# Eski bşk. a. mesut yılmaz ve devlet eski bak. güneş taner hk. meclis soruşturması açılması hk (s.s 621) (9/5,6)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ramazan Can (AK Parti, Kırıkkale)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 13 Temmuz 2004
- **Gündem:** ESKİ BŞK. A. MESUT YILMAZ VE DEVLET ESKİ BAK. GÜNEŞ TANER HK. MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI HK (S.S 621) (9/5,6)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-can-22-2004-07-13-eski-bsk-a-mesut-yilmaz-ve-devlet-eski-bak-gunes-taner-hk-meclis-s

> Ramazan Can (AK Parti), 13 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESKİ BŞK. A. MESUT YILMAZ VE DEVLET ESKİ BAK. GÜNEŞ TANER HK. MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASI HK (S.S 621) (9/5,6)); konuşma 1.167 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 621 sıra sayılı Meclis Soruşturması Komisyonu raporu hakkında söz almış bulunuyorum; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gönül isterdi ki, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinde başbakanlık yapmış, bakanlık yapmış siyasetçilerin Yüce Divana sevkini ihtiva eden bu rapor üzerinde müzakere yapmasaydık. Gönül isterdi ki, Mecliste, bu konuda, araştırma komisyonu, soruşturma komisyonu kurulmasın. Yine gönül isterdi ki, Meclis İçtüzüğünde, kanunlarda ve Anayasamızda bu konuda denetim sistemleri olmasın. Daha doğrusu, ülkemizde, bu denetim fonksiyonlarını harekete geçirecek ortamlar olmasın. Ancak, ülkemizde yaklaşık onbeş yıl süren bu ortam, siyaset kurumunun itibarını bitirmiş, siyasetçiyi halktan koparmış, siyasetçi-mafya-işadamı üçgeninde, yolsuzluklar, soygunlar, talanlar ülkemizi karanlığa sürüklemiştir.

Tabiî ki, bir ülkede yolsuzluk varsa, hukuk kuralları içerisinde yaptırımı ve denetimi olmak zorundadır. Yolsuzluklar Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarına çok büyük bir darbe vurmuştur. Milletvekilliği makamı, kendisine şaibe ile bakılan bir makam olmuştur. Gerek Türkiye Büyük Millet Meclisine gerekse milletvekilliği makamına itibar kazandırmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin aslî görevidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yolsuzluk, sosyal adalet duygusunu altüst etmiş, yaşanan süreçte ülkemizin onlarca milyar doları peşkeş çekilmiştir. Kamuoyuna mal olmuş skandallar ile ülkemizi iki büyük ekonomik kriz batağına sokan yolsuzluklardan biri de Türkbank ihalesidir. Türkbank ihalesi, siyasetçi-mafya-işadamı üçgeninde organize gerçekleştirilen yolsuzluklar yumağına tipik bir örnektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerine düşen görev, yolsuzluklar varsa, siyasî boyutunu aydınlatmak, sorumluları bağımsız yargıya havale etmektir. Meclis, bu görevi, Türkbank ihalesiyle ilgili kurulan soruşturma komisyonunda olduğu gibi, hukuk kuralları içerisinde, kimseye önyargılı olmadan, hukuk ile vicdan ikileminde karara bağlayacaktır. Bu görev, hem siyasî hem hukukî hem de ahlakî bir görevdir. Zira, Türk siyaseti üzerine düşen karalekenin temizlenmesi, hem soruşturulan siyasetçiler için hem de buna vesile olan siyasetçiler için elzemdir. Zira, yıpranan siyaset kurumu ve siyasetçilerdir.

Soruşturma Komisyonumuz, konularında uzman, önyargısız, kimseyi itham etmeden, tamamen hukukun üstünlüğünü esas alarak, tarafsız çalışan, mağduriyeti korumakla birlikte, savunma hakkını alabildiğince veren, savunma hakkını teminat altına alan anlayışa sahip ve bunu soruşturma sürecinde icra etmiş üyelerden kurulmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Yalçınbayır'ın beyanlarına kısmen katılamıyorum. Zira, Meclis soruşturma komisyonlarının hazırladığı rapor, Meclisin onayı, yargı kararı değildir. Kararı verecek makam Anayasa Mahkemesidir. Soruşturma komisyonu raporu, bir nevi hazırlık tahkikatı üzerine delillerin toplanmasıdır. Bu hadiseyi Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda, savcının hazırlık tahkikatı üzerine, yeterli deliller elde ettiğinde kamu davası açmasına benzetebiliriz.

