# Tarım v köyişleri bakanlığının, tabi işletmeler dışında kalan taşra kuruluşlarına döner sermaya verilmesi hakkında kanunun adı ve bazı maddelerin değiştirilmesi (s.s.1053)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 28 Aralık 2005
- **Gündem:** TARIM V KÖYİŞLERİ BAKANLIĞININ, TABİ İŞLETMELER DIŞINDA KALAN TAŞRA KURULUŞLARINA DÖNER SERMAYA VERİLMESİ HAKKINDA KANUNUN ADI VE BAZI MADDELERİN DEĞİŞTİRİLMESİ (S.S.1053)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2005-12-28-tarim-v-koyisleri-bakanliginin-tabi-isletmeler-disinda-kalan-tasra-ku

> Ramazan Kerim Özkan (CHP), 28 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM V KÖYİŞLERİ BAKANLIĞININ, TABİ İŞLETMELER DIŞINDA KALAN TAŞRA KURULUŞLARINA DÖNER SERMAYA VERİLMESİ HAKKINDA KANUNUN ADI VE BAZI MADDELERİN DEĞİŞTİRİLMESİ (S.S.1053)); konuşma 1.900 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1053 sıra sayılı 969 sayılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının, 867 ve 170 Sayılı Kanunlara Tabi İşletmeler Dışında Kalan Taşra Kuruluşlarına Döner sermaye Verilmesi Hakkında Kanunun Adı ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Bazı Ek Maddelerin Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısının tümü hakkında Cumhuriyet Halk Partisi adına görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun tasarısını hazırlayan Sayın Bakanımız Mehmet Mehdi Eker'e ve Niğde Milletvekili Sayın Erdoğan Özegen'e huzurunuzda şahsım ve meslek kuruluşları adına bir kez daha teşekkür etmek isterim.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren kurumların büyük çoğunluğunda 969 sayılı Kanunla kurulmuş dönersermaye işletmesi mevcutken, 19 kurumda ise 867 ve buna ek olan 170 sayılı Kanunlarla kurulmuş dönersermayesi işletmesi mevcuttur. 969 sayılı Kanunda yapılan bir değişiklikle bu kanuna tabi hükümlerle çalışan 657'ye tabi personele asgarî ücret brüt tutarının 2 katı teşvik primi ödenmesi sağlanmıştır ve bu personele 2002 ve 2003 yılında teşvik primi dağıtılmıştır. Ancak, 867 ve 170 sayılı Kanunlara tabi işletmelerde teşvik primi ödemesi yapılamamıştır. Bu da dolayısıyla, Bakanlık bünyesinde aynı işleri gören ve dönersermayeyle katkı sağlayan kuruluş ve kuruluş meslek mensupları arasında bir haksızlığa yol açmıştır. 2004 yılı teşvik primi ödemeleri ise 2005 Malî Yılı Bütçe Kanununda yapılan bir düzenlemeyle hem 969 hem de 867 ve 170 sayılı Kanunlara tabi işletmelerde asgarî ücret brüt tutarının 1 katı olmak üzere dağılmış ve aynı bakanlık bünyesinde aynı işleri yapan personel arasında adalet sağlanmıştır. 2006 yılı bütçe kanununda yine aynı düzenleme öngörülürken Plan ve Bütçe Komisyonunda da bu madde tamamen çıkarılmış olup bu durum 969'a tabi işletmelerde asgarî ücret brüt tutarının 2 katı teşvik primi ödemesinin önüne açarken, 867 ve 170 sayılı Kanuna tabi işletmelerde teşvik primi ödenmesini engellemiştir; dolayısıyla, geçen yıl asgarî ücret brüt tutarının 1 katı oranında teşvik primi alan 19 enstitü personeli bu haktan yararlanamadıkları gibi geçen yıl yararlandıkları haklarını da kaybetmiş bulunmaktadırlar; oysa, bu 19 kurum personelinin de bu yasadan yararlanmaları, şahısların çalışma zevkini ve randımanını artırdığı gibi kurumların da dönersermaye birikimlerinin de artmasına neden olacaktır.

