# Anayasa değişikliği

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 1 Nisan 2003
- **Gündem:** ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi

> Osman Pepe (AK Parti), 1 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ); konuşma 1.707 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasamızın 76, 169 ve 170 inci maddeleri üzerinde getirilmiş olan değişiklik teklifiyle alakalı olarak değerli milletvekillerinin, grupların değerli sözcülerinin görüş ve düşüncelerini dinledik. Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerinde yapılması gereken ve toplumda da çok ciddî bir uzlaşmanın, artık, sağlandığını gördüm. İleri adımların atılmasında, Meclis içerisindeki iktidar ve muhalefetin, daha önceki yapmış oldukları açıklamaları, beyanları, seçim sürecinde, seçim beyannamelerinde, parti programlarında konuyla alakalı görüş ve düşüncelerin, Türkiye'nin son elli yılında yaşamış olduğu büyük sosyal ve toplumsal hareketlerin gelmiş olduğu bu noktada, kentleşme sürecinde, kentlerin etrafındaki varoşlarda oluşmuş olan yoğun orman işgallerinin, orman tahribatının, fiilî durumların, artık, aşılması gereken, çözülmesi gereken sorunlar olarak görüldüğünü ve bugün de burada, bunu gerçekleştirebileceğimizi, bunu başarabileceğimizi, bu sorunun bir iktidar ve muhalefet mantığıyla ele alınmaması gerektiğini, bunu, bulunmuş olduğumuz seçim bölgelerinde veyahut da Türkiye'deki milyonlarca insanın üzerinde yaşamış olduğu bu milyarlarca metrekarelik, ülkemizin en değerli arazileri üzerindeki şu andaki mevcut durumun çözümlenmesi gerektiğini, artık, hepimiz gördük. Bunun için inanıyorum ki, bugün ve perşembe günü yapılacak olan oylamalarla, Anayasanın 169 ve 170 inci maddelerinde gerekli değişiklikler yapılacak ve Anayasamızın bugüne kadar elvermediği tasarruflara, inşallah, sahip olmuş olacağız.

Değerli arkadaşlar, uzlaşma arama noktasında, dört aylık bir dönem içerisinde, toplumun, yargısıyla, üniversitesiyle, sivil toplum örgütleriyle, hatta, şu anda Parlamentodaki Cumhuriyet Halk Partisinin değerli milletvekilleri, grup başkanvekilleriyle bu konuyla alakalı düşüncelerimizi onlara aktarmak, tekliflerimizi onlarla birlikte paylaşmak, bunu sadece AK Partinin grup önerisi olarak, sadece Orman Bakanlığının görüş ve düşünceleri doğrultusunda atılması gereken bir adım olarak algılanmaması gerektiğini, yapılan panellerle, yapılan görüşmelerle, üniversitelerdeki hukuk fakültelerinin, Yargıtayın ilgili dairelerindeki üyelerin, daha doğrusunu kısa olarak özetlemek gerekirse, dört aylık bir süre içerisinde, biz, bu konuyu kamuoyunda tartışmaya açtık; pek çok televizyon programında, bu konuyla alakalı konunun uzmanlarıyla karşılıklı tartışma, meseleyi müzakere etme imkânını bulduk.

Tabiî, yine, şunu da ifade edeyim ki; bizim internet sayfamızda, iki ikibuçuk aydan bu tarafa, konu, interaktif bir anlayışla toplumun belleğine havale edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, bizim, bugün, buradaki değerli sözcülerin görüş ve düşüncelerini de dikkate alarak hazırlamış olduğumuz bu değişiklik tekliflerinde, 31.12.1981 tarihinden önce, fen ve bilim bakımından orman vasfını yitirmiş, orman kadastrosu marifetiyle de 1974 yılından bu tarafa Türkiye'de 2/B arazilerinin çalışmaları yapılıyor ve orman alanlarının dışına çıkartılıyor. Bu konu bugünün olayı değildir, dünün olayı hiç değildir; bu, son kırk yılın olayıdır. Olaya bu şekilde bakmak lazım. (AK Parti sıralarından alkışlar) Eğer, sadece, bunu bir yılın, iki yılın olayı olarak ele alırsak meseleyi doğru tarif etmiş olmayız.

