# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Özdal Üçer (Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2010-12-15-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Özdal Üçer, 15 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.711 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlar; grubumuz adına Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Konuşmama başlamadan önce kendi vicdanını hiçe sayan ve bir genci sadece genç olduğu için, sadece genç bir Kürt olduğu için ve siyasetle uğraşan genç bir Kürt olduğu için vuran vicdansızlara karşı güvenlik güçlerinin kurşunuyla kafasından aldığı kurşunla yaralanan Sedat Karadağ ve onun mücadelesini yürüten Kürt gençlerinin önünde saygıyla eğildiğimi belirterek başlamak istiyorum.

Sedat Karadağ, Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisinin Yüksekova sözcüsü ve bir arama noktasında güvenlik güçleri tarafından kafasından vuruluyor. Şu an Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesinde yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Kendisine acil şifalar dilerim.

Çaldıran, Saray, Özalp, Başkale sınırlarında çok farklı gerekçelerle Kürt gençleri vuruldu. Bunu devletimizin güvenlik güçleri yaptı kimi zaman, kimi zaman İran tarafından yapıldığı resmî olarak kurum müdürlükleri ve kaymakamlıklar, valilikler tarafından beyan edildi. Başbakan kükrüyordu İsrail’e karşı, haklıydı da. İsrail dünyanın gözü önünde insanları katlediyordu ve bu konuda herkes destekliyordu Sayın Başbakanı ama dünyanın gözü önünde İran bizim vatandaşımız Kürt gençlerini öldürüyor, kendi güvenlik güçlerimiz Kürt gençlerini öldürüyor ama kükreyen yok. Bırakın kükreyeni, inleyen yok. Kürtlerin dışında, iktidar partisinden, sorarım, 5 Van milletvekili yoksa ihalelerden mi fırsat bulup bu konuyu dile getirmediler?

KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Ayıp oluyor! Yakışmıyor!

ÖZDAL ÜÇER (Devamla) – Keşke dile getirmiş olsalardı da biz bu sorunun üzerine eğildiklerini görmüş olsaydık.

İnsan Hakları Araştırma Komisyonuna Sayın Milletvekilimiz Fatma Hanım ile birlikte bir telkinde bulunmuştuk, başvuruda bulunmuştuk bunların araştırılıp incelenmesine ilişkin. İnsan Hakları Komisyonumuz zahmet edip böyle bir şeye katlanmadılar ve bize karşı olan tutumlarını, İnsan Hakları Komisyon Başkanı almış olduğu bastırma tutumunu kendisi için püsküllü bir zafer olarak ilan etti, yani bize karşı bastırmacı bir tutumu kendisinde zafer kazanmış edasıyla kamuoyuna yaymaya çalıştı ve bunu yapan İnsan Hakları Komisyon Başkanı idi.

Evet, ülkemizde gençler vuruluyor, ülkemizde gençler katlediliyor, ülkemizde gençler üniversitelerde coplanıyor, yurtlardan atılıyor siyasi taleplerde bulundukları için, parasız eğitim talebinde bulundukları için, yurt hakkı talebinde bulundukları için velhasıl her şekilde gençler baskılanırken Gençlik ve Spor Müdürlüğümüz de bölgeler arasında ayrımlara neden olabilecek yatırımlar da yaptı, bütçe de oluşturuldu ve bu oluşturulmuş bütçelerin çoğunun denetimsiz kaldığını hepimiz çok iyi bilmekteyiz.

Gençlik ve Spor Müdürlüğünün elbette yapmış olduğu olumlu çalışmalar vardı, birçok yerde yeni tesisler açıldı ama bu açılan tesislerin maliyetiyle ilgili ya da ihaleleriyle ilgili denetimlerin yapılmadığını hepimiz çok farklı basın kuruluşları aracılığıyla ya da bire bir yerinde gözleyerek şey yaptık.

