# 2008 yılı hasat dönemi ve fındık üreticilerinin beklentileri hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rahmi Güner (CHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim
- **Tarih:** 12 Haziran 2008
- **Gündem:** 2008 YILI HASAT DÖNEMİ VE FINDIK ÜRETİCİLERİNİN BEKLENTİLERİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2008-06-12-2008-yili-hasat-donemi-ve-findik-ureticilerinin-beklentileri-hakkinda

> Rahmi Güner (CHP), 12 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI HASAT DÖNEMİ VE FINDIK ÜRETİCİLERİNİN BEKLENTİLERİ HAKKINDA); konuşma 802 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesi üzerindeki değişim üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli arkadaşlarım, siyasi partilere mensup birçok arkadaş bu kanunun kapsamından, teklifin kapsamından rahatsızlıklarını ve Türkiye’de nasıl sorunlar yaratacağını değişik görüşlerle açıkladılar.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye üzerinde büyük oyunlar oynanmaktadır. Zaman zaman, yabancı ülkeler tarafından Türkiye’nin Misakımillî hudutlarının nasıl parçalanmış, nasıl başkaları tarafından verilmiş, Sevr Anlaşması’nın belirttiği haritalarla gündeme geldiğini görmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, bundan dört beş ay önce bir kanun geçti, Vakıflar Yasası. Azınlık vakıflarına büyük hak tanıyan ve Lozan’da bunların hakları, bu durumlar hâlledilmesine rağmen, Lozan Anlaşması’nın delinmek suretiyle bu azınlık vakıflarının, Anadolu’daki eski kiliseleri, ruhban okullarının ve bazı taşınmazların iadesi yönünde bir kanundu.

Değerli arkadaşlarım, hem Avrupa Birliği hem Yunanistan Başbakanı, Yunanistan Dışişleri Bakanı, zaman zaman, bu taşınmazların, bu mülklerin ne zaman iade edileceğine dair sorular sormakta. Daha bundan on beş-yirmi gün önce Sayın Dışişleri Bakanımıza, Yunanistan Dışişleri Bakanı bu konuda soru tevcih etmişti ve şunu belirtmek istiyorum: Bu, Anadolu’daki yabancıların yerleşimleri için açılmış bir yoldu.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, ikinci bir konu da, Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesi değişimi olarak gündeme gelmiş bulunmaktadır. Şimdi, kendi yöremizde ve birçok yerlerde yapmış olduğumuz araştırmalarda, Türkiye’de faaliyet gösteren, Türkiye’de yerli bankaların tamamen yerini alan yabancı bankalar bulunmaktadır. Üreticiye, esnafa kredi sağlayan bu bankalar, taşınmazları da ipotek olarak almaktadırlar.

Şimdi, bugün bir kanun teklifi sunuldu ve geri alındı. Değerli arkadaşlarım, bu kanunu inşallah komisyonda görüşeceğiz. Şimdi, bu Vakıflar Yasası’ndan sonra gelen Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesi ve bu yabancı şirketlerin Türkiye’de, gerçek ve tüzel kişilerin nasıl mal alacakları, nasıl gayrimenkul, taşınmaz edineceklerine dair bir yol açılmış bulunmaktadır. Üreticiye, esnafa dağıtılan bu paraların, esnaf ve üretici tarafından ödenmesine imkân yoktur. Elbette ipotek verilen taşınmazların o şirket tarafından, bankalar tarafından mülkiyeti üzerine alınacaktır.

Şimdi, şunu belirtmek istiyorum: Mütekabiliyet sistemi olduğu ileri sürülüyor. Benim bölgemde kesinlikle şu ana kadar yabancı bir mülk alımı olmadı, fakat bu kanun çıktıktan sonra olmayacak diye de bir durum yok, tamamen açılım durumu gelecektir.

Değerli arkadaşlarım, mütekabiliyet sistemi söyleniyor. Hangi vatandaşımız, Türk vatandaşı gidip de Yunanistan’da mülk alabilecek? Var mı? Ben araştırmalarımızda görmedim. Yalnız, Yunanlıların, Ege, Marmara Bölgelerinde mülk aldığı tespit edilmiş. Bu, istatistiklerde belli. Yalnız şunu söylüyorum: En hassas bölge olarak üzerinde durdukları Karadeniz Bölgesi’dir. Artık bundan sonra Karadeniz Bölgesi’nde bu şekilde mülk alımlarına başlayacaklardır. Kim düşünürdü ki, bundan on sene, on beş sene önce, Karadeniz’deki benim ilimde, birçok illerde, İngiliz bankaları, Fransız bankaları, Yunan bankaları, Finansbank ve Denizbankın kesinlikle iş yapacağı şeklinde bir görüş olur muydu, bir görüş belirtilir miydi değerli arkadaşlarım? Şu anda bu bankalar, bütün kredi mekanizmalarını, üreticilere kredi vermeleri eline almış bulunmaktadırlar.

