# Kamu ihale sözleşmeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:273)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Özdal Üçer (Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 136. Birleşim
- **Tarih:** 29 Temmuz 2008
- **Gündem:** KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:273)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2008-07-29-kamu-ihale-sozlesmeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ta

> Özdal Üçer, 29 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 136. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:273)); konuşma 1.092 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van) – Teşekkürler.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında parti grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi en derin içtenliklerimle selamlarım.

Konuşmama başlamadan önce yürekten duyduğum acıyı belirterek İstanbul Güngören’de masum sivilleri hedef alan menfur saldırıyı kınıyor, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Bu acıyı ifade ederken bazı şeyleri ifade etmeden geçemeyeceğim. Özellikle basın-yayın organlarında, Güngören mahalle sakinlerinin ifadelerine başvurulduğunda, birkaç gündür yoğun güvenlik tedbirlerinin alındığının, polislerin görevlendirildiğinin ve bu konuda belli duyumların alınmış olduğunun gözlemlendiği yer almıştı. Ben şunu sormak isterim: 1 Mayısta emekçiler emek ve işçi bayramını kutlayacak diye Taksim’e çıkmak isterken “Bir provokasyonu ihbar aldık.” diye emekçilere karşı resmen devlet terörü estirenler, neden böylesi bir provokasyonun duyumunu almış oldukları gözlendiği hâlde herhangi bir şey yapmadılar veyahut da yaptılar da bunu neden söylemiyorlar?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4735 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde fiyat farkı verilebilmesi şu esaslara bağlanmıştır: “Sözleşme türlerine göre fiyat farkı verilebilmesine ilişkin esas ve usulleri tespite Kamu İhale Kurumunun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir. Sözleşmelerde yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz.”

Sayın milletvekilleri, 4735 sayılı Kanun’a eklenmesi düşünülen geçici 2’nci maddede “31/5/2008 tarihinden önce 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre ihalesi yapılmış yapım işlerinde, iş kalemleri veya iş gruplarının imalatında kullanılan malzemelerin fiyatlarında beklenmeyen artışlar meydana gelmesi nedeniyle ihale dokümanında fiyat farkı verilmesine ilişkin hüküm bulunup bulunmadığına veya ihalenin yabancı para üzerinden sözleşmeye bağlanıp bağlanmadığına bakılmaksızın 1/1/2008 tarihinden sonra yapılan ve yapılacak olan imalatlar için fiyat farkı verilebilmesine ilişkin esas ve usulleri tespite Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.” denilmektedir. Bu ne anlama gelmektedir, yani daha önceden öngörülmemiş fiyat artışları veya fiyat farkları için Bakanlar Kurulunun yeni bir ödenek çıkarması? Peki, profesyonel düzeyde çok büyük ihalelerde yer alan firmaların kendi piyasasıyla ilgili öngörülerinin olmasını beklemek ne kadar yanlış olur? Az evvelki hatibin de söylediklerine katılarak piyasanın ve piyasada yer alan kişilerin, firmaların, ülkenin ekonomik koşullarını gelecek koşullarıyla da birlikte düşünmesi ve bu doğrultuda ihalelere girmesi gerekmektedir. Böylesi mağduriyetlerin oluşmasının yegâne sebeplerinden biri, ihalelerde yapılan usulsüzlüklerdir. Salt ihaleyi alacağım diye sözleşme metinlerini kendine göre düzenlemiş olmaktan kaynaklanmış bir sorun vardır. Bu değişiklikle Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu delinmektedir.

Bu yasanın çıkarılması, bir anlamda da kamu kaynaklarının Hükûmet yanlısı şirketlere transfer edilmesi demektir. Evet, inşaat sektöründe ya da hizmet alımlarında mağduriyetler yaşanmıştır ama bu mağduriyetler sadece ve sadece ücretleri ödenmeyen işçiler düzeyinde kalmıştır. Çünkü, Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nda fiyat farkı verilebilmesi ihale dokümanında belirtilmesi esasını gerekmektedir. Peki, ihaleye giren bir müteahhit hangi sebepten dolayı fiyat artışlarını görmezden gelip, hemen cukkadan her şeye atılıp bütün ihaleleri kapma kaygısı içerisindedir?

İkincisi, Kamu İhale Kurumunun teklifi ve Bakanlar Kurulunun karar alması koşuluna bağlanmaktaydı. Eklenmesi düşünülen geçici maddeyle ihale dokümanında fiyat farkı ile ilgili herhangi bir hüküm olmasa da Bakanlar Kurulu kararıyla fiyat farkı verilebilecektir. Bu uygulama, aynı zamanda, geçmişe yönelik yapılan işler için öngörülmektedir. Ayrıca, genel olarak döviz bazında yapılan sözleşmelerde fiyat farkı uygulaması yapılmamaktadır. Eklenmesi düşünülen geçici maddeyle, döviz bazında yapılan sözleşmeler için de fiyat farkı uygulaması yapılabilmektedir.

Dövizin inişli çıkışlı kurlarda seyrettiği bir ülke ekonomisinde bunu yapmanın ne anlama geldiğini küçük matematik hesapları yaparak ortaya çıkarmamız lazım. Kendileri spekülatif anlamda yaklaşımlarla döviz kurlarını yükseltip alçaltırken aynı ödemelerden mağdur olmuş kişilerin aslında -iyi irdelendiğinde- sadece döviz kurunun değişikliğinden kâr sağlamaya yönelik bir amaç içerisinde olduklarını da görebilmek lazım. Evet, döviz kurlarının değişkenliğinden dolayı mağduriyet yaşayanlar vardır ama böylesi bir genel hüküm, asla, inşaat sektöründe sorunları gidermeye yönelik bir yaklaşımı kesinlikle içermemektedir.