Bir ülkenin bütçesinin en önemli unsuru amacına uygun, doğru bir şekilde, hesap verebilir bir şekilde kullanılmasıdır. Siz hangi bütçeyi belirlerseniz belirleyin, hangi rakamları koyarsanız koyun eğer o bütçeyi yolsuzluk olgusundan arındırmazsanız o bütçenin hiç kimseye faydası yoktur. Hak ve hukuktan bahsederken, dinî argümanlar üzerinden bahsederken kendini topluma meşrulaştırmaya çalışan ve din istismarı üzerinden siyaset yapanların özellikle o yolsuzluklara konu olan paraların bir lirasının bile milyonların hakkı olduğunu bilmesi açısından ya da biliyorlardır muhakkak on milyonların hakkıdır ama dilin kemiği yok ya, sözde hak, özde ne hak! Böylesi bir ekonomide, böylesi bir ekonomik ortamda, evet, kimi gençler Avrupa’larda okur, Amerika’larda okur, özel yurtlarda kalır, kimi gençler de vergi ödedikleri hâlde, bu ülkenin vergisinin yükünü kendi aileleri çektiği hâlde kalacak yurt bulamayacaklar.

Kredi ve Yurtlar Kurumunun hizmet ağının genişletilmiş olması ve kalitesinin artırılmış olmasıyla ilgili çok böyle şaşaalı sözler söyleniyor ama gidelim Kredi ve Yurtlar Kurumunda aynı ranzada 3 öğrencinin yattığını yerinde gözlemleyelim. Evet, kimi özel yurtlar var, bazı milletvekilleri, bazı kurum yetkililerinin telefonuyla kendisine özel odalar tahsis edilen torpilli öğrenciler var. Bu, o öğrencilerin yaşamış oldukları koşullar onların hakkı değildir anlamında yorumlanmamalı ama bu ülkede milyonlarca genç var ve bu gençler bu devletin kendileri için hizmet etmesi gerektiğini ifade ediyor ve bu da bu devlet için haktır.

Dün Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç bize demokrasi dersi vermeye kalktı. Anayasa’nın değişmez hükümlerinden işte kendine göre cımbızlayıp bize “Kürsüde konuşma!” derken bile kendisi “…”(x) cümlesini sarf edip Kürtçeyi konuşma tekelini de kendine bağlamaya çalıştı. Ama o “değiştirilmez” diye her yerde herkese posta koyduğunuz Anayasa devletin bir sosyal hukuk devleti olduğunu ifade ediyor. “Sosyal devlet” demek de hiçbir öğrencinin yurtsuz kalmaması demektir, burssuz kalmaması demektir, parasız kalmaması demektir, ana dilde eğitimden yoksun olmaması demektir, evsiz barksız olmaması demektir, yurttan atılmaması demektir. Ama sorarım ve yanıtlanmasını beklerim: Bu konuyla ilgili soru önergeleri verdiğimiz hâlde… 2002’den bu yana, sadece basın açıklamasına katıldı yahut hocayla tartıştı veyahut farklı bir sosyal sorundan kaynaklı kaç öğrenci Kredi ve Yurtlar Kurumundan atılmıştır, yükseköğrenim kurumunda eğitim-öğretim görmekten men edilmiştir? Sadece Yüzüncü Yıl Üniversitesinde, devlet, kendini bilmez öğretim görevlilerinin, siyasal tarafsızlığa uymayan öğretim görevlilerinin antidemokratik kararları sonucunda, ana dilde eğitim hakkı talep eden öğrencilere binlerce lira tazminat ödemek zorunda kalmıştır. Bir öğrenci on beş defa YÖK’ten men edilmiştir. Yükseköğretim Kurulu bu halkın omuzlarındaki en büyük yüktür ve yok olmalıdır. YÖK yüktür, yok olmalıdır.

Şimdi yükseköğrenimle ilgili, kredi yurtlarıyla ilgili ekonomik gerekçeler sunulur: “İşte devletin imkânları olsa da gençlere yatırım yapılsa, işte sportif faaliyetler için devletin imkânları olsa da…” Bir kalemde çözülebilir bir sorundur. Ülkenin eğitim sorunlarının tamamını yapılan askerî harcamalardan bir kalemi kısarak karşılayabilmek mümkündür. Ama böyle bir istem söz konusu değil. İstenen odur ki, spor amacının dışında -gençlik ve spor bakanlığıyla eğitim ve öğretim koşullarını iç içe, gençlik sorunlarını iç içe değerlendirdiğimiz için örnekleyeceğim- milyonlarca insan stadyumlarda birbirlerine küfretsinler, birbirlerini vursunlar, şehri yakıp yıksınlar; bunlar “Efendim, futbol sevgisi insanı coşturur, azdırır.” şeklinde yorumlansın, basın tarafından pohpohlansın, bu tür terörist eylemleri görmezlikten gelinsin, rant kavgaları halkın gözü önünde birilerine hoş gösterilmeye çalışılsın ama biz, üniversite öğrencileri bir basın açıklaması yaptığında Kabahatler Kanunu’nca cezalandırılsın, YÖK Kanunu’nca cezalandırılsın vesaire, vesaire, vesaire.

