# Tc anayasasının bazı maddelerinde değişiklik (s.s.430)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oya Araslı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mayıs 2004
- **Gündem:** TC ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK (S.S.430)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2004-05-04-tc-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-s-s-430

> Oya Araslı (CHP), 4 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK (S.S.430)); konuşma 862 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum ve bu vesileyle, dün Batman'da meydana gelen müessif kazada yaşamlarını yitiren vatandaşlarımıza rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralananlara da acil şifalar diliyor ve Batmanlılara geçmiş olsun diyorum.

Önümüzde bir anayasa değişikliği teklifi var. Bu "Avrupa Birliğine uyum" adı altında önümüze getirilmiş olan bir tekliftir. Burada, hemen bir saptamayı, bu tür paketlerde her zaman yaptığımız gibi, yapmakta yarar görüyorum. Aslında, bu tür, Avrupa Birliğine uyum adı altında bizim yaptığımız düzenlemelerin kökeninde, toplumun demokrasiye gönül vermiş kesimlerinin yıllarca yapmış olduğu bir mücadele yatıyor. Bunlar, aslında, Avrupa Birliği istedi diye Türkiye'nin gündemine giren hususlar değil; bunlar, bu toplumda yıllarca telaffuz edilmiş olan, düzeltilmesini toplumun beklediği hususlardır. Bu açıklamalar yapılırken, toplumumuzun bu konudaki beklentilerinin ve mücadelelerinin tek bir kelimeyle bile ifade edilmemiş olmasını yadırgıyorum. Bu toplum, Avrupa Topluluğuna girmek istiyor; bu toplum, demokraside daha ilerlemeyi sağlayacak birtakım düzenlemelerin yapılmasını istiyor; bunu istediği için Avrupa Birliğine girmeyi talep etmek hakkını kendisinde görüyor, yoksa, sırf Avrupa Birliğine girebilmek için göstermelik birtakım düzenlemeler peşinde değil. Eğer bu husus, bu tür yasa tekliflerinde ve tasarılarında vurgulanırsa, öyle zannediyorum ki, bunun, toplumumuzun hakkını teslim etmenin yanı sıra, Avrupa Birliği platformlarında Türkiye'nin konumu tartışılırken de olumlu değerlendirmelere yol açmak gibi yararlı bir yanı var; çünkü, Avrupa Birliği yasalara bakıyor; ama, toplum ne âlemde, öncelikle de onu tetkik ediyor. Bu yasalarda ifade edilenleri toplum özümsemiş mi, toplum bunları istiyor mu, uygulamalar ne durumda; bunlar, yaptığımız yasa değişikliklerinin yanı sıra, belki, yaptığımız yasa değişikliklerinden daha belirleyici bir nitelik taşıyor, konumumuz belirlenirken. Bu nedenle, bundan sonra, bu tür yasalar gündeme geldiğinde, bu belirlemeyi yapmaya özen göstermenizi diliyorum. Kişisel olarak değil, bunun yanı sıra, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun da isteği olarak bunu ifade etmeyi bir görev biliyorum.

Bu anayasa değişikliği, Anayasanın birtakım hükümlerine, çağdaş demokratik gelişmelere ayak uydurduğumuzu gösteren birtakım düzenlemeler getiriyor ve Avrupa Birliği Kriterlerine göre yapmamız gerekenleri yaşama geçiriyor; ama, Kopenhag Kriterlerine göre yapmamız gereken bir şey daha var; hukuk devletini yaşama geçirmek, hukuk devletinin uygun bir biçimde gerçekleşmesini engelleyen hangi engel varsa, onu ortadan kaldırmak.

