# Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Rasim Çakır (CHP, Edirne)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim
- **Tarih:** 17 Aralık 2002
- **Gündem:** ERGENE NEHRİNHDEKİ KİRLİLİĞİN ARAŞTIRILMASI HK.(10/2 VE 10/6)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/rasim-cakir-22-2002-12-17-ergene-nehrinhdeki-kirliligin-arastirilmasi-hk-10-2-ve-10-6

> Rasim Çakır (CHP), 17 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERGENE NEHRİNHDEKİ KİRLİLİĞİN ARAŞTIRILMASI HK.(10/2 VE 10/6)); konuşma 1.113 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

RASİM ÇAKIR (Edirne) - Sayın Başkan, Yüce Meclisimizin değerli milletvekilleri; 29.11.2002 günü Yüce Meclisimize vermiş olduğumuz, Trakya'da Ergene Nehrinin kirlenmesi ve kirliliğin ekonomik, sosyal, toplum sağlığı ve diğer açılardan etkileriyle ilgili Meclis araştırması önergesinin gerekçelerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum. Konuşmamı yapmadan önce, şahsım ve önergeye imza atan değerli milletvekili arkadaşlarım adına, Yüce Meclisinizi ve televizyonları başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, Trakya bölgemiz, ülkemizin koşulları göz önüne alındığında, verimli düzeyde tarım yapılan bir bölgedir. "İnsan ek, insan yetişir" mecazî özdeyişine mesnet olan Ergene ve Meriç Ovaları, yüzyıllardır insanlığa hizmet vermenin haklı gururunu yaşamaktadır.

Çağımızda dengeli ekonomik gelişmenin sürdürülebilir zorunluluğu ve buna dayalı olarak doğal kaynakların uygun biçimde kullanımı ilkesi, ülkelerin, toprak varlığı politikalarını yeniden gözden geçirmelerine ve konuyu önplana çıkarmalarına sebep olmuştur. Ülkemizin diğer bölgelerine göre yüzde 10 ilâ yüzde 70 oranında pozitif bir verimlilik sahibi olan Trakya'nın 2 376 400 hektar olan arazi varlığının ancak 1 260 000 hektarı, yani, yüzde 53'ünde tarım yapılmaktadır. Bu alanlarda, Türkiye genelinde yüzde 56 ayçiçeği, yüzde 32 pirinç, yüzde 7,8 buğday, yüzde 7,1 soğan, yüzde 6,4 şekerpancarı ve diğer ürünler üretilmektedir. Bahse konu olan Ergene havzamızda kirlenmeden direkt etkilenen arazi miktarı 700 000 dekar civarındadır. Yine, bölgede, ekmeği Ergene havzasında yapılan üretime bağlı olarak yaşayan 800 000 yurttaşımız bulunmaktadır.

Daha dün diyebileceğimiz, benim çocukluk yıllarıma tekabül eden 30-40 yıl evvel gibi bir zaman diliminde, Ergene Nehri suyu, gerektiğinde içmesuyu olarak kullanılırken, maalesef, bugün, tarımsal sulama için bile kullanılamaz olmuş; bereket değil, zehir saçan bir kaynak haline gelmiştir. Unutulmamalıdır ki, dünyada, yüzyıllar boyunca, hızlı nüfus artışı ve doğanın bilinçsiz günlük kullanılışı sonucu, bugün, açlık ve kıtlık sorunları yaşayan, su kaynakları tükenmiş, bitki örtüsü bozulmuş, yaşayan canlı türleri azalmış bölgeler mevcuttur. Biz de böyle bir sona gitmeden önce gerekli önlemleri almalıyız diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, önceki hükümetler döneminde konuyla ilgili birtakım çalışmalar yapılmasına rağmen, ne yazık ki, sorun, artarak bugüne kadar gelmiştir. Bugün, Ergene Ovası, üretim yapılamaz durumdadır. Yapılmaya çalışılan üretimin verimliliği çok düşüktür. Bunun yanında, üretilen ürünleri, bilinçli tüketici, tüketmek istemez durumdadır. Bu da, bölgede üretilen ürünlerin pazarlama sorunlarını gündeme getirmektedir. Özellikle, çeltik üreticileri, ürettikleri ürüne hak ettikleri fiyatı ve müşteriyi bulamaz hale gelmişlerdir. Kavun ve karpuz üreticilerinin de durumları diğerlerinden farklı değildir.

