# Uyuşmazlık mahkemesinin kuruluş ve işleyişi hakkında kanun ile hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:225)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rahmi Güner (CHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim
- **Tarih:** 23 Temmuz 2008
- **Gündem:** UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN İLE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:225)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2008-07-23-uyusmazlik-mahkemesinin-kurulus-ve-isleyisi-hakkinda-kanun-ile-hakimle

> Rahmi Güner (CHP), 23 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN İLE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:225)); konuşma 938 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sıra sayısı 225 ve madde 2 üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi ve şahsım adına konuşmak için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, yargı organının en önemli sorunlarından birisi de, görev uyuşmazlığı, görev üzerinde mahkemelerin görev yönünden ihtilaf durumuna düşmeleridir. Bu konuda da ilk defa 1961 Anayasası’nda “Uyuşmazlık Mahkemesi” diye bir kurum Anayasa’mıza girmiş bulunmaktadır.

Bu tasarının -2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu- 2’nci maddesinde, bu seçilen Uyuşmazlık Mahkemesi üyelerinin kendi aralarından değil, Anayasa Mahkemesi tarafından başkanı tayin edilir, bir de ayrıca başkan vekili de yine Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından tayin edilir.

Değerli arkadaşlarım, biz, Parlamentoya geleli bir yıl oldu. Bir yılda dikkat ettiğim bir konu var, hep Hâkimler Yasası, Yargıtay Yasası, Yüksek Hâkimler Kurulu Yasası, bir de Uyuşmazlık Mahkemesi Yasası diye, bütün bu kanun tasarılarıyla Adalet Komisyonunda çalıştık. Fakat şunu belirtmek istiyorum: Elbette ki Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu Tasarısı da önemli bir kanun ama Türkiye’nin gündeminin çok değişik bir durumu var.

Dikkat ederseniz, bugün Türkiye’de büyük bir kaos yaşanmaktadır. Bu kaosu ben örnek olarak vermek istiyorum. Kimse üzerine alınmasın, yaşanan korku, endişe Türkiye’de ve her yeri sarmış bulunmaktadır. Bunu -tarihi iyi inceleyenler bilirler- ben 1950-54 yılındaki Amerika’da McCarthy’nin yaptığı uygulamalara benzetiyorum. İçeri atılan kişiler, tutuklanan kişiler ne için tutuklandığını, neden yargılandıklarını bilmemektedirler. Bu uygulamalar Türkiye’de sıkıyönetim dönemlerinde olmadı. Ben sıkıyönetim mahkemelerinde de duruşmalara gittim ama şunu söylemek istiyorum: Kişi ancak doksan gün gözetim altında tutulur ve suçu neyse onun hakkında iddianamesi hazırlanır ve yargılama başlardı.

Değerli arkadaşlarım, on dört ay olmuş, hâlen suçun ne olduğunu bilmiyor. On dört ay olmuş, hâlâ neden yargılandığını bilmeyen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Dikkat ederseniz, her gün operasyonlar başlıyor. Şimdi sekizinci operasyon bekleniyor ve yapılmış, 20 kişi gözetim altına alınmış. Neden gözetim altına alındıkları da belli değil. Televizyonlardan izlediğimiz kadarıyla, Hükûmeti eleştirmeden, devlet büyüklerini eleştirmeden suçlanma durumundalar.

Değerli arkadaşlarım, şu anda Anadolu’ya gidin, İstanbul’a gidin, İzmir’e gidin, Ankara’ya, Türkiye’nin bütün illerine gidin, basın korku içinde, herkes konuşmaktan çekiniyor ve dinlenme fobisi de tamamen yerleşmiş durumdadır. Herkes “Acaba konuşursam suç olur mu olmaz mı?” düşüncesi içinde. Toplum sindirilmiş, müthiş bir baskı var. Bu, çağımızda, modern çağda Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türkiye Cumhuriyeti’nde iktidara gelen siyasi parti yöneticilerine yakışmayan bir durumdur, onu da belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, bir siyasi parti hakkında kapatma davası açılabilir. Bu yetkiyi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yasaları belli bir savcıya, Cumhuriyet Başsavcılığına vermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığına hem Anayasa’da hem Siyasi Partiler Kanunu’nda siyasi partileri denetleme, siyasi partiler hakkında -eğer Anayasa’ya, Türkiye’de yasalara aykırı faaliyette bulunma durumu var ise onun hakkında- Anayasa Mahkemesine dava açma hakkı verilmiştir. Bu, Siyasi Partiler Kanunu’nda da vardır, Anayasa’mızda da vardır. Bu kanunları kabul eden Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Değerli arkadaşlarım, biz, hâlen yargı erkinin güçlülüğünü, yargının bağımsız ve tarafsız olmasını kabul edemiyoruz. Bugün, açıkça söylüyorum, mahkemelerin bir baskı altında durumu var. Ama baskı altına alınmak istenen Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi. Öyle bir duruma geldik ki, Avrupa’ya giden devlet büyüklerimiz, maalesef “Bizim hakkımızda açılan davada bir şey durumu olursa siz baskı uygulayın, eleştirin.” şeklinde telkinde bulunuyor.