Diğer yandan, yargı kararları kaziyeî muhkeme teşkil etse dahi, iadeî muhakemeye sebep olabilecek yeni deliller elde edildiğinde yargılama yeniden başlatılabilecektir. Bu nedenle de Sayın Yalçınbayır'ın beyanlarına iştirak edemiyoruz. Diğer yandan, yeni delillerin elde edildiğine dair bir örnek verecek olur isek, Devlet Denetleme Kurulu raporu yeni bir delildir. Zira, (9/43) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu raporundan sonra verilen bir rapordur. Ayrıca, Komisyonumuzda yapılan tahkikat neticesinde elde edilen yeni deliller vardır. Bu yeni deliller muvacehesinde de yargılama her zaman yapılabilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demin de beyan ettiğim gibi, delillerin takdir ve münakaşası Yüce Divana ait olduğu gibi, hüküm verecek makam Yüce Divan makamı sıfatıyla Anayasa Mahkemesidir. Komisyonumuz, hazırlık tahkikatını tamamlayarak, hukuk-vicdan ikileminde -tamamen bağımsız irademizle- oybirliğiyle Yüce Divana sevke dair karar almıştır.

Komisyonumuza gelen dönemin Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz, eğer şov yapmadıysa "beni Yüce Divana gönderin, aklanayım" demiştir ve sözlü savunma talebini geri çevirmiştir. Kamuoyunda mahkûm olduğuna inanan Sayın Mesut Yılmaz'ın Yüce Divana gönderilme talebi, bizim tahkikat sürecimize ve Yüce Divana gönderilmesi kararı almamıza asla etki etmemiştir. Ancak, şartları oluşsaydı, bu talebe rağmen aksi karar da oluşabilirdi. Yani, Komisyonda şartları oluşan, Yüce Divana gönderilmesine gerek olmadığına dair bir karar ortaya çıkmış olsaydı Sayın Mesut Yılmaz ve Sayın Güneş Taner'in yargılanma hakkı olamayacaktı. Karar bu yönüyle de bu talebi karşılamaktadır. Aksi bir durumda Sayın Mesut Yılmaz mağdur olacaktı diye düşünüyorum. Bu kararla, bu anlamda mağduriyeti de giderilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 20 nci Dönemde kurulan (9/43) esas numaralı Meclis Soruşturması Komisyonu, neticede, 8'e 7 oyçokluğuyla Sayın Mesut Yılmaz'ın Yüce Divana gönderilmesi talebini reddetmiştir. Bu rapordan sonraki rapor ise, aynen "dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile Devlet eski Bakanı Güneş Taner'in söz ve eylemlerinin ihaleye açıkça müdahale anlamı taşıdığını, karara muhalefet eden üyelerin gerekçelerinin daha haklı olduğunu; elde edilen yeni delillerin yanında, Başbakan Mesut Yılmaz'ın kusurlu olduğunu, Başbakan ve Bakanın '500 000 000 dolardan aşağı verirseniz, ihaleyi iptal ederim' demek suretiyle, ihaleye direkt müdahalede bulunduklarını, ihaleye katılanların biri hariç herkesle görüştüklerini, birinden aldıkları bilgiyi diğerine aktardıklarını, devlet malı olduğundan kuşku duyulmayan TMSF'ye ait Türkbankın satışında 'ihale sürecinde malı satmak ve değerinde fesat oluşturmak' eylemleriyle Türk Ceza Kanununun 205 inci maddesini ihlal etmiştir" denilen Devlet Denetleme Kurulu raporudur.

Sayın Yalçınbayır'ın eleştirilerine, Devlet Denetleme Kurulunun vermiş olduğu bu rapor da yeni delil mahiyetindedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbakan Mesut Yılmaz'ın başkanlık yaptığı, Sayın Güneş Taner'in üye olduğu Özelleştirme Yüksek Kurulunun 15.7.1998 tarihli toplantısında, beklenmedik bir şekilde POAŞ ihalesini alan Hayyam Garipoğlu'nun sahip olduğu Akmaya-Orteks Grubu, devredışı bırakılarak, ikinci sırada olan firmayla görüşülmeden üçüncü sıradaki konsorsiyuma ihale verilmiştir.