Bütçeye herhangi bir malî yük getirmeyen ve sadece kurum personelinin katkıları ölçüsünde dönersermayeden pay almalarını sağlayacak bu yasadan 19 enstitünün de yararlanmalarını sağlayacak olan bu yasa tasarısı son derece yararlıdır. Grubum adına, yasa tasarısını desteklediğimizi bildiriyor, tüm meslek camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunla birlikte, enstitüde yaptıkları çalışmalarla katma değer üreten, koruyucu hekimliğin altyapısını oluşturan, teşhis ve tedavi yöntemlerini belirleyen, alt çalışmaları yapan, aşı üretim ve dağıtımında çalışan bu meslek gruplarının, ayrıca canlı hayvan ve hayvansal maddelerle bitkisel ürünlerin sevk ve idaresinde çalışan personelin gece ve gündüz, mesai saatlerine bağlı kalmaksızın, tatil günleri dahil, çalıştıkları bir gerçektir. Bu gerçekler karşısında ilgili personelin dönersermayeden herhangi bir pay almamaları bugüne kadar motivasyon ve moral bozukluğuna yol açmaktaydı; bu yasal düzenlemeyle ilgili birimlerde çalışan personelin hem moral motivasyonu hem de çalışma azim ve gayretleri artacaktır; ayrıca, Bakanlık bünyesindeki dönersermaye işletmelerinin tek kurum ve tek yönetmelik altında toplanması da kanunda göz önüne alınmıştır. Bu da kaynakların etkin ve verimli kullanılması ve tarım, hayvancılık faaliyetlerinin en iyi şekilde yerine getirilmesini ve işlemlerin hızlandırılmasını sağlayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğiyle ilgili mevzuatların, en az yüzde 30'unun veteriner hekimlik mesleğiyle ilgili olduğu ve hayvansal kökenli gıdalarda, çiftlikten sofraya kadar her aşamada veteriner hekim kontrolünün zorunlu hale getirildiği, Avrupa Birliği kuralları içerisinde, ülkemizde, mesleğin önemi bir kez daha ortaya çıkmış bulunmaktadır. Buna rağmen, veteriner hekimlik mesleği, ülkemizde, birçok sorunları da bünyesinde barındırmaktadır. Bu sorunlardan birisi olan bu dönersermaye yasasının çıkarılması, meslek camiamız için son derece yararlı olmuştur.

Avrupa Birliğine girme çalışmalarının ivme kazandığı şu günlerde, veteriner hekimlik alanında, Avrupa Birliği mevzuatlarına temelde uyum yerine, görüntüde uyum için uyum çalışmaları yapılmaktadır. Avrupa Birliği mevzuatına göre, veteriner hekimlik mesleği, doğrudan Bakana bağlı, bütçesi, personeli, taşra örgütüne kadar tamamen bağımsız bir yapı içermektedir. Bu nedenle, veteriner hekimlik alanında, acilen bir reorganizasyona ihtiyaç bulunmaktadır. Veteriner hekimlik mesleğinin icrasıyla ilgili yasal düzenleme bir an önce tamamlanmalı ve bu düzenlemenin hazırlanmasında, Bakanlık dışındaki, üniversitelerimiz ve ilgili meslek kuruluşlarımızdan da görüş alınmalıdır.

Bir diğer sorun da, veteriner fakültelerinin sayılarının her geçen gün artmasıdır. 1982 yılında, ülkemizde, sadece 4 veteriner fakültesi mevcuttu; bugün ise 21 adet veteriner fakültesi mevcuttur. Bu fakültelerin, ne yazık ki, birçoğu, maalesef, hem öğretim üyesi yönüyle hem de klinik, laboratuar ve derslik gibi altyapı yönüyle yetersizdir. Ayrıca, bu kadar veteriner fakültesi açılmasına rağmen, uzun zamandan beri, kamuda, veteriner hekim istihdam edilmemektedir. Dolayısıyla, bu da, bir işsiz veteriner hekimler ordusunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Değerli milletvekilleri; ayrıca, yerel yönetimlerde görev yapan veteriner hekimler, gerek kesim öncesi gerekse kesim sonrası yaptıkları muayenelerde birçok zoonos hastalıklara maruz kalmalarına rağmen, fiilî hizmet tazminatlarından yararlanamamaktadırlar. Bu konuda hazırladığım bir yasa teklifi, Meclis gündeminde beklemektedir. Bu adaletsizliğin önüne geçilmesi için, Sayın Bakanımızdan yardım beklemekteyiz.

