# Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Polat Türkmen (AK Parti, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 3 Haziran 2010
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/polat-turkmen-23-2010-06-03-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488

> Polat Türkmen (AK Parti), 3 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)); konuşma 599 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Millî Eğitim Kanunu hakkında şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, gerçekten, gündem o kadar sık değişiyor, o kadar spekülasyonlar yapılıyor ki Millî Eğitim Kanunu hakkında konuşacağımız yerde, Zonguldak’ta başımıza gelen, milletimizi üzüntüye gark eden, gerçekten büyük bir felaket yaşadığımız konular üzerinde herkes bir fikir beyan ediyor, herkes bir şeyler söylüyor. Bunlar doğrudur.

Bazıları geliyor… Yöremize geldi, bütün milletvekilleri geldi muhalefetten, diğerlerinden, grubu olanlardan, olmayanlardan, herkese teşekkür ediyoruz, acımızı paylaştılar. Acılar, paylaşılırsa azalıyor. Büyük bir felaketti. İnsanların gözü yaşlıydı. Biz -ben dün geldim oradan- yirmi gündür oradayız çünkü benim yörem. Ben oralarda büyüdüm. Maden mühendisiyim kendim de. O yöredeki insanların hepsi tanıdığımız, hepsi dostlarımız, akrabalarımız.

Evet, bir ölüm hadisesi cereyan etmiştir. Sebepleri vardır, onlar araştırılıyor. Beş tane komisyon kurulmuş, onlar da araştırıyor. Neticeler ortaya çıkacaktır. Neden olduğunu araştıracağız, bakacağız. Spekülasyonlar yürütülmemelidir.

Ben, başta Başbakanımız olmak üzere, bu acılı günümüzde orada on beş gün kalan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer Bey’e, Enerji Bakanımız Taner Yıldız Bey’e… Bütün bakanlıklarını bıraktılar, geldiler, bizimle o acıyı paylaştılar. Kapı kapı ailelere gittik, onlara taziye ziyaretlerinde bulunduk. Gece saat 3’lere, 5’lere kadar o insanlar ayrılmıyorlardı o iş yerlerinden. Onlarla birlikte olduk, acılarını paylaşmaya çalıştık.

Arkadaşlar, burada söylenen sözler, bu acının üzerinden bir şeyler devşirmeye çalışmak çok ayıp şey, hiç yakışmıyor, hiçbirimize yakışmıyor, hiç kimseye yakışmıyor, Parlamentoya hiç yakışmıyor.

Evet, bazı arkadaşlarımızın hepsi gelmişlerdir, bazılarının görevleri vardı, Cumhuriyet Halk Partisinin o dönem kongresi vardı, daha az gelebilmişlerdir; mesele o değildir, acıyı paylaştıklarını, hepimiz kadar, herkes kadar paylaştıklarını hepimiz biliyoruz ama orada basını bilgilendirmek yönünde Bakanımızın yaptığı, ki benim yanımda yaptığı hadisedir… Orada büyük spekülasyonlar oluyor. İşte nedir bu spekülasyonlar? “Efendim, kolu kopmuştur, bacağı kopmuştur, tanınmaz hâldedir, nerededir…” İki tane daha şehidimiz, bizim, orada ocağın içindedir, onları çıkaramadık, telaşımız odur, sıkıntımız odur. Bütün şehitlere Allah rahmet eylesin, ailelerine başsağlığı diliyoruz ama bunun üzerinde soru soruluyor Bakana, deniliyor ki: “Efendim, bunlar tanınamadı, edilemedi, gidilemedi, kolu koptu, bacağı yok, kendisi yandı, şu oldu, bu oldu… Nedir bunun durumu?” Diyor ki: 19 tane kardeşimiz, doğru, orada bir yerde olmuşlar, resimleri çekilmiş, hepsi çekilmiş aşağıdan alınırken, diğer arkadaşlarımız işte 9 tanesi falan muhitte bulundu diye tarif ediyor. Biz oraya girip, gören, yaşayan insanlarız orada. Bunu herkesin böyle bilmesini istiyorum. Onun üzerine diyor ki: “Arkadaşlar, öyle tanınmaz hâlde değillerdi, iyi hâldeydiler.” O spekülasyonu önlemek adına söylüyor bunu. Bu alınıp, çevrilip evrilip, “Özür dilensin, şu olsun, böyle olsun, milletimiz infiale…” Ya, milletimiz Zonguldak’ta bunları biliyor, mesele Türk milletinin diğer geri kalanları onu anlamayabilir diye izah ediyoruz. Oradakiler gülüp geçiyor buna, Zonguldak halkı gülüp geçiyor, onları gördü.

Onun için, ben, tekrar tekrar bu söylenenlerin doğru olmadığını, yakışmadığını… Bütün bölge milletvekillerimiz oraya geldi. Hayati Yazıcı Bey geldi, herkes geldi, CHP Genel Başkanı geldi, herkese teşekkür ediyoruz, acılarımızı paylaştı hepsi. Bunun üzerinden spekülasyon yapmaya, konuşmaya, çirkinleşmeye, birbirine hakaret etmeye… Bir araya geleceğimiz bu acılı günlerde bile gelemiyorsak ne zaman geleceğiz bir araya? Hangi boşluğumuzu dolduracağız?

Ha, bu madendeki olan kazayı ben size en iyi anlatacak insanım, bunu yaşayan insanım orada. Neden olduğunu, nasıl olduğunu, neticelerini, bir sürü organlar, teftiş kurulları var, bunlar ortaya çıkaracaktır, orada göreceğiz bunları. Hepsi spekülasyon olur şimdi yaptıklarımızın. Doğrudur eğridir, Zonguldak, bir mekteptir, yüz elli yıllık geçmişi vardır, bir markadır; insanlar, oradan alırlar eğitimlerini, diğer ocakları, yer altı işletmelerini yaparlar. Bunu bilmeyenler, arazi yapısını bilmeyenler, “Avrupa’da, efendim, şöyleydi…” Orada mekanizedir, onların damarları 20 metredir, onların eğimleri 4-5 derecedir, 10 derecedir; bizdeki fay kırıklarıyla mevcuttur; 40 derece, 50 derece, 80 derece ayaklarda çalışıyoruz; topografyamız onlarla müsait değildir, orada insan gücüyle çalışıyoruz. Oraya gelip gireceksiniz, bakacaksınız, orada onlarla yaşayacaksınız o zaman bunu anlarsınız. Bu, anlatmayla falan anlaşılmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Polat Türkmen (AK Parti, Zonguldak). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/polat-turkmen-23-2010-06-03-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
