# Çeşitli kanunlarda değ.yapılmasına ilişkin 4903 sayılı kan.veto edilen (ss.220)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oya Araslı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 15 Temmuz 2003
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞ.YAPILMASINA İLİŞKİN 4903 SAYILI KAN.VETO EDİLEN (SS.220)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-07-15-cesitli-kanunlarda-deg-yapilmasina-iliskin-4903-sayili-kan-veto-edilen

> Oya Araslı (CHP), 15 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞ.YAPILMASINA İLİŞKİN 4903 SAYILI KAN.VETO EDİLEN (SS.220)); konuşma 940 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4903 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 19 uncu maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Burada, 19 uncu maddeyle ilgili değerlendirmelere geçmeden önce birkaç husus üzerinde durmakta yarar görüyorum.

Bunlardan birincisi, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarının, demokratikleşme doğrultusunda çıkardığımız ve çıkarmaya hazırlandığımız tüm yasaları, sürekli olarak "Avrupa Birliği üyeliği için gerekli uyum yasaları" olarak tanımlamasıdır. Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği, toplumun özlediği ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun tüm gücüyle gerçekleştirmeye çalıştığı bir durumdur.

Avrupa Birliği üyeliği için aranan ölçütlerden birisi de demokratikleşmedir. Eğer, biz, toplum olarak, toplum-birey-devlet ilişkilerinde belli bir demokratikleşme düzeyine ulaşırsak, Avrupa Birliği üyeleri arasında yer alabiliriz; ama, burada önemli olan nokta, demokratikleşmeyi bizim istememizdir. Eğer, demokratikleşmeyi, biz arzu ettiğimiz için değil de, başkaları, örneğin, Avrupa Birliği istediği için gerçekleştiriyorsak ve bunun için gerekli olan düzenlemeleri, yine, Avrupa Birliği istediği için yapıyorsak, Avrupa Birliğine uyum sağlamak için yapıyorsak, bu, bizim demokratik bir toplum olduğumuz anlamına gelmez. Yasa çıkararak demokratikleşemeyiz. Demokratikleşme, bir yaşam biçimi olarak özlenmeli ve özlendiği için de gerçekleştirilmelidir.

Aslında, toplumumuz, yıllardır, bu özlem içindedir. Bu nedenle, bu tür yasaları, Avrupa Birliğiyle uyum yasaları olarak değil, demokratikleşme yasaları olarak adlandıralım ve özellikle gerekçelerinde, amaçlanan açıklanırken, Avrupa Birliğine uyum sağlamaya değil, toplumun yıllardır çektiği demokratikleşme özlemine vurgu yapalım; çünkü, biz, aslında, toplum olarak, yıllardır, demokratikleşmede daha ileriye, daha ileriye gitmeyi arzu ediyoruz.

Üzerinde durmak istediğim ikinci husus, demokratikleşme yasalarının hazırlanış ve Genel Kurula indiriliş biçimi. Bu yasalar, iktidarın, muhalefetin ve demokratik kitle örgütlerinin tartışmacı katılımına yeterince olanak hazırlamayan bir süreç içerisinde hazırlanıyor. Çoğu kez, Anayasa Komisyonu ve Avrupa Birliği Komisyonu gibi ilgili komisyonlarda görüşülmeden, milletvekillerinin yeterince incelemesine fırsat verilmeden, alelacele Genel Kurula getiriliyor. Bu şekilde hazırlanan ve bir başka adıyla "uyum yasaları" olarak adlandırılan bu yasalar, Paketler halinde önümüze getiriliyor ve Paketler birbirini izliyor. Bu Altıncı Paket, yedincisi yolda, sekiz ve dokuzuncusu gelecek mi; kimse bunu bilmiyor. Bu nedenle, demokratikleşme konusunda atacağımız adımları, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, ulus olarak, bir bütün halinde görmek ve değerlendirmek olanağımız yok. Halbuki, önümüzde, ilerlememiz gereken süreci, bir bütün halinde görmeye ve değerlendirmeye ihtiyacımız var.

Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı, sürekli olarak ödev yapma, Avrupa Birliğinden aferin alma, kendini beğendirme çabasında. Hatta, iktidara, Avrupa Birliğinin istemediği şeyleri veya istediğinden daha fazlasını yasalarımıza koyarak, daha fazla göze girmek, ön almak anlayışının zaman zaman hâkim olduğunu görüyoruz. Avrupa Birliği ise, geldiği her aşamada, Türkiye'ye yeni ödevler vermeyi ve katetmesi gereken yeni yollar göstermeyi artık bir alışkanlık haline getirmiş bulunuyor.

