# 2003 mali yılı bütçesinde l.tur görüşmeleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oya Araslı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim
- **Tarih:** 23 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE L.TUR GÖRÜŞMELERİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-03-23-2003-mali-yili-butcesinde-l-tur-gorusmeleri

> Oya Araslı (CHP), 23 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE L.TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 961 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı içinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığı bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek için söz almış bulunuyorum; sizleri, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı bütçesiyle ilgili görüşlerimi ifade etmeden önce, 2003 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde bazı görüşlerimi ifade etmekte yarar ve gerek görüyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi, seçim meydanlarında, seçimden önce, iktidara geldiği zaman, herkese aş, iş; memura, dula, yetime daha iyi yaşam koşulları; çiftçiye daha fazla imkân; herkese daha kolay ulaşılabilir sağlık hizmetleri gibi birtakım vaatlerde bulunmuştu. Ama, şimdi, bu bütçeye bakıyorum, bu vaatlerin hiçbirisinin vaat edildiği ölçüde gerçekleştirilmesine bu bütçenin imkân tanımadığını üzüntüyle görüyorum. Bu bütçe çiftçiye sırt çevirmiştir; bu bütçe memuru, dulu, yetimi açlığa mahkûm etmektedir; bu bütçe insanlarımıza malî gücüyle orantılı olmayan vergi yükleri altında ezilecekleri bir kader getirmektedir, ülkemizi sıkıntıya ve kısıntılara itmektedir; bu bütçe sosyal devleti yok etmektedir. Bunu ben söylemiyorum, bu bütçenin sosyal devleti yok ettiğini, bütün, sosyal devleti gerçekleştirmeye yönelik hizmetlerde kısıntıya gidilmesi önerisinde bulunan Dünya Bankası söylemektedir; o bile dayanamamaktadır bu bütçenin getirdiği düzene, bu bütçenin sosyal devlet karşısındaki duyarsızlığına.

Bu genel tespiti ortaya koyduktan sonra Anayasa Mahkemesiyle ilgili değerlendirmelere geçmek istiyorum. Anayasa Mahkemesi, herkesin bildiği gibi, ilk defa 1961 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıyla Türk siyasal yaşamına girmiştir. 1961 tarihinin bu açıdan bizim için bir dönüm noktası oluşturduğunu söylemek gerekir; çünkü, 1921 Anayasası, Türkiye Büyük Millet Meclisine, yasamaya üstünlük tanıyan bir düşünce üzerine inşa edilmiştir. Meclis üstünlüğü fikrini 1924 tarihli Anayasada da görmek mümkündür. Meclis üstünlüğü anlayışı, Meclis iradesini denetleyecek bir organın varlığına da kolay kolay rıza gösteremeyecek bir anlayıştır. Bu anlayıştan yola çıkarak, 1961 Anayasasında bir anayasa yargısı yapacak anayasa mahkemesine yer verilmiş olması, gerçekten, çok hızlı bir gelişimin, çok olumlu yöndeki bir gelişimin işaretidir. Bu dönüşüm noktasını bu açıdan değerlendirmek gerekir. Bu dönüşümün gerçekleşmesinde, özellikle 1957-1960 arasında, Meclis çoğunluğunun muhalefet üzerinde âdeta bir istibdat kurmasının büyük etkisi olduğu da yadsınamaz.

1961 Anayasası, bir başka özelliği de taşıyan bir anayasadır. Hukuk devleti ilkesi de, ilk defa, siyasal yaşantımıza 1961 Anayasasıyla girmiştir ve hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesinde, anayasa yargısı, çok önemli bir işlev yerine getirmiştir.

Tabiî ki, bir anayasa mahkemesine sahip olmak bakımından, çağında, Türkiye Cumhuriyeti tek değildir. Dünya ülkelerine bakıldığında, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında, anayasa mahkemelerinin hızla arttığını, her ülkenin bir anayasa mahkemesi oluşturmak gayreti içerisine girdiğini görmek mümkündür. Bu gelişim, aynı zamanda, çağdaş demokrasiler bakımından da bir dönüşümü işaret etmektedir; çünkü, anayasa mahkemelerinin varlığıyla, demokrasilerde çoğunluğun iradesi doğrultusunda gerçekleşen yönetim bir başka özellik kazanmaktadır, çoğunluğun iradesi de bir başka unsurla sınırlandırılmaktadır; bu da, anayasa ve hukukun üstünlüğü fikridir. Böylece, çoğunluğun kudreti, her dilediğini yapabilecek bir konumda olmaktan uzaklaştırılmış ve hukuk kurallarıyla sınırlandırılmıştır.

Kuşkusuz, anayasa yargısının varlığının getirileri yalnız bununla sınırlı değildir. Anayasa yargısı, aynı zamanda, kişi hak ve özgürlüklerinin de, siyasî iktidarlar karşısında, özellikle, istibdada dönüşen çoğunluk iradesi karşısında, zedelenmekten korunmasını sağlamıştır. Kişi hak ve özgürlükleri için, anayasa mahkemesi, anayasa yargısı bir güvence getirmiştir.