Şimdi, Türkiye çok hassas bir bölge. Tamamen küreselleşen ekonominin baskısı altında kalmış; ekonomi gittikçe bozulmakta, halk topraklarından göç etmeye başlamış; benim bölgemde, Karadeniz Bölgesi’nde kendi ilimde 200 bine yakın göç yapılmıştır. Değerli arkadaşlarım, bu göç dört beş sene içinde yapıldı. Tesis yok, yatırım yok. Yabancı bankalar yatırıma teşvik vermiyorlar, verdikleri para tamamen faize dayalı paralar, faiz karşılığı verilen paralar ve bu şekilde mülk edinmek suretiyle belki bölgelerimizde tamamen ekonomiye de hâkim olacaklar, gayrimenkullerde ağırlık kazanacaklar.

Şimdi, kanun tasarısında “Uygulama imar planı ve mevzi imar planı dâhilindeki taşınmazların yüzde 10’u.” diyor değerli arkadaşlarım. Bu, çok büyük bir rakam. Hesap ettiğimiz zaman… Yine bir kaynaktan edindiğim bilgiye göre “Türkiye’de, Türk topraklarında yabancıların bu şekilde elde edecekleri gayrimenkuller 80 bin kilometrekare.” deniyor.

Değerli arkadaşlarım, yabancı ülkelere bakıldığı zaman, İspanya, Danimarka, İsveç, İsviçre, Rusya, Ukrayna, Slovenya gibi ülkelerde bizim kadar cömert davranma, bizim kadar yabancılara şartsız ve hiçbir mükellefiyet yüklemeden toprak verme durumu, toprak mülkiyeti tanıma durumu yok.

Burada konuşmacı arkadaşımız bir konuyu belirtti İngiltere’de de aynı şekilde gayrimenkul verildiği şeklinde. Yalnız, İngiltere’de taşınmazlarda mülkiyet kraliçenindir, krallığındır, ancak kullanım hakkı verilir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de bu durumlar varken bizim… Açıkça bir konuyu daha söylemek istiyorum: Dün burada bir arkadaşımız Türkiye’nin ikinci adamı, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın batı cephesi komutanı, büyüğümüz İsmet Paşa’ya laf attı.

Şunu açıkça söylemek istiyorum: Bu vatanperver ve kahraman kişilere karşı bu lafı hiçbir zaman hazmedemedim. Çünkü, ben o kişinin genel başkanlığında bu siyasi partide görev yaptım.

Değerli arkadaşlarım, 1950-1960 yıllarındaki bir iktidar döneminde Türkiye’nin bazı kaynakları Amerika’ya peşkeş çekilirken, Amerika’ya ikili anlaşmalarla verilirken çok değerli bu büyüğümüz bir laf söylemiştir. Bunu burada bilenler vardır. Bu kürsüden şunu haykırmıştır: “Amasya’nın elma bahçelerini Amerika’ya ipotek etmeyin.” demiştir değerli arkadaşlarım.

İşte, bakın, o büyüğümüzün ne kadar vatanperver ne kadar bu toprakları, bu insanları sevdiğinin açıkça bir sözüdür. Arşivden arayıp bulabilirsiniz. Ve açık olarak söylemiştir: “Amasya’nın elma bahçelerini yabancılara, Amerika’ya peşkeş çekmeyin, teminat vermeyin.” demiştir.

Değerli arkadaşlarım, biz Türk milleti olarak kendi topraklarımıza, kendi kültürümüze ve bu topraklar üzerindeki medeniyete o kadar bağlıyız ki, bizi… Biz, ne Amerika Birleşik Devletleri’nin ne Avrupa emperyalizminin çizdiği hudutlarda biz toprak sahibiyiz. Biz bu toprağın hudutlarını kanımızla çizdik. Çok şehit verdik, sadece benim ilimden söylüyorum, Duatepe’de anıtları var; benim büyüklerim, Türkiye’de bu toprakları korumak için gemilerle, sandallarla silah taşımış, Kuvayımilliye’ye getirmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Rahmi Güner (CHP, Ordu). “2008 yılı hasat dönemi ve fındık üreticilerinin beklentileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 12 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2008-06-12-2008-yili-hasat-donemi-ve-findik-ureticilerinin-beklentileri-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
