# Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye,insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde genel görüşme hakkında 10/238 (ss.978)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim
- **Tarih:** 16 Kasım 2005
- **Gündem:** AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİYE,İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE ÜZERİNDE GENEL GÖRÜŞME HAKKINDA 10/238 (SS.978)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2005-11-16-akaryakit-kacakciliginin-ekonomiye-insan-ve-cevre-sagligina-verdigi-za

> Osman Pepe (AK Parti), 16 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİYE,İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE ÜZERİNDE GENEL GÖRÜŞME HAKKINDA 10/238 (SS.978)); konuşma 1.672 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; akaryakıt kaçakçılığı konusu, dünyanın bütün ülkelerini ilgilendiren bir konu; ama, akaryakıt kaçakçılığını araştırma komisyonunun raporu, gerçekten, son derece dikkate değer bilgileri ihtiva ediyor. Değerli Komisyon Başkanı ve üyelerine çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum; ancak, benim bu konuyla ilgili geçmişe dair bir hatıramı bu vesileyle paylaşmak istiyorum.

Yıl 1996, 20 nci Dönem milletvekiliyim. Akaryakıt kaçakçılığıyla alakalı akaryakıt satıcılarının ana depoları, büyük bayilerin, esas dağıtıcı bayilerin ana depoları ve satıştaki pompalarına yazarkasa teklifi, 1996 yılında dönemin Maliye Bakanı Abdüllatif Şener'e tarafımızdan yapılmıştır -1996- fakat, Sayın Şener'in bakanlıktaki ömrü, bizim bu teklifimizi realize etmeye yetmemiştir.

Yine, esas mevzua gelmeden…

AHMET SIRRI ÖZBEK (İstanbul) - Yazarkasanın kaçakçılığa hiçbir yararı olmaz, bir firmaya 200 000 000 dolar para kazandırır.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla) - Olur mu olmaz mı günü geldiği zaman görürsünüz, biraz sabredin.

Şimdi, değerli arkadaşlar, 22 nci Dönemde bakan olarak konuyu Bakanlar Kurulunda, elbette ki, Kocaeli Milletvekili olmam ve bu kabinenin bir üyesi olmam münasebetiyle, bunun ne kadar önemli bir yekûn tuttuğunu, ekonominin üzerinde nasıl bir haksız kazanç oluşturduğunu rakamlarıyla ifade etmeye çalıştım ve Sayın Maliye Bakanı Unakıtan'a, bu konuyla alakalı ne gibi düzenlemeler yapılacağına dair, Gelirler Genel Müdürü arkadaşımıza, bu konudaki görüşlerimizi aktarma imkânı da bulmuştum.

Değerli arkadaşlar, kaçakçılık yoluyla zahmetsiz olarak daha fazla gelir elde etme yöntemi tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi, maalesef, ülkemizde de yapılmakta olup, çeşitli mallar üzerinden gerçekleştirilen kaçakçılığın akaryakıta ilişkin olan bölümünde, maalesef, ülkemizde çok önemli bir ekonomik kayıp, aynı zamanda çevre üzerinde de müthiş tahribatlar meydana gelmektedir.

Bir örnek verecek olursak, motorin yüklü 30 tonluk bir kara tankerinin bu hamulesinden 30 milyar TL ÖTV; 9,7 milyar TL KDV olmak üzere devletin toplam 39,7 milyar TL vergi aldığı dikkate alınırsa, bu, milyon tonlarla ifade edilen kaçakçılığın parasal değerinin nerelere baliğ olduğu, takdirlerinizin, zannediyorum, değerlendireceği bir husustur.

Elbette ki, bu küçük örnekten hareketle, ülkemizdeki petrol sektörünün ekonomik profiliyle ilgili bazı açıklamalarda bulunmakta da fayda vardır. Şöyle ki, 2004 yılında ülkemizde toplam akaryakıt tüketimi 30,5 milyon ton civarında gerçekleşmiştir. 2004 yılı petrol faturamız ise, dünya petrol fiyatlarındaki aşırı yükselmenin de etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 30 artışla 7,9 milyar Amerikan Dolarına erişmiştir. Petrol ürünü tüketimi içinde beyaz ürün olarak tabir edilen, 3,1 milyon tonla yüzde 10'unu benzin grubu, 10 000 000 tonla yüzde 32'sini motorin grubu oluşturmaktadır. Akaryakıt ve LPG sektörünün devlet bütçesine ÖTV ve KDV olarak katkısı yıllık 24 katrilyon TL civarında olup, bu miktarın, vergi gelirlerimizin yaklaşık yüzde 20'sini teşkil ettiği hepinizin malumudur.

