Toplum Partisi Grubunun görüşlerini sunmak üzere söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

“Üniversite” denince ilk akla gelmesi gereken kavram, özgürlükler ortamında nitelikli düşünce ve bilgiyi üreten özerk demokratik kurumlar olmalıdır. Kuşkusuz bu nitelik, üniversitelerdeki gerçek bilim insanları ve bilim insanı bakış açısına sahip yöneticilerin varlığıyla kazanılabilir. Gerçek üniversiteler, hiçbir politik ve dinî baskı unsuru olmadan en aykırı düşüncelerin bile özgürce tartışılabildiği kurumlardır. Tartışma, otoriteye, tabulara ve kişilere bağlı olmaksızın, korku ve endişeden uzak, hoşgörü ve anlayışlı yaklaşım ortamında bilimsel gerçekliğe ulaşmayı sağlar. Bunu gerçekleştirecek olan bilim insanlarıdır. Bilim insanları, evrensel olmak zorundadır; ahlaki sorumluluğu yüksek olmalıdır, objektif olmalıdır, öngörüsü yüksek olmalıdır, içinde yaşadığı topluma ve insanlığa karşı kendisini sorumlu hisseden cesur kişiler olmalıdır bilim adamları. Avusturyalı düşünür Stefan Zweig “Bilimde körlük, yanılgı değil korkaklıktır.” der. Bilim insanının korkaklarla, ürkeklerle işi olmadığı gibi herhangi bir nedenle gerçeği görmeme gibi bir hakkı yoktur. Üniversitelerimizin bu belirlemelere uygun kurumlar olduğunu söyleyebilir miyiz? Hâlen üniversitelerimizde görevini yapan bilim insanlarımızdan kaçı “bilim insanı” tanımına uygun düşen bir tutum içinde veya hangi üniversitemiz buna uygun ortamlar yaratabilmiştir?

Bakın, bir grup aydının başlatmış olduğu ve çok güncel olan “Özür Diliyoruz” imza kampanyasıyla ilgili olarak kimi akademik unvanlı kişilerin akıl almaz saldırıları karşısında, gerçekten, insanın yüreği acıyor. Bilimden, tarihsel gerçeklikten uzak, politik kaygılarla ortaya konan resmî görüşün savunuculuğunu yapan bu kişiler, gerçekten “bilim insanı” tanımına uyuyorlar mı?

Başbakan imzacıları “sözde aydın” olarak tanımladı ve “Özür dilediklerine göre, Ermenileri onlar öldürdü.” diyor. Meclis Başkan Vekili dâhil birçok siyasetçi “Türklerin tarihinde özür dilenecek herhangi bir olay yoktur.” diyor.

Küçük bir göçmen topluluk olarak Anadolu’ya yerleştikten sonra üç kıtaya hâkim bir imparatorluk nasıl kurulabilir acaba? Hiç mi masum insan kanı dökülmedi? Hiç mi başkalarının toprakları işgal edilmedi? İmparatorluk hâkimiyetinden kurtulmak için uğraşanlara en hafifinden hiç mi acı çektirilmedi? Bütün bu süreçlerde, sizce, özrü gerektirecek hiçbir şey yok mu?

Kimi politikacılar, doğruluğuna inanmadıkları hâlde böylesi açıklamalar yapabilirler. Milliyetçilik, politikacıları görmez kılabilir. Ama bilim insanının böyle ideolojik amaçlı yaklaşımlar içinde olmasının toplum için ciddi bir tehlike arz ettiğini ifade etmek istiyorum.

Binlerce yıl Kürtlerle Ermeniler bir arada, barış içinde yaşadılar. Tarihte, önemsenecek boyutta hiçbir Ermeni-Kürt çatışması kaydedilmiş değil. Ne yazık ki 1915’te Kürtlerin -tutanaklara bilinmeyen bir dille söyleyeceğim yine, gerçi Sayın Millî Eğitim Bakanımızın da ana dili- “… …”(*) yani “Ermeni kıyımı” dedikleri olayda, padişahın Kürtlerden oluşturduğu ve çoğunlukla çapulculardan oluşan bugünkü korucu birliklerine benzer Hamidiye alayları eliyle birçok Ermeni katledildi, mallarına el konuldu.

(*) Bu bölümde Hatip tarafından, bilinmeyen bir dille, birtakım kelimeler ifade edildi.

Doğum yerim Mardin’in Derik ilçesinde o yıllarda ilçe nüfusunun yüzde 30 kadarı Ermeni insanlarımızdı. Bu insanlarla biz kardeşçe bir arada yaşıyorduk. Rus ordusundan onlarla iş birliği içinde olduğu iddia edilen, söylenen Ermeni gruplarıyla hiçbir alakaları yoktu, hatta böyle bir çatışmadan bile haberdar değillerdi. İlçem, bir dağ ilçesi, ana yollardan uzak, dünyayla iletişimi kısıtlı bir ilçe. Buradaki Ermeniler öldürüldüler. Burada masum Ermeniler öldürüldü ne yazık ki. Bu öldürme hadisesinde, bir bölümü öldürülürken, bir bölümü de Suriye’ye kaçmak zorunda kaldı. Bu öldürme hadisesinde, nüfuzlu kimi kişiler, aralarında dedemin de olduğu kimi kişiler, bazı Ermeni aileleri, komşusu, tanıdığı Ermeni ailelerini kendi himayelerine aldılar ve onların kıyımdan kurtulmasını sağladılar. Dinsel duygularla, dinsel duyguları kışkırtılmış çapulcular ve jandarma eliyle çoğu zaman kitlesel hâlde öldürüldü bu insanlar. Çocukluğumuz, benim çocukluğum, yaşlıların anlattığı bu öykülerle geçti. Çoğu zaman, birkaç defa sıraya dizilen Ermeni insanlar, bir bölümü de ilçe dışından, Anadolu’nun muhtelif yerlerinden getirilmiş insanlar sıraya konuyor ve tüfeklerin gücü ispatlanmak için birinin göğsüne sıkılıyor, kaç kişiyi devirebileceği söyleniyordu.

---

**Kaynak gösterme:** Osman Özçelik (Siirt). “2009 yılı merkezi yönetim bütçesi (s.s.312) 2007 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2007 bütçe yılı kesin hesap tasarısı (s.s.313)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2008-12-21-2009-yili-merkezi-yonetim-butcesi-s-s-312-2007-yili-merkezi-yonetim (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