Bugün, hukuk devletinin amacına uygun biçimde, tanımına uygun biçimde, ideal biçimde gerçekleşmesinin önündeki en büyük engellerden birisi de yargı karşısındaki dokunulmazlıklardır. Bunun başında da milletvekilliği dokunulmazlığı gelmektedir. Avrupa Birliği ülkelerine de, dünyaya da baktığımız zaman, dokunulmazlıkların kapsamını, milletvekilleri bakımından, bu kadar geniş tutmuş bir başka ülkeyle karşılaşmak zordur. Toplumumuzu bu konumdan çıkarmamız gerekiyor. Milletvekillerinin dokunulmazlıklarını, hukuk devleti ilkesi bakımından, bu ilkenin gerçekleşmesi bakımından bir engel olmaktan çıkarmamız gerekiyor. Bunun için partiler söz verdiler. En azından, şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde en büyük gruba sahip olan iki parti, seçim öncesi, topluma, milletvekili dokunulmazlıklarını sınırlandırmak için söz verdi; ama, bizim, bu tür her girişimden önce yaptığımız uyarılara rağmen, buna öncelik verilmesi gerektiğini yinelememize rağmen, milletvekili dokunulmazlıkları konusunda herhangi bir sınırlamaya gidici bir önerinin gelmediğini görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, anayasa değişikliği önermeye sayımız yetmiyor; o nedenle, bu hususu Meclisin gündemine taşıyamıyoruz; ama, buna sayıları yetenler var ve sayılarının yetmesi, bu yükümlülüğü yerine getirme borcunu da onların boynunda bırakıyor. Siz, yargının önünü açmazsanız, birtakım imtiyazları, birtakım dokunulmazlıkları yargının önünde tutarsanız, hukuk devletini nasıl gerçekleştirebileceksiniz; hukuk devletini gerçekleştiremediğiniz zaman, insan haklarını güvence altına aldığınızdan nasıl söz edebileceksiniz?! Bu, biz değerlendirilirken aleyhimize değerlendirmelere yol açan bir neden; ama, bunu görmezliğe geliyoruz ve bunu bir kenara bırakıp Anayasanın başka hükümleriyle meşgul olmayı yeğliyoruz.

Bunu bir kenara bırakalım. Getirilen anayasa değişikliği teklifi neler yapmaktadır; bu teklif, Anayasanın 10 uncu maddesine, cinslerarası eşitlikle ilgili bir hüküm eklemektedir; daha önce yasalarımızda kaldırdığımız ölüm cezalarıyla ilgili ibareleri Anayasadan çıkarmaktadır. Bunun yanı sıra, ilginç bir düzenleme yapmaktadır; Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın getirdiği yükümlülükler doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yabancı ülkeye verilmesine imkân tanımaktadır.

Değerli arkadaşlar, ben size soruyorum: Biz, Türkiye olarak, Uluslararası Adalet Divanıyla ilgili, bu Divanın yetkilerini kabul ettiğimize ve ona taraf olduğumuza ilişkin bir sözleşme imzaladık mı; hayır imzalamadık. Dünyanın hiçbir anayasasında, böyle üye olunan özel organlara isim olarak atıfta bulunan düzenlemeler yapılmaz; yapılıyorsa bile, çok istisnaî olabilir. Neden yapılmaz; çünkü, anayasalar, soyut hukuk kuralları getirir, kalıcı hukuk kuralları getirir. Hiç değilse, komisyonda da ifade ettiğimiz gibi, bu konuda böyle, Divanın adını zikretmeden, daha soyut düzeyde bir düzenleme yapılabilirdi; ama, biz Divana girmemişiz, Divanın yetkileriyle ilgili bir ayrık hükmü Anayasamıza getiriyoruz. Bu da, anayasa hukukuna bakış açısına, bu teklifi hazırlayanların anayasa tekniğine, anayasa hukukuna bakış açısını örnekleyen güzel bir durum diye düşünüyorum.

Bir başka değişiklik, basın işletmesi olarak kurulan basımevlerini, eklentilerini ve basın araçlarını suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadereden korumaya yönelik, bunun dışında tutan bir hüküm. Bu hüküm, yıllardır toplumumuzun gerçekleşmesini beklediği bir hüküm; o nedenle, olumlu değerlendirilecek bir hüküm.

Başka bir hükme bakıyoruz; sivil kurumlarda askerî temsilci bulundurulmasını önleyen bir hüküm. Yükseköğretim Kuruluna Genelkurmay tarafından üye adayı gösterilmesini, artık, bir uygulama olarak anayasa hukukumuzdan kaldırıyor. Sivilleşmeyi sağlamak bakımından, olumlu bir adım olarak mütalaa edilebilir.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıştır. Bu, zaten, yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi olarak savunduğumuz bir husustur.

Devlet harcamalarında şeffaflığın sağlanması için Sayıştayla ilgili bir düzenleme getirilmiştir. Bütün bu düzenlemelerin içerisinde ikisi çok büyük önem taşımaktadır; birisi, cinslerarası eşitlik, birisi de, uluslararası antlaşmaların kanunlarımız karşısında, bir çatışma vukuunda, hangisinin öncelik kazanacağına ilişkin yapılmış olan düzenleme. Dilerdik ki, bu düzenlemede, hiç değilse, hangi kurumların çatısı altında yapılmış olan insan hakları sözleşmelerine, antlaşmalarına böyle bir özel konum taşıdığımızı anayasa hükmünde belirleyelim...

---

**Kaynak gösterme:** Oya Araslı (CHP, Ankara). “Tc anayasasının bazı maddelerinde değişiklik (s.s.430)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2004-05-04-tc-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-s-s-430 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
