# Türkiye büyük millet meclisi içtüzüğünde değişiklik yapılması hakkında içtüzük teklifi ( ss. 161 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Oya Araslı (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim
- **Tarih:** 30 Haziran 2005
- **Gündem:** TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İÇTÜZÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA İÇTÜZÜK TEKLİFİ ( SS. 161 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2005-06-30-turkiye-buyuk-millet-meclisi-ictuzugunde-degisiklik-yapilmasi-hakkinda

> Oya Araslı (CHP), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İÇTÜZÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA İÇTÜZÜK TEKLİFİ ( SS. 161 )); konuşma 970 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

OYA ARASLI (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum; söz konusu Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.

Bu önerinin karşısındayım; çünkü, bu öneri de uzun zamandan beri yaşamakta olduğumuz düzensizliğe yeni bir katkı yapmaktadır. Ben sabahleyin evden çıktığım zaman, öğleden sonra Yasama Meclisinde ne görüşeceğimizi bilmiyorum. Bir gün önce de bilmiyorum. Birileri bana sorduğu zaman "bilmiyorum" sözünü telaffuz etmekten de fevkalade sıkılıyorum ve sıkıntılıyım. Bilmiyorum, sizleri bu rahatsız etmiyor mu?!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Hayır.

OYA ARASLI (Devamla)-Beni rahatsız ediyor; çünkü, ben çağdaş, düzenli çalışma alışkanlığından gelen bir insanım. Böyle derbederliklere tahammülüm yok. Bir konu tartışılırken katkı verebilmek için hazırlık yapmak ihtiyacını duyuyorum. Benim alışkanlığıma göre suskunluk, bir katkı anlamını taşımıyor. Benim anlayışıma göre, burada bir yasa konuşulurken sadece parmak kaldırmak, ne görüşüldüğünü bilmeden, arkadaşlarım öyle kaldırıyor diye parmak kaldırmak, benim açımdan bir katkı anlamını taşımıyor ve öyle zannediyorum ki, benim değerlerim, burada ifade ettiğim değerler, benim değerlerim olduğu için değil, ama çağdaş çalışma düzeni bu değerlere uyulmasını gerekli kıldığı için değerli. Niçin böyle derbeder bir çalışma düzenine kendimizi teslim ediyoruz?!

Zaman zaman, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubundan arkadaşlarımızın, muhalefetin katkısına, milletvekillerinin katkısına çok büyük bir önem verdiklerini söylediklerini duyuyoruz. Bu nasıl bir katkı olacak değerli arkadaşlar?! Eğer, ben, bugün hangi yasayı görüşeceğimi bilmiyorsam, en azından o yasayla ilgili, kuşkusuz hepimizin gündemdeki yasalarla ilgili bir bilgisi var, olması gerekiyor; ama, en azından o bilgileri tazelemek için, ne görüşeceğimi bir gün önceden bilmeye ihtiyacım var. Sizler bu ihtiyacı nasıl duymuyorsunuz ve böyle bir düzensizlik düzenini nasıl içinize sığdırabiliyorsunuz, sindirebiliyorsunuz, anlamakta çok ciddî sıkıntı çekiyorum.

Demokrasi, katılımla ayakta durur. Bizim Anayasamızda yazılı olan demokrasi, katılımcı bir demokrasidir. Yani, yalnız, çoğunluğu oluşturanların iradesi doğrultusunda değil; ama, onların karşısındaki azınlığın da görüşlerine değer veren, onlardan esinlenen, onların da yönetime katkıda bulunmasına imkân veren katılımcı bir demokrasi anlayışı. Bu katılımı, bu düzen çerçevesinde nasıl sağlayabiliriz, ben bilemiyorum. Eğer sağlanan size yeterli görünüyorsa, ona diyebilecek hiçbir şeyim yok; ama, bana yeterli görünmüyor. Özellikle bir muhalefet milletvekili olarak, bu yapılan girişimleri, muhalefetin sesini kesmek, katkısını önlemek girişimleri olarak adlandırmaktan kendimi alamıyorum.

Arkadaşlar, bir İçtüzük değişikliğinin burada görüşülmesine öncelik veriliyor. Acaba, öncelikli konumuz bu mu? Yani, daha dün, 46 maddelik bir kanun teklifini kabul etti bu Meclis. Daha önceki hafta, yine, böyle bir, çok maddeli, uzun bir kanun tasarısını, benzer teklifleri kabul etti, bir sıkıntı görmedik görüşülürken. Herkes görüşlerini güzel güzel açıkladı, ifade etti, katkısını vermeye çalıştı. Acaba, bu mu rahatsızlık uyandırıyor? Çünkü, bu Meclisin, uzun yasaları görüşememe gibi bir sıkıntısı yok. Biz, 400 maddeye yakın Türk Ceza Kanununu, bu çatının altında birlikte görüştük, kabul ettik, hiç de bir sıkıntı olmadı; yani, şimdi, niye 40 maddelik kanun tasarı ve tekliflerini görüşmekte herhangi bir sıkıntımız olsun? Bırakın konuşalım; bütün milletvekilleri -iktidardan ve muhalefetten- görüşlerini rahatça açıklasınlar, tartışsınlar. Demokrasi bu demek değerli arkadaşlar, ifade etmek demek.