Bölge üniversitesi konumunda bulunan ve toplumsal yarar için bilim yapmayı temel ilke edinmiş Trakya Üniversitesi, bölgedeki bu olumsuz gelişmeleri yıllardır incelemekte olup, Trakya Bölgesindeki Meriç ve Ergene Havza ve Akarsularında birçok çalışma gerçekleştirerek sonuçlarını düzenlediği ve katıldığı sempozyum ve panellerde açıklamıştır; bunların en önemlileri, 9 Ocak 1997'de Babaeski, 2 Mayıs 1997'de Lüleburgaz forumları, 12-13 Şubat 1999'da "Tekirdağ Çevre Sorunları ve Çözümü" toplantıları olup, bu toplantıların sonuç bildirgelerinde, Trakya'nın acilen bir bölgesel planlamaya gereksinimi olduğu kararları çıkmıştır. Bu kararların alınmasında temel etken, Ergene Nehrinin, önlem alınmazsa, çevresine yapacağı büyük tahribattır. Buradan hareketle Trakya Üniversitesi, Ergene havzası çevre düzeni planı yapma kararlılığıyla Çevre Bakanlığımıza başvurarak 11.11.1999 tarihinde protokol imzalamış ve az önce Sayın Bakanımın ifade ettiği şekliyle, yapılan çalışmaların önemli bir bölümü Bakanlığımıza iletilmiştir. Bu protokolle, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ İlleri ve Trakya alt bölgesi detaylı olarak incelenmiş, Marmara Bölgesi ve Türkiye karşılaştırmaları yapılmış, bilimsel verilerin sentezlenmesiyle bölgenin planlamasına geçilmiş olup, temel amaç olarak bölgede sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmek, koruma kullanma dengelerini kurmak, bölgenin tarımsal, tarihsel, kültürel, toplumsal kimliğini korumak ve geliştirmektir. Bu amaçların gerçekleştirilmek istenmesinin nedeni ise, bölgenin doğal, ekolojik, sosyal yapısının değerlerle yüklü olması ve bu değerleri, ülke ekonomisi ve sosyal gelişmesinde, sürdürülebilir kalkınmada temel faktörler olmasıdır.

Yapılan planlama çalışmalarına uygun olarak, bölgedeki bir, iki, üç ve dördüncü sınıf tarım topraklarına koruma ve kullanma dengesinde kesin tedbirler alınarak, kararların bir an önce uygulanması gerekmektedir. Buna göre, tarım arazilerinin, monokültür deseninden çıkarılarak, tarım alanları, çayır, mera, sebze ve meyve ile bağcılık için cazibeli üretim alanları haline getirilmesi amacıyla üretim modelleri geliştirilmelidir. Bu modellerde, bölge insanının toprağını tanıyan insanın bilgilerini güçlendirecek eğitim programları yapılmalı; bu programlar, eğitim kurumlarının eğitim programlarına dahil edilerek, ürünün değerlendirilmesi için finans kaynakları bulunup, tarıma dayalı un, makarna ve yağ sanayii gibi işletmeleri rehabilite edecek işletme model ve önerileri bulunmalıdır.