Sendikalı emekçiler, sendikasız emekçiler emek hakkını savunurken yolda kaldırımdan bir adım aşağı indi diye işlerinden atılsınlar, hukuk işlesin onlar için ama milyonlarca liralık, milyarlarca liralık yatırımların yapıldığı stadyumlarda, spor merkezlerinde şiddeti içselleştiren insanlara yönelik hiçbir şey yapılmasın.

Yurtsever Gençlik Meclisi Temsilcisi Sedat Karadağlar gibi gençlerin yapmış olduğu demokratik eylemliklere gaz bombaları yağdırılsın, bombalar yağdırılsın ve kafasından vurulsun gençler ama birilerini katletmeye yönelenler, satırlarla şehri kendi ablukasına alanlar, balkonda çocukları vuranlar, arabalarıyla insanları rahatsız edenler bu ülkede elini kolunu sallasın, onlar için hukuk olmasın. Böylesi bir şey ancak Hükûmet programıyla gizliden denetlemekle mümkün olur.

Hiç gördünüz mü bir holigan hakkında bir para cezası uygulandığını? Uygulanmışsa da komik derecede uygulanmıştır, caydırıcı niteliği olmamıştır.

(x) Bu bölümde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

Evet, spor ve gençliğe yönelik yatırımlar bölgesel farklılıklar taşıyor. Hakkâri’de kaç yüzme havuzu var ya da Tunceli’de kaç koşu pisti var veyahut da Diyarbakır’da kaç stadyum var Gençlik ve Spor Müdürlüğünün yapmış olduğu ya da gençlerin spor yapabileceği kaç tesis var? Bunlara ne kadar ödenek ayrılmış, diğer illere ne kadar ayrılmış? Biz bunu söylerken aman ha diğer illere ödenek ayrılmasın değil. Her ilin nüfusu bellidir, genç nüfus sayısı bellidir, o sayı oranında her ile eşit oranda, orantıda yatırım yapılmalıdır. Ama yapılan yatırımlar da birilerinin siyasi tekeline ya da ihale tekeline maruz bırakılmamalıdır, denetlemeler yapılmalıdır. Ha, “Yolsuzluk yapılmıyor.” diye iddialarda bulunuluyor. Geçen dönem Van Belediyesi AKP’nin elindeydi. Ona ilişkin müfettişlik raporunu hazırlayan müfettişler neden görevden alındı ya da görev yeri değiştirildi ya da pasifleştirildi? Bir şeylerin açığa çıkmasını istemeyen siyasi bir güç mü var? Biz var olduğunu iddia ediyoruz çünkü yolsuzlukları önlemek, yasakları önlemek ve yolları yapmakla ilgili söylemlerle yola çıkan AKP Hükûmeti yol yaparken bile yolsuzluk yapılabileceğini çok aleni bir şekilde gösteriyor. Yollar yapılırken yolsuzluk yapılır ama bu ülkede yasaklar gün geçtikçe artıyor.

Gençlerin protestosunun güç kullanımıyla ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Keşke bu ülkede gençlerin ana dilde eğitim hakkı talep etmesine gerek olmasaydı, öyle bir demokrasi yaşamış olsaydı. Keşke bu ülkede gençler parasız eğitim için slogan atmak zorunda kalmasaydı. Keşke böyle bir demokrasimiz olsaydı. Ama böyle bir insani temelde, insan hakları temelinde kendilerini ifade eden gençlere, bombalar, coplar yağdıranlar şunu iyi bilsinler ki sadece kaba bütçe yatırımlarıyla bu sorunu çözmek mümkün değil, tıpkı Kürt sorununda, işte, yıllarca yolsuzluklara ve benzeri konulara mal olmuş GAP projesini, her gelen liderin “GAP projesiyle biz çözeriz.” demesi gibi. Bazı şeyler özünde çözülür. Kürt sorununu çözmek isteyenler Zap’a yönelik projeler yapmak zorundadır.

