# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Özçelik (Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim
- **Tarih:** 24 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Osman Özçelik, 24 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 879 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına görüşmekte olduğumuz bütçe yasa tasarısının 29’uncu maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi olarak ülkenin tüm sorunlarına ilişkin görüş ve önerilerimizi gerek bu kürsüden gerek Meclis araştırma önergeleri gerek kanun teklifleri gerekse yazılı ve sözlü soru önergeleriyle dile getiriyoruz. Ama muhalefet olarak biz bu görevimizi yaparken AK PARTİ, muhalefetin sesine kulak tıkıyor, Meclisteki sayısal çoğunluğuna, nicel büyüklüğüne güvenerek, bildiğim bildik tarzda bir Meclis çalışması yapıyor. AK PARTİ, muhalefetin önerilerini, eleştirileri dikkate almıyor, sırtını parmak sayısına dayıyor. AK PARTİ’ye yönelik eleştirileri bugün de olduğu gibi “İncir çekirdeğini doldurmaz şeyler.” diye niteliyor ve muhalefetin bu denetim yapma görevini âdeta küçümsüyor.

Sayın milletvekilleri, son yıllarda ortaya çıkan ciddi bir hastalık var: Silikozis. Silikozis, toplumu meşgul eden bir ciddi sorun olarak duruyor karşımızda. Bu soruna ilişkin olarak 05/11/2008 tarihinde Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Akın Birdal Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazılı cevaplandırılması istemiyle bir önerge verdi. 14/01/2009 tarihinde İstanbul Milletvekilimiz Sayın Sebahat Tuncel silikozis hastalığı ve bunun ortaya çıkardığı sorunlarla ilgili Meclis araştırması önergesi verdi. 28/04/2010 tarihinde Şırnak Milletvekilimiz Sayın Sevahir Bayındır yine aynı konuya ilişkin bir Meclis araştırma önergesi verdi. Biz sorunun peşini bırakmadık. Daha sonra, silikozis hastaları, bu hastalıktan yaşamını kaybeden hastaların ailelerinin sorunları ve hastalığa neden olan iş yerlerinin denetimi ve benzeri konularla ilgili bir kanun tasarısı, kanun teklifi hazırladık, Şırnak Milletvekilimiz Sayın Sevahir Bayındır imzasıyla yine Meclise sunduk. Gördüğünüz gibi bu hastalık ayrım yapmaksızın insanları öldürüyor. Bu hastalığı ortaya çıkaran sorunları çözmek, bu hastalıktan sonra ortaya çıkan sorunlara çözüm bulmak bu Meclisin görevidir. Biz sorunun peşini bırakmadık, muhalefet görevimizi yaptık ama AK PARTİ eleştirilere “İncir çekirdeğini doldurmaz.” diyor. Bakın, bütün belgeler burada, bunlar eğer incir çekirdeğini doldurmayacak şeylerse acaba AK PARTİ’nin inciri ve çekirdeği hangi büyüklükte, nelerle doldurabileceğiz, onu bilemiyorum.

Bu silikozis hastalığı “silisyum dioksit” denilen bir kimyasal maddenin solunması sonucu akciğerde meydana gelen bir hastalık. Bu hastalık daha ziyade cam fabrikalarında, çimento fabrikalarında, tünel kazma işinde, yol işinde, seramik fabrikalarında seramik üretiminde çalışan işçilerde, emekçilerde görülen bir hastalık. Ancak son yıllarda çok özel bir alana yayılan bir hastalık. Modanın gelişmesi, “kot pantolonlarının taşlanması” diye bilinen kot kumaşlarının silisyum dioksit ihtiva eden özel bir kumun kuru hava ile kompresörlerle püskürtülerek kot pantolonların ve diğer kumaşların beyazlatılması ve aşındırılması esasına dayanan bu taşlama işinde çalışan işçilerde yoğun olarak görülmeye başladı. Bu hastalık öyle bir hastalık ki tedavisi yok. Bir defa, hasta silisyum dioksiti solumaya başladıysa bunun tedavisi mümkün değil. Burada yapılacak şey hastalığa yakalanmadan önce gerekli koruma önlemlerinin alınmasıdır. Ancak ne yazık ki büyük kot fabrikaları, kapasite olarak büyük kot fabrikaları, dünya çapında kot üretimi yapan fabrikalar bu taşlama işini bizzat kendi fabrikalarında yapmıyor, bizim “merdiven altı” dediğimiz küçük atölyelerde, genellikle işçilerin güvencesiz yaşadığı, gerekli sağlık önlemlerinin alınmadığı, çoğunun sigortasız çalıştığı iş yerlerinde bu kot taşlama işi yapılıyor ve hastalık ortaya çıkıyor. Kot taşlama işinde çalışanlarda hastalık, altı ay çalıştıktan sonra ortaya çıkabiliyor. Eğer emekçi, çalışan, işçi altı ay sonra bile bu işi terk etmiş, başka bir işe geçmiş olsa bile hastalık ortaya çıkabiliyor. Daha önce ismini saydığımız iş yerlerinde, tünel kazma işinde, cam fabrikalarında, cam üretiminde, çimento üretiminde çalışan işçilerde, maden işçilerinde de bu çıkıyor ama yirmi otuz yıl süreyle çalıştıktan sonra bu hastalık ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, bu kot taşlama işindeki hastalık, kronik bir hastalık olarak çıkıyor ve ani olarak çıkıyor ve kesinlikle ölümle sonuçlanıyor.