Sayın milletvekilleri, bu yasa değişikliğinin birilerinin siparişi üzerine yapıldığını ve birilerinin siparişi üzerine yapılan bir yasanın ivedi bir şekilde görüşmelerin… Zaten bu anlamda bunu da söylemek, ifade etmek gerekiyor. Meclisin en genç üyelerinden biriyim. Seksen yıllık cumhuriyet tarihinin Meclis çalışmalarını tanımlarken hepimiz yüce Meclis çatısı altında bulunmaktan duyduğumuz gururu da ifade ederek bazı şeyleri ifade ediyoruz ama inanın, Meclis çalışmalarında bu sermaye kesimlerinin, egemen güçlerin istekleri doğrultusunda hazırlanmış yasaların çıkarılması için bu kadar acele edilmesini asla anlayabilmiş değilim ve bunu kendi kuşağımdaki insanlara anlatabilmekte müthiş bir güçlük yaşıyorum. IMF’nin önümüze koyduğu her yasayı, sermaye kesimlerinin önümüze koyduğu her yasayı ivedilikle, tez canlılıkla, onların istediği koşulları bire bir uygulayarak çıkarmak zorunda mıyız? Bu fiyat farkından kimlerin yararlanacağını tahmin etmek pek de zor değil. Mesela Hükûmetin yere göğe sığdıramadığı toplu konut projelerini verdiği yandaş firmalar olabilir mi? Toplu konut ihaleleri kimlere verilmiş? Hükûmet bunları sırasıyla ülke çapında açıklayabilir mi? Altı yıllık AKP Hükûmeti altı yıldan beridir toplu konut ihalelerini kimlere vermiş, bunların sırasıyla listesini açıklasın ve bu ihalelerden dolayı o ihale firmalarına, yüklenici firmalara bu yasadan dolayı ne kadar para ödeyeceğini açıklasın, bizim bu konuda ikna edilmemizi sağlasın, biz de “evet” diyelim.

AHMET BÜYÜKAKKAŞLAR (Konya) – TOKİ’nin web sitesine baksana.

ÖZDAL ÜÇER (Devamla) – Aynı şekilde milyarlarca lira kamu kaynağı akıtılarak yapılan ancak açılışı yapıldıktan hemen sonra çöken bölünmüş yol projelerini yürüten AKP yandaşı olan firmalar olabilir mi?

Evet, AKP Hükûmetinin programında en çok övündüğü yasalardan biri duble yollar, yani bölünmüş yollardı. Bölünmüş yollar artık parçalanmış yollar oldu. Peki, bir yılda, iki yılda büyük para kaynakları, mali kaynaklar aktarılarak yapılan bu yollar neden bir yılda, iki yılda çöken oldu, parçalanan yollar oldu? Artık yapılmış yolların çoğunda… Birçoğunuz eğer kara yoluyla seyahat ediyorsanız Türkiye’de AKP Hükûmetinin görevde bulunduğu süre içerisinde yapılmış yollara bakın, durumun ne olduğunu herkes anlar.

Bu konuda daha evvelden böyle bir düzenleme daha yapılmıştı 1989 Akbulut Hükûmeti döneminde, Anavatan Hükûmeti döneminde ve o dönem milyarlarca liralık mali kaynak, kamu kaynağı, özel şirketlerin, özel firmaların, ANAP yandaşı özel firmaların kasasına girmişti ve o paraların çoğu yakın zamanda yapılan bir seçimde birileri tarafından da seçim destek yardım maliyeti olarak kullanılmıştı. İlginç bir tesadüf, önümüzde bir seçim var ve seçimlerde, inanıyorum ki bu seçimde AKP oy alabilmek için daha çok şey yapmak zorunda ve daha çok destek almak zorunda. Bu desteği bulmanın en iyi yöntemi de kendi yandaşı olan firmalara bir şekilde mali kaynak aktarımını sağlamak. Ama o dönemde bu uygulamayı seçen ANAP tarihten silindi. O dönemde 2 bakan hakkında yüce Divanda yargılama olayı oldu ve onlar kendilerini sıyırabildi işin içinden ama kendi yerlerine kurbanlık bürokratlar seçtiler.

Gelecek için şunu sorarım: Arkadaşlarımız ya da bu işle ilgili sorumluluğu alacak kişiler kendi kurbanlarını belirlemişler mi? AKP Hükûmetinin program açıklayışında Sayın Başbakan halka şu sözü veriyordu: “Biz yolsuzluğa damardan gireceğiz.” Ama maalesef ve maalesef şunu bu halk çok iyi gördü ki yolsuzluk AKP’nin damarlarına girdi. Yolsuzluk yapmak ayıptır.

MEHMET CEYLAN (Karabük) – Halk kimin yolsuzluk yaptığını çok iyi görüyor.

ÖZDAL ÜÇER (Devamla) - Yapılan ihaleleri açıklayın. Dokümanları, gelin, ortaya koyalım. Mesela toplu konut inşaatları, mesela kara yolu ihalelerini, gelin, şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşalım. O zaman neyin ayıp olduğunu görelim, neyin günah olduğunu görelim.

---

**Kaynak gösterme:** Özdal Üçer (Van). “Kamu ihale sözleşmeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:273)”. TBMM Genel Kurulu, 136. Birleşim tutanağı, 29 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2008-07-29-kamu-ihale-sozlesmeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-ta (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
