# Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oya Araslı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim
- **Tarih:** 3 Nisan 2003
- **Gündem:** EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-04-03-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72

> Oya Araslı (CHP), 3 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMEKLİ SANDIĞI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (SS.72)); konuşma 1.734 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 4827 Sayılı Kanunun ikinci görüşmesinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum.

Görüşmelerine başladığımız kanunun sosyal devlet ve verimli kamu yönetimi anlayışıyla bağdaşmayan ve özellikle Anayasaya aykırı yanlarıyla ilgili çeşitli ikazlarda bulunmuştuk, ilk görüşmede; fakat, bunlar dikkate alınmadığı ve doğru-yanlış, birbirinden parmak hesabıyla ayrılmaya başlandığı için Yüce Meclisimizde son zamanlarda, yasa, birinci görüşmede, ikazda bulunduğunuz bu yanlışlarıyla birlikte kabul edildi ve maalesef, dikkatinizi çektiğimiz gibi, Cumhurbaşkanı tarafından ikinci kez görüşülmek üzere tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderildi.

Yanlışları dikkate almamak, acele çalışmalar yapmak bize nelere mal oluyor görüyorsunuz. Uzun zamandan beri, Yüce Meclis, olağanüstü çalışma yöntemlerini olağan çalışma yöntemi haline getirerek çalışıyor; yani, yasaları tetkik etmek için Anayasanın ve İçtüzüğün Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine tanıdığı sürelere riayet etmeksizin, yasama sürecini aceleye getirerek, İçtüzüğün tanıdığı bütün imkânlardan yararlanarak, olağanüstü çalışma yöntemleri çerçevesinde, uzun zamandan beri çalışmalarımızı sürdürüyoruz; ama, maalesef, bu acelecilik endişemize uygun bir sonucu da alamıyoruz; çünkü, acele yapılırken, acele edilirken hatalar yapılıyor ve bu hatalar pek çok yasayı ikinci kez görüşmek durumuyla bizi karşı karşıya getiriyor.

(1) 72 S. Sayılı Basmayazı 15.3.2003 tarihli 47 nci Birleşim Tutanağına eklidir.

(2) 107 S. Sayılı Basmayazı bu Birleşimin Tutanağına eklidir.

Düşününüz, neler yaptık beş aydır. Görüştüğümüz, çıkardığımız pek çok yasayı ikinci kez görüşmek mecburiyetinde kaldık. Af yasaları geldi buraya. Af yasaları, Anayasaya göre beşte 3 çoğunlukla kabul edilebilecek yasalardır; aman, bu çoğunluğu arayalım diye ikazda bulunduk. "Parmak hesabı doğru söyler" dediniz, uyguladınız. İktidar partisinin sağlamış olduğu çoğunlukla, af yasalarını, beşte 3 çoğunluk koşuluna uymadan çıkardınız; ama, çoğunluk ne isterse yapar, çoğunluğun kararlaştırdığı doğrudur zihniyeti, gitti Cumhurbaşkanlığı makamına çarptı ve oradan geriye döndü beşte 3 çoğunlukla çıkarınız diye. İkinci kere görüştük bu yasaları.

Anayasaya aykırı hükümlerle dolu bir bütçe kanunu kabul ettik. Öyle zannediyorum ki, o da, Anayasa Mahkemesi kapısından dönmeye mahkûm. Daha geçtiğimiz günlerde, burada, 4828 sayılı Kanunla, hiçbir hukuk düzeninde eşi örneği görülmemiş bir, geçerliği erteleme hükmü kabul ettik. Âdeta, doğmuş bir çocuğa bir doğum tarihî belirledik yeniden, abesle iştigal ettik; o da, Cumhurbaşkanlığı tarafından, ikinci kere görüşülmek üzere geri gönderildi. Sözlerimin başında işaret ettiğim gibi, şimdi görüşmekte olduğumuz yasayla ilgili ikazlarımızı da dikkate almadınız ve şimdi, tekrar görüşmek durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, bu tavırlar bizi hiçbir yere götürmez. Bakınız "muhalefetin katkısını istiyoruz" diyorsunuz. Biz de, fark ettiğimiz yanlışlıklarda sizi ikaz etmek suretiyle, katkımızı koyuyoruz; ama, sonra, çoğunluğun dediği doğrudur zihniyetiyle parmaklar kalkıyor, doğru- yanlış birbirinden sayısal çoğunlukla ayırt ediliyor ve neticede, bu noktalara geliyoruz. Bu, iktidarların başına musallat olan en tehlikeli hastalık. Çoğunluğun dediği her zaman doğrudur anlayışı, çoğunlukları her zaman çok yanlış noktalara götürebilecek olan bir hastalık. Bu hastalığı, bir an önce, tedavi etmek yoluna gidelim. (CHP sıralarından alkışlar) Aksi takdirde, ortaya, çok üzücü ve ürkütücü bir tablo çıkıyor. Çıkan tablo üzücü; çünkü, bir iktidarın, Anayasaya, hukuk düzenine ne kadar saygısız olabildiğini ortaya koyuyor. Çok üzücü bir durum bu. Hele birileri, yetkili olan birileri "yanlış yapmışsınız" diye, bir şeyi size iade ederse, bu, gerçekten çok üzücü. Ürkütücü; çünkü, hukuk demek, istikrar demek, Anayasaya saygı demek, vatandaşın iktidara -çıkardığı yasalarla- güvenini diri tutmak demek. Biz böyle yapmaya devam edersek, vatandaş, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve özellikle, bu yanlışların yapılmasına parmak hesabıyla sebebiyet veren iktidara nasıl güvenecek?!