Görüleceği üzere, bu denli büyük sosyoekonomik boyuta sahip, ülkemizdeki petrol sektörünün yönlendirilmesi ve faaliyetlerinin disiplin altına alınması da büyük önem arz etmektedir. Bu kaçakçılığın, gündemimizdeki, bugün Değerli Komisyon Başkanı ve komisyon üyesi arkadaşlarımızın burada dile getirmiş olduğu hususlar elbette ki, iktidar ve muhalefet ayırımı yapılmaksızın bu meseleye hepimizin bir millî mesele olarak bakması ve çözümler noktasında da hepimizin aynı duyarlılıkta, kendimizin, temsilcisi olduğumuz partilerimizi de aşarak burada meseleye objektif çözümler noktasında ittifak etmemiz şarttır.

Özellikle son on yıllık süreçte benzin ve motorin talebinin yeterince artmadığı -enteresan tabiî; araç sayısı artıyor, her yıl yüzbinlerce araç trafiğe çıkıyor- akaryakıt satışlarının ekonomik göstergelere uyumlu olarak gelişmediği, benzin ve motorin tüketiminin motorlu taşıtlardaki artışla maalesef doğru orantılı olmadığı, projeksiyon ile tüketim arasında önemli farklılıklar olduğu, bu göstergelere dayanılarak özellikle bu iki üründe kaçakçılığın boyutunun ne denli büyük olduğu görülmektedir.

Son on yıldaki tüketim rakamlarında yapılan değerlendirmede motorin ve benzinin toplam akaryakıt tüketimi içindeki payının yıllar itibariyle dünya petrol fiyatları, ülkemizdeki ekonomik gelişmeler, uygulanan akaryakıt ithalat ve fiyat politikalarının da etkisiyle zaman zaman bir azalış trendi içine girdiği izlenmekle birlikte, 2004 yılı itibariyle gelinen noktada sürekli bir tüketim artışı gerçekleşmiştir. Ancak, talep projeksiyonlarına göre her iki üründe de beklenen tüketim artışının ülkemizdeki motorlu taşıt araçları sayısındaki artışa göre, olması gerekenden yüzde 20 oranında daha az gerçekleştiği ortaya çıkmakta olup, bu tüketim açığının ise akaryakıt kaçakçılığından ileri geldiği düşünülmektedir.

Elimizdeki verilere göre yapılan hesaplamalarda, benzin ve motorin bazında yurda kaçak yollardan girdiği tahmin edilen toplam petrol ürün miktarının yaklaşık rakamlarla 2,1 milyon tonla petrol arzımızın yüzde 7'sine tekabül ettiği, buradan hareketle vergi kaybımızın ise yaklaşık olarak yılda 2 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Görüleceği üzere, bir sektör haline gelen kaçakçılığın akaryakıt boyutu, devletimizin önemli bir vergi kaybına neden olan ve hepimizin üzerinde ehemmiyetle durması gereken bir husustur.

Resmî makamlar tarafından yakalanan kaçakçıların itiraflarına, çeşitli istihbarat kaynaklarına, sektör tarafından yapılan gözlemlere ve ülkemizdeki akaryakıt satışlarına ilişkin projeksiyonlardaki sapmalara dayanarak edinilen bilgilerden yurdumuza kaçak akaryakıtın hem denizden hem de karadan girdiği bilinmektedir.

Arkadaşlar, bu kadar kesin, objektif olması lazım. Yani, bu işin şu kadarı denizden, şu kadarı karadan diyerek, olayı olduğundan ne daha büyük ne de daha küçük göstermek doğru değildir. Doğru; akaryakıt kaçakçılığının önemli bir kısmı deniz yoluyla olmaktadır; ama, bunun pazarlama ağına girişi, maalesef, ağırlıklı bir şekilde kara tarafından olmaktadır.

