# Anayasa mah.kuruluşu ve yargılama usulleri hk.kan.(ss.638)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oya Araslı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim
- **Tarih:** 14 Temmuz 2004
- **Gündem:** ANAYASA MAH.KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HK.KAN.(SS.638)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2004-07-14-anayasa-mah-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hk-kan-ss-638

> Oya Araslı (CHP), 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAH.KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HK.KAN.(SS.638)); konuşma 1.368 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 638 sıra sayılı kanun teklifi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini dile getirmek üzere söz almış bulunuyorum ve sizleri, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi Yüce Divan olarak çok sayıda davaya bakacağı bir sürece ayağını atmış durumdadır ve hepimizin bildiği gibi, cumhuriyet tarihimizin hiçbir evresinde, Yüce Divana, son zamanlarda, bu sayıda dava gitmemiştir. Anayasa Mahkemesi, şu anda, bu davalara bakabilmek için bir personel ihtiyacı içerisindedir. Bu ihtiyaç dile getirilmese dahi, hepimizin görmesi gereken boyutta bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı giderebilmek için, kuşkusuz, yasayla ek bir düzenleme yapılmasına gerek vardır; ancak, Anayasa Mahkemesinin bu acil ihtiyacını karşılamak için yapılacak olan düzenlemenin fevkalade özenle gerçekleştirilmesi gerekir, fevkalade dikkatle, Anayasanın hiçbir hükmünü zedelemeyecek, yargılamanın bağımsızlığına, adaletine kuşku duyurmayacak, yargıç teminatı konusunda, doğal yargı yeri ilkesi konusunda herhangi bir tartışmaya mahal bırakmayacak bir düzenleme olması gerekir; ama, maalesef, 638 sıra sayılı kanun teklifiyle önümüze getirilmiş olan yasa teklifi, bu konuda, birtakım tartışmalara yol açabilecek niteliktedir.

Öncelikle, böyle bir düzenlemenin Anayasa Komisyonunda görüşülmesi gerekirdi diye, yanlışlıklar dizininin ilk sırasında yer alan hususu dile getirmek istiyorum. Ama, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisinde son zamanlarda, Anayasayı çok yakından ilgilendiren birtakım konuların, Anayasa Komisyonunda incelenmesine gerek duyulmadığını görüyoruz. Anayasa Komisyonuna gelmiyor, ama, birtakım başka komisyonlarda, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Komisyonunda yasa önerileri görüşülüyor ve Anayasaya uygunluk açısından bir ihtisas komisyonu incelemesinden geçmediği için, birtakım aykırılıkları burada düzeltmek veya burada dile getirmek zarureti ortaya çıkıyor. Bu yasa teklifi için de aynı husus geçerli.

Anayasa Komisyonunda bu teklif görüşülmedi; belki Anayasa Komisyonunda görüşülseydi, şimdi benim burada dile getireceğim tartışmaya açık, yanlış olarak nitelendirilebilecek birtakım hususlar bu komisyonda gözönüne alınırdı ve belki birtakım yanlışlıkları komisyon aşamasında düzeltmek fırsatı olurdu. Ama, maalesef, böyle bir inceleme yapılmadı ve teklif, Genel Kurula taşındı ve maalesef, böyle bir inceleme yapılmadığı için de, bu teklif, Anayasaya aykırı birtakım ibarelerle, birtakım hükümlerle buraya taşındı. Şimdi ben, bunları dile getirmek istiyorum.

Getirilen teklifin 1 inci maddesinin birinci fıkrasına bakıldığı zaman, buradaki düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin personel ihtiyacını karşılamaya yöneldiği görülüyor. Anayasa Mahkemesine, Yüce Divan sıfatıyla yargılama yaptığı zaman, durumun gerektirdiği ölçüde, genel, katma ve özel bütçeli dairelerde çalışanlar ile hâkim, savcı ve Sayıştay denetçilerinden Anayasa Mahkemesinde çalışmak üzere görevlendirme yapmak imkânını getiriyor.

Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatıyla yargılama yaptığı zaman, hepimizin bildiği gibi, bir ceza mahkemesi olarak görev yapar, bir ceza mahkemesi niteliği taşır.