Sayın Milletvekilleri, bu, özellikle, son olarak üzerinde durduğumuz durum, Türkiye Cumhuriyeti olarak kabullenemeyeceğiz, kabullenmememiz gereken bir durumdur. Biz, büyük bir milletiz; biz, büyük bir devletiz. Aferin arayışı içine girmek yerine, Avrupa Birliği sürecinde hakkımızı aramayı bilmeliyiz. Başka Avrupa Birliği üyelerinden istenmeyenlerin, bizden istenmesine, bize, başka üye ve aday üye devletlere uygulanmayan farklı standartlar uygulanmasına, boyun eğmemeliyiz.

Avrupa Birliği üyeleri ve Avrupa Birliği Komisyonu yetkilileri Türkiye'den ne istendiğini net bir biçimde ortaya koymalı ve hükümet de, bunu, bir defada, bir tek Paket içerisinde bize bildirmeli. Bunları ifade etmeyi bir borç bildim.

Şimdi, 19 uncu maddeyle ilgili değerlendirmelere gelince: 19 uncu maddeyle Türk Ceza Kanununun 462 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır; bu çok olumlu bir adımdır.

Gene 3842 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır; bu, insan haklarının, savunma platformunda güvence altına alınması bakımından fevkalade olumlu bir adımdır.

19 uncu maddeyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesi de yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün, bu yasayı Cumhurbaşkanının Anayasanın 89 ve 104 üncü maddesi hükümleri uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisine iadesi üzerine tekrar görüşmemizin nedeni, Sayın Cumhurbaşkanımızın, 19 uncu maddeyle 3713 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin yürürlükten kaldırılmasının bir hukukî boşluğa yol açtığı görüşünde olmasıdır. 3713 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin, yıllardır, Türkiye'de düşünce açıklamaktan dolayı sayısız kimsenin cezalandırılmasına yol açtığı, bu durumun yurtta ve yurtdışında çeşitli eleştirilere neden olduğu, demokrasimizin olumsuzca değerlendirilmesine yol açtığı bir gerçektir. Bu maddenin yürürlükten kaldırılması, düşünce suçu konusundaki bir ayıbın giderilmesidir; demokratikleşme ve özellikle düşünce özgürlüğü önünde bulunan bir engelin kaldırılması doğrultusunda atılmış olan çok önemli bir adımdır. Ancak, bu maddenin yürürlükten kaldırılması, Sayın Cumhurbaşkanının da işaret ettiği gibi, bir hukukî boşluk doğurmuştur; bu gerçeği yadsımamız mümkün değildir.

4744 sayılı Kanunla, 6.2.2002 tarihinde yapılan değişiklikle 3717 sayılı Kanunun 8 inci maddesine "propaganda suçunun terör yöntemlerine başvurmayı özendirecek biçimde işlenmesi hali" ağırlaştırıcı bir neden olarak eklenmiştir.

Maddenin tümüyle yürürlükten kaldırılması halinde, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla, yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda suçunun terör yöntemlerine başvurmayı özendirecek biçimde işlenmesi halinde, herhangi bir ceza verilmesi, dolayısıyla, bu tür propagandanın önlenmesi mümkün olamayacaktır.

Böyle bir duruma göz yummak, Anayasanın, ulusun bağımsızlığını, bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini korumak konusunda devlete verilen görevlerle bağdaşmayacaktır.

Diğer yandan, bölücülük propagandası bakımından Türk Ceza Kanununun 311 ve 312 nci maddelerinin, Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesinin yürürlükten kalkması halinde doğacak boşluğu tam anlamıyla dolduramadığı da anlaşılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ARASLI (Devamla) - Hemen bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Araslı; konuşmanızı toparlar mısınız.

OYA ARASLI (Devamla) - Çok teşekkür ederim.

Çünkü, söz konusu 311 ve 312 nci maddelerde yer alan suçların unsurları, 3713 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde tanımlanan suçlardan farklıdır. Bölücü propagandanın, kamu düzeni için açık ve mevcut tehlike oluşturması veya terör yöntemlerine başvurmayı özendirici olması hallerinin yaptırıma bağlanması için yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu düzenlemenin, düşünceyi engellemeyecek biçimde ve demokratikleşme standartlarına uygun bir tarzda Yedinci Demokratikleşme Paketinde yer almasını gerekli buluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının öngördüğü bu gereği, bu kanun için eşzamanlı bir imza ve yürürlük olanağı sağlayacak biçimde yerine getirilmesini de hükümetten bekliyoruz.

Ulus ve ülke bütünlüğünü, demokrasiyle birlikte güvence altına alacak böyle bir düzenlemenin, en kısa zamanda gerçekleştirileceğine güvenerek, sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Oya Araslı (CHP, Ankara). “Çeşitli kanunlarda değ.yapılmasına ilişkin 4903 sayılı kan.veto edilen (ss.220)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2003-07-15-cesitli-kanunlarda-deg-yapilmasina-iliskin-4903-sayili-kan-veto-edilen (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
