# Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim
- **Tarih:** 7 Mayıs 2008
- **Gündem:** TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-23-2008-05-07-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-2

> Ramazan Kerim Özkan (CHP), 7 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:217)); konuşma 1.252 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 7’nci maddesinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Bu yasa tasarısı hazırlanırken ne yazık ki yerel yönetimlerden, turizm bölgelerinde yaşayan halktan, sivil toplum örgütlerinden görüş alınmamıştır. Her yasada bunu yapıyoruz. Yine, Ulaştırma Bakanlığının bir tasarısında, taşımacılarla ilgili, kara taşımacılığıyla ilgili yasada da şoförlerden bir destek almadık. Bugün Ankara’da Şaşmaz’da yaklaşık 5-6 bin şoför esnafımız kontak anahtarlarını ellerine almışlar aynen şunu yapıyorlar: Kontak anahtarlarını bizlere gösteriyor 5-6 bin insan. “Bu kontak anahtarlarını akşamleyin televizyonlarda görmeyeceksiniz ama dalda kalan bir kediyi haftalar boyunca izleyeceksiniz.” dedi o 7 bin şoför esnafı. Ruhsatlarını bize teslim ettiler. Sayın Grup Başkan Vekilimiz Hakkı Suha Okay, Sayın Mevlüt Coşkuner, Sayın Atila Emek, Sayın Sacid Yıldız, Sayın Nesrin Baytok ve bendeniz o şoförlerimizin feryadını dinledik. “10 numara yağ yakıyoruz, 10 numara yağ.” diyor şoför esnafı. “Aracımıza mazot alamıyoruz. Eskiden derdik: ‘Nazar etme ne olur, çalış senin de olur.’ Çalışamıyoruz, nazara geldik. ’Yol Ford’un, kuzu kurdun’ diyorduk; söylemiyoruz, Ford da sizin olsun yol da sizin olsun. Çalışmak istiyoruz, çalışamıyoruz, iş bulamıyoruz. Ton başına kilometre, taksimetre gibi bir fiyat oluştursun Sayın Bakanlık, biz çalışmaya hazırız.”

Hepsinin -gidin görün o 5-6 bin şoför esnafını- gerçekten saçları sakallarına karışmış, bir haftadır aç susuz Şaşmaz’da kamyonlarıyla beraber bekliyorlar. Meclisten gelecek bir söze... Sivil toplum örgütü. Bizden bekledikleri sadece bu tonaj. “K1, K2 belgelerinden vazgeçtik. Onları aldık, bir işe yaramıyor. Biz onlara kazık 1, kazık 2 dedik, kömür 1, kömür 2 dedik ama bu sesimiz Mecliste duyulmuyor.” Onların sesini siz Meclisteki değerli milletvekilleriyle paylaşmak istiyorum. Gerçekten aranızdan bir heyet oluşturun, gidin. O insanların etrafını polis çevirmiş. Burdur’dan, Uşak’tan, Yozgat’tan, Sivas’tan, Hakkâri’den, Diyarbakır’dan, Yalova’dan, Türkiye’mizin bütün coğrafyasından 6-7 bin şoför esnafı orada sorunlarına cevap bekliyor. “Açmazdayız.” diyorlar. Yine onlar “Ömür biter yol bitmez diyorduk, ömrümüz de bitti, yolumuz da bitti, çalışma ortamı kalmadı; ne olur bizim sesimize kulak verin.” diye feryat ediyorlar. Meclisin değerli milletvekillerinden o şoför esnafının sesine kulak vermelerini istiyorum.