Anayasa Mahkemesinde kâtip, evrak memuru gibi bu hususlarla ilgili olarak istihdam edilecek personel dışında, tetkik hâkimi sıfatıyla istihdam edilecek personelin mutlaka yargıç sıfatını taşıması gerekir. Yargıçlar, hepimizin bildiği gibi, Anayasaya göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından herhangi bir göreve atanırlar ve görev yerleri değiştirilir. Yargıç sıfatını taşımayan bir kişiyi, Anayasa Mahkemesi ceza mahkemesi gibi görev yaparken, tetkik hâkimi olarak istihdam etmek mümkün değildir. Bu, Anayasaya da aykırı olur, yargıç bağımsızlığına da aykırı olur, yargı yerinin bağımsızlığına da aykırı olur; Anayasanın gerektirdiği nitelikte bir yargılama yapılmasına da imkân bırakmaz. Maalesef, bu düzenleme, bu üzerinde durduğumuz hususlarda ayrıntılama yapmamıştır ve olayı öyle toptancı bir ifade tarzıyla kaleme almıştır ki, âdeta, yargıç sıfatını taşımayan kişilerin de, Anayasa Mahkemesinde, Yüce Divan sıfatıyla çalışırken, tetkik hâkimi olarak çalıştırılmasına imkân hazırlamıştır. Bu, Anayasaya aykırıdır.

İkinci olarak; maddenin kaleme alınış tarzına baktığımız zaman, Anayasa Mahkemesi Başkanı bu kişileri kurumlarından isteyecektir ve ilgili kurumlar da görevlendirmeyi yapacaktır. "Kurum ve kuruluşlar bu talebi karşılarlar" deniliyor; ama, bundan önceki benzer düzenlemelere baktığımız zaman, benim işaret ettiğim yanlışlığın söz konusu edilmemesi için bir inceliğin gözetildiğini görüyoruz, yargıçların Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atanacağı, madde metnine açıkça yazılıyor. Halbuki, bu, burada yazılmamış. Bir kurumun bir yargıcı görevlendirmesi, takdir edersiniz ki, Anayasaya aykırı bir husustur; Anayasanın 138 inci maddesine de, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevlerini tadat eden 159 uncu maddesine de aykırı bir durumdur. Böyle bir aykırılık tartışmasının yargılama sürecine girildikten sonra gündeme taşınmasının çok büyük sıkıntılara yol açacağını hepimiz takdir edebiliriz. Bu sıkıntılara mahal verilmemesi için, ben, bu yanlışlıkların, şurada, şu aşamada düzeltilmesi gerektiğine dikkatlerinizi çekmek istiyorum; çünkü, insanların bağımsız mahkemelerde yargılanmak hakkı, adil yargılanma hakkının bir parçasıdır. Bu da, Anayasamızın 36 ncı maddesinde güvence altına alınmış olan bir haktır. Hem Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atamanın gerçekleştirilmesini sağlamak hem de yargı bağımsızlığını sağlayabilmek için, buradaki düzenlemede, yargıçların Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atanacağının açıkça tasrih edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, düzenlemeye bakıyoruz, istihdam edilecek ihtiyaç duyulan personeli isteme yetkisinin Anayasa Mahkemesi Başkanına tanınmış olduğunu görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi, heyet olarak çalışan bir mahkemedir. Bu tür kararların, bir heyet kararı niteliğinde alınması gerekir. Heyet ihtiyaç olup olmadığına karar verir ve daha sonra, mahkeme adına, Anayasa Mahkemesi Başkanı bu karara dayanarak talepte bulunabilir; ama, burada, işin bu inceliği de gözetilmemiş ve doğrudan doğruya Anayasa Mahkemesi Başkanının şahsına verilmiş. Bu, ileride, bu yetkinin şahsîleştirilerek kullanıldığı, keyfî biçimde kullanıldığı doğrultusunda birtakım eleştirilere yol açabilecek bir husustur; bundan kaçınılması gerekir. Burada, talepte bulunma yetkisinin Anayasa Mahkemesine ait olduğunun, mahkeme tarafından alınacak bir karar neticesi ihtiyaç belirlendikten sonra talepte bulunma gereğinin metne yazılması gerekir.

Yine, dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var. Bu düzenleme, korkarım ki, bazıları tarafından -bazıları bu görüşte olmayabilir ama- doğal yargıç, doğal yargı yeri ilkesine aykırı olması bakımından da eleştirilebilir; çünkü, Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan olarak, bir yargılama sürecine girmiştir; burada karara bağlanan birtakım dosyalar Anayasa Mahkemesine gönderilmiştir veya peyderpey gönderilmeye devam edilmektedir.

Olay bu aşamaya girdikten sonra, yargılama süreci içerisinde görev alacak yeni kişilerin atanmasına imkân verecek bir düzenlemenin yapılması, korkarım ki, bir tartışmaya vesile olabilecektir. Bu terkip tarzı, mahkemenin bu oluşum biçimi, doğal yargıç ve doğal yargı yeri ilkesine aykırıdır; çünkü, atamalar, davaya bakma sürecine girildikten sonra yapılmıştır ve "kişiye göre, olaya göre yargıç atanmıştır" şeklinde birtakım eleştirilerin dile getirilmesine yol açabilecektir.

