# Kadına yönelik şiddetin tespiti amacıyla verilmiş olan meclis araştırması önergesinin, genel kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 24/11/2011 perşembe günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerin aynı birleşimde yapılmasına ilişkin bdp grubu önerisi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 24. Dönem)
- **Konuşmacı:** Öznur Çalık (AK Parti, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 24 Kasım 2011
- **Gündem:** KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN TESPİTİ AMACIYLA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN BİLGİSİNE SUNULMAK ÜZERE BEKLEYEN DİĞER ÖNERGELERİN ÖNÜNE ALINARAK, 24/11/2011 PERŞEMBE GÜNKÜ BİRLEŞİMDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİN AYNI BİRLEŞİMDE YAPILMASINA İLİŞKİN BDP GRUBU ÖNERİSİ
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20065
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/oznur-calik-24-2011-11-24-kadina-yonelik-siddetin-tespiti-amaciyla-verilmis-olan-meclis-arastirm

> Öznur Çalık (AK Parti), 24 Kasım 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN TESPİTİ AMACIYLA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN BİLGİSİNE SUNULMAK ÜZERE BEKLEYEN DİĞER ÖNERGELERİN ÖNÜNE ALINARAK, 24/11/2011 PERŞEMBE GÜNKÜ BİRLEŞİMDE SUNUŞLARDA OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİN AYNI BİRLEŞİMDE YAPILMASINA İLİŞKİN BDP GRUBU ÖNERİSİ); konuşma 1.089 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddetin kadın sağlığı üzerinde yarattığı etkilerin araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması için Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması konusunda verilen önerge aleyhine grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yarın 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü. Bu vesileyle tüm kadınlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha tekrarlamak istiyorum ve tüm kadınlarımıza sesleniyorum: Şiddetsiz bir dünyada yaşayabileceğimiz günler var gelecekte. Bunun için içimizde taşıdığımız ümide sıkı sıkı hep beraber sarılalım.

Öncelikle, kadından bahsederken bir nesneden bahsetmediğimizin altını sıkı sıkı çizmek istiyorum. Kadın dediğimiz varlık, insanlık âleminin yarısını teşkil eden, sadece bedeni değil ruhuyla, duyarlılığıyla, merhametiyle, aklıyla dünyayı dönüştürendir. Kadın annedir, kadın yârdir, kadın bacıdır, kadın kardeştir. Dünyaca ünlü bir söz vardır, hepiniz bilirsiniz. “Erkekler, yapmak zorunda olduklarını yaparlar. Kadınlar ise erkeklerin yapamadıklarını.”

Örf ve âdetlerimize göre yuvanın esas sahibi kadındır. Ailenin ve toplumun temel direği kadındır. Ülke nüfusumuzun yüzde 50’sinden fazlasını oluşturan kadınlar hepimizin ulusal gücüdür. Bugün ne yazık ki toplumumuzda şiddet ve töre cinayetlerinin odağında da maalesef kadın vardır. Bu da insanlığın maalesef bir ayıbıdır ve utancıdır.

Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet kalıplarından kaynaklandığı gibi fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlar vermektedir. Kadını toplum içerisinde ya da özel yaşamında baskılayarak özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Birçok şiddet eylemi, töre cinayetleri, küçük yaşta evlilikler ki geçen dönem Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunda Alt Komisyon Başkanlığını yaptığım erken yaştaki evliliklerle ilgili olarak yapmış olduğumuz çalışma ve rapor, gerçekten Komisyonumuzun çok önemli çalışmalarından biriydi ve sunmuş olduğumuz çözüm önerileriyle de sayın bakanlarımız hem eğitim konusunda, eğitimin on üç yıla çıkarılmasıyla ilgili olarak, hem Adalet Bakanlığımızdaki yasal düzenlemeler açısından çözüm önerilerimizi dikkate alacaklarını çok net bir şekilde ifade etmişlerdir.

