# Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim
- **Tarih:** 30 Kasım 2004
- **Gündem:** ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653

> Ramazan Kerim Özkan (CHP), 30 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİK TARIM KANUNU TAS. (SS. 653 )); konuşma 1.499 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Organik Tarım Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlarım.

Ekolojik tarım, üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Ekolojik tarımın amacı, toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır.

Sanayiin gelişmesi dolayısıyla zaten kirlenen çevrenin bir de tarımsal üretim sebebiyle kirletilmemesi, çevremizin daha yaşanır bir hale getirilmesi açısından son derece önemlidir.

Ekolojik tarımın gündeme gelmesinin en önemli nedenlerinden birisi de çevre bilinci ve ozon tabakasındaki incelme ve dünyamızın geleceğinin tehlikeye girmesidir.

Kullanılan tarımsal ilaç, gübre, hormon gibi etkenler, insan ve hayvanlarda, çoğunlukla akut ve kronik hastalıkların oluşmasına yol açmakta ve bu sorun, zamanla ciddî boyutlarda insan ve hayvan sağlığını tehdit eder bir konuma gelmektedir.

Ülkemizdeki ekolojik tarım faaliyetleri, 1986 yılında Avrupa'daki gelişmelerden farklı şekilde, ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda, ihracata yönelik olarak başlamıştır. Önceleri, ithalatçı ülkelerin bu konudaki mevzuatına uygun olarak yapılan üretim ve ihracata, 1991 yılından sonra, Avrupa Topluluğunun yayımlamış olduğu yönetmelik doğrultusunda devam edilmiştir. Bu yönetmelikle, Avrupa Topluluğuna ekolojik ürün ihraç edecek ülkelerin uymak zorunda olduğu hususlar ayrıntılarıyla belirtilmiştir. Böylelikle, ülkelerin kendi mevzuatlarını uygulamaya koymaları ve bu mevzuatın da dahil olduğu çeşitli teknik ve idarî konuları içeren bir dosyayla Avrupa Topluluğuna başvurmaları zorunluluğu getirilmiştir.

Ülkemizde üretilen ekolojik ürünler büyük ölçüde yurtdışı pazarlara gönderildiğinden, ekolojik ürünlerin üretimi ve çeşitliliği, yurt dışından gelen talepler doğrultusunda şekillenmektedir. İhracat organizasyonunun gerekliliğinden dolayı, üretimler, organizasyon kuruluşları tarafından sözleşmeli olarak çiftçilere yaptırılmaktadır. Sözleşmeli tarım, üreticilere, fiyat ve satış garantisi getirerek avantaj sağlamaktadır. Bugün, ekolojik sisteme yakın üretim yapan ve geçtiğimiz yıl mağdur olan elma, armut, buğday, patates, anason, haşhaş ve mantar üreticileri ile yine, ekolojik üretime yakın üreticilik yapan et ve süt üreticileri de sözleşmeli fiyat ve satış garantisinden yararlanmak istemektedirler.

Değerli arkadaşlarım, ancak, ekolojik üretimde belirli yasakların olması ve iki üç yıllık bir geçiş sürecinden sonra ekolojik üretime geçilebilmesi, uzun dönem üretim planlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, yapılan araştırmaların yasal geçerliliğinin olması ve tarafların uyması, ekolojik tarımın başarısı için şarttır. Bu nedenle, bu kanunun yürürlüğe girmesiyle kurulacak Organik Tarım Komitesinin ve Bakanlıkdışı kurum ve kuruluşlarla koordinasyon ve izleme hizmetlerini yapmak üzere kurulacak olan Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesinin görev ve sorumlulukları büyük önem kazanmaktadır. Bu komitelerin oluşum ve çalışma şekliyle ilgili usul ve esasların belirlenmesi için, ilgili Bakanlık, ayrıca bir yönetmelik hazırlayacaktır. Bu yönetmeliğin içeriği, en az, çıkarılacak bu yasa kadar önemlidir.

