# Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim
- **Tarih:** 26 Nisan 2006
- **Gündem:** ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI KANUNU (S.S 871)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2006-04-26-cevre-kanununda-degisiklik-yapilmasi-kanunu-s-s-871-2

> Osman Pepe (AK Parti), 26 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI KANUNU (S.S 871)); konuşma 600 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Akdemir'in hidrojen enerjisiyle alakalı olarak Türkiye'de yapılan herhangi bir çalışma var mı, bu çalışmanın nerede ve ne şekilde olduğuna dair soruları var. Doğru, bugün, dünyada, hidrojen enerjisiyle alakalı bütün ülkelerin çalışmaları var. Birtakım prototip uygulamalar muhtelif sektörlerde gerçekleştiriliyor. Hidrojen, en çevreci yakıt olarak, önümüzdeki süreçte, öyle zannediyorum ki, dünyanın gündemini çok daha fazla meşgul edecektir. Bu konuda, bizim, Miami Üniversitesinden Sayın Nejat Veziroğlu'lunun İstanbul'daki hidrojen enstitüsüyle alakalı, merkezinin kurulmasıyla alakalı bir çalışmaya destek verdiğimizi, bu çalışmanın gerçekleştiğini… Enerji Bakanlığıyla bu çalışma gerçekleşiyor. Bizden, bu çalışmaların yapılacağı bir kampus yeriyle alakalı talepleri vardı. Kendilerine bu konuyla alakalı da alternatiflerimizi sunduk.

Tabiî, "ceza, varilleri taşıyan şoföre kesildi…" Ben, tabiî, burada, ihbar eden vatandaşa cezanın kesilmesini, duygusal olarak baktığım zaman, doğru bulmuyorum. Aslında, vatandaşlık görevini yaptığı için kendisine teşekkür etmek lazım. Yani, bu işin tek sorumlusu, elbette ki gariban şoför olamaz, iş makinesi operatörü olamaz; bunları birileri piyon olarak kullandı. Tabiî, bunlar, tamamen, zemzemle yıkanmış, pirüpak demiyorum; ama, bunların, işin tek faili, tek müsebbibi, tek sorumlusu olarak gösterilmesi doğru değildir. Yalnız, bu konudaki yasal sürecin henüz neticelenmediğini, hem 2872 sayılı Kanunun 12 nci ve 26 ncı maddelerinden doğan bir cezaî işlemin söz konusu olabileceğini, Türk Ceza Kanununun 181 inci maddesinin dördüncü fıkrasından dolayı yine bir soruşturmanın ve cezaî işlemin olabileceğini dün de ifade ettim, bugün de ifade ediyorum.

Sayın Özdoğan "yasa çıktıktan sonra nasıl uygulayacaksınız" dedi. Değerli arkadaşlar, ehli insaf, ehli vicdan olmak gerek. Türkiye'de, sanayiin yetmiş seksen senelik bir mazisi var. Bugüne kadar bu konularda yapılmış, meselenin üstüne gidilmiş, Çevre Bakanlığı, bakanlık olarak yapmış olduğu kanun, yönetmeliklerle, belediyelerle, sanayiyle kurmuş olduğu koordinasyonla… Bizim Hükümetimiz zamanındaki Türk Ceza Kanununda, ilk olarak, çevre suçları tarif edilmiştir; ilk olarak, Türk hukuk literatürüne bu kavramlar geçiyor. Yine, on yıldan bu tarafa, on yılı aşkın süredir, bu Parlamentonun gündemine gele gide gele gide bitap düşmüş olan Çevre Yasasını -evet, birbuçuk sene alt komisyon ve esas komisyonda müzakereleri yapıldı- bugün de yasalaştırıyoruz.

Avrupa Birliğiyle müzakereler aşamasında çevre sektörünün taraması yapıldı. Ayrıntılı tarama önümüzdeki haziran ayı içerisinde gerçekleşecek.

Bu konuların üzerine açıkyüreklilikle ve şeffaf bir şekilde gidiyoruz. Bunları yaparken, efendim, şuradan mı bir talimat geldi, şuradan mı bir baskı geldi gibi son derece yersiz ve maksadı saptıran sorular, doğrusunu söylemek gerekirse, bugünün gündemi olmasa gerektir. Ancak, şunu söyleyeyim: Türkiye'de gerek yerel yönetimlerin ve gerekse sanayiin bize Bakanlık olarak iş termin programlarını vermeleriyle alakalı bu yasa açık hükümler içeriyor. Yani, hiç kimse kendi başına, kendi keyfine, kendi inisiyatifine bırakılmayacak.

Bizim Bakanlığımız döneminde, bizim hükümetimiz esnasında, bütün illerde, katı atık düzenli depolamalarla alakalı birlikler oluşturulmuştur. Atık suyla alakalı, tehlikeli atıklarla alakalı, tıbbî atıklarla alakalı yönetmelikler çıkartılmıştır. Sadece yönetmelikler çıkartılmakla kalınmamış, bunlarla alakalı uygulama birimleri oluşturulmuştur.

Bu kanunun çıkmasından sonra 500 kadar çevre uzmanını istihdam edeceğiz. Bugün Türkiye'de ne bizim Bakanlığımızın ne de diğer ilgili kurum ve kuruluşların çevreyle alakalı denetim yapacak gerekli donanımları yoktur, kapasiteleri henüz geliştirilmemiştir. Bu kapasiteyi geliştirmekle alakalı 500 uzmanı bu kanun içerisine koyduk. Alanında iyi yetişmiş, lisan bilen uzmanlarla birlikte denetim kapasitemizi geliştireceğiz. Aynı zamanda belediyelere ve ilgili kurumlara da bu sorumluluğu getiriyoruz.

Sayın Işık, ÇED süreciyle alakalı, daha önce ÇED sürecinin yatırımcının önünde âdeta bir karabasan olduğunu, aylarca sürdüğünü ve bunun da büyük engel teşkil ettiğini ifade ettiler. Doğru. Biz bunu gördüğümüz için, yatırımcıyı teşvik etmek, onu daha kolay yatırımını yapacak noktaya getirmesi açısından otuz güne getirdik, otuz güne indirdik ÇED sürecini. Yani, yatırımcı, diğer ilgili kurumlardan uygun görüşlerini aldıktan, dosyasını ikmal ettikten sonra Bakanlığımıza getirmesi halinde, maksimum otuz gün içerisinde ÇED süreci bizim Bakanlığımızda tamamlanıyor. Tabiî, bu süreç işletilirken, işletilme sürecindeki kriterler, Avrupa Birliği standartlarına da yüzde 95 oranında uyumlu hale getirilmiştir.

---

**Kaynak gösterme:** Osman Pepe (AK Parti, Kocaeli). “Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-pepe-22-2006-04-26-cevre-kanununda-degisiklik-yapilmasi-kanunu-s-s-871-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
