# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Pervin Buldan (Iğdır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/pervin-buldan-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Pervin Buldan, 22 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 942 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 4’üncü maddesi hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçede yine kadının adı yok. Bütçe görüşmelerini tamamlamak üzereyiz ama bu görüşmeler yapılırken ülkemizde her sene daha da katmerleşen kadına yönelik şiddete değinmeden geçemeyeceğim. Nitekim bu sorun hâlihazırda ülkenin en can yakıcı problemlerinin başında gelmektedir ve üzülerek görmekteyiz ki Hükûmetin bu konuda acil tedbirlerin devreye konulacağı bir plan ve programı bulunmamaktadır. Bu duyarsızlık kadına yönelik şiddetin Hükûmet tarafından kabul edilebilir bir olgu olarak görüldüğünü göstermektedir ki bu durum bize kaygı vermektedir.

Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık her yıl bir önceki yıla göre artarak devam ederken kadın haklarına ilişkin olarak ulusal ve uluslararası düzeyde verilmiş taahhütler kâğıt üzerinde kalmaktadır. Bu sorunun önünün alınması için acil tedbirler geliştirilmediği için, her yıl ülkenin herhangi bir yerinde adını duyduğumuz ya da duyamadığımız binlerce kadınımız onarılması güç yaralar almakta veyahut daha da kötüsü yaşamını yitirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddetin ölümle sonuçlanan en ağır türü olan kadın cinayetleri, Adalet Bakanının da açıkladığı üzere, 2002 yılından bu yana yüzde 1.400 artarak devam etmektedir. Töre ve namus cinayetleri de dâhil olmak üzere 2002 yılında 66 kadın cinayeti işlenirken bu sayı 2003’te 83’e, 2004’te 164’e, 2005’te 317’ye, 2006’da 663’e ve 2007’de ise 1.011’e ulaşmıştır. Geride bıraktığımız 2010 yılına baktığımız zaman ise kadına yönelik şiddet oranlarının rekor düzeylere ulaştığını görmekteyiz. Bu yıl içerisinde her ay ortalama 30 kadın çeşitli bahanelerle katledilirken 6.423 kadın gördükleri şiddet nedeniyle hastanelik olmuştur.

Dünya Ekonomik Forumu’nun kadın-erkek eşitliği sıralamasında 135 ülke arasında 126’ncı sırada yer alan Türkiye’de, taciz ve tecavüz gibi cinsel saldırı suçlarında, TÜİK verilerine göre, son beş yılda yüzde 30 artış meydana gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada uzun uzadıya istatistiksel verileri sıralayarak sizleri bunaltmak niyetinde değilim ancak bu objektif verilerin bize anlattığı bir şey var, o da Hükûmetin görmezden geldiği kadın katliamları ve kadına yönelik şiddet oranlarının devasa boyutlara ulaştığı ve kaygı yaratmanın da ötesinde, dehşet verici düzeylerde olduğudur. Kapalı bir ataerkil toplum düzeninde yaşadığımız gerçeğini de göz önünde bulundurduğumuzda, korktuğu için şikâyette bulunmayan ya da akıbeti hiç bilinmeyecek şekilde üzeri kapatılan olaylarla beraber bu oranların çok daha korkunç boyutlarda olduğu ortaya çıkmaktadır, zira bu oranın da yüzde 40 gibi ciddi bir miktara denk düştüğü belirtilmektedir.

2002 yılından 2009’a kadar kadına yönelik şiddet ve cinayetler nedeniyle toplam 12.678 açıldı. Bu davalarda 15.564 kişi yargılanırken bunlardan 5.736’sı mahkûm oldu. Bu davalarda 1.859 kişi için beraat, 794 kişi için de denetimli serbestlik kararı verildi. Açılan davalardaki dosyalardan 11.216 dosya karara bağlanırken 6.074 dosyanın yargılanmasına devam edilmektedir. Karara bağlanan dosyalardan 5.483’ünün Yargıtay aşaması tamamlanırken mahkemelerin karara bağladığı 4.592 dosya Yargıtayda onay beklemektedir.

İşte bu rakamlar da adalet sisteminin, kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin önlenmesinde ne kadar yetersiz kaldığını göstermektedir. Gerçi, Türkiye adalet sisteminin, adaleti sağlamak noktasında ne kadar zayıf olduğunu sanırım hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Ancak bu adalet sisteminin, söz konusu öteki kimlikler olunca ne kadar hukuksuz kararlar verebildiğini, ne kadar hantallaşabildiğini ve nice dosyaları zaman aşımına uğrattığını bildiğimiz hâlde, Hükûmetin bu konuda sadece inşa ettiği adalet saraylarıyla övünmesini bir aymazlık örneği olarak görmekteyiz.