Yine, yıllarca, ülkemiz sınırlarını aşarak hizmet vermiş olan veteriner kontrol ve araştırma enstitülerine yeni veteriner hekim alınmaması ve uzmanlık yönetmeliğinin iptal edilmesi nedeniyle, yetişmiş personel konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun yürürlüğe girmesiyle mesleğimizin uzmanlık eğitiminin Maliye Bakanlığı, YÖK ve dolaysıyla fakülteler tarafından kabul edilmemesi, veteriner hekimlik mesleğinin bilimselleşmesini engellemiştir. Dünyanın yöneldiği uzmanlaşma eğitimine ülkemizde vurulan darbe neticesinde, araştırma enstitülerinde ciddî boyutta bir uzman eksikliği hissedilmektedir. Bu nedenle, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu metninde geçen "tıpta uzmanlık" ifadesinin "beşerî veya veteriner tıp uzmanlığı" şeklinde değiştirilmesi veya "veterinerlik uzmanlığı" ibaresinin eklenmesiyle mesleğimizde uzmanlığın yolu açılacak ve bu bilimsek eksiklik ortadan kaldırılacaktır.

Diğer bir önemli sorun da, yürürlükte olan Kırmızı Et ve Et Ürünleri Üretim Tesislerinin Kuruluş, Açılış, Çalışma ve Denetleme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliktir. Önceki yönetmeliklerde, kombina ve mezbahalarda sorumlu yöneticinin veteriner hekim olma koşulu ve buna ilaveten, Avrupa Birliğinde olduğu gibi, resmî hükümet veterinerinin kesim esnasında hazır bulunması zorunluluğu vardı. Hangi sebeple olduğu bilinmeyen bir şekilde bu yönetmelik değiştirilerek, yerine, herhangi bir meslek grubuna ait sorumlu bir yöneticinin sorumluluğunda en az bir muayene veteriner hekimi bulunması şartı getirilmiştir. Yine, soğukhava, parçalama tesisi ve mamul madde üretim tesislerinde veteriner hekim bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. Dolayısıyla, bütün kontroller, işyeri sahibinin inisiyatifine bırakılmıştır. Bunun da, hayvana ve hayvansal ürünlerle bulaşabilen hastalıklar ya da mamullerin gerekli hijyen ve sağlık kontrollerinin yapılamaması nedeniyle büyük bir risk oluşturduğu ortadadır.

Gıdalara ilişkin yaşanan sorunların yüzde 90'ı hayvansal kökenli gıdalardan kaynaklanmaktadır. Hayvansal kökenli gıdaların güvenliği, hayvanlara yedirilen yemlerden başlamaktadır. Bu nedenle, dolaylı olarak insan sağlığından sorumlu olan veteriner hekimler, hayvanlara yedirilen her türlü yem maddesini bilmek ve denetlemek durumundadır; zira, zararlı olan bazı maddelerin yemlerden hayvansal dokulara ve dolayısıyla da insanlara geçeceği bilinen bir gerçektir. Son yıllarda görülen, halk tabiriyle "delidana hastalığı" olarak bilinen hastalık, bunun en iyi örneklerinden birisidir. Hayvan yemlerinde karşılaşılan bazı sorunlar, hayvanı ve hayvansal ürün ticaretini de doğrudan etkilemekte ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu nedenlerle, hayvanlara verilecek yemlerin güvenilirliğini sağlamak için, devlet, denetim görevini etkin bir şekilde yapmalıdır. Bunun için de ihtiyaç duyulan modern laboratuvar donanımlarıyla enstitüler ve gerekli istihdam sağlanarak kontrol şube müdürlükleri, bu amaçla, desteklenmelidir.