Değerli arkadaşlar, sevgili milletvekilleri; bakın, Türkiye'nin gelmiş olduğu bu noktada, bugün, bu araziler, artık orman değildir, orman idaresinin tasarrufunda da değildir. Yani, biz, Orman Bakanlığı olarak, orman bölge müdürlükleri olarak, orman şeflikleri olarak, hiçbir zaman, bu araziler üzerinde bir inisiyatifimiz yok; niye, çünkü, orman kadastrosu marifetiyle, bunlar, Anayasanın amir hükümleri, mevcut hükümleri doğrultusunda, Anayasanın hükümleri doğrultusunda orman alanının dışına çıkarılmış. Peki, burada murat neydi, burada arzu edilen neydi? 1982 Anayasasında, 169 ve 170 inci maddeler gerekçelerine baktığımız zaman, aslında, burada, bir milat olarak alınan 31.12.1981 tarihinin bir af, gizli bir af, saklı bir af olduğunu, kanun koyucunun o günkü gerekçelerine baktığımız zaman, Anayasa Mahkemesinde yapılmış olan iptallere karşı kullanılan oyların mülahazalarına, mütalaalarına baktığımız zaman, bunları görme imkânımız vardır.

Elbette ki, bugün, Türkiye'de, şu anda, orman arazilerimizin, ancak üçte 2'sinin kadastrosu yapılmış. Yapılan kadastrolar neticesinde de, yaklaşık 5 milyar metrekarelik 2/B çıkmış. Orman kadastrosunu tamamladığımız zaman, bitirdiğimiz zaman... Bunu, önümüzdeki beş yıllık bir süre içerisinde tamamlamayı planlıyoruz; yani, geri kalan kadastrosu yapılamamış alanları, azamî beş yıl içerisinde, Türkiye'deki bütün kadastro çalışmalarını, ormancılık açısından, Orman Bakanlığı açısından tamamlamayı düşünüyoruz. Bu yeni yapılan kadastro çalışmaları neticesinde, mevcut 2/B'lere yeni 2/B'ler ilave edilecektir; bunu da ifade etmekte fayda görüyorum; çünkü, 2/Bler, durduk yerde kendiliğinden ortaya çıkan hudayinabit bir şey değildir, bunlar kendiliğinden olmuyor. Bunlar, yasaların kendilerine vermiş olduğu yetkileri kullanan orman mühendislerinin, kadastro mühendislerinin yapmış oldukları çalışmalar neticesinde ortaya çıkıyor.

Tabiî, aslında, bizim bu konuyla alakalı, bugüne kadar toplumla ve sizinle birlikte paylaştığımız pek çok husus oldu; ama, Anayasamızın 169 uncu maddesinde, ormanların işlettirilmesiyle alakalı bir düzenleme getiriyoruz. Bakın, bununla ne yapmak istiyoruz; bunu da sizinle karşılıklı olarak net bir şekilde görüşmek ve paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 169 uncu maddede yapacak olduğumuz değişiklikten sonra, şu anda, Türkiye'deki verimsiz olan, yaklaşık olarak, 10 000 000 hektarlık orman arazisinin, özel ormancılık anlayışı içerisinde, özel sektöre veyahut da özel ormancılık çalışması yapmak isteyen kesimlere, tüzelkişiliklere, köy tüzekişiliklerine, şirketlere veyahut da şahıslara tahsisi söz konusudur.

Burada nasıl bir tahsis yapacağız; zaten, şu anda, Özel Ormancılık Kanununda bu mevcut. Bizim şu andaki verimsiz olan ormanlarımızın verimli hale gelebilmesi için, biz bu işi, Orman Bakanlığının şu andaki mevcut imkânlarıyla, ancak 100 senede yapabiliriz arkadaşlar; şu andaki finans imkânlarımız, şu andaki donanımımız, şu anda baktığımız zaman yaptığımız projeksiyonda, 100 yılı içerisinde bu işin altından ancak kalkabiliriz. Demek ki, burada, mutlaka ve mutlaka, özel teşebbüsü, ormanlarımızın geliştirilmesinde devreye sokmamız lazım.

