# Genel Kurul · Açıklamalar

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rahmi Aşkın Türeli (CHP, İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim
- **Tarih:** 21 Ekim 2026
- **Gündem:** AÇIKLAMALAR
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149195
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-askin-tureli-2026-10-21-aciklamalar

> Rahmi Aşkın Türeli (CHP), 21 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 1.280 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, tabii, dün başladık, geçen hafta, aslında öncesinde uzun zamandır kamuoyunda da tartışılıyor; önce Plan ve Bütçe Komisyonunda konuştuk, dünden itibaren de Genel Kurulda konuşuyoruz. Bugün, yarın muhtemelen görüşeceğiz. Ne konuşuyoruz? Temelde fon soygununu konuşuyoruz. Soygunun nasıl ortaya çıktığını, mekanizmalarının neler olduğunu, ortaya çıkmasında sorunların ne olduğunu, neden bunun önlenemediğini konuşuyoruz. Bunları konuşacağız, bunlar tabii ki önemli ama bunun altında ne var, neden bu koşullarda bu kadar büyük bir soygun ortaya çıktı ve engellenemedi? Aslında bunu konuşmak gerekiyor.

Şimdi, bakın, Sermaye Piyasası çok büyük iddialarla kuruldu. Tasarrufları yatırıma götüren temel kaynak bankacılık sistemidir ama Türkiye'de 1980 sonrası -ki aynı zamanda bu bankerler krizinin de olduğu, bankacılık krizlerinin de olduğu bir dönemdi- 1981'de Sermaye Piyasası Kanunu kabul edildi Mecliste, 1982'de Sermaye Piyasası Kurulu kuruldu, 1985'te o zamanki adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası kuruldu; çok büyük iddialarla kuruldu, tasarrufları yatırıma götürecek bir yapı, güzel bir yapı olsun diye ve başarılı işler de yaptı fakat bugün baktığımız zaman çok büyük bir çöküş var. Sadece Sermaye Piyasası Kurulunda değil, sermaye piyasasını düzenleyen diğer kurumlarda yani Borsa İstanbulda, Merkezi Kayıt Kuruluşunda, Takasbankta, BDDK'da -doğal olarak iç içe geçmiş- hepsinde müthiş bir çöküş var. Neden? Neden böyle bir çöküş oldu? Bunun temel nedeni şu: Kurumsal tahribat. AK PARTİ iktidarları döneminde Türkiye'de bürokrasi çöktü, tahrip oldu; müthiş bir kurumsal tahribat, müthiş bir kurumsal çöküş var. Türkiye'nin en önemli kurumları ya kapatıldı ya itibarsızlaştırıldı; Devlet Planlama Teşkilatı yok artık, Devlet Personel Başkanlığı yok, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü -ki kamu yönetimi alanında son derece önemliydi- yok, kapatıldı, TÜİK itibarsız. Türkiye'de, Allah aşkına, Türkiye İstatistik Kurumunun yaptığı bir tane istatistiğe güvenen biri var mı? Varsa çıksın söylesin, ben kimseyi görmedim; ne enflasyon hesabına güveniliyor ne işsizlik hesabına ne millî gelire, hiçbirine inanılmıyor. Hâlbuki bir ülkenin istatistik kurumu önemlidir, önce neyin nerede olduğunun bir fotoğrafını çekecek bize. Ondan sonra, biz de onun üzerine ne yapılması gerektiğini konuşacağız. Merkez Bankasının itibarı mı var? Kanunla kendisine verilmiş görev Türk lirasının itibarını korumak olan kurum, 2021 yılında Cumhurbaşkanının "Faiz sebep, enflasyon sonuç." tezini talimat kabul ederek -ki böyle bir şey iktisat literatüründe yok- faizi indirdi ve bugün hâlâ içinden çıkamadığımız yüksek enflasyon sürecine Türkiye'yi sürükledi. Yıllardan beri buradan çıkmaya çalışıyoruz, bütün ekonomi tahrip oldu. Yani bu çok ciddi bir yapıdır.