Bölgedeki tarıma dayalı tarım işletmelerinin üretim tesislerinin rehabilite edilmesi, bölgenin tarım kültürünü ve yapısını bilen, deneyimli ve eğitimli bireylerin yer almasına ilişkin çalışmalar yapılmalıdır. Toprağın korunması, işlenmesi, ürünün değerlendirilmesi için üretici bazında her türlü destek sağlanmalı ve üreticinin paydaş olacağı, karar hakkına sahip olacağı yönetim modelleri önerilmelidir. Büyük ve küçük baş hayvancılığın geliştirilmesi için, örnek mera projeleri geliştirilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, küreselleşme, hâlâ devam etmekte olan bir olgudur. Bu sürecin, zenginler ile fakirler arasındaki uçurumun genişlemesine neden olduğu, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde birçok olumsuz etkisi olduğu ve bu ülkelerin kalkınmama kısır döngüsünden kurtulmalarını zorlaştırdığı ve küresel ekolojik tahribatı artırdığı gözlemlenebilir olgulardır. Bu bağlamda, zenginler ile fakirler arasındaki farkın azaltılması, ekolojik tahribatın önüne geçilebilmesi ve genel olarak da küreselleşmenin olumsuz etkilerinin engellenebilmesi için önerilen çözüm yollarından biri de, sürdürülebilir kalkınma stratejisidir. Bu yaklaşım, kısaca, var olan gereksinimleri, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerine engel olmadan karşılayarak kalkınma olarak tanımlanmaktadır.

Standartların belirlenmesi, çevre sorununu tek başına çözmeye yetmeyecektir. Özellikle, bu konuda zihniyet gelişimine gereksinim vardır. Yani, insan ve doğa, iki unsurdur ve insan, doğanın dışında bir öğe olarak yer almalıdır; insanın yüklenmesi gereken misyon, doğayı fethetmek ve onu iktisadî gelişme yolunda kullanmaktır düşüncesinin artık değişmesi gerekmektedir. Öyleyse, bu konuda, insan doğa arasında olumlu ve dengeli bir uzlaşma sağlanmalıdır. Bu uzlaşmanın temeli, insan olmazsa doğanın bir anlamı kalmaz, doğa olmazsa insanın yaşaması olanaksızdır anlayışına dayanmalıdır. Çevre yönetiminin amacı, insan ile doğa arasında kabul edilebilir bir uzlaşma sağlamaktır. Bu konuyla ilgili bölgede kirliliğe neden olanların, kirletme gibi sadist duygular taşıdığına inanmıyoruz; ama, kirliliğe sebep olanlar ve kirlilikten mağdur olanların, devletin ve politikacıların, ortak bir masanın etrafında toplanıp, ortak bir akıl üreterek, kolektif çalışma anlayışıyla sorunun çözümü noktasına gitmelerinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RASİM ÇAKIR (Devamla) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, unutulmaması gerekir ki, doğada ne en güçlü ne de en zeki canlı türleri hayatta kalmayı başarırlar; oysa, aralarında değişime en çabuk adapte olanlar bunu başarırlar.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Edirne Milletvekili olarak, konunun önemini, aciliyetini göz önüne alarak, Yüce Meclisimizin gözünün, kulağının sürekli bölgenin üzerinde olması ve örnek bir çalışma yapma adına bir araştırma komisyonu kurulmasını sizlerden talep ediyor ve desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.

Verdiğimiz önergenin aynısını Adalet ve Kalkınma Partisinin çok değerli milletvekillerinin de vermiş olması ve Sayın Çevre Bakanımızın konuyla ilgili düşüncelerini hassasiyetle ifade etmiş olması, daha şimdiden, bölgede yaşayan insanların sorunun çözümüyle ilgili heyecanlanmalarına sebep olmuştur diye düşünüyorum.

Bu vesileyle, Sayın Başbakanın bayram öncesi çiftçimize verdiği müjdeli haberle bağlantılı olarak, Edirne İlinin kişi başına millî gelir düzeyi yüksek görünmesi sebebiyle alt sıralarda kalmış olmasına rağmen açıklamaya çalıştığım, köylünün Ergene kirliliğinden gelen üretim eksikliği, fiyat-pazar dengesizliği sebebiyle doğrudan gelir desteklerinin bir an önce ödenmesi için gereken hassasiyetin gösterilmesini, başta Sayın Başbakan ve bakanlardan, Edirneliler adına talep ediyor; Yüce Meclisinizi, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Rasim Çakır (CHP, Edirne). “Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 17 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/rasim-cakir-22-2002-12-17-ergene-nehrinhdeki-kirliligin-arastirilmasi-hk-10-2-ve-10-6 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