2003 ile 2008 yılları arasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının açıklamalarına göre, Türkiye’de 2.500’ü aşkı insan bu hastalıktan yaşamını yitirdi. Yine şu anda 10 bini aşkın insan bu hastalıkla pençeleşiyor. Şu anda bu hastalıktan muzdarip 30 kişi, Meclisin bütçe görüşmelerini yaptığı sırada, kendi sorunlarına bir çözüm bulunabilir umuduyla Ankara’ya geldiler ve Petrol-İş Sendikasında demokratik haklarını kullanarak bir eylem yapıyorlar ve bizden bir ışık, bir umut bekliyorlar ama görüyoruz ki Meclisin gündeminde böyle bir şey yok. Bu bir toplumsal sorundur. Buna mutlaka bir çare bulunması lazım, bu insanlara el atılması lazım.

Sayın milletvekilleri, burada çalışan işçiler genellikle toplumun en yoksul kesiminden gelen insanlar, iş bulma umuduyla büyük kentlere gelen ve çoluk çocuğunun ekmeğini kazanmak adına kendi yaşamını ortaya koyan insanlar, köyünden ya kovulmuş ya köyünde, yaşadığı memleketinde herhangi bir iş bulamamış, büyük kentte çocuklarının nafakası peşinde koşan insanlar. Bunlara el atılması lazım, giderek sayıları daha da artıyor. Yapılacak şey, öncelikle bu işte zarar gören, yaşamını yitiren insanların ailelerine el atmak, hâlen bu çalışmayı sürdüren iş yerlerinin kesinlikle denetiminin yapılması lazım, sağlıklı bir ortamda çalışma yapmak lazım ve belki de bu kot taşlama işini yasaklamak da gerekebilir. İnsanın yaşamına neden olan böyle keyfekeder bir iş nasıl bir iş olur, onu anlamakta ben zorluk çekiyorum. Kot eski olsa ne olacak, yeni olsa ne olacak, insan yaşamının burada tüketilmesine değer mi? Buna dikkatinizi çekmek istiyorum. Sayın Bakanın, Sayın Başbakanın bu konuyla ilgilenmesini ve bu insanların sesine kulak vermesini istiyoruz.

Sayın Başbakanımız şiir okumayı çok seviyor. Ben de bir şiir okumak istiyorum. Büyük şair Orhan Veli’nin sanki bugün için yazılmış bir şiiri, elli yıl, altmış yıl önce yazdığı bir şiir “Bedava” şiirini ben de size sunmak istiyorum. Orhan Veli ne diyor?

“Bedava yaşıyoruz, bedava;

Hava bedava, bulut bedava;

Dere tepe bedava;

Yağmur çamur bedava;

Otomobillerin dışı,

Sinemaların kapısı,

Camekânlar bedava;

Peynir ekmek değil ama

Acı su bedava;

Kelle fiyatına hürriyet,

Esirlik bedava;

Bedava yaşıyoruz, bedava.”

Özgürlüğün kelle fiyatına olmadığı bir ülke dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Özçelik (Siirt). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