İki: Hiçbir liyakat yok. Bu kurumların, en önemli kurumların başında son derece liyakatsiz atamalar var. Temel atama kriteri siyasi yakınlık. Böyle bir şeyle nasıl bürokrasiyi çalıştıracaksınız? Bürokrasinin kendi mekanizmaları var; işe girişler, işte atama usulleri, yükselme usulleri, tüm bunların hepsi yok oldu. Bütün bunların üzerine Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi geldi, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi bütün bunların hepsinin üzerine tüy dikti. Kuvvetler ayrılığı yok, denge ve denetim mekanizmaları yok; paralel kurumlar var, zaten bakanlıklar vardı, Cumhurbaşkanlığında politika kurulları kuruldu -ne iş yaptığını bilmiyoruz- bakan, başkanlıklar, ofisler, danışmanlar yani böyle bir yapı içinde Türkiye'nin bürokratik yapısının, kurumsal yapısının sağlıklı gitme şansı yok. Eskiden ne vardı? Üçlü kararname vardı. Herhangi bir yere biri atanacağı zaman ya da görevden alınacağı zaman ilgili bakan önerir, başbakan olur verir, Cumhurbaşkanı onaylardı; Cumhurbaşkanı onaylamadığı zaman o atama gerçekleşmezdi ya da yetki paralelliğinde görevden alınmazdı. Bakanlar, istisnalar dışında seçilmiş milletvekilleri arasından atanırdı. Bakanlar Kurulu sorumlu olurdu ve o bakanlar hem kendilerini seçen vatandaşa karşı hem de Parlamentoda Parlamentoya karşı birçok mekanizmayla -gensoru da buna dâhildir- sorumlu olurdu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TEKİN BİNGÖL (Ankara) - Buyurun, devam edin.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Bugün öyle bir sistem yok. Her şey Cumhurbaşkanının iki dudağının arasında, istediği kişiyi görevden alır. Şu anda eline alsa bir kâğıt kalem, "Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanları görevden aldım." dese beş dakika sonra hiçbiri görevde değil. Böyle bir şey olur mu Allah aşkına, muz cumhuriyeti mi burası? Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün devlet gelenekleri, bürokratik gelenekleri yok edildi. İşte, bütün bunlar aslında ne oluyor? Bugün içinde yaşadığımız krizi oluşturuyor. Bütün o kurumlar tahrip oldu ama aynı zamanda da böyle bir siyasi yapı içinde seslerini çıkarma şansları mı var? Her an görevden ayrılabilirler. Cumhurbaşkanlığı 3 sayılı Kararnamesi açık ve net; atama süreleri bile var orada, dört yıllığına atanıyor Merkez Bankası Başkanı, TÜİK Başkanı. Hadi bana dört yıl devam eden bir kişi gösterin, yok; istediği anda görevden alıyor. Böyle bir yapı içinde kurumsal süreklilik olmaz, hafıza olmaz. Bu ucube sistemle Türkiye bir yere gitmez. İşin bir tarafında bu var, diğer tarafında ne var biliyor musunuz? Uygulanan yanlış ekonomi politikaları var. O uygulanan yanlış ekonomi politikaları ki 2021 eylülde faiz indirimiyle başladı, Merkez Bankası politika faizi yüzde 19'du, enflasyon da yüzde 19,25'ti -tam söyleyeyim- dolar kuru 8 lira 30 kuruştu. Sonra birdenbire yüzde 19'dan yüzde 8,5'a dört ayda çekildi Merkez Bankası politika faizi. Ne oldu? 8 lira 30 kuruş olan dolar kuru 18 lira 30 kuruş oldu, dört ayda 10 lira birden arttı. Enflasyon yükselmeye başladı, önce yüzde 35 oldu, sonra yüzde 85'lere kadar çıktı. Hâlbuki o dönemde faiz indirimi yerine -ki dünyada enflasyonist eğilim de vardı- 1-2 puan artırılmış olsaydı Türkiye bugün bu enflasyon sorunuyla uğraşmıyor olacaktı. Ne yaptı bu? Ciddi bir reel faiz oluştu, faizin inmesi, negatif reel... İnsanlar ellerindeki tasarrufları nerede değerlendireceklerini