# Gündemdeki çalışma konularına ilişkin

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oya Araslı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2005
- **Gündem:** GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2005-06-23-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin

> Oya Araslı (CHP), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNDEMDEKİ ÇALIŞMA KONULARINA İLİŞKİN); konuşma 975 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Dokunulmazlık, milletvekillerine yerine getirdikleri fonksiyon nedeniyle tanınmış olan özel bir koruma, özel bir konumdur. Tüm parlamenter demokratik rejimlerde milletvekillerine bu tür özel bir korumanın sağlandığını görmekteyiz. Bu koruma, milletvekillerine, kürsüde konuştuklarından dolayı hiçbir şekilde, yaşamlarının hiçbir döneminde görevleri bittikten sonra bile cezaî takibata uğramama imkânını getirmektedir. Buna biz kürsü dokunulmazlığı diyoruz; ama, milletvekillerine sağlanan özel korumanın bir başka türü daha var ki, bu da, milletvekillikleri sürdüğü sürece bir suç isnadı nedeniyle cezaî takibata uğramamalarını sağlıyor milletvekillerinin. Buna da nispî dokunulmazlık adını veriyoruz ve bu dokunulmazlık kaldırılabiliyor veya belli bazı durumlarda sınırlandırılabiliyor. Milletvekillerine böyle bir özel koruma sağlamanın elbette ki bir amacı var. Kürsü dokunulmazlığı, milletvekilinin görevini tam anlamıyla yerine getirmesine, herhangi bir korku, herhangi bir baskı etkisi altında kalmadan rahatlıkla sözlerini söyleyerek bu görevi yerine getirmesine imkân sağlıyor. Herhangi bir suç isnadı nedeniyle görevi süresince cezaî takibata uğramamasını sağlayan dokunulmazlık, yani, nispî dokunulmazlık ise, milletvekilinin yasama çalışmalarına devamının engellenmesini ortadan kaldırma amacına yönelik. Çünkü, İngiltere'de, demokratik rejimin gelişmeye başladığı dönemlerde, ilk örülüş adımlarının atılmaya başladığı dönemlerde, özellikle muhalefete mensup milletvekillerine, önce bir suç isnat edilmesi, daha sonra da bundan yargılanmasına başlanması, gözaltına alınması, hapsedilmesi gibi birtakım yollara başvurularak yasama organına devamının ve böylece olumsuz oy kullanmasının önüne geçilmesine çalışılmış. Bu tür olaylar birbirini izleyince, milletvekillerine böyle bir koruma sağlanması ihtiyacı duyulmuş ve İngiltere'de başlayan bu uygulama, daha sonra tüm parlamentolu rejimler tarafından kabul edilmeye başlanmış anayasalarında.

Tabiî, bu özel korumanın belli bir amacı var burada izah ettiğim; ama, bunun birtakım eleştirilere uğradığı da yadsınamaz bir gerçek. Kürsü dokunulmazlığının değil, ama, nispî dokunulmazlığın pek çok eleştiriye hedef olduğunu görüyoruz; çünkü, bu nispî dokunulmazlık, suçun takibini belli bir süre ertelemiş oluyor. Geç gelen adalet adalet değildir diye, bütün toplumlarda ortak bir yargı var. Adaletin gerçekleştirilmesini geciktiriyor; bir kere, böyle bir olumsuz yanı var. İkincisi, sade vatandaşa tanınmayan bir ayrıcalık milletvekiline tanınmış oluyor. Bu, toplumdaki eşitlik duygusunu zedeleyen bir husus olarak görülebiliyor ve toplumlar diyorlar ki, mademki suç işlendiği zaman bunun takibi ve yaptırıma bağlanması toplum düzenini ilgilendiren bir husustur, o zaman sade bir vatandaş ne türlü bir muameleyle karşılaşıyorsa, toplum düzeni, milletvekilinin de aynı muameleyle karşılaşmasını gerektiriyor; çünkü, şaka değil, konu olan, bir suçun işlenmiş olması kuşkusudur; eğer işlenmişse, bunu işleyen kimse, her halükârda yaptırıma bağlanmalı. Dokunulmazlık, bu nedenle, günümüzde, demokrasilerde çeşitli kısıntılara, sınırlandırmalara uğramıştır. Anayasalara veya yasalara baktığımız zaman, başlangıçtaki kadar kapsamlı olmadığını görüyoruz; süre bakımından sınırlandırılmış, suçlar nedeniyle sınırlandırılmış, hukuk devleti anlayışı gerçekleşmiş, demokrasinin kurumları yerleşmiş. Onun için, böyle, keyfî suç isnatlarıyla milletvekilliğinin devamının önlenmesi diye bir olay kalmadığı için sınırlandırılmış; ama, Türkiye'ye baktığımız zaman, bunun en geniş kapsamıyla var olduğunu görüyoruz. Bu, toplumsal adalet duygusunu rencide ediyor, adaletin geç gerçekleşmesine yol açıyor ve özellikle, yolsuzlukların alabildiğine kol gezdiği günümüzde, Türkiye açısından, temiz toplum beklentilerinin gerçekleşmesinin önünde bir engel olarak görülüyor toplumumuzda ve toplumumuz "eğer hukuk düzeni kurulacaksa, ilkönce, hukuku yaratanlar, kanunları yapanlar ona uyar konuma gelsinler" diyor.