Siz, bu içtüzük değişikliği önerisiyle, milletvekilinin ifade özgürlüğünü ve görevini yerine getirme imkânlarını sınırlandırıyorsunuz, suskun bir demokrasiye kapıyı açıyorsunuz. Genel Başkanınız ve Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı, ifade özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu, yeri gelen her yerde, her alanda tekrarlıyor, söylüyor. O ifade özgürlüğü, elbette ki Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a lazım; ama, en az onun kadar, bu çatı altında görev yapanlara da lazım, hatta daha fazla lazım; çünkü, biz, burada, bu görüşleri ifade etmek için toplumumuzdan vekâlet almış insanlar olarak görev yapıyoruz. Buna o kadar önem veriliyor ki, her dilediğimizi ifade edebilelim rahatça diye, bize kürsü dokunulmazlığı sağlanmış. Siz, bunu sınırlandırmaya, ifade imkânını ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz ve bunu, öncelikli bir biçimde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşımaya çalışıyorsunuz.

Bu olanları anlayabilmek mümkün değil. Öncelikli sorunumuz bu mu?! Uzun yasaları, etraflı hükümleri getiren yasaları görüşmekte herhangi bir sıkıntıya mı uğradık; yok. Yoksa, o zaman, bunun açıklaması nedir? Bir kolaycılığa mı kaçmak istiyoruz bir an önce tatile gitmek için; yoksa, muhalefetin IMF siparişi yasalar karşısındaki görüşlerini ifade etmesini önlemek isteyenler mi var aramızda; bunların ifadesinden çekinen, gocunanlar mı var? Yani, bu getirilen teklifin, önümüze konulan teklifin izahı ancak bunlar olabilir; çünkü, yasama görevinin yerine getirilmesinde, milletvekilinin görüşünü açıklama imkânı bakımından tasarruf diye bir şey yoktur. Her alanda zamandan tasarruf edebilirsiniz; ama, milletvekilinin görüşünü açıklama imkânından tasarruf yapmaya kalkıştığınız zaman, demokrasiyi özünden zedelersiniz.

Bunu, bugün, burada, ben söylemiyorum; içinizde bulunan, şu sıralarda zaman zaman oturan çok değerli arkadaşlarım söylemişler. Buna benzer düzenlemeler geldiğinde, Anayasa Mahkemesine açtıkları iptal davalarında söylemişler "bu bir zuldür" demişler "buna alet olmayın, bu utancı taşımayın" demişler "bu, demokrasiyi öldürmek demektir" demişler. Bu laflar daha yere bile düşmedi; söylendi, sarf edildi ve havada asılı. Herkes bunları hatırlıyor. O değerli arkadaşlarım, bu öneri burada görüşülürken ne yapıyorlar bilmiyorum. Yapılacak bir tek şey var; acı acı, ne hallere düştük diye düşünmek. Öyle düşünüyorum ben. İçinizdeki arkadaşlar, bunlara karşı oldular bir zamanlar, bu düzenlemelere. Ne değişti aradan geçen günlerde?! "Değişime uğradık" deniliyor bazen. Değişim bu doğrultuda ise, vay geldi değişenlerin haline, başına! Değişim, çünkü, olumlu doğrultuda olursa bir anlam ifade eder; ama, demokrasi anlayışında geriye gitme anlamında değişim, çok kötü şeyler ifade eder, olumsuzluklar ifade eder.

Ben, onun için, getirilen bu öneriyi anlamakta güçlük çekiyorum. Daha önemli çok konumuz var. Milletvekilinin dokunulmazlıklarının sınırlandırılması için bir girişimi öncelikle görüşebilirdik. Yabancılara mülk edinmeyi düzenleyen kanun, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi; ama, alanı düzenleyen başka bir hüküm olmadığı için bir süre yürürlükte bırakıldı. O süre temmuz ayı içerisinde doluyor. O süre dolduğu zaman, yabancıların mülk edinmesini sınırlayacak hiçbir hüküm kalmayacak hukuk düzenimizde. Getirsenize, niye bekliyorsunuz?! Öncelikli olması gereken bunlar. Bunları da getirin, görüşelim, dediklerinizi de getirin; ama, gerçekten görüşelim.

Bakınız, Anayasa Mahkemesi eski tarihli bir kararında diyor ki: "Görüşme, madde üzerinde görüşmekle mümkündür. Eğer madde üzerinde görüşme yapılmıyorsa, bunun adı görüşme değildir." Siz, sadece, benzer düzenlemeler hakkında Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu iki kararı gözden geçirmişsiniz, ona uygun birtakım düzenlemeler yapıp sakıncaları ortadan kaldırmaya çalışmışsınız -olmamış ya- ama, bu kararı da unutmuşsunuz o düzenlemeleri yaparken.

Bu nedenle, böyle bir öneriye katkı vermek, bence, demokrasiyi, demokrasinin beşiği olan yasama organında boğmak anlamını taşıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Oya Araslı (CHP, Ankara). “Türkiye büyük millet meclisi içtüzüğünde değişiklik yapılması hakkında içtüzük teklifi ( ss. 161 )”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oya-arasli-22-2005-06-30-turkiye-buyuk-millet-meclisi-ictuzugunde-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
