# 14.04.2005 tarih ve 5333 sayılı gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunun cumhurbaşkanlığınca birdaha görüşülmek üzere gönderilen tezkeresi (s.s. 888)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Osman Seyfi (AK Parti, Nevşehir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mayıs 2005
- **Gündem:** 14.04.2005 TARİH VE 5333 SAYILI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN CUMHURBAŞKANLIĞINCA BİRDAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GÖNDERİLEN TEZKERESİ (S.S. 888)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/osman-seyfi-22-2005-05-05-14-04-2005-tarih-ve-5333-sayili-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-v

> Osman Seyfi (AK Parti), 5 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 14.04.2005 TARİH VE 5333 SAYILI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNUN CUMHURBAŞKANLIĞINCA BİRDAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GÖNDERİLEN TEZKERESİ (S.S. 888)); konuşma 788 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN SEYFİ (Nevşehir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan ve Cumhurbaşkanlığınca, tekrar, Meclise, görüşülmek üzere iade edilen gelirler teşkilatı hakkındaki kanunun 28 inci maddesi hakkında AK Partinin görüşlerini aktarmak için söz almış bulunuyorum; hepinizi, Partim adına ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, her şeyden önce, gerek dün komisyonda gerekse bugün, biz, Sayın Cumhurbaşkanının yetkilerini tartışmıyoruz. Burada tartıştığımız konu, Sayın Cumhurbaşkanının tekrar görüşülmesi hususunda gönderdiği gerekçelerdir ki, bu gerekçeleri tartışmanın da, Meclisin ve milletvekillerinin en doğal hakkı olduğuna inanıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, tekrar görüşülmesi istenilen 28 inci madde, başkan yardımcılarının, daire başkanlarının ve gelirler kontrolörlerinin atamasına ilişkin bir hükümdür. Nedir burada yazılı olan "Başkanın önerisi üzerine başkan yardımcıları, daire başkanları ve gelirler kontrolörleri Bakanın onayıyla atanır" deniliyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bu maddenin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Mecliste tekrar görüşülmesini istiyor.

3,5-4 sayfalık gerekçede, özetlersek, üç hususu ileri sürüyor Sayın Cumhurbaşkanı: Birinci husus, "bu şekildeki bir atama demokratik parlamenter sisteme aykırıdır" diyor. İkinci husus, somut olarak, "Anayasanın 8, 104 ve 105 inci maddelerine aykırıdır" diyor. Üçüncü olarak da, biraz siyasî bir görüş, "kamu hizmetlerinin mahiyetine ve gereğine aykırıdır” diyor. Ben, şimdi, bu görüşleri teker teker irdelemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, demokratik parlamenter sistem, kuvvetler ayrılığına dayanan, yani, yasama, yürütme, yargının kuvvetler ayrılığına dayanan ve birbirleriyle yumuşak münasebetleri olan bir rejimdir. Bunun alternatifi nedir; başkanlık ve yarı başkanlık sistemidir. Belirleyici unsurları Cumhurbaşkanına verilen yetkilerdedir. Demokratik parlamenter rejimde, cumhurbaşkanının yetkileri sınırlıdır. Cumhurbaşkanı, yaptığı işlemlerden dolayı sorumsuzdur ve sınırlı bir yetkiye sahiptir, sorumsuzdur, yetkileri sınırlıdır ve seçim usulü de değişiktir. Ancak, yarı başkanlık ve başkanlık sistemlerinde, cumhurbaşkanının yetkileri geniştir, genişletilmiştir ve genel seçimle, doğrudan doğruya halk tarafından seçilerek işbaşına gelir.

Şimdi, hal böyleyken, bizim Anayasamızda da -aynı gerekçede belirtildiği gibi- demokratik parlamenter sistem benimsenmiştir. Her ne kadar, cumhurbaşkanına, demokratik parlamenter sistemin dışına çıkan bazı yetkiler tanınmışsa da, bu, sistemin mahiyetini değiştirmemiştir. Nitekim, Cumhurbaşkanı, iade gerekçesinde de, bizim Anayasamızdaki sistemin, demokratik parlamenter bir sistem olduğunu teyit etmektedir. Orada, Cumhurbaşkanı ile bizim aramızda herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.

Yalnız, burada, varılan netice farklıdır. Demokratik parlamenter sistemde, cumhurbaşkanı, yetkilerini kullanır; ama, ne kadar kullanır; Anayasanın ve kanunların verdiği kadar kullanır, daha fazlasını kullanamaz. Bunun dışında, yorumla, kıyasla, cumhurbaşkanının yetkilerini genişletemezsiniz. Bu, gerek parlamenter sistemin mahiyetine aykırıdır gerekse hukukun üstünlüğüne, Anayasanın genel prensiplerine aykırıdır.

