# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rahmi Güner (CHP, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim
- **Tarih:** 28 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Rahmi Güner (CHP), 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 934 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 497 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 26’ncı maddesiyle eklenen geçici 19’uncu maddeyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun düşüncelerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; bu görüşülmekte olan Anayasa kanun teklifi Türkiye Cumhuriyeti’nin omurgasını teşkil eden bir kanun. Bu kanun, cumhuriyet kurulduğu zamanda Teşkilatı Esasiye Kanunu olarak geçmektedir ve bu, okullarda da Esas Teşkilat Hukuku dersi olarak okutulmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun, Türkiye Cumhuriyeti’nin özünü, Türkiye Cumhuriyeti’nin omurgasını teşkil etmektedir. Senelerce bazı odaklar tarafından yapılan yıpratma faaliyetlerinde işte, bu Teşkilatı Esasiye Kanunu 60 yılından sonra “Anayasa kanunumuzu nasıl yıpratırız, nasıl bunu değişik amaçlar şeklinde yapılandırırız” düşüncesiyle devamlı mücadele edilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, 60 öncesi Türkiye’de “kuvvetler ayrılığı” diye bir sistem yok; yasama organı var, yürütme organı var. Yargı organı tamamen yürütme organı tarafından paspas edilmiş, kendi amaçlarına, kendi yönlerine kullanma durumuna gelmiştir. Bunu bugünkü basında okuduk. Yargıtay eski Başkanlarından Sami Selçuk açıkça şunu söylüyor: “60 öncesi yargı organı tamamen paspas edilmiş, ortadan kaldırılmıştı.”

Değerli arkadaşlarım, o zaman Yargıtay üyeleri görevden alınmakta, yargıçlar istediği şekilde tayin edilmekte, yargıçlara yandaş hâkim sıfatıyla kendi amaçları doğrultusunda iş yaptırılmaktaydı. İşte bu durumu önlemek için 1961 Anayasası’nda öncelikle yüksek hâkimler kurulu, yüksek savcılar kurulu diye iki tane bağımsız kurul meydana getirildi.

Değerli arkadaşlarım, yasama organının yapmış olduğu kanunlar ve kanun hükmünde kararnameler ve Meclis İç Tüzükleri de o zaman hiçbir denetime tabi olmadan yasama organından geçtikten sonra yürürlüğe girmekteydi.

Değerli arkadaşlarım, bir hukuk devletinde yasama organının almış olduğu, tek parti iktidarında alınan keyfî bu kanun yapılanmalarının denetime tabi olması için işte Anayasa Mahkemesi, bu 61 Anayasası’yla getirildi. Geçende 48’inci yıl dönümü kutlandı değerli arkadaşlarım. Türkiye’nin bir hukuk devleti sistemine oturtulması için yapılan büyük bir çalışma.

Değerli arkadaşlarım, şimdi şunu görüyoruz: Yapılan bu hukuk devleti yapılanması, kuvvetler ayrılığı şeklinde Türkiye’nin yönetilmesi, bağımsız yargının olması, bağımsız yayın organının, TRT’nin Anayasa’ya geçmesi maalesef bazı kesimler tarafından idrak edilemedi ve 1971 müdahalesiyle biraz daraltıldı, 1982 Anayasası’yla tamamen ortadan kaldırma noktasına geldi.

Değerli arkadaşlarım, 1960 yılında, 1980 yılında yapılan bu hukuka karşı, bu Türkiye Cumhuriyeti’nin modeline karşı, Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılan, demokrasiye karşı müdahaleleri kabul etmediğimizi her zaman beyan ediyoruz. Geçen de Genel Başkanımız bunu bu Meclis kürsüsünden açık ve seçik olarak söyledi.

Değerli arkadaşlarım, biz o dönemde hukukun nasıl yok edildiğini, mahkemelerin nasıl o darbenin yönünde karar verme durumuna yapılandığını o devirlerde gördük ve o zaman tutuklananlar vardı, hakkını savunamayanlar vardı belki gerçekten. Çünkü bir darbe vardı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi 2010 yılını yaşıyoruz. O, askerî darbeydi, onu kabul ediyoruz ama şimdi hangi darbe var değerli arkadaşlarım? Silivri mahkemesine gittik; bir sene, iki sene, üç sene tutuklu olanlar var. Darbe mi var şimdi değerli arkadaşlarım?

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – AKP darbesi var.