Hayvansal kökenli gıda maddeleri, çabuk bozulmaları, enfeksiyon ve toksikasyon riski taşımaları nedeniyle, gıda kontrolü içerisinde önemli bir yer tutar. Bu tür gıdaların planlanması, üretilmesi, taşınması, muhafazası, ruhsatlandırılması, ithal ve ihracatında, veteriner hekimler, mutlaka, etkin görev yapmalı, organizasyon ve yönlendirmede etkili ve yetkili olmalıdır. Ne yazık ki ülkemizde, yıllardır bunun tam tersi yapılmakta, veteriner hekimler, destek hizmeti şeklinde çalıştırılmaktadır. Bunun sonucu olarak da, gıda güvenliği yeterli oranda sağlanamamakta ve ciddî boyutta halk sağlığını etkileyen tehlikeler oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sağlıklı insanın temeli sağlıklı gıda, onun da temeli sağlıklı hayvandır. Bu da demektir ki, hayvanların da, sağlıklı çevrede ve sağlıklı beslenmesi gerekmektedir. Hayvanlarımızın yeterince sağlıklı ve güvenilir beslenmesi açısından, sağlıklı yem bitkilerinin üretiminin yapılması zorunludur; bu, bir döngüdür ve hepsi bu çarkın vazgeçilmez dişlileridir. Bu çarkın bir dişlisi aksıyorsa, sağlıklı toplum gerçeğine ulaşmak imkânsızdır. Bu çarkın etkin bir biçimde işleyebilmesi için, ülkemizde, bitkisel ve hayvansal üretimi gerçekleştiren yetiştiricilerimizin, üreticilerimizin, çiftçilerimizin de durumlarının iyi olması gerekmektedir. Oysa, ülkemiz çiftçisi, yıllardan beri yaşamış olduğu ekonomik sıkıntılar nedeniyle, bırakın yarınını, geleceğini, yaşadığı günü kurtarma endişesi içerisindedir. Bir çoğu tarım kredi borçları, banka borçları, elektrik borçları nedeniyle, günlerini mahkeme kapılarında geçirmektedir. Her geçen gün artan üretim maliyetleri, yetiştiricilerimizin belini bükmektedir. Tohumluk, ilaç, gübre gibi girdiler, birkaç yıl öncesine kadar yüzde 80, yüzde 120 oranında artış gösterirken, ürettikleri ürünler, üç dört yıl öncesiyle aynı, bazıları ise daha da düşüktür. Yine, uygulanan kotalar nedeniyle büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Elma üreticisi perişandır, süt üreticisi perişandır, et üreticisi perişandır. Süt üreticisi, 1 litre süt satarak 1 kilogram yem alamamaktadır. Oysa, Avrupa Birliği ülkelerinde, yetiştirici, 1 litre sütle 3 kilogram yem alabilmektedir. Et üreticisi 1 kilogram eti, yaklaşık 9 YTL'ye mal edip, 7 YTL'ye zor satabilmektedir. Üç yıl öncesinde 4 kilogram buğdayla 1 litre mazot alabilen bir çiftçi, bugün 7 kilogram buğdayla 1 litre mazotu ancak alabilmektedir. Çiftçi üretiyor, süt üreticisi üretiyor, et üreticisi üretiyor; ama, hepsi mustarip ve çaresiz. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesim her geçen gün azalıyor. Tarım alanları daralıyor. Hayvan sayıları hızla azalıyor. Hayvancılık her geçen gün kan kaybediyor.

Ayrıca, tarım ve hayvancılık alanında yapılan desteklemeler, son derece yetersizdir. OECD standartlarına göre üretici başına desteğin Avrupa Birliği ülkelerinde 8 000 dolar, ABD'de 20 000 dolar, Türkiye'de ise bunun sadece 230 dolar olduğu bir gerçektir. Avrupa Birliğine uyum sağlanacak ise, önce bu desteklemelerde uyum sağlamak zorundayız. Bunun için, işe ilkönce, çiftçilerimizin, köylümüzün, üreticimizin durumlarını iyileştirmekle başlamak gerekmektedir.