Yapılan akaryakıt kaçakçılığında uygulanan yöntemlerin detayına girmeden ana başlıklarıyla değinecek olursak, bunları;

Denizcilik sektörüne tahsis edilen ÖTV'siz akaryakıtta yapılan kaçakçılık,

Değişik yöntemlerle deniz araçlarıyla yapılan kaçakçılık,

Transit olarak ülkemize giriş yapan TIR ve kamyonlarla yapılan kaçakçılık,

Sınır ticareti kapsamında yapılan kaçakçılık,

İthal edilen akaryakıtta yapılan kaçakçılık,

Irak'a yapılan transit akaryakıt taşımacılığı sırasında gerçekleştirilen kaçakçılık,

Boru hatlarından yapılan kaçakçılık,

Sınır köylerinde katır sırtında yapılan kaçakçılık şeklinde sıralayabiliriz.

Yukarıda açıklandığı üzere, çeşitli yollarla yurda sokulan kaçak akaryakıtın pazarlandığı yerlerin ise... Marmara Bölgesinin sanayi yönünden yoğunlaştığı, özellikle İstanbul-Kartal-İzmit hinterlandındaki fabrikalara, markalı ve özellikle beyaz bayraklı akaryakıt istasyonlarına, çeşitli deniz araçlarına, Mersin yöresindeki birkısım akaryakıt dağıtım şirketlerine ait yakıt tanklarına verildiği belirlenmiştir. Ayrıca, Antalya ve Mersin'de yine deniz yoluyla getirilen kaçak akaryakıt, yüksek ıskonto, düşük fiyatla veya uzun vadeli olarak piyasaya sürülmektedir.

Bir diğer husus ise, kaçak yolla gelen akaryakıt yurdun çeşitli yörelerine gönderilirken sevk irsaliyesi düzenlenmekte, güzergâh boyunca herhangi bir şekilde kontrole tabi tutulmaları halinde faturaya bağlanmakta, böyle bir durumla karşılaşmadıkları takdirde de sevk irsaliyeleri iptal edilmektedir. Bu, aslında pek çok maldaki vergi kaçakçılığının klasik yöntemidir. Öte yandan, petrol ürünlerinin standartlara uygun olarak pazarlanması, bayilerin ve tüketicilerin korunması amacıyla, ülke genelinde denetimler sürdürülmekte ve böylece, kaçak akaryakıtın satılmasının caydırıcı hale getirilmesi için gerekli tedbirler alınmaktadır.

Bu cümleden olarak, ülkemiz petrol piyasasındaki faaliyetleri düzenleyen 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu 13.12.2003 tarihinde Meclisimizde kabul edilerek yasalaşmış olup, gerekli gözetim ve denetim faaliyetleri de bu kanun kapsamında düzenlenerek, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun görev ve sorumluluğuna verilmiş olmakla beraber, bu husus, yani kaçakçılığın önlenmesi keyfiyeti, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığıyla birlikte Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının görev alanına girmektedir.

Söz konusu yasayla kaçakçılığın önlenmesine yönelik olarak getirilen bazı yaptırımlara değinecek olursak: Akaryakıt dağıtım şirketince lisans almaksızın lisansa tabi faaliyetlerin yapılması halinde 500 milyar TL, sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi halinde 200 milyar TL, kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara kurumca 50 milyar TL'ye kadar idarî para cezası verilmesi, ayrıca kaçak veya menşei belli olmayan ürün ikmal edenlerin lisanslarının da iptal edilmesi öngörülmüştür. Bunun yanı sıra, akaryakıt dağıtım şirketleri tescilli markası altında bayilerin yaptığı faaliyetlere ilişkin olarak, kalite kontrol izlemesini de etkin biçimde yapmakla görevlendirilmiştir.

Yine, aynı yasayla, akaryakıt kaçakçılığının önlenmesiyle ilgili olarak, satışa sunulacak akaryakıta ulusal marker katılarak, kaçak akaryakıtın önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