RAHMİ GÜNER (Devamla) – Neden tutuklu olduğunu bilmeyenler var. “Ben neden burada tutukluyum?” diyor, bilmiyor. Savunması alınmamış, yani ifadesi alınmamış, neden tutuklandığı söylenmemiş. İşte, şimdi, herkes ağzına alıyor, darbeler diyor, 60 darbesi, 80 darbesi. Tasvip etmiyoruz ama şimdi hangi darbe var değerli arkadaşlarım? İşte bütün mücadele, işte Türkiye’de bu sivil darbeyi yasalaştırmak, mücadele bu. Bu kanun teklifi de o amaçla geliyor değerli arkadaşlarım. Yasama organı denetimden kaçmak istiyor, Anayasa Mahkemesi denetiminden kaçmak istiyor. Yürütme organı, yasama organını tamamen paspas etmiş. Buyurun, bunu ben söylemiyorum. Bunu, 1997’de yazmış olduğu kitapta söyleyen Sayın Anayasa Komisyonu Başkanı. Bugün gazetelerde yazıyor. “Yürütme organı yasama organını tamamen geçti.” diyor.

Ne kaldı arkadaşlar? Şimdi kalan şu: Yargıyı nasıl ele geçiririz mücadelesi var. Evet, mahkemeleri ele geçirdiler, hâkimleri ele geçirdiler. Bütün baskı onların üzerinde ama amaç ne? Yargıtayın, Danıştayın Anayasa Mahkemesinin ele geçirilmesi mücadelesi var.

Sayın Başbakan Amerika’dan geldikten sonra boş söylemedi. “Türkiye, başkanlık sistemine dönmelidir.” dedi. Çünkü -değerli arkadaşlarım, bunlara aldanmayın -geçmişte de bir Başbakan -Allah rahmet etsin- “Türkiye’yi küçük Amerika yapacağım.” diye söylemişti. Şimdi, bununla bunun farkı yok. Bugün Anayasa profesörleri söylüyorlar. Türkiye’de eğer bu kanun kabul edilirse, bunun peşinden birçok kanun daha gelecektir. İşte o zaman, Türkiye başkanlık sistemine dönerse, değerli arkadaşlarım, 1908 yılındaki mutlak monarşi idaresine dönüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Atatürk bilmiyor muydu bu başkanlık sisteminin kurulmasını? Atatürk neden gündeme getirdi de parlamenter sisteme geldi, halkın daha etkili olma şeyine getirdi? Halkın temsilcilerinin Mecliste daha ağırlıklı olması için neden Türkiye’de parlamenter sistemi getirdi? İşte bu bunu rahatsız ediyor değerli arkadaşlarım.

Ne diyor Başbakan? “As, kes.” diyor, kendi düşüncesini söylüyor. Demokrasilerde bu var mı değerli arkadaşlarım?

Şunu belirtmek istiyorum: Halk bizden bu şekilde bir Anayasa değişikliğini beklemiyor. Halk, üreticisi, işçisi, memuru, emeklisi, dar gelirlisi, yoksulu açlık sınırında olan, Hükûmetten, kendi yaşamını düzenleyecek olan bir yasa teklifi bekliyor değerli arkadaşlarım. Bu Anayasa değişikliği olursa, benim köyümdeki, benim şehrimdeki, Türkiye'nin herhangi bir şehrindeki halka ne vereceksiniz değerli arkadaşlar? Ne vereceksiniz siz? Bir tek kendinizi Anayasa Mahkemesinde güçlendireceksiniz, yargıyı tamamen paspas edip onu denetim altına alacaksınız. Yargı da emrinizde, yasama emrinizde… Başkan, tek parti iktidarı Türkiye’yi açıkça bir sivil darbe idaresine götürüyor.

Değerli arkadaşlarım, hiç iyi değil, hiç iyi değil, gidiş iyi değil. Çünkü Türkiye bir İtalyan faşizmi gibi yapılanmayı, bir Alman faşizmi gibi yapılanmayı kaldıramaz. Buna herkesin çok dikkat etmesi gerekli. Bu çok önemli bir olay değerli arkadaşlarım. İşte, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak buna karşı mücadelemizi veriyoruz. Biz darbelere karşıyız, biz 60 darbesine de karşıyız, biz 12 Mart müdahalesine de karşıyız, biz 80 darbesine de karşıyız ama en kötüsü, şu anda yapılan sivil darbeye de karşıyız değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için, sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz.

Kimse Cumhuriyet Halk Partisini yabana atmasın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanını yabana atmasın.

Değerli arkadaşlarım, kulaklarınızı açın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Cumhuriyet Halk Partisinin ekolünden gelir, Atatürk ekolünden gelir, İsmet Paşa ekolünden gelir, çok uyarmıştır burada bu milleti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Rahmi Güner (CHP, Ordu). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rahmi-guner-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