Şimdi, bu durumda, hepimizin görevi, dokunulmazlıkları, toplumun beklentisi doğrultusunda sınırlandırmak için adım atmaktır. Bu, bir anayasa değişikliği işi. Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun sayısı böyle bir değişiklik önerisi vermeye yetmiyor; ama, sayıca bu işi yapabilecek konumdaki Adalet ve Kalkınma Partisinde ise, bu konuya bir kararlılık olmadığını görüyoruz üzüntüyle. O zaman, yapılacak bir tek şey var; toplumdaki huzursuzluğu gidermek, hukuk devletinin demokrasinin anlamına uygun nitelikli bir biçimde gerçekleşmesini sağlayabilmek için, Anayasanın Meclis olarak bize vermiş olduğu bir yetkiyi, konunun öneminin gerektirdiği aciliyetle kullanmak; ama, bakıyoruz, dokunulmazlık dosyaları Meclise geliyor, gündeme giriyor; fakat, görüşülmesi, gereken hızla yapılamıyor. Şu anda verilmiş olan öneri, bunu sağlamaya yöneliktir. Bunu gerçekleştirmediğimiz zaman… Herkes diyebilir ki, bu, Meclisin bir yetkisidir, geç görüşürüz, erken görüşürüz; ama, bu konuda Anayasanın ve İçtüzüğün, bize, bunu, bu denli rahatlıkla söyleyebilecek takdir imkânını bırakmadığını düşünüyorum; çünkü, bu, kamu düzenini ilgilendiren bir husustur, özellikle bazı arkadaşlarımız için, eğer hüküm giyerlerse, milletvekilliğinin, üyeliklerinin düşmesine neden olabilecek, yol açabilecek birtakım suçlarla ilgili birtakım isnatlar vardır. Bunların sonuçlandırılmasını önlemek, bunların Mecliste görüşülmesini ertelemek, daha arka planlara bırakmak, en azından, Anayasanın 84 üncü maddesinin işlerlik kazanmasına engel olmak anlamını taşır ve bunun mantığı da yoktur.

Hüküm giyerse milletvekilliği düşecek olan bir insanın, dokunulmazlık zırhı arkasına sığınıp, bu durumu geciktirmesine alet olmanın, yardımcı olmanın mantıkî bir izahı olmadığı gibi, Mecliste yerine getirmemiz gereken görevle de bir uyumu yoktur. Bu görevi yerine getirirken, içinde bulunduğumuz, bulunmamız gereken ciddîyetle de bunu bağdaştırmak mümkün değildir.

O nedenle, getirilmiş olan bu öneriyi, milletvekilliği görevimizi, bu konuda tam anlamıyla yerine getirmek için bir vesile görüyorum ve o nedenle, bu öneriye olumlu oy verilmesi gerektiğine inanıyorum. Eğer, milletvekilliği onurunu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığını korumak istiyorsak, bu dosyaları bir an önce görüşmeliyiz; çünkü, milletvekillerine isnat edilen suçlar, toplumun dilinden düşmüyor ve bu, yalnız, isnat altında bulunan milletvekilini değil, Meclisi de yıpratıyor. Demokrasi, birtakım kurumlar üzerinde yükselen, işleyen bir rejimdir. Ona dayanak olan temel kurumlar zedelendiği zaman, saygınlığını kaybettiği zaman, demokrasiyi istediğimiz yüksek düzeyde, kalitede yürütmemiz de mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ARASLI (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

OYA ARASLI (Devamla) - Demokratik rejim bunalıma girer, tehlikelerle karşı karşıya kalır. Bunu söylediğimiz zaman, bazı arkadaşlar, bir askerî rejimi anımsatıyormuşuz gibi bir algılamaya düşüyorlar. Burada bizim kastettiğimiz askerî rejim filan değil. Bu çatının altında her milletvekili demokrasiye gönül vermiştir. Bu rejimin kısıntıya uğratılmasından herkes en az benim kadar rahatsız olur diye düşünüyorum. Bu sözleri söylerken bizim kastettiğimiz başka bir şey.

Bakınız, çağdaşlık, demokrasinin ileri niteliklerle sürdürülmesini gerektiriyor. Dünyadaki bütün demokrasiler aynı kalitede, aynı düzeyde değil. Demokrasi bir süreçtir, kimi bunun en üst noktasına ulaşır, kimi alt noktalarında emekler; ama, biz istiyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde var olan demokrasi, o üst düzey demokrasilerden biri olsun. Rejimimizi hırpalatacak birtakım olaylara, demokrasinin dayandığı kurumların zedelenmesine yol açacak birtakım durumlara göz yumarsak, bu amacımıza hiçbir şekilde ulaşmamız mümkün değildir. Bu amacı gerçekleştirmek hepimizin hedefidir. Ben buna inanıyorum ve bu hedef hepimiz için candan benimsenen, benimsenmesi gereken bir hedefse, bu öneriyi de desteklememizin bir görev olduğunu düşünüyorum.

Sizleri saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Oya Araslı (CHP, Ankara). “Gündemdeki çalışma konularına ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2005-06-23-gundemdeki-calisma-konularina-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