Türkiye'de ekolojik tarım ürünleri yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, ihracatçı taleplerini karşılamak, ürün çeşit ve miktarlarını artırmak için öncelikle eğitim çalışmalarına önem verilmelidir. Bu eğitim çalışmaları da iki aşamalı olarak gerçekleştirilmelidir. Birinci aşamada, öncelikle çiftçilerin ekolojik ürünler üretimine yönelmeleri için bilgilendirme ve teşvik çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Günümüzde, ülke tarımının ve çiftçisinin zor koşullar altında bulunduğu da gözönüne alınırsa, bu teşvikin ne denli önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Öncelikle, üreticiye, bu tip üretimde üretim maliyetinin daha düşük olacağı anlatılmalıdır. Tarımsal ilaç, gübre ve hormon kullanılmamasından dolayı üretim maliyetlerinde ciddî bir azalma olacağı ve bunun da kârlılığı artıracağı yönünde örneklemeli olarak eğitim ve yayın çalışmaları organize bir şekilde yürütülmelidir. Burada uygulanacak teşvik ve desteklemeler de çok önemlidir. Üreticimize bu üretimden dolayı zarar etmeyeceği veya zarar ettiğinde bu zararın devlet tarafından karşılanacağı garantisi verilmelidir. Böylelikle, üreticinin devlete kaybolan güveni yeniden sağlanmalıdır. Ayrıca, ekolojik üretime geçmek isteyen üreticilerin, toprağın, gübre, ilaç ve kimyasallardan arındırılması için iki üç yıllık bir geçiş periyoduna ihtiyacı olacaktır. Bu sürede, çiftçi, boş bekleyen bu tarladan gelir elde edemeyeceği için ekonomik bir sıkıntı içerisine girecektir. Bu sıkıntı nasıl giderilecektir; bunların çözümü titizlikle araştırılmalıdır. Çiftçinin ekolojik tarım için ayırdığı tarlasının dışında kalan bölümüne Bakanlık tarafından bazı ayrıcalıklar sağlanabilir. Örneğin, bu alanlarda kota uygulaması kaldırılabilir. Bölgesine göre, tütün, pancar, haşhaş, anason veya mısır, yonca, korunga ektirilebilir ya da bu alanlarda çiftçinin yaptığı üretime ek destekleme alımları uygulanarak bir ayrıcalık sağlanabilir. Diğer bir uygulamayla ekolojik üretim yapmak isteyen çiftçilerin tarımsal kredi kooperatiflerine veya bankaya olan borçları belli bir süre ya da en azından ekolojik ürün hasadının sonuna kadar ertelenebilir.

Yine, bir diğer uygulamayla ekolojik tarım yapacak çiftçiye ucuz enerji, ucuz mazot sağlanmalıdır veya enerji, mazot, işçi ve buna benzer zarurî giderler için ucuz kredi verilmelidir. Bu ve bu kredilerin geri ödemeleri için en az üç yıllık bir ödemesiz dönem planlaması yapılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, bu aşama da gerçekten çok önemlidir. Ülkemizin çiftçisinin, belli bir güvence ve destek sağlandığında, bunu başaracağından hiç şüphem yoktur. Seçimlerde verdiğiniz sözü tutunuz. Yatçılara ve gemi sahiplerine verdiğiniz fiyattan Türk çiftçisine ucuz mazotu veriniz. Gübrede, ilaçta, enerjide indirime gidiniz. Türk köylüsü, Türk çiftçisi, hele hele Erzurum'un Dadaşı azarlanmayı hiç hak etmiyor.

