# 2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(tbmm,rtük,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mahkemesi)birinci tur

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Ramazan Toprak (AK Parti, Aksaray)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim
- **Tarih:** 15 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(TBMM,RTÜK,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAHKEMESİ)BİRİNCİ TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-toprak-22-2005-12-15-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-tbmm-rtuk-cumhurbaskanligi-sayista

> Ramazan Toprak (AK Parti), 15 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(TBMM,RTÜK,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAHKEMESİ)BİRİNCİ TUR); konuşma 767 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhurbaşkanlığı makamı bütçesinin öncelikli Cumhurbaşkanlığı makamına hayırlar ve ülkemize de hizmetler getirmesini, buna aracılık etmesini diliyorum.

Geçmişte, tarihin hiçbir döneminde, bugün dünyanın, yeryüzünün hiçbir ülkesinde sıfır hatalı, kusursuz işleyen bir devlet düzeni yoktur. İdeali arama anlayışı egemendir. Bu, geçmişte de böyledir, bugün de böyledir, gelecekte de böyle olacaktır. Devlet düzenleri konusunda asla ve kata geriye dönüş yoktur. Bunun istismarı da hiçbir dönemde yapana kâr getirmemiştir, getirilmemesini diliyorum.

Tarihin her döneminde devlet etme, yönetme anlayışları muhtelif aşamalardan geçmiştir. Bu, değişim ve gelişim sürecini devam ettirmektedir. Yani, gelecekte de çok daha gelişmiş devlet düzenlerine ulaşmak mümkün olacaktır.

Kuvvetler birliği ilkesinin egemen olduğu totaliter dönemleri bir kenara bırakıyorum. İlk kez kuvvetler ayrılığı denebilecek adımlar akabinde egemen olan ilk devlet anlayışı polis devletidir. Yani, gücün ve zorun egemen olduğu devlettir. Diğeri kanun devleti. Yani, bu anlayışa göre, kanunlar toplum ve şartlara göre şekillenmez, toplum kanuna göre şekillenir. Bunu, diğer bir ifadeyle belirtmek gerekirse, bir hakkın sahibine teslim edilmesini sağlamasa da kanun hükümlerinin mutlak hâkimiyeti vardır. Bu aşama da geçilmiştir. Bundan sonraki aşama hukuk devleti aşamasıdır; objektif hukuk kurallarının egemen olduğu anlayışı ifade eder; bugün fiilen geçerli anlayıştır. Bu anlayışın üzerine hukukun egemenliği, üstünlüğü ilkesi, devlet düzenlerine henüz oturmamış, ilke bazında yerleşmiş, teoride, doktrinde yerleşmiş bir anlayıştır. Bu anlayışa göre, hukuk devleti anlayışının tıkandığı noktalarda mutlak adaleti sağlamak için hakkaniyete ve yasaların ruhuna uygun davranma anlayışıdır. Son yıllarda dillendirilmektedir ve oldukça yaygın bir anlayıştır. Çağdaş, modern devlet anlayışlarında bugün için egemen olan anlayıştır. Bu anlayışı bir öz ifadeyle sizlere belirtelim. Hukukun üstünlüğü ilkesinde kural hakkın teslimini sağlamıyorsa, teslimi sağlayacak bir uygulama mutlaka konulur. Bu da hukukun üstünlüğü ilkesinin bir doğal sonucudur; yani, kuralların yetersiz olduğu, toplumun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı durumlarda yeni kural tesis edersiniz, toplum tesis edilen yeni kurala uyarak, yine bu bütünlük, devlet ve millet bütünlüğü bu surette sağlanır ve bu, devlet sistemine egemen hale getirilir.

Hukuk devleti sistemi bugün için egemen olan anlayış dedik. Hukuk devletine gelinirken, tabiî, ciddî süreçler yaşandı, ciddî sorunlar yaşandı.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasa Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde, ülkemizin kanun devleti ile hukuk devleti arasında gelgit yaptığı konusunda birkaç ciddî tespitleri var, aynen katılıyorum ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın, 25 Nisan 2000 tarihi; yani, henüz Cumhurbaşkanlığı makamına gelmeden, bir ay öncesi itibariyle ifadesi: "12 Eylül 1980 öncesinde yaşananlara bir tepki olarak, 1982 Anayasasında, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan, bu ilkeyi zedeleyen kimi kurallara yer verilmiştir. Bunun sonucu olarak, cumhuriyetin hukuk devleti niteliğine ilişkin önemli sorunlar ortaya çıkmıştır ve siyasal kararlılığı korumak adına, hukuksal kararlılık ve güvenlik bozulmuş…" Yine, bir diğer ifade: "Hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu idarenin yargısal denetimidir" şeklinde tespitleri vardır.