bilemediler, rasyonalite kayboldu. Ekonomideki karar alıcılar bir rasyonalite ister, sonuçta bilmek ister. Elinde parası olan adam nerede değerlendirecek parasını? Ya Türk lirası olarak mevduata yatıracak ya borsaya girecek -gördük zaten burada borsaya girmenin sonucunun ne olduğunu- ya döviz alacak ya da altın alacak; böyle bir mekanizma içinde oldu. Sonra seçim oldu, birdenbire o politikalar 180 derece terse döndü. Hazine ve Maliye Bakanı ne dedi? "Türkiye'nin irrasyonel politikalara tahammül yok bundan sonra, rasyonel politikalar döneceğiz." dedi. Sanki iktidar değişti; aynı iktidarın, aynı hükûmetin devamı... Ki o Mehmet Şimşek daha önceki dönemde gene bakanlık yapmıştı AKP iktidarında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Neydi ilk geldiği zaman dezenflasyon politikası? Üç yıl sonra, 2026'da enflasyon tek haneye inecekti. Şimdi ne zaman inecek biliyor musunuz tek haneye? 2029'da, o da temenni. Ne oldu? Oradaki o "Enflasyonu indireceğim." dezenflasyon politikasının sorumluluğu nerede? Bu ülkede yaşayan milyonlarca insanın sırtında. Çünkü neden, nasıl indirmek istedi enflasyonu? Talebi kısarak. Talebi nasıl kısacaksın? Ücretleri, maaşları artırmayacaksın, asgari ücreti artırmayacaksın; talebi kısıyorsunuz! İki; yüksek faiz vereceksin, yurt dışından sermaye akışı gelecek, böyle gelince döviz de çok artmayacak ama ne yapacaksınız? Dışarıya çok ciddi bir biçimde kaynak aktaracaksınız, dış borcunuz kar topu gibi büyüyecek; böyle bir model oldu. İşte, bütün bunların hepsi aynı zamanda rasyonalitenin kaybı ve bu krizde, bu fon soygununda şunu görüyoruz: İnsanlar paralarını değerlendirmek istiyor enflasyona karşı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - "Biraz daha para nasıl kazanabilirim?" diye fona girmişler. Neye, nasıl girmişler? Sisteme güvenerek çünkü sistemin sonuçta Sermaye Piyasası var, Borsa İstanbulu var, bütün kurumları var; bunlar gerekli müdahaleleri yapar diye çünkü varoluş nedenleri bu. Yapmışlar mı? Hiçbirini yapmamışlar. Şimdi de işte böyle bir kriz ortaya çıktı. Bakın, bu krizler devam eder, başka yerlerde de olacak çünkü bu sistem bunu yaratıyor. Bunun ortadan kalkmasını bugünkü bu mevcut iktidar sağlayamaz çünkü bütün bu sorunları yaratan iktidarın bu sorunları çözmesini hiçbirimiz beklemiyoruz. O yüzden, içinde olduğumuz şey, ancak seçimle gerçekleşecek bir iktidar değişikliğiyle çözülebilir. Devleti yeniden, yeniden bürokrasiyi kurmak gerekiyor. Bu ülke hepimizin ülkesi, kurumlar yeniden itibar kazanmalı; liyakat hepimiz için geçerli olmalı, bu ülkenin evlatları, çocukları hepsi eşit muameleye tabi olmalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Ekonomi iyi işlemeli, sosyal sorunlar çözülmeli ve bütün bunların hepsi demokrasi ve hukuk devleti içinde olmalı. Daha çok özgürlüklerle... Temel özgürlüklerin, temel hak ve özgürlüklerin genişletildiği, basının özgür olduğu, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkının özgürce kullanıldığı bir sistemle olabilir. O yüzden, bütün bunların arkasındaki nedenler aslında bunlar, bunları da konuşmaya devam edeceğiz diyorum.

Teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Rahmi Aşkın Türeli (CHP, İzmir). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-askin-tureli-2026-10-21-aciklamalar (erişim: 21 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149195

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