Gerekirse erken evlilik, gerekirse berdel ve beşik kertmesi de dâhil, zorla evlendirme gibi geleneksel uygulamalardan kaynaklanmaktadır şiddet maalesef. Tahminlere göre, dünyada her 3 kadından 1’i şiddet görmektedir. Maalesef taciz edilmektedir. Tacizi yapan kişi, genellikle ailesinden biri ya da tanıdığı bir kişidir.

Değerli milletvekillerim, kadına yönelik şiddet sadece fiziksel uygulanan şiddetten ibaret değildir. Yok saymaktan daha kötü bir şiddet biçimi düşünebiliyor musunuz? Varsınız, yaşıyorsunuz, soluyorsunuz, paylaşıyorsunuz ama yok sayılıyorsunuz. Dâhilsiniz ama müdahil değilsiniz. Kadının dâhil olmadığı bir sistemi dayatmak da kadının psikolojik olarak şiddete maruz kalmasıdır. Bu sebeple, kadın haklarının ihlali ve kadına yönelik her türlü ayrımcılığın önlenmesine yönelik çalışmaların odağında da kadınların maruz kaldıkları şiddetin ortadan kaldırılması bulunuyor ve bulunmalıdır. Öncelikle, kadınlarımızın kendilerini güçlü ve özgür hissedecekleri ortamı hep birlikte temin etmeliyiz. Onlara sağlayacağımız eşit fırsatlara onları kavuşturmalıyız.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; şunu açıkça ifade etmeliyim ki kadına yönelik şiddet yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada tartışılan, çözüm önerilerinin sürekli gündeme taşındığı ancak uygulamada yeterli sonuçların alınamadığı, âdeta kronikleşen, evrensel boyutlarda bir yaradır. Kadının maruz kaldığı şiddetin milleti olmadığı gibi, dili, ırkı ve mezhebi de yoktur. Hiçbir kültürel gelenek, örf, âdet, kadına bu zulmü önermemekte ve mazur göstermemektedir. Kadınların karşı karşıya kaldığı şiddetin ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle de ilişkisi maalesef yoktur. Kalkınmış devletlerde, eğitim seviyeleri daha yüksek toplumlarda dahi sorunun varlığını görmekteyiz. Bu nedenle, çok uluslu örgütlerin konuyla ilgili çok çalışma yaptığını biliyoruz. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunun hazırladığı ve 10 Aralık 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde “İnsanlara karşı ayrımcılığın kabul edilmezliği” prensibinin teyit edildiği ve tüm insanların özgür doğduğu ve eşit itibar ve haklara sahip olduğu ifade edilmiştir. Türkiye, bu meseleyi her vesileyle tartışmaya devam ediyor ve son on yılda çok büyük mesafeler katetmiştir. Tartışmanın boyutları her geçen gün daha makul boyutlara geliyor ve bu boyut… Bu tartışmayı yaparken bütün insanların şiddetten uzak durmasını temenni ediyoruz. Bütün insan hak ve hürriyetlerine, adalete ve merhamete öncelik veriyoruz ve Hükûmetimiz bu konuda vermiş olduğu öncelikler çerçevesinde de çok önemli çalışmalar yaptı. Özellikle Türk Ceza Kanunu’nda, İş Kanunu’nda, aile mahkemelerinin kurulmasında, çalışan kadınların annelik haklarında, Belediye Kanunu’nda, Devlet Memurları Kanunu’nda, ailenin sağlığını, mutluluğunu esas alan devrim niteliğinde yenilikler yaptık.

