# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Özçelik (Barış ve Demokrasi Partisi, Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim
- **Tarih:** 9 Temmuz 2010
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2010-07-09-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm

> Osman Özçelik (Barış ve Demokrasi Partisi), 9 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA(S.S.506)); konuşma 502 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Ben konuşacağım efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 506 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesine bağlı ek 128’inci maddeye ilişkin verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım.

Önergemiz üç tarafı denizlerle çevrili ülkede denizciliğe yeterince önemin verilmediğine işaret etmektedir ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesine deniz bilimleri ve teknolojisi enstitüsü kurulmasını teklif ediyoruz. Bu teklifimizin kabul göreceğini umuyorum.

Üniversiteler çok önemli, bulundukları kentlerin gerçekten bilim yaşamına, sosyal yaşamına, kültürel yaşamına ve en önemlisi de ekonomik yaşamına katkı sağlaması beklenir ve üniversitelerin temel karakteri de bilim üreten merkezler olması, bilim insanı yetiştirmesidir. Ancak üniversitelerimizde ne kadar bilim insanı yetiştiriliyor, ne kadar -bilim ve teknoloji- çağdaş dünyanın düzeyinde araştırmalar yapılıyor ve geliştiriliyor, bunu sorgulamamız gerekiyor.

Çok sayıda üniversite açıyoruz. Bunlar ilk bakışta olumlu. Bizim de olumlu kabul ettiğimiz, gördüğümüz çalışmalar. Şu anda Ankara, Bursa, İstanbul, İzmir, Konya, Kayseri, Erzurum’da yeni üniversiteler açıyoruz. Bu kentlerimizde birden fazla üniversite var ve bunların çoğu da köklü üniversiteler. Üniversitelerin ülke sathına homojen bir şekilde dağılımını sağlamak ve planlamak gerekiyor. Evet, “AK PARTİ döneminde üniversitesiz kent kalmayacak.” şiarıyla, gerçekten, birçok kentimizde üniversiteler açıldı ancak bu üniversitelerin çoğunda -daha önceki konuşmalarımızda, Plan ve Bütçe Komisyonunda da ifade ettiğimiz gibi- bu kentlerimizde açılan üniversitelerin çoğunda hâlâ yeterli bina yok. Binaları olup da yeterli eğitim öğretim için gerekli alet edevat, laboratuvar yok. Bunların olması hâlinde bile, yeterli öğretim üyesi yok. Öncelikle, bu üniversitelerimizin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak lazım. Öğrencilerin büyük kentlerde toplanmasının önüne geçmenin bir yolu da bu üniversitelerimizin aktif hâle getirilmesi ve bütün ihtiyaçlarının karşılanması lazım.

Birçok üniversitemizde, fakültelerde, enstitülerde profesör bulmak mümkün değil, doçent düzeyinde öğretim üyesi bulmak mümkün değil. Çoğunda, doktora öğrencileri veya doktor öğrenciler tarafından dersler veriliyor. Buradan mezun olan öğrencilerin almış oldukları eğitimin, yarın yaşama katıldıkları zaman, ne kadar yararlı, üretime ne kadar katkı sağlayabileceklerini gerçekten sorgulamamız lazım. Yani “Ben yaptım, oldu.” anlayışından çok, bütün üniversitelerimizin, açılan üniversitelerimizin ihtiyaçlarının, önce, eksiksiz giderilmesi gerekmekte. Bu konuda çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Daha önce de ifade ettim, Siirt Üniversitemizde birçok bölüm açılmasına rağmen, ya laboratuvar eksikliğinden ya öğretim üyesi eksikliğinden okula, üniversiteye öğrenci alınamamaktadır. Yıllardır açılmış bir üniversitenin çok az sayıda öğrenci aldığını göz önünde bulundurursak, Siirt ve çevresindeki lise mezunu öğrencilerin büyük kentlere akmak zorunda kaldığını, Ankara, İstanbul, Konya, İzmir gibi kentlerde eğitim öğretim almak zorunda kaldıklarını görüyoruz. Bunun yararlı bir tarafı var kuşkusuz, kültür alışverişi, farklı kentlerden gelen insanların farklı kentlerde, büyük metropol kentlerde yaşamlarını sürdürmeleri, kültürel alışveriş açısından önemli ama ekonomik sorunlar da yarattığını bilmekteyiz.

Üniversitelerde asıl sorun, bizce, özgür bilim insanı yetiştirilmesidir. Üniversitelerimizde gerçekten özgür düşünceli bilim insanı yetiştirebiliyor muyuz? Böyle mi yapıyoruz, yoksa devletin resmî ideolojisi anlayışıyla, öğretim üyelerinin verdiği eğitimle mi öğrenciler yetiştiriliyor? Devletin resmî ideolojisi dışında farklı görüşlere sahip öğrenciler, öğretim üyeleri üniversitelerde barınamamaktadırlar. Özgür bir tartışma ortamı, özgür bir bilim üretme imkânına sahip değil üniversitelerimizin çoğu, asıl buna dikkat edilmesi gerekir.

Bakın, bu tür üniversitelerimizde yetişen ve yüksek yargıda yer alan kimi yargıçlar, daha önce yine ifade etmiştik, bir araştırmada, “Ben hukuk mukuk tanımam.” diyebilmektedir. Yani, hukuk fakültesinden mezun olup da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Özçelik (Barış ve Demokrasi Partisi, Siirt). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında(s.s.506)”. TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2010-07-09-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
