# Ermeni soykırımı iddialarına karşı gerçeklerin ortaya çıkarılması konusunda (8/19-20)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ramazan Toprak (AK Parti, Aksaray)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim
- **Tarih:** 13 Nisan 2005
- **Gündem:** ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINA KARŞI GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKARILMASI KONUSUNDA (8/19-20)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-toprak-22-2005-04-13-ermeni-soykirimi-iddialarina-karsi-gerceklerin-ortaya-cikarilmasi-konu

> Ramazan Toprak (AK Parti), 13 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINA KARŞI GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKARILMASI KONUSUNDA (8/19-20)); konuşma 753 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önceki konuşmacılar, olayın tarihî arkaplanına ışık tuttular, ciddî bilgiler verdiler. Ben, olaya daha farklı bir yaklaşımda bulunmak istiyorum izninizle. Temel birkaç noktaya kısa kısa değinmelerle, vurucu ve akılda kalıcı bazı şeyler söylemek istiyorum ve mesajlarımı da, içe dönük olmaktan ziyade, dışa dönük mesajlar şeklinde vermek gayretindeyim.

Saygıdeğer milletvekilleri, Meclisimiz tarihî bir gün yaşıyor. Yetmiş milyonluk Türk Milleti, iktidarıyla muhalefetiyle, 550 temsilcisiyle bugün tek yürek olmuş, tek ses olmuş ve dünyaya bir birlik, bir bütünlük içinde tek bir mesaj veriyor. Biz, bu birlik ve beraberliği koruduğumuz sürece, Türkün huzurunu, kardeşliğini, barışını, komşularıyla ilişkilerini hiç kimse bozamaz.

24 Nisan 1915 tarihi, yani, Taşnak ve Hınçak Ermenilerinin uzantısı olan birkısım militan Ermenilerin sözde soykırım günü olarak ilan ettikleri 24 Nisan 1915 nedir? 24 Nisan 1915, Ermeni komite merkezlerinin kapatılmasını, evraklarına el konulmasını ve elebaşılarının tutuklanmasını öngören ve 14 valilik ile 10 mutasarrıflığa gönderilen emirnamedir. Osmanlı, bu emirnameyle, bu ayaklanmaları, başkaldırıları önlemeye çalışmıştır. 24 Nisan tarihi budur.

Osmanlılar, bin yıla yakın bir süre, altıyüz yıl dünya egemen gücüydü. Bu egemen güç içinde, irili ufaklı yüzlerce kavim ve topluluklar yaşadı. 1915 tarihine kadar -bugün, Osmanlı topraklarından 40'ın üzerinde ülkenin de çıktığını varsaydığımızda- düşünün, yüzlerce irili ufaklı kavim içinde, Osmanlı, sadece Ermenilere mi soykırım uyguladı?! İrili ufaklı yüzlerce kavim içinde, bu iddiada bulunan başka bir kavim yok. O zaman, bu olayın arka planına ışık tutmak lazım.

Osmanlının eğer tarihini kurcalayacaksak, beşyüz yıl önce İspanya'dan sürülen Musevîleri, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi soykırımına tabi tutulan Musevîleri ve daha henüz onüç ondört yıl önce Saddam tarafından katliama tabi tutulan Kürtleri... Sığınma ülkesi, kucak açan bir ülke olarak anıldık. Gerek Osmanlılar ve gerekse Türkiye Cumhuriyeti tarihi... Aksi bir iddia, tarihte, Ermeniler dışında hiç kimse tarafından ortaya konulabilmiş değildir.

Değerli arkadaşlar, sözde Ermeni soykırımı iddiası gündeme geldiğinde, önünde iki muhatabımız var. Birisi, benim, Taşnak ve Hınçak uzantıları dediğimiz militan Ermenilerin taşeronluğunu yaptığı sözde soykırım iddiasıdır. Bunların bir stratejisi var. Bu strateji, benim 3T formülü dediğim formüle dayanmaktadır. Bu militanların birinci T'si tanımadır, ikinci T'si tazminattır, üçüncü T'si ise toprak talebidir. Şimdilik... Dün de Ermenistan Devlet Başkanı ifade etti. "Bizim yalnızca soykırımın tanınmasına yönelik çalışmalarımız vardır; şimdilik kaydıyla toprak talebimiz yoktur; buna, ileride, zamanı geldiğinde, yöneticilerimiz karar vereceklerdir" demiştir. Açıkça itiraftır. Nihaî aşamada toprak talebini içeren, üç aşamalı, 3T formülüyle izah ettiğim bir stratejidir.