Sayın Cumhurbaşkanımız değerli bir hukukçudur, pek çok tespitlerine aynen katılıyorum. Hukuk devleti anlayışının egemen olduğu sistemimizde kuvvetler ayrılığı ilkesi egemendir.

Şimdi, kuvvetler ayrılığı ilkesi üzerinde, çok keskin ifadelerden ziyade, ben, izninizle, bu konuyu, toplumsal bir barışın, devlet ve millet barışının zemini olması açısından, daha hukukçu diliyle, yapıcı bir dille ifade edeyim. Kuvvetler ayrılığı dediğimiz zaman, yasama, yürütme, yargı erklerini ifade eder. Yasama kanun koyucudur, yürütme uygulayıcıdır, yargı ise kanunlara aykırılığı ve suçları yargılar. Bu denge, yani, bu üçlü denge, rejimin, sistemin otokontrol mekanizmasıdır. Varsa, bu otokontrol mekanizmasını sağlayan dengeler üzerinde, rasgele, gelişigüzel konuşmalar sistemi ve dengeyi sarsar. Bu dengenin, üçlü ayağın, yargının, yürütmenin ve yasamanın herhangi birisiyle ilgili olarak herhangi bir icraat yapmak gerektiğinde, bu dengeyi tehdit ettiğinizi düşünerek, bu hassasiyeti korumak hepimizin görevi; sadece siyasîler olarak değil, sorumlu sorumsuz tüm mevkide olanların görevi. Bu üçlü sacayağındaki denge içinden bir tanesini alarak bunu öne çıkarırsanız…

Bakın, bir sistem oturtulurken, anayasal rejim oturtulurken, kendi temel dengeleri kurularak oturtulmuştur. Siz bunlardan bir tanesiyle oynadığınız zaman, sanmayın ki, sadece o konuyu değiştiriyorsunuz; hayır. Koskoca bir binanın temel bir yapıtaşını aldığınız zaman, sadece o taşı almış olmazsınız, bütün yapıyı tehdit edersiniz. Atılacak adımlar, söylenecek sözler, bilmeden, bileyerek ya da bilmeyerek ifade edilen hususlar, sistemi ve rejimi tehdit eder. Bunlar ayaküstü söylenecek cümleler olamaz.

Tabiî, pek çok kavramlar var. Bu kavram kargaşalarına son verme adına, çok temel evrensel kabullerden birer cümleyle bahsetmek istiyorum. Cumhuriyet ve demokrasi kavramları çoğu kez birbirine karıştırılır. Zaman zaman ifade ediyoruz, bunun toplumda iyi algılanması için de ifade ediyorum.

Cumhuriyet kavramı, kim yönetir sorusunun cevabıdır. Demokrasi ise, nasıl yönetir sorusunun cevabıdır. Nasıl yönetir sorusunu, işte, biz, biraz önce ifade ettik, kuvvetler ayrılığı; yasama, yürütme ve yargı. Peki, bu yasama, yürütme ve yargının ilişkileri nasıl tesis edilir? İşte, bu söz konusu olduğunda, yine çok dikkatli konuşmak lazım. Erklerden hiçbiri diğerinin astlık üstlük ilişkisiyle ilişki kurulamaz, bunlar yan yanadırlar, eşdeğerdedirler; birbirlerinden tümden kopuk, ilişkisiz, bağımsız değillerdir; karşılıklı ve dengeli bağımlılık ilişkisiyle kendi görevlerini icra ederler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Ramazan Toprak (AK Parti, Aksaray). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(tbmm,rtük,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mahkemesi)birinci tur”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-toprak-22-2005-12-15-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-tbmm-rtuk-cumhurbaskanligi-sayista (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
