# Kamu hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat görev ve yetkileri ile kamu görevlilerine ilişkin konularda yetki verilmesine dair kanun (s.s.746)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Özçelik (Siirt)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 5 Nisan 2011
- **Gündem:** KAMU HİZMETLERİNİN DÜZENLİ, ETKİN VE VERİMLİ BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMESİNİ SAĞLAMAK ÜZERE KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ TEŞKİLAT GÖREV VE YETKİLERİ İLE KAMU GÖREVLİLERİNE İLİŞKİN KONULARDA YETKİ VERİLMESİNE DAİR KANUN (S.S.746)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2011-04-05-kamu-hizmetlerinin-duzenli-etkin-ve-verimli-bir-sekilde-yurutulmesini

> Osman Özçelik, 5 Nisan 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU HİZMETLERİNİN DÜZENLİ, ETKİN VE VERİMLİ BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMESİNİ SAĞLAMAK ÜZERE KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ TEŞKİLAT GÖREV VE YETKİLERİ İLE KAMU GÖREVLİLERİNE İLİŞKİN KONULARDA YETKİ VERİLMESİNE DAİR KANUN (S.S.746)); konuşma 1.975 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 746 sıra sayılı kamu hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat, görev ve yetkileri ile kamu görevlilerine ilişkin konularda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesini talep eden kanun tasarısı üzerine Barış ve Demokrasi Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, AKP, kanun tasarısının gerekçesinde, Türkiye’de ekonomik konularda, sosyal politikalarda, sağlıkta, eğitimde, çevrede, toplu konutta, yargıda, sosyal güvenlik konularında çok önemli mesafelerin katedildiğinden, demokrasinin güçlendirildiğinden, herkesin geleceğe güvenle baktığı bir ülke yaratıldığından söz ediyor, bundan dem vuruyor. Biz, bu konularda gerek Barış ve Demokrasi Partisi olarak gerekse diğer muhalefet partileri olarak bu yaratılmaya çalışılan hayalî, tozpembe dünyanın böyle olmadığını bütün kanıtlarıyla Meclis kürsüsünden ifade ettik. Hiçbir gelişme yok mu? Tabii ki var, doğanın yapısı gereği bu gelişmeler olacaktır zaten ama yaratılan hayal dünyasının bir hayal olduğunu hep vurgulamaya çalıştık.

İnsanların geleceğe güvenle baktığı bir ülkeden söz ediliyor. Gerçekten insanlar geleceğe güvenle bakabiliyorlar mı? Bakın, biz milletvekilleri olarak, Barış ve Demokrasi Partisinin milletvekilleri olarak biz bile geleceğe güvenle bakabiliyor muyuz? Her birimiz hakkında otuz-kırk tane fezleke var. Ne yaptık biz, biz ne yaptık da bu fezlekeler düzenlendi aleyhimizde? Yolsuzluk var mı, hırsızlık var mı, ihaleye fesat karıştırma var mı, iskâna tecavüz var mı, başka adi suçların hiçbiri var mı? Hiçbiri yok. Biz sadece çeşitli toplantılarda, seçmenlerimizle yaptığımız görüşmelerde, toplantılarda yaptığımız konuşmalarda bir siyasi parti olarak Türkiye'nin geleceğine ilişkin görüşlerimizi açık bir şekilde ve bütün sorunların barışçıl yollardan çözülmesine ilişkin düşüncelerimizi kamuoyuyla paylaştığımız için hakkımızda fezlekeler var. Her birimizin yüz, yüz elli yıl, iki yüz yıl ceza talebiyle yargı önüne çıkacağı günler bekliyor bizi. Geleceğe güvenle bakamayan milletvekilleri… Acaba halkın geleceğe nasıl güvenle baktığını düşünebiliriz, böyle bir iddia ne kadar doğru olabilir?

Bakın, 1 milyon 700 bin insan sınavlara girdi ve sınavlar üzerinde de çok ağır bir şaibe var, şifre şaibesi var. Bu 1 milyon 700 bin insan, bu şaibe tamamen ortadan kaldırılmadan, açık bir şekilde… Sadece teminat vererek bunun olmayacağını herkes biliyor. “Biz Başkana güveniyoruz, onun açıklamaları yeterli.” demek yeterli mi acaba? Bunun mutlaka açığa çıkarılması lazım, yoksa 1 milyon 700 bin gencimizin geleceğini karartmış olursunuz.