Burada, o halde, kanunla açıkça kendisine verilmeyen bir yetkiden bahsedilmesi, ille de tayin kararnamelerinde cumhurbaşkanının da imzasının olmasını demesi, Anayasanın, kanunların vermediği bir yetkiyi kendisine istemek olur. Dolayısıyla, bu husustaki gerekçelerini biz hukukî görmüyoruz ve yerinde de bulmuyoruz.

İkinci husus şu: Deniliyor ki -biraz önce Sayın Kumkumoğlu da bahsetti- Anayasanın 8 inci maddesi... Anayasamızın 8 inci maddesi ne diyor; yürütme yetkisinden bahsediyor "hükümetle ve Cumhurbaşkanıyla birlikte kullanılır" diyor; doğru; ama, devamı var. Devamında ne diyor: "Anayasa ve kanunlar çerçevesinde birlikte kullanılır." Anayasanın vermediği bir yetkinin, kanunların vermediği bir yetkinin birlikte kullanılması mümkün değildir.

Kaldı ki, Sayın Cumhurbaşkanının gönderme gerekçesinde açıkladığı 104 üncü maddede de, Cumhurbaşkanının yetkileri, yasamayla ilgili yetkileri, yürütmeyle ilgili yetkileri ve yargıyla ilgili yetkileri teker teker sayılmıştır. Bunları, biraz önce söylediğim gibi, geniş şekilde yorumlayarak veyahut herhangi bir şeylere kıyaslayarak Cumhurbaşkanının yetkilerini artıramayız; aksi, Anayasaya aykırılık o zaman olur.

Diğer taraftan, 105 inci madde, cumhurbaşkanının sorumsuzluğunu düzenleyen bir maddedir. Burada, cumhurbaşkanının, Anayasanın kendisine verdiği, tek başına yapacağı işleri dışında, muhakkak bir bakanın ve başbakanın imzasını, yan imzasını şart koşuyor. Bilhassa bu hükmün, cumhurbaşkanının yetkilerini genişleten bir hüküm değil, aksine, daraltan, sınırlayan bir hüküm olduğunu düşünüyoruz ki, böyledir; biraz önce bahsettiğimiz sebeplerden dolayı.

Diğer bir gerekçede, Sayın Cumhurbaşkanı, kamu hizmetlerinin gerekleriyle ilgili olmadığını, bu bakımdan Anayasaya aykırı olduğunu söylüyor.

Değerli arkadaşlarım, kamu hizmetlerinin gerekliliği çok seyyal, çok lastikli, çok uzun, ucu olmayan bir kavramdır. Bu şekildeki bir kavramla, Anayasaya uygunluk veyahut da aykırılık tespit edilemez.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Size göre, bize göre farklılığı doğar.

OSMAN SEYFİ (Devamla) - Tabiî, size göre değişir, bize göre değişir. Kaldı ki, yürütmenin ne şekilde denetleneceği, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerinde gerekse Anayasamızın 125 inci maddesinde, idarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olacağını belirtmek suretiyle, idarenin ne şekilde denetleneceğini de, Anayasamız, sarih olarak, açık olarak ifade etmiştir.

Hatta, burada 125 inci maddede -galiba üçüncü fıkra; sizlerle paylaşmak istiyorum- bakın ne diyor; hep birlikte okuyalım: "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. -Yargı dahi, idarî işlemleri hukuka uygun olup olmadığı yönünden denetler- Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya -idarenin- takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez."

Bu, Anayasanın açık hükmüdür. Anayasanın, yargıya vermediği bir hükmünü, parlamenter sistemde yetkileri sınırlı bir cumhurbaşkanına verdiği düşünülemez; bunun aksi mümkün değildir.

Kaldı ki, Anayasamızın 6 ncı maddesi de gayet açıktır. Anayasamızın 6 ncı maddesinde ne diyor: "Hiçbir organ kendisine Anayasada verilmeyen bir yetkiyi kullanamaz."

Anayasada verilmeyen bir yetkiyi hiç kimse de kendisinde görmesin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Osman Seyfi (AK Parti, Nevşehir). “14.04.2005 tarih ve 5333 sayılı gelir idaresi başkanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanunun cumhurbaşkanlığınca birdaha görüşülmek üzere gönderilen tezkeresi (s.s. 888)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/osman-seyfi-22-2005-05-05-14-04-2005-tarih-ve-5333-sayili-gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-v (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