Bu nedenle, ben, bu düzenlemede bu hususun da dikkate alınmasında sayısız yarar olacağını düşünüyorum; çünkü, ileride bu hususların dile getirilmesi, yargılama sürecini kuşkulu hale getirecektir, yargılama adaletinin, adil yargı ilkesinin uygulanıp uygulanmadığı konusunda birtakım tartışmalara yol açabilecektir, mahkemenin Anayasaya uygun bir yapıyla görevini yerine getirip getirmemekte olduğu tartışmalarına yol açacaktır. Bu da, ileride, hiçbir başka zarara yol açmasa bile, yargılama sürecinin yavaşlamasına neden olacaktır.

Bu tür sorunların doğmamasını sağlamak, şu anda, bizim elimizde. Onun için, bu dile getirdiğimiz hususları dikkate alarak, bu yasa teklifinde, eğer, komisyon bir düzenleme yapma imkânını, İçtüzüğün kendisine verdiği yetkiden yararlanarak değerlendirirse, öyle zannediyorum ki, Anayasa Mahkememizin, hepimizin katıldığı, hepimizin gördüğü personel ihtiyacı, daha sağlıklı, daha tartışmaya mahal bırakmayacak bir biçimde karşılanacaktır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Anayasa Mahkememizin içerisinde bulunduğu ihtiyacı görüyoruz, ortada acilen giderilmesi gereken bir ihtiyaç bulunduğunu biliyoruz; ama, burada dile getirdiğimiz hususlar, olumlu bir adımın atılmasını engellemek için dile getirilmiş hususlar değil; aksine, ileride yargılama sürecini sıkıntıya sokacağını düşündüğümüz birtakım durumları ortadan kaldırabilmek amacıyla dile getirmiş olduğumuz hususlar.

Anayasa Mahkemesi bir personel ihtiyacı duyuyorsa, tetkik hâkimi ihtiyacı duyuyorsa, Yüce Divan sıfatıyla çalışırken raportör ihtiyacını duyuyorsa, bunu mutlaka yargıç sınıfından gelen personelle karşılamalıdır.

İkinci olarak, bu yargıçların atanmasında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yetkili olduğu belirtilmelidir.

Bu eksiklikler giderildikten sonra, bu yasa teklifi, tartışılacak yanlarını büyük ölçüde kaybeder, daha sağlıklı bir yasa teklifi görünümüne girer diye düşünüyoruz.

Bu konuda, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, yasa teklifi üzerinde ileriye süreceğimiz hususlar bunlar ve ben, hepimizi bu konuda dikkatli olmaya davet etmek istiyorum; çünkü, Türkiye, yolsuzlukların ifade edilmesinden, siyasetçilerin yolsuzluklara girmesinden çok büyük zararlar görmüştür. Bu işi artık kapatma, yargı önüne getirme noktasına hiç değilse eski bakanlar açısından gelmiş bir noktadayız. Bunun bir an önce tamamlanmasını sağlamak için gerekli önlemleri almak bizim görevimiz.

Keşke, bu olayı bu boyutta çözerken, milletvekili dokunulmazlığı konusunda da böyle bir noktaya gelebilmiş olsaydık, arkasında dosyalar bulunan arkadaşlarımızın bir an önce temizlenmesine fırsat yaratabilmiş olsa idik; ama, görüyoruz ki -bu vesileyle bunu da dile getirmek istiyorum- Yüce Meclisin tatile girme arifesinde olduğu şu günlerde hâlâ bu dosyaların Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesine sıra gelmemiştir. Bu dosyalar, Yüce Meclisin gündeminde tarih itibariyle geldikleri yerde, o sıralarda beklemektedir. Mümkün olabilse de, bu dosyaların görüşülmesine de bir öncelik tanınsa ve yolsuzluk konusunda toplumun yüreğine ok gibi saplanan kuşkuları giderebilmek imkânını bulsak, Yüce Meclisin, milletvekillerinin yıpratılmasına her vesileyle yol açan bu olayları da bir açıklığa kavuşturabilmiş olsak.

Ben, bu tatile gireceğimiz döneme kadar olan kısımda, çalışmalarımızda, bu umudun gerçekleşmediğini görmenin üzüntüsü içerisindeyim. Dilerim ki, yaz tatilinden sonra Meclis açıldığı zaman, bu konuda da, milletvekilleri dokunulmazlığı konusunda da, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yüce Meclis, toplumun beklentisini acilen karşılar ve üzerinde hiçbir şaibe, hiçbir kuşku olmadan görevine devam eder.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Oya Araslı (CHP, Ankara). “Anayasa mah.kuruluşu ve yargılama usulleri hk.kan.(ss.638)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2004-07-14-anayasa-mah-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hk-kan-ss-638 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