Değerli arkadaşlarım, bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına, bu talepler, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına halel getiren girişimlerdir. Bunu bu Parlamento kesinlikle kabul etmemeli ve protesto etmelidir.

Değerli arkadaşlarım, bu kanunlar görüşülürken Anadolu kan ağlamaktadır. Gidin, tarım sektörü çökmüş, ürünler vatandaşın elinde kalmış, ne olacağı belli değil. Ben kendi ilimden geliyorum, bir hafta ilimde çalışma yaptım. Ziraat odası başkanlarıyla görüştüm, esnaf odaları başkanlarıyla görüştüm, Karadeniz’de fındık ihraç eden kurumun başkanıyla da görüştüm ve Uluslararası Fındık Başkan Yardımcısıyla görüştüm. Değerli arkadaşlarım, öyle büyük bir karamsarlık var ki, “Ne olacağız?” diyorlar ve “Ne yapacağız?” diyorlar. İhracatçısı da perişan, üreticisi de perişan, “Ne olacak geleceğimiz?” diye büyük bir sıkıntı içindeler değerli arkadaşlarım.

Şunu da ayrıca belirtmek istiyorum yine, fındığın maliyetini Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı 2,5-3-3,5 milyon olarak hesap ediyor, ama Avrupa 2,5 milyon liraya fındık almıyor. Neden almıyor değerli arkadaşlarım, biliyor musunuz? Bundan iki üç ay önce Toprak Mahsulleri Ofisi piyasaya fındık sürdü ve yine şu anda 30 bin ton fındık süreceği şeklinde basın yazdı ve girişimleri var. Bunu duyan Avrupalı bizden fındık almaz, çünkü, fındık fiyatını -arzının çok yüksek olduğundan dolayı- düşecek diye beklemektedir.

Yine, değerli arkadaşlarım, çok güzel bir oyun oynandı. 800 milyon, 900 milyon kilo fındık var denildi. Değerli arkadaşlarım, Türkiye’deki tarım arazilerinin ne kadar fındık yetiştireceğinin, ne kadar fındık üreteceğinin kapasitesi bellidir ve şu anda yapılan tespitlerde 728 milyon kilo söylendi ve ben iddia ediyorum üretici olarak, fındığın ancak üretim miktarı 700 milyon kilo olur. Dünya talebi 650 milyon kilo. Devlet müdahale etmeli ve arz fazlası fındığı almalı, üreticiyi kurtarmalı, esnafı kurtarmalı, halkı kurtarmalı değerli arkadaşlarım. Bunu ayrıca belirtmek istiyorum.

Türkiye’de şu anda halkın mağduriyetini giderme, halkı refaha kavuşturma bizim görevimizdir, tutup da halkı tedirgin etmek değil. “Neden eleştiriyorsun, neden yazıyorsun?” diye vatandaşı mağdur etme, sıkıntı içinde bırakmanın anlamı yok.

Değerli arkadaşlarım, şunu belirtmek istiyorum: Geçen gün Başsavcı bir iddianame okudu, başlıklarını okudu, iddianamenin içeriğini söylemedi, fakat dedi ki, yeni bir terör olayı, yeni bir suç durumu ortaya atmayı söyledi.

Değerli arkadaşlarım, hukuk fakültesine giden öğrenci ceza hukukunu okurken ilk defa bir şey öğrenir: “Ceza Kanunu’nda yazılı olmayan, tarif edilmeyen fiil suç değildir, ceza verilemez.” Kimse, Başsavcı da olsa, kim olursa olsun kendisinden bir suç icat etme durumunda değildir, icat edemez. Ancak kanunda yazılı fiilden ceza verilir, o da tipe uygunluktur. Kimse kendisini Ceza Kanunu’nun yerine koymasın. Bugün açıkça belli, kimin neden yargılandığı, kimin neden içeride tutulduğu belli değildir değerli arkadaşlarım. Bu kaos devam etmektedir. Bu kaosa son vermek de Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir. Kim olursa olsun, vatandaş özgürce fikirlerini ifade etmeli, vatandaş özgürce yazısını yazmalıdır. Bu ortamı yaratmak da siz iktidar partisinin görevidir değerli arkadaşlarım. Bunu da açıkça belirtmek istiyorum.

Yine şunu da söylemek istiyorum değerli arkadaşlarım: Hayatta bir kişinin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Rahmi Güner (CHP, Ordu). “Uyuşmazlık mahkemesinin kuruluş ve işleyişi hakkında kanun ile hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:225)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2008-07-23-uyusmazlik-mahkemesinin-kurulus-ve-isleyisi-hakkinda-kanun-ile-hakimle (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