Yine, onlarca gazeteci cezaevlerinde. Yazarların yazılmayan kitapları toplatılıyor. Dünyanın hiçbir yerinde yazılmamış bir kitabın toplatıldığı görülmüş müdür? Böyle bir ülke için demokrasi tanımı yapılabilir mi, demokratik bir ülke tanımı yapılabilir mi? Hâlâ, kadın cinayetleri var. Kadına işkence, baskı, şiddet uygulanıyor. Bunun önüne geçilebildi mi? Kadınlarımız geleceğine güvenle bakabiliyorlar mı acaba? İnsanlar kılık ve kıyafetlerinden dolayı yasal engellerle karşılaşıyorlar, geleceklerinden umutlu olabilirler mi?

Bir kitap yazıldı, hatta yazılmadı bir kitap, bu kitap toplatıldı: “İmamın Ordusu” Şimdi duyuyoruz, yeni bir kitap yazılıyor. Sayın Başbakan İçişleri Bakanına, İçişleri Bakanı da polis yetkililerine, oradan da savcılara bir talimat herhâlde gider bugünlerde. Bu defa “İmamın Şifreleri” diye bir kitap yayınlanıyor bugünlerde, onun hazırlıkları yapılıyor.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Onu kim yazıyormuş?

OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) – Onu da Sayın İçişleri Bakanı arasın bulsun, ben ihbar etmiş olmayayım. “İmamın Şifreleri” kitabını da…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Hayır, kolaylık yapalım da toplayıversinler.

OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) – Evet.

Şimdi, AKP’nin bu kanun tasarısının gerekçesinde bütün bu konularda inandırıcı, tatmin edici söylemler yok ancak doğru bir şey var. Doğru olan şey: Ne diyor yasa tasarısının gerekçesinde? “Bütün bu yapılanlara karşın kamu yönetimini hantal yapısından kurtaramadık.” diyor. Şimdi, bakın, dokuz yıldır iktidardasınız. Kamu yönetiminin bu kadar önemli, bu kadar acil olduğu gerekçesiyle, Meclisin kapanmasına iki gün kala bir yasa tasarısı getiriyorsunuz ve çok önemli bir konu, dokuz yıl kulak ardı etmişsiniz, dokuz yıl böyle bir sorunun farkına varmamışsınız veya farkına varmış olsanız bile Meclisin gündemine getirmemişsiniz; şimdi, Meclisin kapanmasına iki gün kala Meclisin gündemine getiriyorsunuz. Niye getiriyorsunuz? Meclisin gündeminden kaçırmak, Anayasa’nın Meclise verdiği yasama yetkisini baypas etmek, kendi uhdenize almak amacıyla yapıyorsunuz.

340 milletvekiliniz var bu sıralarda. Sekiz dokuz yıldır, en azından son dört beş yıldır istediğiniz kanunu parmak sayısına güvenerek getirdiniz, geçirdiniz. Size bu yetmiyor çünkü burada, bu Mecliste yapılan konuşmalar televizyonlardan yayınlanıyor, muhalefetin düşünceleri, muhalefetin eleştirileri basında, medyada yer alıyor ve halkın sizin bu tutumunuza karşı tereddüt içinde olmasına neden oluyor. Ne yapacaksınız? 340 kişinin oyuyla yetinmiyor, Meclisin tamamının yetkisini bir elde toplamaya çalışıyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname yetkisi vererek.

Evet, kanun hükmünde kararname yetkisi tabii ki anayasal bir durum, anayasal bir kurum, buna itiraz eden yok. Meclisin bu tür kararname yetkisi verme durumu Anayasa’nın 91’inci maddesinde düzenlenmiş. Bakın, 1876 tarihli Kanuni Esasi’de Meclisi Mebusana kanun hükmünde, gücünde kararname çıkarma yetkisi verilmişti ama o günün İttihat Terakkicileri bu yetkiyi o kadar kötü kullandılar ki keyfî yönetimler, keyfî idareler o kadar keyfî kanunlar, yasalar çıkardılar ki bundan vazgeçilmek zorunda kalındı ve ta 1971’e kadar, 1921 Anayasası’nda yok, 1924 Anayasası’nda yok, 1961 Anayasası’nda yok ama 1971 Anayasası’nda Meclise, hükûmete kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme görevi verildi, böyle bir durum düzenlendi.

