# Grup önerisi hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Özdal Üçer (Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim
- **Tarih:** 24 Kasım 2010
- **Gündem:** GRUP ÖNERİSİ HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2010-11-24-grup-onerisi-hk

> Özdal Üçer, 24 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 959 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar; usulen aleyhinde söz almak zorunda kaldık ama, bu, Meclis İç Tüzüğü’müzle ilgili sorundan kaynaklı.

Öğretmenlerin mesleki sorunlarının, kişisel sorunlarının, sosyal, ekonomik sorunlarının çözümü için MHP Grubunun vermiş olduğu öneriyi esastan destekleyerek konuşmama devam etmek istiyorum.

Öğretmenlik mesleğinin gerekliliği, önemi, kutsiyeti ve benzeri manevi değerleri üzerine, tek ayak üzerinde herkes çok şey söylüyor ama mesleki sorunların çözümü, eğitim sorunlarının çözümü ve öğretmenlerin etkilemiş olduğu gençler ve çocukların yaşamış olduğu eğitim sorunlarının çözümü için gerekenlerin yapılması sırasında, başta Hükûmet olmak üzere, birçok idari mekanizmanın yerine getirmesi gereken sorumlulukları yerine getirmediği gerçekliğiyle her zaman yüz yüze kalmışızdır.

Gerçi, eğitim sorunlarına ne kadar duyarsız olduğunu gayet iyi bilmekteyiz. Sayın Bakanın, böylesi bir araştırma önergesinin tartışıldığı bir ortamda, dinleme nezaketinde bulunmayışı bile apayrı bir sorun. Gerçi, o kadar çok önemli bir sorun değil, zaten Hüseyin Çelik Millî Eğitim Bakanlığını otomatiğe bağlamıştı, herhâlde o otomatik işleyiş devam ediyor! Bu anlamda, öğretmenlerin yaşamış olduğu sorunlar da devam ediyor!

Atamayı bekleyen öğretmenlerimizin yaşamış olduğu sorunlar ve yaşadıkları dramlarla ilgili çok fazla şey söylemeye gerek yok. Derhâl atamanın yapılmış olması lazım. Millî Eğitim bütçesinde çok özel bir ödeneğin ayrılması lazım. Burada -hem AKP Hükûmetinin hem muhalefet partilerinin- bu bütçe sürecinde, atamayı bekleyen 350 bine yakın, 400 bine yakın öğretmenin mutlak surette atamasının yapılması için bir özel bütçenin ayrılması gerekiyor.

Sayın Bakan çok tozpembe içerikli bir konuşma yaptı. Sanki millî eğitim camiasında öğretmenlerin yaşamış olduğu hiçbir sorun yokmuş, yüksek teknolojili sınıflar donatacaklarmış da… Bölgemizde, yüzlerce okulun okul bahçe duvarı yok, öğrencilerin en temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri tuvaletler yok ama bilgisayarlar gönderilmiş kimi okullara. O okullara gönderilen bilgisayarların ihalesiyle ilgili birçok sorun yaşanmakta. Maalesef o bilgisayarların çoğu kullanılamaz düzeyde arızalı olmakta. Yoksa şu an “Bilgi teknoloji sınıfı donatıyoruz.” diye yeni ihaleler açıp birilerini zenginleştirme projesi mi yapılıyor? Bunu sormaktan alıkoyamıyoruz kendimizi. Evet, birileri zenginleştirildi, öğretmenler yoksullaşırken Bakanın kardeşinin ortak olduğu, fiilî ortak olduğu, resmî yönetici olduğu ve şu an milletvekili olan, Van Milletvekili Sayın Kayhan Türkmenoğlu’nu da açıkça belirtebiliriz. Volkswagen bayisinin Millî Eğitim Müdürlüğünden almış olduğu ihalelerle ya da millî eğitim müdürlüklerinin firmalardan almış olduğu ihalelerle ilgili bilgiler de şeffaf bir şekilde sunulmalı.

Şimdi, neden öğretmenler yoksullaşıyor? Neden eğitim sektöründe iş gören şirketler zenginleşiyor ve bu zenginleşenler neden AKP’ye siyasi yandaşlık yapıyor? Bunların hepsini tartışmak lazım. Eğer bunlar tartışılmazsa öğretmenlerin gerçek manada yaşamış oldukları sorunlar ve öğretmenlerin yaşamış olduğu sorunlardan kaynaklı eğitim kurumlarında öne çıkan problemler ve bu problemlerden dolayı çocuklarımızın kaliteli eğitimiyle ilgili sorunları biz çok fazla çözümleyici olamayız. Buyursunlar fiilî bir araştırma kurulu oluşturulalım, gidelim okullara, herhangi bir okula, herhangi bir öğretmenimize soralım: “Sen öğretmenlik mesleğini icra ederken vicdanen rahat mısın?” Şunu söyler -hangi görüşte olursa olsun, hangi partiye oy vermiş olursa olsun- bu anlamda der ki: “Ben vicdanen öğretmenlik mesleğini yaparken rahatım ama çocuklarıma karşı sorumluluklarımı yerine getirememekten dolayı eziklik hissediyorum.” Hiçbir öğretmenin fedakârlık anlayışı Sayın Bakanın süslü sözleriyle izah edilebilecek düzeyde değildir. Hangi ideolojiyi sahiplenmiş olursa olsun, hangi siyasi partiye oy vermiş olursa olsun bütün öğretmenlerin gençlere ve çocuklara azami düzeyde duyarlılık sergileyerek fedakârca çalıştığını hepimiz biliyoruz. Ama peki, Hükûmet başta olmak üzere, Sayın Başbakan, Millî Eğitim Bakanı ve idari yetkililer başta olmak üzere, öğretmenler için en ufak bir fedakârlıkta bulunma gayreti görülüyor mu?