Peki, bizim, Türk Devleti olarak bu stratejiye karşı bir strateji geliştirdiğimiz söylenebilir mi; maalesef, hayır. Bizim tepkilerimiz, olay sıcağı sıcağına iken, her 24 Nisan arifesinde, spontan tepkiler, günü kurtaran açıklamalarla geçiştirilmiş yakın zamana kadar. Maalesef, bir strateji geliştirilmemiş. Belki de haklı olmanın rehaveti nedeniyle üzerine yatılmış. Ben bunu bir deyimle ifade etmek istiyorum. Galiba, biz, bu sözde soykırım iddiası konusunda yatan aslan olduk; gezen tilki çok mesafe katetti. Keşke, biz de buna karşı biraz strateji üretebilseydik.

Değerli dostlar, kısa kısa notlar vereceğimi ifade etmiştim. 24 Nisan yaklaşıyor. Dost ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletlerinde bu soykırımın bu kez kabul edileceği yönünde duyumlar aldık; doğru olmamasını temenni ettiğimiz duyumlar. Sayın ABD Başkanı Bush, aynı şekilde, 24 Nisan 2001 tarihinde soykırım bildirisi önüne getirildiğinde, soykırım kavramı yerine, İngilizcesi annihilation olan, yani, savaş sırasında öldürme, savaş ortamında öldürme, mukatele dediğimiz kavramı kullanmıştır. Şimdi, bu kavram yerine jenosit kavramı getirilmek istenmektedir; yani, dört yılda, doksan yıl önceki tarih, herhalde değişmedi. Böyle yanlış bir teşebbüs, dört yıl içinde doksan yıl önceki tarihi değiştirme girişimidir.

Değerli dostlar, 24 Nisan 1915, tehcir... Bu tehcir, aslında, sadece bizim tarihimizde olan bir olay değil; çok yakın bir geçmişte Japonların Pearl Harbour baskınıyla Amerika Birleşik Devletlerine savaş açtığında Amerika Birleşik Devletleri savunma anlamında bir tedbir aldı. Dönemin Devlet Başkanı Franklin Roosevelt'in 7 Aralık 1941 tarihinde vermiş olduğu 9006 sayılı emir şunu içermektedir. Amerika'nın batı kıyılarındaki Japonların iç bölgelerdeki tecrit kamplarına gönderilmesini içeren bir emirdir bu; yani, savaş bölgesindeki Japonların iç bölgelere gönderilerek tecridi. Aynı şeyi Osmanlı yapmıştır. Kaldı ki, bizim tehcir bölgesindeki Ermeniler -Taşnak ve Hınçak Ermenileri olarak düzelteyim- çete kurdular, Osmanlı ordularını arkadan vurdular, büyük katliamlara giriştiler, gerçek anlamında bir soykırıma giriştiler. Böylesi Ermenilere karşı sadece hukukî yollar, tehcir hakkı kullanıldı ve tabi tutuldu tehcire. Aynı şeyi Amerikalılar yaptı. Eğer tehcirle ilgili bir karar alınacaksa, Franklin Roosevelt'in 9006 sayılı emri de aynı içeriktedir, aynı akıbete tabi olmalıdır. Ben, böyle bir dost ve müttefik ülkenin böyle bir yanlışa düşeceğine asla ihtimal vermiyorum.

Yine, aynı şekilde dost ve müttefik olduğunu bizim söylediğimiz, ama davranışlarını çokça göremediğimiz bir başka ülkeye de değinmek istiyorum. Kasım 2000 ayında, 1954-1962 Cezayir Savaşı sırasında görev alan iki Fransız general, Le Monde Gazetesine, vicdanlarını rahatlatmak için itiraflarda bulunmuşlardı. Bu itiraflarda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ramazan Toprak (AK Parti, Aksaray). “Ermeni soykırımı iddialarına karşı gerçeklerin ortaya çıkarılması konusunda (8/19-20)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-toprak-22-2005-04-13-ermeni-soykirimi-iddialarina-karsi-gerceklerin-ortaya-cikarilmasi-konu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