Adaletin, Kürtleri, Alevileri, gayrimüslimleri, kadınları, muhalifleri ve bütün ötekileri es geçtiği bir ülkede Hükûmetin, yaptığı binalarla övünmesi, adaletin tesisisin Hükûmet için zaten bir bina kadar önemli bir husus teşkil etmediğini göstermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, kadına yönelik şiddetin bir başka tezahürü olarak gerçekleşen ve aynı zamanda çocuk istismarı olan çocuk gelinlerin durumu da çok önemli bir sorun olarak vuku bulmaktadır. Bu evlilik türü, ülkemizin yaklaşık olarak bütün bölgelerinde yaygın olarak gerçekleştirilmektedir.

Ataerkil yapı tarafından normalleştirilerek meşru hâle getirilen kız çocuğu evlilikleri her üç evlilikten birini kapsayacak derecede yüksek bir orana tekabül etmektedir. Erken yaşta evlilikler yıkım getirmektedir. Bu kapsamda çocuk gelinlerin öncelikle eğitim hayatı son bulmaktadır. Erken yaşta evlendirilen kız çocukları okuldan alınmaktadır ve bu nedenle okuldan ayrılmak zorunda kalan kız çocuğu sayısı çok ciddi rakamlarla ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra çocuk gelinler, ruhsal ve bedensel çöküntü içerisine girmektedirler. Erken yaşta evlendirilen kız çocukları birçok ruhsal sorun yaşadıkları gibi bedensel olarak da ciddi sağlık sorunlarının etkisine açık hâle gelmektedirler. Kız çocukları, bedensel gelişimini tamamlamadan çocuk yaşta anne olmanın beraberinde getirdiği risklerin mağduru olmaktadırlar.

Toplumsal ve ruhsal gelişimini tamamlayamadan evlendirilen kız çocukları, evlilik sonrasında, arkadaşlarından kopma, öz güven eksikliği, toplumsal faaliyetlere katılımdan uzaklaşma gibi problemler yaşamaktadırlar ve bütün bunların yanı sıra çocuk olmaları nedeniyle yetişkin istismarına karşı savunmasız olan kız çocukları, eşleri tarafından fiziksel, duygusal, sözel ve hatta cinsel şiddete maruz kalabilmektedirler. Bütün bu şiddet sarmalının bir sonucu olarak erken yaşta evlendirilen kız çocukları, ya kaybolmakta ya da öz yıkım yolunu seçerek yaşamlarına son vermektedirler.

Nitekim kaybolan ve intihar girişiminde bulunan çocukların önemli bir kısmının erken yaşta evlendirilen kız çocukları olduğu görülmektedir. Türkiye basınında hemen her gün bu nitelikte gerçekleşen acı olaylar sıklıkla yer almaktadır. Bu durum temel insan hakları ve çocuk haklarına aykırı bir olaydır ve hiçbir şekilde çözüme kavuşturulmamış olması aynı zamanda toplumsal çöküntüyü de beraberinde getirmektedir.

Çocuk evliliklerin bu denli yaygın olarak gerçekleştiği ülkemizde, devlet, önleyici tedbirleri ihmal etmekle beraber, altına imza koyduğu Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi, Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni de ihmal etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ötelenemeyecek düzeyde acil çözümler bekleyen kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacı ile öncelikli olarak çocuk gelinler ihmalini, şiddet ve kadın cinayetlerini bağlayan acil yasalar, düzenlemeler yapılmalıdır. Bu bağlamda yasalar, kadın katillerinin değil, kadınların korunmasına hizmet edecek ve kadın cinayeti işleyenlerin cezalarında indirime gidilmeyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Kadınların rahatlıkla ve her türlü koruma talep edebilecekleri mekanizmalar yaratılmalı, var olanların da koşulları iyileştirilerek kadınlar lehine işlemesi derhâl denetim altına alınmalıdır. Devlet, yasal ve kurumsal bütün mekanizmaların işlerliğini sağlama sorumluluğunu göstermelidir.

Bu duygu ve düşünceler ile hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Pervin Buldan (Iğdır). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/pervin-buldan-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