Öte yandan, gerek akaryakıt kaçağına gerekse bundan doğan vergi kaçağına getirilecek en etkin önlemlerden birisi de, Maliye Bakanlığımızca önümüzdeki aylarda gerçekleştirilmesi planlanan yazarkasa uygulaması olup, akaryakıt istasyonlarındaki pompa çıkışlarına takılacak yazarkasalarla, sözü edilen kaçakçılığın önlenmesinde önemli bir adım atılmış olacaktır. Bayiler aracılığıyla yapılan perakende satışlara yönelik bu uygulama, müteakiben, akaryakıt dağıtım şirketlerinin ana ikmal depolarından bayilerine yaptıkları toptan akaryakıt satışlarına da kaydırılmak suretiyle, çok daha etkin bir duruma getirilecektir. Böylece, ülkemize kaçak yollardan akaryakıt girişinin önüne geçilecek, kayıp ve kaçakların önlenmesi, piyasanın disipline edilerek tüketicinin korunması, haksız rekabetin, vergi kaybının, çevre kirliliğinin ve kalitesiz ürünlerin motorlu araçlara, dolayısıyla da, millî servete verdiği zararların önüne geçilmesi mümkün olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; akaryakıt kaçakçığılıyla mücadelenin dünü ve bugününü kısa olarak göz önüne alacak olursak, kaçak akaryakıtla mücadeleyi, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun yürürlüğe girdiği 20.12.2003 tarihinden önce ve bu tarihten sonra olmak üzere iki bölüm halinde ele almak doğru olacaktır. Buna göre, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun yürürlüğe girmesinden önce, Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün koordinatörlüğünde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığıyla müşterek olarak, yurt genelinde, yılda asgarî 3 000 akaryakıt istasyonundan alınan akaryakıt numunelerinin Orta Doğu Teknik Üniversitesi PAL laboratuvarında yapılan testlerle kaçak ve standartdışı ürünler belirlenmekte ve sorumlular hakkında idarî yaptırımlar uygulanmaktaydı. Öte yandan, münferit olaylarda ise, İçişleri Bakanlığı ve Gümrükler Genel Müdürlüğüyle koordineli olarak bu çalışmalar, soruşturmalar yapılmaktaydı. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu yürürlüğe girip ve sorumluluğun Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna devredilmesinden sonra, yukarıdaki ilk iki uygulamanın devamı için, EPDK tarafından, denetime yönelik olarak, ilk aşamada, İçişleri Bakanlığının yanı sıra Sanayi ve Ticaret Bakanlığıyla protokol akdedilmiştir.

Akaryakıtlara katılacak ulusal marker için 11 Kasım 2005 tarihinde yapılan ihaleyi yabancı bir firma kazanmış olup, uygulama 1 Şubat 2006 tarihinde başlayacaktır. Maliye Bakanlığının koordinesinde uygulamasına başlanacak yazarkasa uygulaması için, ilk aşamada, satışı yüksek istasyonların satış fişi veya fatura düzenlemesine 1 Kasım 2005 tarihinde başlanmış olup, 2006 yılının ilk aylarında yazarkasa uygulaması genelde uygulamaya geçmiş olacaktır.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında tüm akaryakıt istasyonlarının bir dağıtım şirketine bağlı olarak faaliyet göstermek üzere lisans alması zorunluluğu getirilmiş, böylece beyaz bayraklı olarak nitelenen ve menşei belli olmayan petrol ürünlerini satan istasyonların faaliyetlerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununda yer alan düzenleme ve yasalara aykırı faaliyetlerde bulunan şirketlere, 500 milyar TL'ye kadar para cezasının yanı sıra, işyeri kapatma cezası ve lisans iptali gibi ağır müeyyideler de getirilmiştir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, akaryakıt kaçakçılığından elde edilen haksız kazancın piyasada yaratmış olduğu haksız rekabetin, elbette ki, kamu vicdanını nasıl yaraladığını, bu konuya bu kutsal çatı altındaki bütün milletvekili arkadaşlarımızın -iktidar ve muhalefet ayrımı olmaksızın- hassasiyet gösterdiklerini, komisyon üyesi arkadaşlarımızın yapmış olduğu çalışmaların kamuoyu tarafından ne denli yakından takip edildiğini ve burada sunmuş oldukları bu komisyon raporunun elbette ki gerekli şekilde takip edilmesi ve bu haksız kazancın, ülkenin ekonomisine vurulan bu ağır darbenin Hükümet tarafından yakından takip edileceğini, bugüne kadar alınmış olan -biraz önce zikretmiş olduğum- tedbirlerle, eğer, bunlarla arzu edilen netice alınmazsa... Elbette ki, bunları bütün kurum ve kuruluşların çok daha güçlü bir şekilde takip edeceği ve gereğini yerine getireceğinden bütün vatandaşlarımızın ve siz değerli milletvekili arkadaşlarımızın emin olmasını arzu ediyor, hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye,insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde genel görüşme hakkında 10/238 (ss.978)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 16 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2005-11-16-akaryakit-kacakciliginin-ekonomiye-insan-ve-cevre-sagligina-verdigi-za (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
