# Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rahmi Güner (CHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim
- **Tarih:** 11 Kasım 2009
- **Gündem:** TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2009-11-11-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321

> Rahmi Güner (CHP), 11 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISI HAKKINDA (S.S.321)); konuşma 449 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 321 sıra sayılı Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 55’inci maddesinin kenar başlığındaki “Belirlenmesi” kelimesinin yerine “Ölüm ve bedensel zararın belirlenmesi” şeklinde değiştirilmesini talep ediyoruz. Bu değiştirme talebimizdeki gerekçemizi dilekçemizde belirttik. Bu şekilde, “ölüm ve bedensel zararın belirlenmesi” şeklindeki değişiklik, belki bazı aydınlanamaması durumlarında bir aydınlanma durumu gerekeceği düşüncesindeyiz.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz kanun Türkiye’nin en önemli kanunlarından birisi, temel kanundur.

Burada iki üç gündür biz hukuk tartışmaları yapıyoruz. Bu Mecliste, insan yaşamının, insanların geleceğinin ne kadar daha düzgün, ne kadar daha aydınlık, ne kadar daha iyi olması gerektiği şeklinde arkadaşlarımız görüşlerini belirtmektedir. Bu kanunların da insan yaşamına, insanların geleceğine daha uygun bir şekilde tatbikinin kolaylaşması için bu kanunun görülmesinde yarar görüyoruz. Onun için bazı değişiklikleri sunuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bana bu Parlamentoda konuşmalar, bu Parlamentonun dışında iktidar partisinin uygulamaları “Türkiye’de acaba tarih tekerrür mü ediyor?” şeklinde bir durumu anımsatmaktadır. Değerli arkadaşlarım, geçmişte tek parti iktidarında mahkemeler, o iktidarın baskısında o iktidarın dediğini yapma durumundaydı. Eğer yargıçlar o iktidarın dediğini yapmadıkları takdirde ya sürgün ediliyordu ya görevden alınıp ve Yargıtay üyeleri dâhil birçokları meslekten ihraç ediliyordu. O zamanki iktidar o kadar ileri gitti ki değerli arkadaşlarım, yasama organı yargı görevini yapma durumuna geldi. Bu yasama organının içinden tahkikat komisyonları kuruldu. Siyasiler, basın mensupları tutuklama ve yargılama görevi yapmaya başladı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi yaşadığımız birçok olay bana bunu anımsatmaktadır. Sayın Başbakan “Ben savcıyım.” diyor ve müdahale ediyor, diyor ki: “Bu belge yerindedir.” O belgeyi derhâl tatbik edin demek istiyor, yargılayın diyor o belgeyi ve o belgeye göre karar verin diyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de -61 Anayasası dâhil- yargı, yürütme ve yasama organlarının ayrılığı kabul edilmiştir, kuvvetler ayrılığı kabul edilmiştir. Bize hukukta ilk defa fakültede bunu öğrettiler değerli arkadaşlarım.

Dikkat ederseniz tek parti iktidarı… Hukuk yok oluyor, yargıçlar ihraç durumuna getiriliyor, yargıçlar Türkiye İletişim Başkanlığının bulunduğu bir kurum tarafından dinleniyor ve Başbakanlığa bağlı değerli arkadaşlarım. Bir mahkeme hâkimi gidip tespit yapıyor ama oradan belgeler verilmiyor. Kimlerin dinlendiği, kimlerin dinlenmediği şeklinde bir rapor sunamıyorlar değerli arkadaşlarım. İşte, şunu söylüyorum: Tarih tekerrür mü ediyor acaba?

Biz, bu Parlamentodaki milletvekili arkadaşlarım, evvela hukukun üstünlüğünü savunacağız. Hukukun olmadığı yerde ne açılım olur ne demokrasi olur ne insan yaşamının geleceği olur ne hürriyet olur ne de insanca bir yaşama olur. İşte, biz öncelikle demokratik yoldan, demokrasinin gereği olan bu sistemi getirmek zorundayız. Hukukun üstünlüğünü getirmek zorundayız. Biz keyfî tutuklamalara, keyfî yargılamalara Türkiye Parlamentosu olarak, Mustafa Kemal’in Parlamentosu olarak evvela “Dur” diyeceğiz değerli arkadaşlarım.

Biz buna “Dur” demeliyiz çünkü bir yürütme organının başı -gazetelerden okuduğumuza göre- yasama organına “Neden tatbik etmiyorsun?” diye baskı kurma durumuna giriyor. Nerede kaldı kuvvetler ayrılığı sistemi değerli arkadaşlarım? Yürütme organının başı yasama organının başı mı? Yürütme organının başı yargı organının başı mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Rahmi Güner (CHP, Ordu). “Türk borçlar kanunu tasarısı hakkında (s.s.321)”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 11 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2009-11-11-turk-borclar-kanunu-tasarisi-hakkinda-s-s-321 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