Bu olay için, komisyonumuzda, aynen, "orada, yanlış hatırlamıyorsam, ya Maliye Bakanı ya da Başbakan, Hayyam Garipoğlu hakkında, devletin elinde, kendisinin karakter ve uğraşlarıyla ilgili böyle bir şeye sahip olmaması gerektiği yönünde bilgi ve belgeler olduğunu ifade ettiler. Maliye Bakanlığında karaparayla ilgili dosyalar vardı. Tabiî, bu gibi olaylarda bulunan kişilerin banka sahibi olmaları sakıncalı görünüyordu" diyen Sayın Güneş Taner'in açıklamaları sonunda, Sayın Külcü'nün de dediği gibi, sormak gerekmiyor mu Sayın Mesut Yılmaz ve Güneş Taner'e; Korkmaz Yiğit ile Alaattin Çakıcı arasındaki ilişkiyle ilgili, somut olarak, Emniyet Genel Müdürlüğünün yazıları ve bilgi notları iletildiği halde, Hayyam Garipoğlu için gösterilen hassasiyet, niçin Korkmaz Yiğit için gösterilmemiştir? Sormak gerekmiyor mu; POAŞ ihalesinde sakıncalı durum var denilerek, üçüncü sıradaki konsorsiyuma ihale verilirken, Türkbank ihalesinde sakıncalı durum olduğu halde, malî durumu iyi olan ve 5 000 000 dolar eksiğiyle 595 000 000 dolar teklif veren Zorlu Grubuna niçin ihale verilmemiştir?

Öte yandan, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün, Emniyet Genel Müdürlüğüne, 13.5.1998 tarihli 7956 sayılı yazısında, aralarında ilişkileri eski döneme dayanan Korkmaz Yiğit, Alaattin Çakıcı'nın Türkbank ihalesi için anlaştıkları, ihalede Korkmaz Yiğit'in yalnız kalmasını ve nihayetinde, bankanın Korkmaz Yiğit'in olmasını sağlayacak girişimlerde bulunarak, Alaattin Çakıcı'nın ve benzeri örgütlerin gerek yurtiçi gerekse yurtdışı ticarî ve sosyal alanları artırarak, para transferi yapmak için, Türkbankın, Korkmaz Yiğit'çe alınmasını temin etmek için ihaleye katılan kuruluşlara tehdit, şantaj, hatta, korkutma maksadıyla silahlı eylemlere tevessül edileceği bildirilmiştir. Ayrıca, 4.6.1998 tarihli yazıyla da bu hususları teyit eder bilgiler ilgililere ulaştırılmıştır.

19 Haziran 1998 tarihli Sabah ve Hürriyet Gazetelerinde yer alan haberlerde, ihaleye teklif veren yatırımcılardan bazılarının, ihaleye katılmamaları için tehdit edildiklerini, yatırımcılara karşı suikast girişiminde bulunacakları iddia edilen iki kişinin İstanbul Emniyet Müdürlüğünce yakalandıklarına dair haberler üzerine, TMSF, Emniyet Genel Müdürlüğüne hitaben 24.6.1998 tarihli yazısıyla, aynen "söz konusu haberler gerçeği yansıtıyor ise, ülkemiz ekonomisi ve bankacılık sistemi yönünden büyük önem arz eden Türkbank ihalesinin spekülasyonlardan uzak, şeffaf bir biçimde gerçekleştirilmesini teminen konunun araştırılarak, tarafımıza bilgi verilmesini arz ve talep ederiz" denilmiştir. Ancak, bu yazıya cevap gelmeden TMSF, ihaleyi yapmıştır. Madem, ciddî bir durum var ise, yazının cevabı niçin beklenmemiştir? Yazının cevabı gelmediyse, niçin tekit edilmemiştir? Bunlar tamamen suiistimale yönelik eylemlerdir diye düşünüyorum sayın milletvekilleri.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ayrıca, TMSF'nin 24.6.1998 tarihli yazısına, Emniyet Genel Müdürlüğü, 4.8.1998 tarihinde, geç cevap verilmesiyle ilgili olarak, bu bilgilerin süreç dahilinde elde edildiği, iş ve işlemlerde delilleri ilgililere ulaştırmada gecikme olmadığını beyan etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ramazan Can (AK Parti, Kırıkkale). “Eski bşk. a. mesut yılmaz ve devlet eski bak. güneş taner hk. meclis soruşturması açılması hk (s.s 621) (9/5,6)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-can-22-2004-07-13-eski-bsk-a-mesut-yilmaz-ve-devlet-eski-bak-gunes-taner-hk-meclis-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