Değerli arkadaşlarım, şu anda biz, bugün, 2/B'lerle alakalı Anayasamızın 169 ve 170 inci maddelerinde yapacak olduğumuz değişiklikten sonra, 6831 sayılı Orman Kanununun ilgili maddelerinde ve yine, ormancılık mevzuatını alakadar eden sair kanunlarda yapacak olduğumuz değişiklikten hemen sonra, biz, 50 000 000 metrekareyi hemen ertesi günü satabilecek durumdayız. 50 000 000 metrekareyi hemen ertesi günü satabilecek noktadayız; çünkü, bu konuyla alakalı parselasyon çalışmaları, bunlarla alakalı tespitler yapılmış, listeleri askıya çıkarılmıştır; ancak, 2/B'lerin tamamen tasfiye edilmesinin, öyle, altı ay içerisinde olmayacağını biz de biliyoruz. Şu anda, yaklaşık 4 milyar metrekaresinin, önümüzdeki altı aylık bir süreç içerisinde, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün verecek olduğu destekle, hükümetin, bu konuda alacak olduğu özel önlemlerle, yapacak olduğu fevkalade düzenlemelerle, burada, gerekirse, tapu - kadastro çalışmalarında özel sektörü de devreye sokarak işi hızlandırmayı düşünüyoruz ve biz, altı ay içerisinde, 4 milyar metrekareyi satışa arz edebileceğimizin...

Tabiî, olayı, sadece bir ekonomik girdi olarak alırsak haksızlık yapmış oluruz. Olayın bir sosyal boyutu var, olayın bir hukukî boyutu var, olayın bir de ekonomik boyutu var. Bu, 2/B'lerle alakalı, Türkiye'de şu anda geldiğimiz son noktada, milyonlarca insanın üzerinde yaşamış olduğu bu 2/B arazileriyle alakalı gerçekten çok ciddî bir hukukî sorun söz konusudur. Bu vatandaşlarımızın önemli bir kısmı, bugün, mahkeme kapılarında devletiyle karşılıklı olarak mahkemeleşmektedir.

Yine, bu yurttaşlarımızın mülkiyet sorunu noktasında, yapmış oldukları binalarının, kullanmış oldukları bağ ve bahçelerinin mülkiyet sorunları vardır. İnsan için en önemli haklardan birisi mülkiyet hakkıdır. Mülkiyet hakkı konusunda, her ne şekilde olursa olsun, devletin bugüne kadar aymazlığından dolayı ortaya gelmiş olan bu 2/B'ler konusunda, devletin, artık, bana ne deyip olaya bigâne kalması mümkün değildir, bu konuya, mutlaka ve mutlaka el koyup, çözüm getirmesi lazımdır; işte, biz de bunu yapıyoruz.

Tabiî, burada, olaya, bir de şehircilik açısından bakmak lazım. Elbette ki, kentlerimizin civarında oluşmuş olan bu fevkalade olumsuz tabloların, büyük şehirleşme imkânına, potansiyeline sahip olan bu arazilerin planlamalarının, şehircilik açısından düzenlemelerinin, altyapılarının süratli bir şekilde yapılarak vatandaşımıza kazandırılması lazım; aksi halde, biz, Türkiye'de çarpık kentleşmenin önüne geçme imkânını da kaybetmiş oluruz. Bu, bir fırsattır.