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Onlar güvenirler, güvenirler.

OYA ARASLI (Devamla) - En ürkütücü olan, iktidara, vatandaşın güven duygusunu kaybetmesidir. Bir değerli arkadaşım "onlar güvenirler, güvenirler" dedi; maalesef, hayır. Size güvenirler, güvenirler, bir yanlış yaptığınız zaman da güvenlerini sürdürürler, iki yanlış yaptığınız zaman da sürdürürler; ama, daha sonrasına izin vermezler...

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Hep tehdit ediyorsunuz!

OYA ARASLI (Devamla) - İktidara güvenini yitiren vatandaşlar, o iktidarları siyasetten silerler. Çoğunlukların, her zaman bu tehlikeleri göz önünde tutması lazım. İkaz etmesi bizden, uyması sizden!.. Biz, yine, ikaz etmek görevini yerine getiriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Kaldı ki, vatandaş neye güvensin; meydanlarda vaat ettiğiniz neyi yerine getirdiniz?! Madem açtınız, sorayım size: Neyi yerine getirdiniz?! "Ucuz mazot" dediniz; beş ay içerisinde, 12 kere, benzine, mazota zam yaptınız; yalan mı?.. Vatandaş, sizin neyinize güvensin! Emekliye, memura zam vaat ettiniz, ne yaptınız; elinizi açıyorsunuz şimdi, emeklinin, memurun hükümete yapacağı bağışa bel bağlamış, güven bağlamış durumdasınız ileriye dönük günler için. Neyinize güvensin sizin vatandaş; güvenmiyor, çok doğal olarak, güvenini kaybediyor. Hiç değilse, Anayasaya, hukuk kurallarına saygılı olun da, bu güveni önce siz, sonra da -Yüce Meclisin içerisinde mütalaa ediliyoruz hepimiz- rejim bu güveni diri tutabilsin.

Değerli arkadaşlar, şimdi, vaktimiz daralıyor. Bu ikazları her vesileyle size yapacak gibi gözüküyoruz. Önümüze gelen yasa, çeşitli açılardan, Anayasaya, sosyal güvenlik ve hukuk devleti kavramına aykırı hükümlerle dolu. 4827 sayılı Yasanın, hukuk düzenimize getirdiği en büyük değişiklik, en büyük yenilik, zorunlu emeklilik yaş sınırını 61'e çekmesi. Burada, hemen bir ikazda bulunmayı gerekli görüyorum. Birinci görüşmede bazı arkadaşlarım dedi ki: "Fena mı, hayatının geri kalan kısmını da rahat rahat geçirsin; bunu arıyor zaten emekli, emeklilik hakkını daha erken verelim:"