İkinci aşama ise, kırsal kesim dışında kalan, tüketici olarak bilinen toplumu ilgilendirmektedir. Tüketicinin de yazılı ve görsel medya aracılığıyla bilgilendirilmesi gerekmektedir. Avrupa ülkelerine kıyasla ülkemiz tüketicisinin ekolojik ürün tüketim alışkanlığı çok azdır. Bunda, ülkemizde ekolojik ürünlerin fiyatlarının yüksek olmasının yanı sıra, toplumun, halk sağlığı açısından yıllarca yeteri kadar bilinçlendirilmemiş olmasının da önemi büyüktür. Avrupa'da, tüketici, sebze ve meyve reyonlarında ekolojik ürünlerin olduğu bölümlere daha çok rağbet etmesine rağmen, ülkemizdeki tüketicilerin büyük çoğunluğu, daha gösterişli gözükmesi ve fiyatlarının daha uygun olması nedeniyle normal ürünleri tercih etmektedir.

Bu nedenle, tüketiciye, ekolojik tarım ürünlerinin tanıtımı, ekolojik üretimin çevre kirlenmesine neden olmadığı, özellikle gelişme çağındaki çocukların beslenmesindeki faydaları gibi konularda bilgiler verilmeli ve tüketim desteklenmelidir. Böylelikle, ekolojik tarım ürünlerinin sadece ihracat materyali konumundan çıkarılıp, iç tüketime de verilmesini sağlayabiliriz. Bugün, sadece bazı büyük marketlerin özel bölümlerinde ve yüksek fiyatla satılmakta olan, alımlık değil, sadece görümlük olarak değerlendirilen ekolojik ürünlerin, diğer sebze ve meyve reyonlarına taşınmasını sağlayabiliriz. Ayrıca, ekolojik tarım ürünlerinin, devlet aracılığıyla, direkt olarak üreticiden alınarak tüketiciye sunulması da aradaki toptancı maliyetlerini düşüreceğinden, bu ürünlerin daha uygun fiyatlarla tüketiciye sunulmasına olanak sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu arada ihracatçının özendirilmesi de ekolojik tarım üretiminin artmasını sağlaması açısından son derece önemlidir. Sağlanacak ihracat teşvikleri ve vergi indirimleriyle ihracat özendirilecek, hem ülke ekonomisine ekonomik girdi sağlayacak hem de ekolojik üretimde artış sağlanarak çiftçiye malî yönden bir kaynak oluşturulacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan bu kanun tasarısını desteklediğimizi öncelikle belirtmek isterim; ancak, hazırlanan tasarıda bazı eksikliklerin bulunduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Organik tarımdan bahsediyoruz; ama, ormanda yaşayan arılarımız ile orman bölgesindeki tatlısularda üretilmeye çalışılan balıklarımız, Orman Bakanlığımızın her yıl havadan attığı 20 ton kimyasal ilaçlarla zehirlenmektedir. Antalya, İzmir, Muğla üreticileri, bu konuda rahatsızdır. Arı kovanı sayısı olarak dünyada 4 üncü, üretim olarak dünyada 7 nci olmamıza rağmen yurtdışına bal satamıyoruz. İlaçlardan balıklar, kuşlar, arılar ölüyor. Kimyasal bulaşmanın önüne geçemiyoruz. Bu konuda yasal bir düzenleme gerekmektedir.

Her ne kadar "Tanımlar" bölümünde organik tarım faaliyetlerinden söz edilirken, toprak, su, bitki, hayvan ve doğal kaynaklar kullanılarak organik ürün veya girdi üretilmesi tanımlaması yapılmakla birlikte, organik tarım kadar önem arz eden organik hayvancılıktan hiç söz edilmemektedir. Oysa, bu konularda kamuoyunda son günlerde birtakım gereksiz spekülasyonlara girilmiştir. Yetkili olmayan bazı ağızların, gıdalar hakkında ileri geri konuşmaları ve "ben, tavuk yemem; ben, dana eti yemem" diyerek sorumsuzca hareket eden kişiler yüzünden vatandaşlarımızın kafaları karışmakta ve bu sektörler milyarlarca liralık maddî zarara uğramaktadır.