Sayın Ali Topuz'un ifade ettiği gibi, biz, burada, satıştan elde edecek olduğumuz paraları, sadece Hazinenin borç ödemeleri için kullanmayı kesinlikle düşünmüyoruz. Orman Bakanlığı olarak, biz, muhtelif vesilelerle, bu konuyla alakalı görüşlerimizi ve düşüncelerimizi kamuoyuyla paylaştık. Ne dedik, buradaki satıştan elde edilecek olan paranın en az yüzde 20'sini orman köylüsünün rehabilitasyonuna kullanmak mecburiyetindeyiz. Niye, Türkiye'de 17 000-18 000 köyde, yaklaşık olarak 7 500 000-8 000 000 orman köylüsü yaşıyor. Bu orman köylüleri, hakikaten, hayat standardı bakımından ülkedeki en altta bulunan insanlar. Millî gelirden almış oldukları pay, 250-300 dolardır. Böyle bir rakamla hayatlarını idame ettirmek durumunda olan orman köylüsüne taraf olmak, orman köylüsünün yanında olmak, sosyal devlet olmanın gereğidir; işte, biz, onu yapmak için bu düzenlemeyi yapıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakın, yine, ağaçlandırma seferberliği için kaynak lazım, para lazım; ama, ülkemizin ekonomik şartları ortada. Daha geçen hafta, hükümetimizin Bakanlık bütçesi burada görüşülürken, muhalefet sözcüsü arkadaşlarımız "bu bakanlık bütçesiyle bu işleri yapmak mümkün değildir" dediler; ben de katılıyorum, doğru; yani, yapmak istediklerimiz yanında, mevcut kaynakların ne kadar cılız, ne kadar yetersiz kaldığını ben de kabul ediyorum. O zaman, bir yerden kaynak bulmak lazım- işte, kaynak burada. Diyoruz ki, buradaki satıştan elde edecek olduğumuz gelirin önemli bir kısmını, ülkemizin, buradan kaybedecek olduğumuz 500 000 hektarlık arazinin karşılığında, biz, gelin, 500 000 hektarlık alanın karşısında, onun üç katını, beş katını, on katını yapabilecek potansiyele, kaynağa burada sahip oluyoruz. Biz, bununla birlikte, yani, burada, eğer, orman alanlarının dışına 2/B olarak çıkardığımız 5 milyar metrekare, yaklaşık olarak 500 000 hektarlık bir alanı ormanların dışına çıkarmış ve kaybetmiş gibi gözüküyorsak da, fotoğrafa net olarak bakarsak, biz bununla, bu düzenlemeyle, burada, ciddî bir finans imkânıyla, orman alanlarımızı genişletmeyi planlıyoruz. Bununla alakalı, Sayın Başbakan ve Kabinedeki arkadaşlarımla bu konuyu paylaştım. Bu konuya da fevkalade desteğin olduğunu görmenin bahtiyarlığını yaşıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabiî, olaya, objektif olarak baktığımız zaman, meselenin, AK Parti cephesinden, Cumhuriyet Halk Partisi cephesinden bakıldığı zaman farklı görülmediğini, gayet net bir şekilde görüyorum; ancak, aramızda birtakım nüanslar olabilir; çünkü, farklı partileriz. Bu bir ülke sorunudur, bu milyonlarca insanımızın ortak sorunudur, bu Antalya'nın sorunudur, bu Mersin'in sorunudur, bu İstanbul'un sorunudur, bu Balıkesir'in sorunudur, bu Kocaeli'nin sorunudur, bu Trabzon'un sorunudur. Arkadaşlar, Türkiye'de, 2/B'lerle milyonlarca insan karşı karşıyadır. Bu realiteyi görmeden, buna siyasî perspektiften bakmadan, sadece insanî perspektiften baktığımız zaman, kangrenleşmiş bu sosyal olayın artık çözüme kavuşturulması için, bugün, Parlamentoda bu iradeyi görüyorum, bu gücü görüyoruz, bu kararlılığı görüyoruz.

Burada, şimdi, şöyle bir endişenin olduğunu da ifade edeyim. Efendim, siz bu 2/B düzenlemesinin, bu 169 ve 170 inci maddede yapmış olduğunuz düzenlemelerden sonra, acaba kamuoyunda şöyle bir yanlış kanaat olur mu: Yahu, nasıl olsa bunlar, her ne şekilde olursa olsun, orman arazisine el atanlara, işte görüyorsunuz, Parlamento bir şekilde bir çözüm getiriyor, onların bu yasal olmayan edinimlerini yasalaştırıyor... Bu endişeyi toplumun bütün kesimlerinde gördüğüm için -Orman Bakanı olarak benim aslî görevim, elbette ki, orman varlığının korunması ve geliştirilmesidir- bu endişeyi duyanlarla, en az onlar kadar paylaşarak ben de ifade ediyorum ki, bakın, 31.12.1981 tarihine onun için dokunmuyoruz, onu biz de milat olarak aynen koruyoruz. Halbuki, 31.12.1981'den sonra Türkiye'de yeni 2/B'ler veyahut da orman işgalleri oldu; ama, onlara cesaret vermemek için, yeni oluşacak, yeni oluşturulacak 2/B'lere ve orman işgallerine fırsat vermemek için, onları cesaretlendirmemek için bu 31.12.1981 tarihini milat olarak aynen alıyoruz ve kabul ediyoruz ve koruyoruz. Çünkü, ormanları, hakikaten, milletin sahiplenmesi, baş tacı etmesi gerektiğini ifade etmek durumundayken; ne yazık ki, bazı kesimlerden, ormanlarla alakalı iyi olmayan düşüncelerde var, hoş olmayan düşünceler de var, ormanları rant aracı görenler de var. İşte bizim görevimiz, devletin görevi, devletin yetkili kurullarının, kurumlarının görevi bunlara bu imkânı vermemektir; yasalar bunun için vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Anayasa değişikliği”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 1 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2003-04-01-anayasa-degisikligi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