Şimdi, emeklilik hakkının elde edileceği yaş ayrı bir kavramdır, bir insanın zorunlu olarak emekliye sevk edileceği yaş ayrı bir kavramdır. Siz, onu, zaten tanıyorsunuz. Birkısım vatandaşlarımız, hakkı elde edince, ya çalışmayı tercih ediyorlar ya evlerinde güzel bir özel yaşam sürdürmeyi tercih ediyorlar; ama, burada söz konusu olan, zorunlu emeklilik yaşının indirilmesidir. Bu yaş, artık, istese de kişinin çalıştırılamayacağı yaştır ve bu yaş indirilmiştir. Bu yaşın, Türkiye'de demografik yapımızın yaşam süresinin uzadığını gösterdiği bir dönemde aşağıya çekilmesi, sosyal gelişmelere aykırı bir durum arz etmektedir. Ayrıca, çalışma hakkının, âdeta, yaşlı-genç ayırımı yapılarak, demokratik bir toplum düzeninde olmaması gereken ölçüde sınırlandırılmasıdır. Burada gizli bir ayırımcılık vardır. Bunu, Kanada'da hukukçular tespit etmiş, benzer düzenlemelerde kararlarına mesnet yapmışlardır. Bu düzenleme, çalışma hakkından yararlanmak bakımından yaşa dayalı bir ayırımcılığın izlerini taşımaktadır.

Bu düzenleme yapılırken bir ayrıcalık tanınmıştır bir kuşağa. Bu kuşak, 6 400 ve üstü ekgöstergeli görevlerde çalışan ve bu görevlere, ortak kararnameyle veya Bakanlar Kurulu kararnamesiyle atanmış olan kamu görevlilerinin oluşturduğu kuşaktır. Bakanlar Kuruluna, bu tür kamu görevlilerinden görevinde taşıdığı sorumluluklar, görevin gerekleri, yetkileri, niteliği itibariyle hizmetinin devamında yarar görülenlerin hizmet süresini 65 yaşına kadar uzatmak imkânı verilmektedir. Bu,.Anayasanın eşitlikle ilgili hükümlerine, ilkelerine aykırı bir ayırımcılıktır.

Bunun yanı sıra, Anayasamıza baktığımız zaman, Anayasamızın 128 inci maddesinde, "memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir" denilmektedir. Burada, bu düzenlemenin lafzına ve ruhuna aykırı bir ayrıcalık tanıma olayıyla karşı karşıyayız.

Anayasa "kanunla düzenleme" ilkesini, kamu görevlileri-hükümet ilişkilerinde bir belirlilik, bir objektiflik, bir yansızlık sağlamak üzere getirmiştir. Yasayla düzenlemenin arkasında yatan neden budur. Kamu görevlilerini, iktidarın tercihlerine göre, görevi sona eren veya biten; yani, geleceği, iktidardakilerin iki dudakları arasından çıkacak bir söze bağlı, kapıkulları konumundan çıkarmak için getirilmiş olan bir düzenlemedir.

Şimdi biz ne yapıyoruz; Bakanlar Kurulunun hangi hallerde uzatma yetkisini kullanacağını -çok belirli birtakım ölçütlere bağlamadan- fevkalade soyut, takdire dayalı birtakım ölçütlerle belirliyoruz. Bu durum, Anayasanın 128 inci maddesine aykırıdır, kamu hizmetlerinde tarafsızlığı sağlama amacına aykırıdır! Bu bakımdan, bu düzenlemenin, düzeltilmesi için bu hükmünün tekrar gözden geçirilmesinde yarar vardır ve ayrıca, sözlerime başlarken söylediğim gibi, bu konumda olanlar ile olmayan memurlar ve kamu görevlileri arasında da Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırı bir ayırımcılık yaratmaktadır. Daha öteye gidersek, Bakanlar Kuruluna verilmiş yetki, bir yetki devri görünümünü de alabilmektedir.

Yine, buradaki düzenlemeye baktığımız zaman, bu sözü edilen ayrıcalıklı kuşak kamu görevlilerinden 61 yaşını görevde iken dolduranlardan, bu kanun çıkmadan önce veya bu kanun yürürlüğe girdikten sonra iki ay içerisinde dolduracaklara, iki ay daha -eğer daha önce doldurmuşsa, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak; eğer, daha sonra doldurmuşsa yaşını doldurduğu tarihten başlayarak- çalışma imkânı getirmektedir. Diğer kamu görevlileri için böyle bir imkân söz konusu değildir. Bu da -düzenleme bakımından sakınca yaratan- eşitlik ilkesine aykırı bir konum ortaya çıkarmaktadır.

Yine, düzenlemeleri dikkatle inceleyecek olursak, kamu görevlilerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan, 5434 sayılı Yasanın geçici 206 ncı maddesinden doğan, kazanılmış birtakım hakları vardır. Bu haklar, buraya intikal ettirilmemiştir. 61 yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrılanlara verilecek ek ikramiye yönünden 30 yıl hizmeti bulunanlar ile bulunmayanlar arasında bir ayırım yapılmıştır. Bütün bu hususlar, eşitlik ilkesine, kazanılmış haklara saygıyı temel unsurlarından biri halinde gördüğümüz hukuk devleti ilkesine aykırı hususlardır; hukukta güvenlik, hukukta istikrar beklentilerine kesinlikle yanıt vermemektedir.