Yine bu tarihten sonra, 1971’den 1980’e kadar -yani askerî darbeye kadar- çok sınırlı sayıda yetki aldı hükûmetler kanun hükmünde kararname çıkarmak için -sanıyorum 36 kanun hükmünde kararname çıkarılmış- ama 12 Eylül darbesinden sonra, Kenan Evren yönetimi, üç dört yılda 166 kanun hükmünde kararname çıkarmış. Şimdi siz buna mı özeniyorsunuz, yani Kenan Evren yönetimine mi özeniyorsunuz kanun hükmünde kararnameyle çok kapsamlı yetkiler almaya çalışıyorsunuz?

Şimdi, Anayasa’da bu yetkinin çok sınırlı konularla ilgili olabileceğini söylüyor. Yani sizin ortaya koymaya çalıştığınız bakanlıkların teşkilatlanmaları, görevleri ve sorumluluklarına ilişkin, yine genel müdürlüklerin, başkanlıkların teşkilat ve görevleri hakkında kanunlarda değişiklik yapmayı tasarlayan bu yaklaşımınız… Yirmi-yirmi beş bakanlığın veya kurumun teşkilat yasasını tümden değiştirme yetkisi istiyorsunuz. Bu sınırlı bir yetki değil, bu çok kapsamlı bir yetkidir, Anayasa’ya bu nedenle aykırıdır.

Yine, çok ivedi durumlarda kanun hükmünde kararnamelerin çıkarılabileceği, yetkilerin verilebileceği Anayasa’da belirtiliyor. Peki, çok ivedi olan durum ne? Ülke bir savaş hâlinde mi? Meclisi toplayamıyor, karar alamıyorsunuz, bu alınacak kararlar zaman alınacak ve ülke felakete girecek; böyle bir durum mu var? Yok. Peki, doğa felaketleri mi yaşıyoruz bir an önce acil önlemler almak gerekir? Meclis toplanıp da bu konularla ilgili zaman kaybetmeye, gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl mi var? Yok. Dokuz yıldır sizin yönetiminizde bu yasalar yürürlükte ve devlet mekanizmasının, bizim de çok eleştirdiğimiz hantal yapısı devam ediyor.

Şimdi siz dokuz yılda bir şey yapmayacaksınız, dokuz yıl için kulağınızın üstüne yatacaksınız “Ee altı aylık bir süre var, efendim Meclis 12 Hazirana kadar tatile girecek, tatilden sonra da Meclis toplanacak, efendim yeni yılın bütçesi gelecek, altı ay bir süre geçecek, bu çok uzun bir zaman.” Dokuz yıl kısa bir zaman ama altı ay bekleyemiyorsunuz.

Bakın Meclisin gerçekten sizin iyi niyetli, kamu yararına düzenlediğiniz, düzenlemek istediğiniz yasa tasarılarına muhalefet partileri olarak bizler hiçbir zaman zorlayıcı, engelleyici olmadık. Evet, eleştirilerimizi, önerilerimizi söyledik ama yasaların çıkarılması konusunda engelleyici bir tutum içinde olmadık, iyi niyetli olduğuna inandığımız tasarımlarınız, tasarılarınız hakkında. Tabii ki halkın aleyhine olduğunu düşündüğümüz yasa tasarılarınıza, tekliflerinize de, tabii ki muhalefet partileri ve biz karşı durduk. Bunun kamuoyuna doğru anlatılması konusunda denetleme görevimizi yeterince yaptığımıza inanıyoruz ama tabii ki sizin sayısal çoğunluğunuz var, 340 milletvekili, 335 milletvekiliyle parmak sayısına güvenerek “Dediğim dedik, çaldığım düdük.” tutumu içinde bunları geçirdiniz.