Sorumsuzca konuşanları buradan uyarıyorum. Ben ve halkım, bulabildiğimizde, tavuk eti de yiyoruz, dana eti de yiyoruz. Bitkiyi saksıda, evcil hayvanları hayvanat bahçelerinde görmüş insanların, hayvansal ve bitkisel gıdaların üretimi, tüketimi üzerinde yorum yapmaya ve konuşmaya hakları yoktur.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Bravo!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Hormonu, antibiyotiği, genetiği değiştirilmiş organizmaları anlatmak, bu konuda eğitim almış uzman kişilerin görevi olmalıdır. Üç kelimeyle, ne üretici ne de tüketici mağdur edilmelidir.

Bugün, tarlalarda, bahçelerde, cam ve naylon seralarda bir lokma ekmek için ter döken, küçük ve büyükbaş hayvan yetiştirmek için ahırlarda ve kırlarda koşan ve kanatlı üretim çiftliklerinde canla başla çalışan birçok emekçi, yetkisiz ağızlardan çıkan ve gerçeği yansıtmayan iddialar nedeniyle bugün bir hayli sıkıntıya düşmüştür. Hayvancılıkta sıkıntı...

Değerli arkadaşlarım, bu gördüğünüz inek, bu da buzağısı. Hayvancılıkta sıkıntı üretim maliyeti nedeniyle olağanüstü artmıştır. Bu gördüğünüz sağmal inek ve buzağı, bacasız fabrikadır. Bu, kırsal alanın en büyük geçim kaynağıdır. Bunun geliriyle ve getirisiyle okursunuz, öğretmen olursunuz, doktor olursunuz, mühendis olursunuz, benim gibi veteriner hekim olursunuz, hatta benim gibi milletvekili olursunuz bunun sayesinde. Bu, Türkiye'nin geleceğidir.

Bu inek bugünlerde unutuldu. Bu inek, gün olur cebinizdeki paradır; gün olur sağlığınızın güvencesidir; gün olur hacca gidecek yatırımınızdır; gün olur tarlanızdaki traktörünüzdür; ama, bu inek, buzağısı, danası, düvesi artık pazarlardadır. Köylümüz sıkıntılardan dolayı bu işten vazgeçiyor. Acilen özendirici tedbirler almak zorundayız. Hayvancılığa ayrılan 553 trilyon lirayı az buluyorum. Sayın Bakanımız yok; lütfen, iletilmesini diliyorum.

Sayın Maliye Bakanını burada uyarıyorum; lütfen, bütçede bu sektöre 1 katrilyon lira ayırınız. Bunu ayırmadığınız sürece bu ölecek değerli arkadaşlarım. Buna dikkatinizi çekiyorum.

Bundan yaklaşık bir ay önce, bir pazar günü, sabah erken saatlerde, Burdur hayvan pazarındaydım. İnanın, Budurumuzun tüm ilçelerinden ve köylerinden üreticiler pazardaydı. Hatta komşu illerimiz, Isparta ve ilçelerinden, Antalya'dan, Korkuteli'nden, Elmalı'dan, Gazipaşa'dan, Denizli'den, Acıpayam'dan, Afyon'dan, Sandıklı'dan, Dinar'dan, Eskişehir'den, hatta Diyarbakır'dan üreticiler bu pazardaydı. Köylümüz, üreticimiz, hasat sonu gibi, ürün toplama gibi, neyi varsa pazara taşımış; artık, bu işten vazgeçiyor.

Değerli arkadaşlarım, bizim köylümüz o kadar hassastır ki, küstüğü dağın odununu yakmaz. Ben Burdur'un Düver Köyündenim ve benim emmim, yeni tabirle amcam bir çiftçi. Amcam bundan yirmibeş sene önce soğan ekti; o yıl soğan para etmedi. Soğanın fiyatı 25 kuruş...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “Organik tarım kanunu tas. (ss. 653 )”. TBMM Genel Kurulu, 23. Birleşim tutanağı, 30 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2004-11-30-organik-tarim-kanunu-tas-ss-653 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