Değerli milletvekilleri, anayasa yargısının önemli işlevlerinden birisi de, siyasal yaşamı barışlandırmaktır. Çoğunluk iradesinin anayasayla sınırlandırılmasının muhalefete getirdiği olanaklar, iktidar ile muhalefet, çoğunluk ile azınlık arasındaki gerilimin azalmasını ve siyasal yaşama bir barışın hâkim olmasını sağlamaktadır. Anayasa yargısı, tüm bu sıraladıklarımıza ek olarak, anayasanın yorumlanması işlevini de yerine getirmektedir.

Anayasa yargısı, özellikle, günümüzün kuvvetler ayrılığı rejimlerinde özel bir önem taşımaya başlamıştır; çünkü, siyasî parti gerçeği, günümüzün kuvvetler ayrılığı rejimlerinde yasama ile yürütme arasında kaçınılmaz bir bütünleşmenin ortaya çıkmasına yol açmakta ve bu durum, siyasal denetim araçlarının etkinliğini giderek kaybetmesine neden olmaktadır. İşte, bu ortamda, âdeta, bütünleşmiş bir görünüm kazanmaya başlayan yasama-yürütme ikilisine karşı, kuvvetler ayrılığının gerektirdiği denetim işlevi, bütün ağırlığıyla yargının ve özellikle, anayasa yargısının omuzlarında kalmaktadır. Bu nedenle, anayasa yargısı, kuvvetler ayrılığı rejimlerinde de, giderek, özel bir önem kazanmaktadır.

Anayasa yargısının, kendisinden beklenen bu önemli görevleri ve işlevleri yerine getirebilmesi için, Anayasa mahkemesi yargıçlarının, özellikle, bağımsızlıklarının korunmasına, bu bağımsızlığı sağlayacak düzenekler aracılığıyla seçilmelerine de özen gösterilmesi gerekmektedir. Anayasa yargıcının üzerinde, yasamanın ve yürütmenin gölgesi veya bu organlarla arasında kararlarını etkileyecek nitelikte birtakım bağlar oluşmamalıdır.

İşte, Türk Anayasa Mahkememiz, sıraladığımız bu çok önemli görevleri kırk yılı aşkın bir süredir siyasal yaşantımızda yerine getirmektedir ve bu görevleri yerine getirirken de, her yıl giderek biraz daha artan bir iş yükü altında çalışmalarını sürdürmektedir. Bu, Anayasa Mahkememizin temel sorunlarından biridir.

Anayasa Mahkememizin bir başka sorunu da, Anayasa Mahkemesinde görev yapan yargıçlarımızın ve diğer personelin maaş bakımından yetersiz koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmış olduklarıdır. Öyle görüyorum ki, bu yılki bütçemiz de bu sorunu aşamayacaktır; ama, kuşkusuz, bundan önceki yıllarda da olduğu gibi, Anayasa Mahkememiz, bu mütevazı imkânlara rağmen, görevini büyük bir başarıyla yerine getirmekten kaçınmayacaktır.

Anayasaya uygunluk, kuşkusuz, yalnız anayasa mahkemesinin sağlayacağı veya denetimini yapacağı bir husus değildir. Anayasaya uygunluk denetiminde temel aktör anayasa mahkemesidir; ama, anayasaya uygunluğu sağlamak bakımından, anayasa mahkemesi kadar önemli bir görev de yasama organının omuzlarındadır. Hatta, bazı düşünürler "anayasaya uygunluğu sağlayacak en etkili organ yasama organının bizatihi kendisidir" sözünü ifade etmekten kendilerini alamamaktadırlar. Parlamento, bu işlevini, yasaların yapılışında anayasaya aykırılıktan kaçınmak veya anayasaya aykırılığını tespit ettiği yasaları yürürlükten kaldırmak suretiyle yerine getirmektedir.

Peki, değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri, biz, Parlamento olarak, acaba, beş aydır, bu ifade edilen tarzda, Anayasaya uygunluğu sağlamak görevini yerine getiriyor muyuz? Bakınız, af yasaları çıktı; bunlar, erteleme adı altında çıksa bile, af yasalarıdır ve Anayasada öngörülen çoğunluklarla kabul edilmeleri gerekir, diye ikaz ettik. Cumhuriyet Halk Partisinin haklı ikazı, maalesef, Parlamentodaki Adalet ve Kalkınma Partisi çoğunluğu tarafından dikkate alınmadı; Cumhurbaşkanı, bu yasaları ikinci kere görüşmek üzere buraya göndermek zorunda kaldı.

Anayasanın 92 nci maddesindeki uluslararası hukukun meşru gördüğü halleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak biz, hiç yetkimiz olmadığı halde ve Anayasaya aykırı bir şekilde, burada, oylarımızla tespit etmeye çalıştık. Bu konuda da, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, itirazlarımızı, kaçınılması gereken durumlarla ilgili görüşlerimizi ifade ettik; ama, dinlenilmedi. İleriki günlerde, buradan, çok ciddî birtakım sorunlar çıkmamasını ve bu sorunlar karşısında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oya Araslı (CHP, Ankara). “2003 mali yılı bütçesinde l.tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-03-23-2003-mali-yili-butcesinde-l-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