Bana telefonlar geliyor. Geçenlerde, Antalya’nın Küçükköy beldesinden Murat Çağlayan diye bir vatandaşımız aradı “Aracıma 11 milyar ceza kesildi. Ben vergiyi ödeyemedim, mazot parası yok cebimde, bir 5 milyar küsur kesildi, arkasından bir 5 milyar küsur kesildi, 11 milyar.” diyor. Burdur’da Hacılar’dan K1 belgesini alamayan bir vatandaşımıza -bir gün sonra K1 belgesini alıyor- 5 milyar 775 milyon lira ceza kesiliyor. Milletvekili olarak bir radar cezası dahi vermek bizlerin gücüne gidiyor. 160 milyon lira, 200 milyon lira -yerine göre, hızına göre- hepimizin gücüne gidiyor bu cezalar. O insanın, kamyonuna mazot bulamayan insanın, çocuklarının nafakası için gece gündüz isimsiz kahraman olarak çalışan o şoför kardeşimizin, o isimsiz kahramanların, hız kesenlerin bu feryadına lütfen kulak verin. Gerçekten çok açmazdalar. “Gece gündüz çalışıyoruz, evimize ekmek götüremiyoruz; bu cezalar nedir?” diyorlar. “Jandarmadan kaçıyoruz, devletin jandarmasından kaçıyoruz, polisinden kaçıyoruz, yollarımızı değiştiriyoruz.” diyorlar. Gelin, Antalya coğrafyasından Isparta Dinar yol kavşağına, bütün kamyonların Dinar kavşağından Çay’a döndüğünü görürsünüz. Burdur’a gelin, yine Antalya kavşağından gelen insanlarımızın şehir içine girişlerini görürsünüz. Nedir? Çünkü kavşak noktalarında polis bekliyor, maliye bekliyor, jandarma bekliyor. “Ceza vermekten usandık” diyor. Yetmiş beş yaşında Susuz Köyü’nde bir şoförümüz “Dilim varmıyor söylemeye, 200 milyon lirayla Ankara’ya varıyorum, ruhsatın arasında parayla, küçük küçük paralarla ilime dönüyorum, bu benim gücüme gidiyor. Yetmiş beş yaşında ben direksiyon sallıyorum, ama ne olursunuz bu feryadımızı dile getirin.” diyor. Turizm yasasında bunları dile getiriyorum. Bu da bir iç turizm. Bu insanlar isimsiz kahramanlar. Çalışmak istiyorlar ama alın terleri gerçekten o direksiyonun simidinde kalıyor. Lütfen ona hep beraber kulak verelim, onların feryadını gidelim Şaşmaz’da bir dinleyelim.

Tasarıda, orman sayılan yerlerin işletmeye açılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisi ile Muğla, Antalya, Aydın bölgelerimizde bulunan koylarda, mavi yolculukların önemli noktalarında, orman içi yürüyüş bölgelerinin en güzel köşelerinde betonlaşma girişimlerinin arka arkaya geleceği açıktır değerli arkadaşlarım. Tasarı, sağlık, termal, golf, kış, deniz, spor ve benzeri her türlü turizm girişimcisinin isteğine uygun, geniş hâliyle istenilen her orman alanını tesisleşmeye açma hakkını vermektedir. Mavi yolculuğun en güzel limanlarına ve koylarına, yani o güzelliğin ortasına dev bir tesis yerleştirilebilecek, o tablonun en güzel rengi olan yeşil ağaçlar o tesisler için yok edilecek. Doğal örtünün yok edilmesi gibi geri dönülmez bir adımı telafi için, tasarıya “3 katı kadar alanın ağaçlandırma bedeli ve ağaçlandırılan bu alanın üç yıllık bakım bedeli” gibi bir ibarenin eklenmesine karşı söylenecek söz bulamıyoruz. Önergemizde “Canı camız kaymağı isteyen cebinde dombayı taşır.” sözünü hatırlatarak bunu beş yıla çıkaralım dedik, ama ne yazık ki AKP’nin oylarıyla önergemiz kabul edilmedi. Zararın neresinden dönersen kâr anlayışıyla yaklaştık, ama bu zarar… “Yaş kesen baş keser, yapmayalım.” dedik, ama bu önergemiz ne yazık ki Komisyonda reddedildi.