Şimdi bu kanun hükmünde kararname konusunda böyle bir telaşınız var, bir telaş görüyoruz. Neye benziyor bu telaş biliyor musunuz? Hani “Buzlar Çözülmeden” oyununu bilir misiniz? Buzlar Çözülmeden, Cevat Fehmi Başkut’un iki perdelik oyunu. Tımarhaneden kaçan bir delinin bir kış günü bir kasabaya yolu düşer. Kasabaya tayin edilen kaymakam yollar kapalı olduğu için gelememiş, kasaba kaymakam bekliyor ve bu deli kendisini kaymakam olarak tanıtıyor ama bütün telaşı yollar açılmadan, buzlar çözülmeden kendi tasarılarını, abuk sabuk çalışmalarını orada yaşama geçirme telaşı içinde.

Siz bu duruma düşmeyin. Önümüzde 24’üncü Dönem var, 24’üncü Dönem eğer siz gerçekten iktidar olacağınıza inanıyorsanız yine bu kürsülerde siz arzu etmeseniz bile muhalefet partileri olacak ve inanıyorum ki iyi niyetli yaklaşımlarınız, devletin kamu hizmetlerinin bu hantal gidişinden rahatsız olan tüm bizlerin, bizden sonra geleceklerin yardımcı olacağı konusunda bir kuşkunuz olmasın. Bir altı ay daha bekleyin. Yok, alelacele, bir an önce bunları geçirmek istiyorsunuz. Bu bize sizin bu konuda samimi ve iyi niyetiniz konusunda kuşkular yaratıyor. Acaba, bugüne kadar yaptığınız gibi devletin bütün kurumlarında kadrolaşmaya ilişkin yaptığınız çalışmaların bir parçası olarak mı bu tekrar gündeme getiriliyor?

Diğer muhalefet partisi sözcüsü arkadaşlar ifade ettiler, yargıda, eğitimdeki kadrolaşmalar yetmedi, şimdi bütün kamu kurumlarında yeni kadrolaşmaların önünü açacak, Bakanlar Kurulunun denetimden yoksun bir şekilde ortaya getireceği düzenlemelerle geleceğinizi bir şekilde garanti altına mı almaya çalışıyorsunuz? Yoksa siz gerçekten bu seçimlerden sonra bu Mecliste yeterli çoğunluğu sağlamayacağınız konusunda endişe içinde misiniz? Eğer böyle ise zaten gelecek hükûmet bu kanun hükmündeki kararnamelerinizi sanıyorum iptal edecektir. Bu telaşa gerek yok. Bunu bugün bu Meclis kürsüsüne, bu Meclisin gündemine getirmenin herhangi bir yararı olacağına inanmıyoruz.

Halkın iradesinin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisini bu şekilde baypas ediyorsunuz. Kanun hükmünde kararnameyi çıkarmanız hâlinde bile Meclisin tamamen reddetmesi, onaylaması veya kısmen değiştirmesine ilişkin Anayasal hükmü yani bu denetleme durumu da Meclis tatile gireceği için uygulamaya geçilemeyecek. Olağanüstü toplantıya mı çağıracaksınız? Seçimin sıcak günlerinde, seçim arifesinde Meclisi apar topar toplantıya çağırıp yine hazırladığınız, kamuoyu denetiminden, Meclis denetiminden uzak hazırladığınız bu kanun hükmündeki kararnameleri Meclisten geçirmeyi düşünüyorsunuz.

Sayın Başbakan, hep bize şunu söylüyor, diyor ki: “Barış ve Demokrasi Partisi gerginlik yaratıyor.” Ve nedense bizim her söylediğimiz, bizim her eylemimiz, her söylemimiz Sayın Başbakanı geriyor. Diyor ki: “Siz koltuk amacıyla yapıyorsunuz bunu.” Evet doğru, koltuk amacıyla yapıyoruz bütün yaptıklarımızı ama bu koltuk sevdamız sizin sevdanız gibi değil. Biz halkın, tüm toplumsal kesimlerin bu Mecliste belli bir hakkaniyet çerçevesinde, temsilde adalet çerçevesinde temsil edilmesi için çaba sarf ediyoruz ama siz herkesi Meclis dışında bırakmaya çalışıyorsunuz. Barış ve Demokrasi Partisi Mecliste olmasın. Milyonlarca seçmeni, sempatizanı olan bir siyasal hareketin Meclis dışında kalması için her türlü antidemokratik yasal uygulamayı yürürlükte tutuyorsunuz, bağımsız adaylarla seçime girmemiz durumunda bile minimum temsil için çaba sarf ediyorsunuz. Bu mudur adalet? Bu mudur hakkaniyet? Seçmenimizin de katkılarıyla oluşmuş hazineden bize beş kuruş hazine yardımı yapmıyor, âdeta seçmenlerimizin hazineye aktardığı parayı gasbediyorsunuz ve bizim aleyhimize eşitsiz koşullarda bir yarışa sürüklüyorsunuz bizi.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – İktidar partisine söylüyorsun bunları değil mi?

OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) - Evet, siz de onun az bir ortağı değilsiniz, siz de az bir ortağı değilsiniz onun. Sizin gelmeniz hâlinde daha iyi olacağına dair bir emare fazla görmüyoruz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Barajı indirme önergelerimizi verdik.

OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) – Biz, Meclisin, Mecliste kürsünün halk adına temsil edilmesi için çaba sarf ediyoruz. Biz, Türkiye’nin bütün sorunlarının şiddet yolu olmaksızın, hak arama yollarının, şiddetle arama yollarının kapanması için, Meclis çatısı altında, demokratik yollarla ve barışçıl yöntemlerle sorunların çözüm yerinin Meclis olduğunu işaret etmek için bu koltuklara aday oluyoruz. Yoksa, bu koltukların kişisel olarak bize kazandırdığı bir şey yok, demin söyledim. Yüz yıl, yüz elli yıl, iki yüz yıllık cezalarla karşı karşıyayız. Polis copuyla karşı karşıyayız milletvekilleri olarak; polisin gazıyla, polisin renkli sularıyla, hakaretleriyle karşı karşıya kalıyoruz her gün, halkımızın yanında yer aldığımız için. Milletvekilliğinin kişisel olarak bize kattığı bir şey yok ama bize kattığı bir tek şey var: Halkımızın, Türkiye’de ezilen, sömürülen, baskı altında tutulan bütün toplumsal kesimlerin burada temsilini sağlamak. Tüm sorunların demokratik yollarla çözüm yerinin burası olduğunu ispatlamak için her türlü riski göze alıyoruz. Buna rağmen, Sayın Başbakan “Efendim, siz gerginlik yaratıyorsunuz.” Nasıl gerginlik yaratıyoruz?

Bakın, “sivil itaatsizlik eylemleri” adı altında bir eylemler dizisi başlattık. Taleplerimiz belli, dört talebimiz var. Bu taleplerin hiçbiri bölücülük içermiyor, bu taleplerin hiçbiri kavgayı, şiddeti içermiyor. “Seçim barajı düşsün.” diyoruz. Bu sadece bizim talebimiz mi? Demokrasiye inanan herkesin talep etmesi gereken bir durum değil mi? Aydınlar bunu söylemiyor mu? Üniversiteler bunu söylemiyor mu? Muhalefet partileri veya partisi bunu söylemiyor mu? Bu sadece bizim mi talebimiz? Bu niye gerginlik yaratıyor, bunu talep ediyoruz diye?

“Askerî ve sivil operasyonlara son verilsin.” diyoruz. Her gün 15-20 yöneticimiz cezaevine konuluyor, gözaltına alınıyor, her gün ama. Şu anda 2 binden fazla yöneticimiz, üyemiz cezaevinde. Suçsuz, günahsız, hiçbir şiddet yok, şiddeti çağrıştıracak hiçbir şey yok. Demokratik alanda siyaset yapan arkadaşlarımız, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri, parti yöneticileri.

Demokratik özerklik talebimiz Türkiye’nin geleceğinin güvencesidir. Bir arada yaşamanın, bir arada yaşama koşullarının geliştirilebileceği, birlikte yaşama kültürünün geliştirilebileceği, bütün gelişmiş…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) – İki dakikam var mı Sayın Başkan?

---

**Kaynak gösterme:** Osman Özçelik (Siirt). “Kamu hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat görev ve yetkileri ile kamu görevlilerine ilişkin konularda yetki verilmesine dair kanun (s.s.746)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 5 Nisan 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-ozcelik-23-2011-04-05-kamu-hizmetlerinin-duzenli-etkin-ve-verimli-bir-sekilde-yurutulmesini (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