Bu nedenle, tarım ve hayvancılık alanında yeni bir yapılanmaya acilen ihtiyaç duyulmaktadır. En önemlisi de, hükümetlerin, artık, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesimi ülke ekonomisine bir yük olarak görmekten vazgeçmeleri gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, yine Tarım ve Köyişleri Komisyonumuzda görüşülmekte olan Tarım Kanunu Tasarısından bahsetmek istiyorum. Tasarının tanımlar bölümünde hayvancılığın tanımlanmamış olması büyük bir eksikliktir. Ülkemiz tarım ve hayvancılık sektörü, birbirinden ayrılamaz önemli kavramlar olup, aynı zamanda birbirlerinin tamamlayıcısı ve destekleyicisidir. Bu sektörlerden birisinin bu kanun tasarısı içerisinde tanımlanmamış olması, tasarının gereken önem ve anlamını kaybetmesine yol açacaktır. Ülkemiz nüfusunun önemli bir çoğunluğunun geçimini sağladığı hayvancılık sektörünün tanımlar bölümünde anılmaması, tasarı kapsamını daraltmaktadır. Ayrıca, hayvancılık sektörünün bu kapsamda yer alamaması birtakım sakıncalar doğurmakta ve doğal olarak, hayvancılık sektörü emekçilerini dışlama anlamına da gelmektedir.

Yine, Anayasanın 45 inci maddesi tarım ve hayvancılığı ayrı olarak tanımlamıştır. Bu nedenle, kanun maddelerinde sadece "tarım" yerine "tarım ve hayvancılık" ifadesinin kullanılması, yasanın Anayasaya uygunluğu açısından da gereklidir.

Yine, tasarıda çiftçi tanımı yapılırken, bu tanım bitkisel üretimle uğraşan üreticileri kapsamaktadır. Dolayısıyla, hayvan üreticileri ve yetiştiricileri için bir tanım yapılamamıştır.

Ayrıca, hayvancılık faaliyetiyle uğraşan tüm üretici ve yetiştirici, sektörde hizmet üreten müteşebbislerin mevcut destekten alacağı yüzde 12'lik payı oldukça düşük bulmuştur.

Tasarıyla ilgili birçok değişiklik önergesi vermemize rağmen, Komisyonda bunlar yeterince değerlendirilmemiştir. Umarım, bu tasarı Genel Kurula geldiğinde, hayvancılık sektörüne de gerekli önem verilmesi için çalışmalar yapılacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, sayıları 41'e ulaşan odalarımızla, derneklerimizle, birliklerimizle, konseyimizle ve devlet özel kurum ve kuruluşlarında özveriyle görev yapan birbirinden değerli meslektaş kadromuzla, her zaman ülkemizdeki tarım ve hayvancılık sorunlarının çözülmesi için her türlü ortamda yardıma hazır olduğumuzu belirtiyoruz.

Bugün taşrada çalışan meslektaşlarımız, ülkemizin zaman zaman karşı karşıya kaldığı hayvan hastalık ve zararlarıyla ilgili özverili çalışmalar yapmışlardır.

Yine, enstitülerimizde görev yapan kadrolarımız, gerek teşhis ve gerekse aşı üretimi çalışmalarıyla, hastalıkların kısa zamanda eradikasyonunu gerçekleştirmişlerdir. Bir Şap Enstitüsünün, bir Etlik Laboratuvarının, bir Pendik Araştırma Enstitümüzün, bir Bornova Enstitümüzün çalışmalarını yadırgamak mümkün değildir. Cansiparane çalışan arkadaşlarımıza, buradan, tekrar teşekkür ediyorum.

Bakanlıkça uygulamaya konulan tüm projeler, zamanında, başarılı olarak tamamlanmaktadır. Bu özverili çalışmalarda bulunan veteriner hekimlerimizin, en kısa zamanda Avrupa'daki meslektaşlarının refah seviyesine ulaşmaları en büyük dileğimizdir. Bu nedenle, gerekli kanun ve yönetmeliklerin bir an önce Meclis gündemine alınarak sorunların çözüme kavuşturulmasını ümit etmekteyiz.

Bu yasanın, tüm meslek camiamıza hayırlı ve uğurlu olmasını diler, bu vesileyle yeni yılınızı ve yaklaşan kurban bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, saygı ve sevgilerimi sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “Tarım v köyişleri bakanlığının, tabi işletmeler dışında kalan taşra kuruluşlarına döner sermaya verilmesi hakkında kanunun adı ve bazı maddelerin değiştirilmesi (s.s.1053)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 28 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2005-12-28-tarim-v-koyisleri-bakanliginin-tabi-isletmeler-disinda-kalan-tasra-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