Şiddete karşı başlattığımız mücadelede iki çok önemli gelişme var, bunları da sizlerle paylaşmak isterim. Kadın ve aile bireylerinin şiddetten korunmasına dair hazırladığımız ve yakın zamanda Meclisimizde kanunlaşacak tasarımızdan herkes haberdar. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Şahin’in öncülüğünde biz bu alanda hukuki alt yapıyı güçlendirmemiz gerektiğine inandık ve bununla ilgili 23’üncü Dönemde teklif, bu dönemde de tasarıyı hazırlamış bulunmaktayız. Bunun, 4320’nin üç maddelik hâlini otuz maddelik bir temel kanun hâline getiriyoruz ve değerli arkadaşlarım, bu kanunla birlikte İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Diyanet İşleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, üniversitelerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, herkesten görüş alınarak hazırlandı ve özellikle ailenin kadının yanında olmak gibi çok önemli bir görevimizin olduğunu hepimize, hepinize hatırlatmak isterim ve bu kanunda yapılan en önemli değişiklerden bir tanesi şiddete uğrayanlarla birlikte uğrama tehlikesi bulunanlar da korunacak, sadece eşler değil, kadın, çocuk, eş, nişanlı ya da birlikte yakın ilişki içerisinde yaşayanlar, evliliği ya da birlikteliği bitmiş bütün bireyler ve diğer aile bireyleri de korunacaktır. Aynı zamanda koruma işini biz çift taraflı yapmak istiyoruz. Daha önce, yalnızca şiddete uğrayanı koruma şeklinde bir sistemimiz vardı. Şu anda şiddet uygulayanı da öfke kontrolü, stresle baş etme, ciddi psikolojik sorunu varsa tedavi altına alma zorunluluğunu getiriyoruz.

Hem İçişleri Bakanlığında hem Emniyet Genel Müdürlüğünde hem de Adalet Bakanlığında cumhuriyet savcılarımızın kendi içinde şiddetle mücadele birimleri kuruluyor. Yani kurumsal olarak aynen bugün çocuk polisi gibi bir altyapı oluşturuyoruz ve gizlilik maddesine çok önem veriyoruz. Bununla birlikte, şu an mevcut durumda mahkeme kararları çıkarılıyor, koruma kararı alınıyor, aile mahkemesi hâkimi şiddeti uygulayana uzaklaştırma veriyor. Kolluk kuvvetlerinin yalnızca gözetleme hakkı vardı. Şimdi yaptığımız müdahaleyle kolluk kuvvetinin yetkisini artırıyoruz ve bu artırmayla birlikte eğer bu karara uymuyorsa tutuklama getiriyoruz ve cezai yaptırım yapıyoruz.

Artık bilgi ve teknolojiyi kullanacağız. Teknik takip kısmıyla birlikte elektronik kelepçe de yine gündemimizde olan maddelerden. Yine call center merkezi oluşturulacak, yalnızca evde değil, cadde değil, kadının yerini tespit edecek ve sinyalizasyona bağlı olarak bastığı zaman hemen adresini bulup yardıma koşacak bir sistem geliştiriyoruz. Bunun dışında şiddeti gerçekleştirenlerin telefonlarını da dinlemeye alabiliyoruz.

Bütün bunlar ne demek değerli milletvekillerim? Fark ettiğiniz gibi her veriyi, her gelişmeyi artık kayıt altına alıyoruz. “Son günlerde kadına şiddet yüzde 1.400 arttı.” deniliyor. Bunun ana sebebi, kadına yönelik şiddetin artmasından değil, şiddetin artık kayıt altına alınmasından kaynaklanmaktadır. Bu konu da Sağlık Bakanlığımızın, İçişleri Bakanlığımızın, Adalet Bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalardan kaynaklanmaktadır. Bu şiddet verilerindeki rakamlar, sadece kayıt altına alınanlardan kaynaklanıyor.

Yine çok önemli gelişmelerden bir tanesi, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonumuzla birlikte Dışişleri Komisyonumuzdan da geçen İstanbul Sözleşmesi’dir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) – Bununla ilgili olarak da özellikle 1985 yılında imzaladığımız Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi gibi Avrupa Konseyinin İstanbul Sözleşmesi de Türkiye için çok önemlidir. Bu konuda emeği geçen başta Başbakanımız, İçişleri Bakanımıza çok teşekkür ediyorum ve tüm insanlığa şiddete hayır diyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Öznur Çalık (AK Parti, Malatya). “Kadına yönelik şiddetin tespiti amacıyla verilmiş olan meclis araştırması önergesinin, genel kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 24/11/2011 perşembe günkü birleşimde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerin aynı birleşimde yapılmasına ilişkin bdp grubu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/oznur-calik-24-2011-11-24-kadina-yonelik-siddetin-tespiti-amaciyla-verilmis-olan-meclis-arastirm (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20065

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