Millî Eğitim Şûrası’nda öğretmenler bayram havasına dönüşecek bir kararlaşmayı medyadan duydular, umutlandılar; Öğretmenler Günü’nde bir maaş ikramiye verilecekti. Öğretmenlerin, bilerek politikalarınızla yoksullaştırdığınız öğretmenlerin yoksulluğundan medet umar duruma düşmeniz nedendir? Eğer bir maaş ikramiye verilecekse bu öğretmenlik mesleğinin onuru doğrultusunda, Öğretmenler Günü’nün jesti olarak, öğretmenleri ekonomik darboğazdan kurtarabiliriz gayretiyle değil öğretmenlere ne kadar hediye verilirse verilsin yeridir... Hatta, bugün, keşke bütün öğretmenlerimize çok daha büyük armağanlar sunabilmiş olsaydık ya da Hükûmet bunu yapabilmiş olsaydı. O zaman çıkardık derdik ki: “Tebrik ediyoruz Sayın Başbakanı, Sayın Millî Eğitim Bakanını, ve AKP Hükûmetini.” Ama şu an biz bunu yapabilmekten geri kalıyoruz, çünkü böyle bir şey yok. AKP’ye belli umutlarla oy veren öğretmenlere sorun, TOKİ vaatleriyle belli sendikalara yönlendirilen öğretmenlere ya da eğitim emekçilerine bir sorun.

Şimdi, öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin sorunlarını defalarca anlatmak, sorunu çözmek demek değildir. Sorun çözülecekse öğretmenlerin karşılığında yaşamlarını sürdürdükleri ücretlerine yaşam standartlarına uygun zamlar yapmak gerekir, bütün eğitim emekçilerine. Onların eğitim ortamının iyileştirilmesi için eğitime yapılan yardımın güçlendirilmesi gerekmektedir. Ama bunlarla ilgili herhangi proje var mı? Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinde ilişkin özel bir program geliştirme süreci var mı? Hayır.

Usulen aleyhte söz almıştık ama Sayın Hatibimizin konuşması içerisinde belirtmiş olduğu şûra kararının, işte, Andımız’ın zorunluluktan çıkarılması görüşüne de karşı bir görüş belirtmek isterim. Evet, bu ülke hepimizin ülkesi, bu ülkede birlikte yaşamak için hepimiz üzerimize düşen birliktelik fedakârlığını yapmak zorundayız ve bu ülkede tam demokratik bir yaşamın tesisi için herkesin kimliğinin özgürce tanındığı ve herkesin kendi kimliğini, dilini, kültürünü, ananevi değerlerini özgürce yaşayabildiği ve hiç kimsenin varlığının inkâr edilmediği bir ortamın yaşatılması lazım. Kürt, Arap, Laz, Çerkez, farklı din ve kültürlere sahip, benzeri onlarca etnik kültüre sahip insanların bu coğrafyada bir arada yaşadığını inkâr etmemek lazım ve ben Kürt’üm, ben Arap’ım, ben Çerkez’im, Laz’ım diyebilen insanlara, dili farklı olan insanlara ana dilde eğitim hakkının bir hak olarak tanınması lazım. Onlara okul sıraları önünde militarist bir anlayışla dizilip sabahın köründe “Türk'üm, doğruyum, çalışkanım...” dedirtmemek lazım. Türk olmayıp “Türk'üm” diyenlerin doğru olmayacağını bilmemiz lazım, doğru olmayanların çalışkan olamayacağını bilmemiz lazım. O yüzden, bu ülkede herkesin, Kürt’se Kürt gibi, Türk’se Türk gibi, Laz’sa Laz gibi, Arap’sa Arap gibi yaşama hakkına sahip olması gerekiyor. Bütün öğretmenlerin de bu ülkede bilimsel eğitim yapabilmesi için özlük haklarının geliştirilmesi ve mesleki onuruna saygı duyulması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZDAL ÜÇER (Devamla) – Bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Aynı zamanda bir meslektaşları olarak bütün öğretmenlerimize, fedakârca yapmış oldukları çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum. Ama bu ülkede, başta öğretmenler olmak üzere herkesin umutlu ve herkesin geleceğe dair umutlu olması gerektiğini belirterek, başta ilk öğretmenim Sayın Gülsün Umman’ın ellerinden öpüyorum, bütün öğretmenlerimize selam, saygılarımı iletiyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Özdal Üçer (Van). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2010-11-24-grup-onerisi-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