Yine, söz konusu yasaya baktığımız zaman, birtakım kamu görevlileri ve memurlarla ilgili zorunlu emeklilik yaş sınırını belirlerken, ayrık hükümlerin getirildiği görülmektedir. Hâkimler ve savcılarla ilgili olarak, Anayasanın 140 ıncı maddesine paralel bir düzenleme yapılmamıştır. Bundan önce böyle bir düzenlemenin olmayışı bir sorun yaratmamıştır; çünkü, 140 ıncı madde ile Emekli Sandığı Kanunu hükümleri arasında bir paralellik olmuştur; ama, bugün, böyle bir düzenleme yapıldığı zaman, hâkimler ve savcılarla ilgili ayrık bir hükmün bu yasanın metnine getirilmesi konusunda bir ihtiyaç ortaya çıkmaktadır.

Yine, bu yasaya baktığımız zaman, 1 inci maddesiyle 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 14 üncü maddesinin (a) bendinde bir değişiklik yapılmıştır; yüzde 15'lik oran yüzde 16'ya çıkarılmıştır; ama, takip eden maddelerde, bu değişikliğe paralel değişiklikler yapılmamıştır. Bu da, ileride, uygulamada birtakım sorunlar yaratacaktır.

Yine, bu yasaya baktığımız zaman, sağlık hizmetlerine katkı payı getirildiği görülmektedir. Bu, bir sigorta primi niteliğindedir; çünkü, katkı, fiilî bir hizmet alımı, gerçek bir hizmet alımı olduğu zaman, onun belli bir oranının kişi tarafından ödenmesi anlamına gelir. Halbuki, burada, Emekli Sandığı iştirakçileri için, böyle bir hizmet alımının doğacağı belli olmaksızın, herkese, sürekli olarak ödenmesi gerekecek miktarda bir katkı payı yükü getirilmektedir. Bu, sosyal devlet ilkesine aykırı bir durumdur; çünkü, sosyal devlet, vatandaşlarına sağlık hizmeti sunmak durumunda olan bir devlettir; ayrıca, hukuktaki belirlilik ve istikrar beklentisini de karşılayamayan bir durumdur; çünkü, kişiler, Emekli Sandığı iştirakçisi olarak, belli bir statüye girmişlerdir, aldıkları maaştan belli bir kısmını kesinti olarak ödemektedirler; ama, daha sonra, bu kişiler emekli olduktan sonra da, dulları ve yetimleri Emekli Sandığından dul ve yetim maaşı almaya başladıktan sonra da, bu kesintilerin artarak sürdürülmesiyle belirsiz bir statü ortaya çıkmaktadır ve sosyal devlet ilkesini, aynı zamanda hukuk devleti ilkesini de zedelemektedir.

Söz konusu olan yasa, daha pek çok üzerinde durulması gereken yanlış ve hukuk devleti, verimli kamu yönetimi ilkesiyle bağdaşmayan hususlarla doludur. Bunu, arkadaşlarımız, maddelerle ilgili görüşmeler sırasında burada dile getireceklerdir; ama, benim, yasanın tümü görüşülürken üzerinde durmak istediğim, Cumhuriyet Halk Partisinin üzerinde durulmasını istediği önemli yanlışlar, Anayasaya aykırılıklar bu hususlarla sınırlıdır ve ben, sözlerimi bitirirken, Sayın Başkanın ikazına yer bırakmaksızın...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Araslı.

OYA ARASLI (Devamla) - ... sizleri selamlamadan önce, burada bir dileğimi ifade etmek istiyorum. Dilerim ki, bu, Anayasaya aykırılıkları nedeniyle, son defa, ikinci kez görüşmek zorunda kaldığımız yasa olur. Arkadaşlarımız, bundan sonra Anayasaya daha dikkatle eğilirler, daha saygılı olurlar ve bizim muhalefet olarak bu konudaki çırpınışlarımızı daha ciddî bir biçimde dikkate alırlar.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Oya Araslı (CHP, Ankara). “Emekli sandığı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (ss.72)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 3 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-04-03-emekli-sandigi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ss-72 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