Şimdi bunları biz bir bütün olarak değerlendirdiğimizde karşımıza çıkan tabloya bakıyoruz. Dünyanın en genç, en dinamik nüfusuna sahip olan Türkiye sadece askerî harcamalar noktasında dünya derecesine giriyor. Dünyanın en genç, en dinamik nüfusuna sahip Türkiye’de Muş’tan, Ağrı’dan tek bir spor ayakkabısı olmadan dünya birinciliği yapan atletizmciler çıkabiliyor ama onların koşu yapabileceği bir pist olmuyor ve onlar bu ülkede sadece kendi dilleriyle ilgili bazı özgürlükler istiyorlar ve demokratik birlikte bir yaşam için bu gençler her zaman, her yerde, özveriye hazır bir şekilde mücadele ediyorlar. Ben eminim, Sedat Karadağ yurttaşım, Sedat Karadağ yoldaşım ve onun gibi gençler de -ben bir anlamda onların da temsilcisiyim, doğrudan temsilciyim- onlar da bu ülkede herkesin diliyle, düşüncesiyle, rengiyle, inancıyla, özgür, birlikte bir ortamın sağlanması için mücadele ediyorlardı. Bu gençler için ölümü hak görenler, bu gençlerin önünde silahı tek çare olarak bırakmamalıdırlar.

Bu tür baskılara maruz kalan gençler otuz yıldır hiçbir siyasal çözüm aralığı göremedikleri için ellerine silahları alıp dağlara gitmektedirler. Bu tür baskılar PKK’yi doğurdu; bu tür ölümler, bu tür zulümler PKK’yi doğurdu ve bugünlere getirdi. Bugün çözümün muhatabı olarak belirttiğimiz güçlere de göndermeler yapılıyor. Bu sorun PKK’siz çözülmez, Sayın Öcalan’sız çözülmez. Bunları çok iyi görmek lazım. Sadece ekonomik yatırımlarla bizim ifade etmemiz de çok doğru değildir. Bir bütün olarak değerlendirmek, mevzuları gerçekçi zeminde çözebilmek lazım.

Toplumsal muhalefete yönelik bu kadar acımasız olan Hükûmet halk ve güvenlik güçlerini sürekli karşı karşıya getirirken, o güvenlik güçlerinin özlük haklarını bile karşılamıyor. Sporlarda, maçlarda saatlerce stadyumun önünde nöbet bekleyen güvenlik güçlerine bir harcırah verilmiyor mesela, kumanya bile verilmiyor. Belki de onun öfkesindendir, onun öfkesini gençlerden alıyorlardır.

Şimdi, spora ve sporun önemi hakkında konuştuğumuz zaman, herkes hamaset nutukları atabilir. Spor gereklidir, spor insanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar her şeyden önemlidir, beden eğitimi önemlidir, eğitim kurumlarında buna güç verilmelidir, bakanlıklarca ödenek ayrılmalıdır, tesisler kurulmalıdır ama öncelikle bir zihin sporu yapmak lazım bu ülkede. Bu zihin sporu için bir ödenek ayırmak gerekiyor mu, onu bilmiyorum ama bence çok masrafsızdır. Sorunları çözmek için zihin sporu yaparsa başta siyasi temsilciler, sorunu çözmek mümkün olur.

En son Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, dün, işte, siz kürsüye geliyorsunuz, hani bize, öyle demeyin de böyle deyin… Yani sanki bize siyaseti öğretir gibi bir tarzda, nezih üslubuyla, kendisi de arada, biraz da böyle seyirciye bir mesaj göndermek “…”(x) serenadıyla bir göndermede bulundu.

Ben kendisine sesleniyorum: Evet “…”(x) ama Sedat Karadağlar ve sınırda ölen gençler, üniversitelerde coplananlar, bunların yaşadığı şey zulümdür. “…”(x)

(BDP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Özdal Üçer (Van). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ozdal-ucer-23-2010-12-15-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