Yüz yıldan bugüne gelen çam ağaçlarımızın yerine, benzer yasalar nedeniyle geleceğinden emin olamayacağımız küçük fidanlar dikilmesinin öngörülmesi de bu hazin tabloyu tamamlamaktadır. Bu anlamda, bu tasarı ile yüz yıllık ağaçların kesilmesine neden olanlar bunun hesabını ve vicdani muhasebesini önce kendi çocuklarına ve torunlarına karşı vereceklerdir. Tüm dünya çok iyi bilmelidir ki Marmaris, Datça, Fethiye, Göcek, Gökova, Bodrum, Ortaca, Dalaman, Alanya, Antalya, Manavgat, Sarıgerme, Demre çam ağaçlarıyla, mavi yolculuk koylarıyla bugüne gelmiştir. Gelecekte bu cennet köşelerde ortaya çıkacak beton yığınları turizm kalitemizi bu bakımdan aşağıya çekecektir. Tasarının yasalaşması durumunda orman alanlarındaki tahsislere yönelik sınırlayıcı yapı son derece kolaylaşacak ve tabiri caizse ormanlara gözünü diken yerli ve yabancı yatırımcılar sıraya girecektir. Bu durum belki bugün devletimizin kasasına sıcak para girişini sağlayacak ancak bölgemizin ve ülkemizin doğal değerlerini büyük bir hızla kaybetmesine neden olacaktır. Böylesine önemli alanlar yalnızca üç bakanlığın kararıyla ve Kamu İhale Yasası’yla, Orman Yasası dışında tutularak tesisleşmeye açılmak istenmektedir ancak yıllardır yaşamını buralarda sürdüren bölge köylüleri için kümese, eve, koyun damına hiçbir şekilde yapılaşma izni verilmemiştir. Konu bu yönüyle de eşitlik ilkelerine aykırı görülmekte olup gelecekte herkes için bu iznin verilmesi gibi bir durum ortaya çıkarma ihtimalini de akla getirmek zorundayız.

Alternatif turizm projelerine ve turizm çeşitliliğine ihtiyaç duyulması anlaşılabilir olmasına rağmen, özellikle Antalya bölgesinde 700 bin yatak kapasitesine ulaşmış binlerce tesisin yabancı turiste neredeyse bedava sunulur hâlde bulunuyor olması unutulmamalıdır. Bugün Türkiye genelinde tesis anlamında arz-talep dengesinde çok net bir arz fazlası mevcuttur.

Eğer turizm teşvik edilmek isteniyorsa öncelikle mevcut tesislerin kalitesinin artırılması için teşvik uygulamaları, küçük işletmelerin butik tarza dönüşümünün gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Çok yerlerde turizm beldelerimize göz dikildi. Antalya sınırlarındaki Neopolis antik kenti, alageyik üretme çiftlikleri ve kentin tek kış turizm merkezi olan Saklıkent’in hemen yanı başında Doyuran beldesinde dokuz taş ocağı için ruhsat verilmesi buna örnek gösterilebilir. Doyuran halkı, Antalya ayağa kalktı, milletvekillerimiz Sayın Atila Emek, o dönemdeki Tuncay Ercenk, Nail Kamacı, Feridun Baloğlu o bölgede o insanların feryadına ses verdi, kulak verdi, gördü. Her ne kadar Sayın Başbakan “Görmüyorlar, duymuyorlar, konuşmuyorlar” dese de, gittiler o bölgedeki halkla gören göz oldu, duyan kulak oldu, konuşan dil oldu ama ne yazık ki bu görmelerimizi, bu duymalarımızı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – …bu konuşmalarımızı Hükûmet yetkilileri ne yazık ki görmedi çünkü biz görüyoruz değerli arkadaşlarım. Biz çiftçinin, köylünün, esnafın, turizm beldelerinin gezeniyiz.

Turizmi sadece Antalya coğrafyası, Muğla coğrafyası, İzmir coğrafyası olarak değerlendirmemiz de çok yanlış. Türkiye bir mozaik, tarihe ev sahipliği yapıyor, Selçukluya, Lidya’ya, Frigya’ya, Fenikelilere ev sahipliği yapıyor Türkiye'miz. Gidin Kars’ta Ani Harabeleri, Edirne’ye gidin Selçuklular, o güzelim sanat eserleri, İstanbul’umuz, Burdur’umuz, Kybra’mız, Burdur antik kentimiz, Burdur Müzemiz, Susuz Kervansarayı’mız. Burdur’un öyle güzellikleri var ki bunu Antalya turizmiyle hâlâ buluşturamadık. Bunları araştırmamız gerekiyor. O tur operatörleri… Sayın Bakanımız gitmiş… Çektikleri zaman, Antalya’dan çıkıyor Muğla’ya veyahut da Pamukkale’ye ama bu tur operatörlerini organize edip, o Sagalassos’umuzu, dünyanın en büyük tiyatrosuna sahip Sagalassos’umuzu bir görmelerini ben buradan yürekten istiyorum. Gerçekten dünyada eşi benzeri yok, Efes’in 3 misli bir Sagalassos’umuz var.

O şoförlerin feryadına hep beraber bir kulak verelim değerli arkadaşlarım.

Bu duygularla tümünüze saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “Turizmi teşvik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:217)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-23-2008-05-07-turizmi-tesvik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
